Enflasyonun bedeli 

Ömer Faruk ÇOLAK
Ömer Faruk ÇOLAK EKONOMİ ATLASI

Türkiye’de siyasal iktidarlar genellikle ekonomik krizlerle devrilir. Bu değişim belli dönemlerde askeri darbelerle oldu. 1958 devalüasyonu ve yaşanan kriz, 1960 darbesiyle Demokrat Parti’yi iktidardan alaşağı etti. 1970 krizi de 12 Mart darbesine yol açtı. Nihayetinde 1979-1980 krizi 12 Eylül 1980 darbesine kaynaklık etti.

12 Eylül sonrası bu kriz-darbe ikilemi sona erdi. 1980 sonrası ekonomik krizler siyasal partilerin seçim kaybetmesiyle sonuçlandı. 1986 krizi, Anavatan Partisi’nin 1989’da yerel yönetim seçimlerini, 1991’de ise milletvekili seçimlerini yitirmesine neden oldu. 1994 krizi, DYP-SHP iktidarını sona erdirdi ve Refah Partisi’ni iktidara taşıdı. 2001 krizi, hükümette yer alan DSP ve Anavatan Partisi’ni siyasal tarih kitaplarına gömerken MHP’yi de TBMM dışına itti ve nihayetinde 3 Kasım 2022 seçimleriyle AK Parti iktidar oldu. Dolaysıyla AK Parti’nin bir ekonomik kriz sonrası koltuğu kaptığını söyleyebiliriz.

AK Parti iktidarı çok partili dönemde en uzun süre iktidarda kalan parti oldu. İç ve dış dinamikler rassal olarak partinin 22 yıl iktidarda kalmasını sağladı. Her iki dinamiğin ana belirleyicisi iktisadi koşullardır. 2008 krizine kadar küresel ekonominin doğrudan ve portföy yatırım hevesinin yüksek olması ve kriz sonrası likidite hacminin artmasıyla (helikopter para) Türkiye’ye sermaye akmasını sağladı. Bu gelişimde 70 milyar dolara yakın özelleştirme geliri elde edilmesi, düşük faiz oranından borçlanma imkânın olması da öne çıkan olgular arasında sayılabilir. Ekonomide elverişli ortam AK Parti’ye 2011 seçimini kazandırdı. 2013 yılındaki Gezi Direnişi, AK Parti’ye karşı toplumsal bir tepkinin varlığını açıkça gösterdi. Bu tepki, 2015 seçimlerinin ilkini AK Parti’ye kaybettirse de hükümet kurulamadı ve hemen ardından yaratılan siyasal ortam sayesinde AK Parti ikinci seçimi kazandı.

2016 yılındaki dinci darbe girişimi ve 2017 Anayasa değişikliği sayesinde kurulan Cumhurbaşkanlığı rejimi AK Parti’ye koalisyonla da olsa seçimi kazandırdı. 2018 seçimleri sonrasında ekonomide yanlışlar artık tek tek değil, kümeler halinde gelmeye başladı. Ekonomide hangi göstergeye bakarsanız bakın, yeni rejimle birlikte 2017-2024 döneminde ülkenin kurumsal yapılanmasının çöktüğü görülüyor. Çöküşe rağmen yanlıştan dönmek de mümkün olmadı çünkü yeni rejim buna izin vermedi.

AKP-MHP koalisyonu, son dört yıldır yaşadığımız büyük krize rağmen 2023 seçimlerinden de galip çıktı. Halkın gösterdiği bu tepkisizlik birçoklarınca algılanamadı. Halbuki E. Canetti’nin “Kitle ve İktidar” kitabındaki görüşlerden yola çıkan bir analiz yaparsak tepkisizliği anlamak mümkün. AK Parti, kurulduğu günden bu yana “din eksenli bir temaşayı” her kesime izletti. Halk tüm dikkatini bu temaşaya verdiği için arkasında neler olup bittiğinin farkında değildi ya da fark etmek istemedi. Bunu şöyle düşünün; Beşiktaş’ın muhteşem İnönü Stadyumu’nda (İnadına İnönü diyorum. Beşiktaş yönetimi belki isimlerin meta olarak satılmayacağını anlar.) futbolseverler sırtlarını dönmüş, maça (temaşaya) odaklanmıştır. Arkalarında neler olduğunu bilmiyorlar. Onların arkalarına bakmalarını sağlamak için alışılmadık bir uyarıcı olması gerekir. İşte bu seçimlerde enflasyon, halk üzerinde uyarıcı bir etki yarattı. Sıradan yurttaş temaşaya (dinci gösteriye) dalmışken enflasyon yoluyla soyulduğunu fark etti (enflasyon en kibar vergi almak olarak da görülmelidir. Haksız bir vergi olduğu için de soygun diyoruz). Kim beni soyuyor sorusunu sormaya başladı. Seçim sonuçları, halkın soyguncuyu bulduğunu göstermekte.

İktisat özünde bir ahlak bilimidir

Seçimlerden önce çeşitli sosyal medya ortamlarında neden İmamoğlu’na oy vereceksiniz sorusuna epeyce bir seçmen dürüst, şeffaf yönetim istiyorum diyordu. Bu yanıtlar beni mutlu etmişti. Çünkü uzun süredir örselenen ahlaklı (vicdanlı-hak yemez) insan figürünün hâlâ önemini yitirmediğini gördüm. Bu, gelecek dönemlerde ekonominin düzgün bir yola girmesi için önemli bir değere hâlâ sahip olduğumuzu göstermekte. Yani iktisadın babası A. Smith ve iktisadın önemli ismi J. M. Keynes’in dediği gibi, “iktisat özünde bir ahlak bilimidir” şiarından yola çıkarak hâlâ iktisat politikası üretilebilir.

Okuma Önerisi: Yüzyılın Ekonomisi, 2023.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
TCMB çıplak 20 Mart 2024
İktisatçılar korosu 28 Şubat 2024
Demokrasi ve Ekonomi 17 Ocak 2024