Göstergeleri aşan dijital ve iktisadi dönüşüm

Kerem ÖZDEMİR
Kerem ÖZDEMİR KEREM İLE İŞİN ASLI

Bir önceki yazımda Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi 2022 Raporu üzerinden Türkiye’nin dijitalleşmesini değerlendirmeye başlamıştım. Gelişmeleri algılama tarafımızdaki zayıfl ığa ve bu tür endekslerden ilişkisel veri tabanlarına gidemememizin eksikliğine atıfta bulunmuştum. Bugün, o yazıda girişini yaptığım konuları toparlayacağım ama öncelikle değer tarafı zayıflarken ekonomisi büyüyen dijitalleşmenin emtialaşma riskine dikkat çekmek istiyorum.

Küvet ekonomisi

Bu konuya bu yazıda çok derinlemesine girmeyeceğim ama küvet ekonomisi adını verdiğim bir kavrama değinmek istiyorum. 1970’li ve 1980’li yıllarda zenginleşen orta sınıfa, memur olan babamızla bağlı olan bizler küvetleri çok yakından tanıdık. Bunlar her eve olmazsa olmaz olarak yerleştiriliyordu ve biz bunların içine girip duş alıyorduk. Yaşlıların kenarından içine atlaması zor olduğundan onlara yardımcı olunuyor. Sonra bunlar küvetin içine koydukları taburede yıkanıyorlardı.

İçini doldurup banyo yapanları filmler dışında fazlaca göremiyorduk ya da bu pratiği gerçekleştiren insanlarla tanışmıyorduk. Küvetler sadece su kesileceği söylendiğinde dolduruluyor ve su yeniden geldiğinde içinde kalan yarıdan fazla su boşa akıtılarak boşaltılıyordu. Tasarruf amacıyla su kesintisi uygulanan yıllardı. Otomobil ya da evin camlarını yıkarken hortum kullanılmaması ve bir kova suyla bunun yapılabileceği hükümet yetkilileri tarafından vaaz ediliyordu ama kullanılabilecek suyun kat kat fazlası kanalizasyona gidiyordu. Yani toprağa karışıp ekosisteme dönme şansı bile bulamadan geldiği gibi gidiyordu.

Dijitalleşmenin emtialaşması

Bununla birlikte, küvet etrafında çok ciddi bir ekonomi vardı. Bunların üretilmesi ve inşaat sırasında eve yerleştirilmesi kadar bakım ve onarımları da önemli bir ekonomi yaratıyordu. Elimde kanıt yok ama daha pratik olan duşakabine geçişin önünde ciddi engel oluşturduğunu düşünüyorum. Dijitalleşmenin emtialaşması olarak bahsettiğim şeyi, değer yaratmayan ama etrafında önemli bir ekonomi oluşturarak gelişmeye ket vuran küvet ile yeterince anlattığımı sanıyorum. Küvet üzerinden yapılacak bir kalkınma değerlendirmesinde, en önemli gösterge küvetin ortadan kalkmasıdır.

Benzer biçimde dijital dönüşüm üzerinden yapılacak bir değerlendirmede, TÜBİSAD raporu üzerinden yapılacak en önemli değerlendirme de raporun ortadan kalkması olacaktır. Bunun nedeni, dijital dönüşümün kalkınma için gereken etkiyi yarattığında artık bahsedilmeyecek ve dijital sistemlerin bakım onarımı sürdürülebilirliği ve kestirimsel analitiği gibi başlıklara yerini bırakacak olmasıdır. Buraya ulaşmak için kat etmemiz gereken yoldaki hızımızı, bu raporda ölçülen başlıklar gösteriyor ancak bir önceki yazıda değindiğim gibi bunların arasındaki ilişkiyi doğru belirleyemezsek işimiz zorlaşıyor.

Ekosistem, yeterlilik, kullanım ve dönüşüm olmak üzere dört ana bileşen ve 10 farklı boyutta Türkiye’nin dijitalleşme performansının ortaya konduğu raporda Türkiye’nin dijitalleşme notunun 2021’de 3,21 iken 2022 yılında 3,12’ye düştüğünün tespit edilmesi burada bir risk oluşturuyor. Ancak dijitalleşmeden bahsettiğimizde, böyle bir raporun hiç olmayacağını ve Chat- GPT’ye herhangi bir anda dijitalleşmenin herhangi bir boyutu ya da toplamı ile ilgili bir brief yazdığımızda istediğimiz raporun hemen önümüze geldiğini düşünmeliyiz.

Dijital ekonomide kazandıran bakış açıları

ChatGPT’den bahsetmişken buradan devam edeyim. Microsoft 2019’da, ChatGPT, DALL-E 2 ve GPT-3 gibi sanat eseri ve metin üreten yapay zeka sistemleri geliştiren OpenAI’a 1 milyar dolar yatırım yapacağını açıklıyor. 2019- 2023 döneminde buna ek olarak şirkete 2 milyar dolar daha yatırım yapan Microsoft’un asıl amacı Azure platformu için yani bulut teknolojilerini desteklemek üzere yapay zeka geliştirilmesini sağlamak. Bugün milyarlarca dolarlık Microsoft yatırımı haberleri havada uçuşurken Microsoft Kurucusu Bill Gates, Gates Notes adlı sitesindeki blog yazısında yapay zekanın çağının başladığını müjdeliyor. Gates, üretken (generative) yapay zekanın, 1980’de izlediği görsel arayüz sunumunun ardından kendisini çarpan ikinci sunum olduğunu yazıyor. İlki Windows 95 ile başlayan süreçte Microsoft imparatorluğunu ortaya çıkarmıştı.

Çelik Kurtoğlu'nun bize öğrettikleri

Prof.Dr. Çelik Kurtoğlu’nun Değer Zincirinin Evrimi kitabında elektronik endüstrisinin değer zincirini değerlendirirken bilişim-iletişim-telekomünikasyon endüstrilerinin her birinin performansının kendi doğrudan ürünleri itibarıyla değil, bu endüstrilerin temel özelliği olan, ekonominin tüm alanlarında her üretim faaliyetine girdi vermeleri boyutu ile değerlendirilmesi gerektiğini yazıyor. Üretimin küreselleşmesinin arkasındaki ana etkenin bilgi ve iletişim teknolojisi (BİT) ve endüstrisi olduğunu vurgulayan Kurtoğlu, “Üretim süreci BİT teknolojisi sayesinde ayrışmakta, böyle şirketler kendi dinamik yetkinlikleri doğrultusunda değer zinciri üzerindeki konuşlanmalarını yönetebilmektedir” diye yazıyor.

BMW Group ile nVidia’nın üretimi yeni bir aşamaya taşıyacak işbirliği Kurtoğlu’nun sözlerinin değerini artırıyor. Bu yazıdaki püf noktasını buna ayırıyorum.

PÜF NOKTASI

GBMW Group ve NVIDIA, bilgi işlem teknolojisini kullanarak sanal fabrika planlamasında standartları yeniden belirliyor. Bunun önemli bir farklılaşma olduğundan kuşku yok. İki şirketin açıklamasında, “Sanal fabrika planlaması bir süredir yaygın olarak kullanılmakla beraber şimdiye kadar olan sürecin işlemesi için çeşitli uygulamalardan veri aktarılması gerekiyordu. Bu işlem hem uzun zaman alıyor hem de uyumluluk sorunlarını beraberinde getiriyordu. Ayrıca, kimi durumlarda veriler güncelliğini yitirmiş de olabiliyordu. İlgili tüm veri tabanlarından canlı verilerin toplanıp harmanlanmasına olanak tanıyan Omniverse platformu gelecekte ortak bir simülasyonun oluşturulmasını sağlayacak ve bu sayede verilerin tekrar aktarılmasına gerek kalmayacak. Buradaki hedef, değişikliklerin ve uyarlamaların erken planlama safhalarında gerçekleştirilmesine olanak tanıyarak genel bir görünüm elde etmek” ifadeleri yer alıyor. Bu tam da Kurtoğlu’nun bahsettiği farklılaşma konusu ve yeni bir çağın kapısını açıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
4G’nin iktisadı 12 Şubat 2024