ASO Başkanı Ardıç: Savaşla kazanılan ülkenin vatandaşlığı bu kadar ucuz olmamalı

Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Antalya’da ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısını takip eden gazetecilere güncel konulara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ardıç, "Savaşla kazanılan ülkenin vatandaşlığı bu kadar ucuz olmamalı" dedi

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
ASO Başkanı Ardıç: Savaşla kazanılan ülkenin vatandaşlığı bu kadar ucuz olmamalı

Hüseyin GÖKÇE / ANTALYA

Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Seyit Ardıç, anayasa değişikliği tartışmalarının ekonominin önüne geçmemesi gerektiğini söyledi.

Beyaz et ihracat kısıtlamasını değerlendiren Ardıç, bunun pazar kaybına neden olacağını ve fiyatın orta vadede tekrar artacağını söyledi. Ardıç, İsrail ile ticaret yasağını desteklemekle birlikte, katliamın 8 aydır devam ettiğine dikkat çekerek, bunun ihracatçıya zaman vererek alınmasının daha doğru olacağını savundu.

Eczacılara, gazetecilere yeşil pasaport tartışmalarını hatırlatan Ardıç, şuna
karşılık sanayicilerin gündeme getirilmemesini eleştirdi. Seyit Ardıç,
gayrimenkul satışı karşılığı Türk vatandaşlığı verilmesine de değinirken,
savaşla, kazanılan ülkenin vatandaşlığının bu kadar ucuz olmaması gerektiğini belirtti.

Başkan Seyit Ardıç, Antalya’da ASO Meslek Komiteleri Ortak Toplantısını takip eden gazetecilere güncel konulara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Avukatlara yeşil pasaport var, sanayici gündemde yok"

Bütün Meclis toplantılarında dile getiriyorum. Vize sorunu finansman
sorunumuzun önüne geçti. Ürünlerimiz serbest dolaşıyor, fuarlara mal
gönderiyoruz ama biz gidemiyoruz. Avukatlara yeşil pasaportun önü açıldı, gazeteciler, eczacılar için yeşil pasaport isteniyor. Ancak ne muhalefet, ne hükümet üreten, katma değer yaratan sanayiciler için girişimde bulunmuyor. Bunu şaşkınlıkla izliyorum. Gerekirse banka teminat mektubu verelim, hizmet pasaportu veya vize alalım. Üstelik kimse tesisini bırakıp gitmez.
Yeşil pasaport sahibi olup da yurt dışına çıkmayan çok kişi var.

“Savaşla kazanılan ülkenin vatandaşlığı bu kadar ucuz olmamalı”

Bugün yabancılar ülkemizden 400 bin dolarlık gayrimenkul karşılığında
vatandaşlık alabiliyorlar. Üstelik 1 konutta 10 kişilik ailenin tamamı Türk
vatandaşlığına geçiyor. 3 yıl sonra fazlasıyla satıp ülkeyi terk ediyorlar.
Atalarımızın kanla, savaşarak kazandığı ülkenin vatandaşlığı bu kadar ucuz
olmamalı. Yabancılar 385 bin konut almış. Bunların 4’te 3’ü vatandaşlık amaçlı.

Ülkemize yatırım yoluyla vatandaşlığa karşı değiliz ama doğrudan yatırım
yapılsın. Bir çok ülkede bu yolla vatandaşlık veriliyor, üretime, istihama katkı
sağlamalı. Konut alana değil, gerçek yatırım yapana, onu belli süre koruyana
vatandaşlık verilmeli.

“Türkiye’de tüketilmeyen tavuk ayağı ihracatı niye yasaklandı?”

Kırmızı et arzındaki daralma en önemli protein kaynağı tavuk etinin fiyatını da yükseltince ihracat kısıtlamasına gidildi.

Türkiye’de entegre beyaz et tesisleri önemli potansiyele sahip, Türkiye bu
alanda en çok ihracat yapan 10 ülke arasına girdi. Fiyat artışı üretim
maliyetinden kaynaklanıyor. İhracatı kısarak fiyatın düşmesini beklemek doğru değil. Yurt dışı pazar kaybına sebep olacak. Üreticilerimizin bu pazarlara yeniden girmeleri çok kolay olmayacak. Belki fiyat kısa süreliğine düşebilir ama orta vadede daha çok yükselir. Üstelik yasaklama Türkiye’de hiç tüketilmeyen tavuk ayağına da geldi.

“İsrail 8 aydır katliam yapıyor, ticaret yasağı daha iyi planlamayla
alınmalıydı”

Filistin’de 7 Ekim 2023’ten itibaren bütün dünyanın gözü önünde insani felaket yaşanıyor. Saldırıdan 6 ay sonra Ticaret Bakanlığı 1 gecede aldığı kararla 54 ürün grubu ihracatını kısıtladı, 2 Mayıs’ta ise ticaret sonlandırıldı.
Sivil katliamına neden olan İsrail ile ticaretin durdurulmasını kesinlikle doğru buluyorum. Ancak bu karar iyi planlamayla, ihracatçının en az zarar göreceği şekilde alınmalıydı. Çok sayıda ihracatçı zarara uğradı. Katliam 8 aydır devam ediyordu, keşke çok daha önce getirilseydi ve açıklandığı tarihten itibaren süre verilseydi.

“Yeni müfredatı ara vermeden okusanız 3 günden fazla sürüyor”

MEB geçen hafta 10 yıllık bir çalışma sonucu hazırlandığını belirtiği müfredatın görüş ve önerilere açtı. Toplamda 3 bin sayfayı aşıyor ve ara vermeden okursanız 3 günden fazla sürüyor. Ben onun farklı bölümlerini yazanların bile tamamını okuduğunun düşünmüyorum. 10 yıl beklemişiz, 1 yıl daha bekleyebilirdik. 8 milyon üniversite öğrencimiz ve mezun olmuş milyonlarca işsizimiz var.

Eğitim sistemin yetiştirdiği iş gücüyle ihtiyacımız uyuşmuyor. Sorun müfredat değişikliğinin ötesinde aramak gerekiyor. Bu alanlarda bu kadar işgücü ihtiyacı var mı bakmıyoruz. İşsizle ordusuna katılan mezunlar başarısız ve mutsuz oluyor, üniversite diplomasıyla kasiyerlik, kuryelik yapıyorlar. Oysa sanayide nitelikli eleman ihtiyacı var. Milli eğitim sistemi, sanayi politikasına uygun hale getirilmeli. Dünyanın en iyi terzisine kot kumaş verip damatlık istiyoruz. İyi damatlık için terziye doğru kumaş vermeliyiz.

“Anayasa tartışması ekonominin önüne geçmemeli”

Anayasa değişikliği tartışmalarının ekonomik sorunun önüne geçmemesi
gerekiyor. Türkiye’nin çok ciddi ekonomik sorunları var, önemli olan ekonomik sorunların tartışılmasıdır. İbraz edilen ve karşılıksız çıkan çek sayısında ve tutarlarında ciddi artışlar var.