Köprü veya Beşik: Seçimimiz kaderimizdir

Kerem ÖZDEMİR
Kerem ÖZDEMİR KEREM İLE İŞİN ASLI

Türkiye’yi Doğu ve Batı arasında köprü olarak görmekten vazgeçip uygarlığın beşiği olarak değerlendirmezsek işimiz zor görünüyor.

İzin almadığım için adını veremiyorum ama Türkiye’nin yetiştirdiği bir düşünür ülkemizin en önemli sorununu anlamamı sağladı. Çokça duyduğumuz laftır, Türkiye’nin Doğu ve Batı arasında bir köprü olması. Uygarlığın merkezinin Çin’de olduğu dönemde, karayolu ile Batı’ya giden kara barut veya ipek böceği gibi inovatif ürünlerin bilgisine daha önce sahip olmamızı sağlayan bu köprü misyonunun kattığı değer, merkez veya gelişimin beşiği haline gelen Avrupa’da ekonomik değere dönüşüp daha büyük güç oluşturunca, Anadolu gücünü kaybediyor.

Bunu lokanta örneği ile açıklamak mümkün. Ticaret kervanlarının geçtiği yollar üzerine kurduğunuz kervansaraylar ve benzeri tesisler, oluşan ticaretten aldığınız vergiler ve harçlar sizi o kadar iyi besler ki, gelişmiş bir üretim sistemi kurmazsınız. Bunun günümüzdeki muadili olan kamyoncu lokantalarında bu durumu, çorba, kuru fasulye ve pilav ile başlayan menüde görmek mümkün. Benim açımdan bunlar yemeklerin şahıdır ama birlikte seyahat ettiği sevgilisini bu tür bir lokantaya götüren bir arkadaşımın başına gelen, sevgilisinden ayrılmak oldu. Yani bu tür bir organizasyonun farklı müşteri gruplarına açılarak büyüme ya da sürdürülebilir bir model oluşturma şansı bulunmuyor. Bu tür bir yatırımı yapacak bir sermaye derinliği de oluşmuyor.

Ticaret ve sanayinin –ya da günümüzün favori terimiyle bilişim ekonomisinin- oluştuğu yerlerdeki gelir düzeylerinin kişisel zevkleri ve deneyimleri tatmin etmek için para harcamaya olanak tanıması, yemek deneyiminin de gelişmesine neden oluyor. Menüsünden servisine kadar bütünsel olarak tasarlanmış deneyimin sunulduğu üretim ve ticaret tesisleri olarak lokantalar ortaya çıkıyor. Buradaki yemeklerin kamyoncu lokantasına oranla daha iyi ya da sağlıklı olduğunu söylemek zor ama Monaco’nun merkezindeki meydanda kumarhanelerin ortasındaki Café de Paris Monte Carlo ya da Café de Paris Monaco adındaki restaurant’ın (gideli çok zaman olduğu için adını Google’dan bakmak zorunda kaldım) meşhur Café de Paris sosunu bulan tesis olduğunu biliyorsunuz. Bu sosu, merkezinde tatmak için o restaurant’a gidenler var. Kamyoncu lokantasında ise önemli olan yemeğin mideyi bozmaması çünkü hiçbir kamyon şoförü sürekli durarak teslimatı geciktirmek ve ceza yemek istemez.

İki kurulum ve iki kader

İki kurulumun kendi dinamikleri doğrultusunda yarattıkları ekonomi, o bölgenin veya ülkenin de ekonomisinden felsefesine kadar bütün kültürünü belirler. Beşikteki restaurant, kendini yenileyememek, kendini başarısız bir biçimde yenilemek, kötü yönetim ya da o bölgenin ekonomik gücünü kaybetmesine bağlı olarak ortadan kalkabilir. Ancak kamyoncu lokantasının veya daha genel olarak yol üstü restoranların ortadan kalkması için o yolun değişmesi yeterlidir. Bir arkadaşım yıllar önce Bolu Tüneli açıldığında, önceki yol üzerindeki restoranların kapandığını anlatmıştı.

İlk anda çok önemli görünmese de, bu konu aslında kaderine hükmedebilmek ya da kaderinin esiri olmak kadar kritik bir ayırıma işaret ediyor. O yolun üzerinde olduğunuz için çok daha fazlasını elde edebileceğinizi düşündüğünüzde iş daha da karmaşık bir hal alabiliyor. TÜSİAD’ın Avrupa bülteninde Endonezya çeliğini katma değerli bir işlemden geçirmeden Avrupa’ya sevk eden bir köprü olduğumuz için antidamping kapsamına alındığımızı okuyunca bu tezlerimi yazmaya karar verdim. Demir çelik sanayinin ihracat rekorları kırması haberlerinden geçilmeyen bir ülkenin böyle bir duruma düşmesi acı verici.

Yerli Café de Paris sos

Lestat Gıda Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Caner Dınız, farklı bir yolun olabileceğine umudumu besleyen işadamlarından biri. Türkiye’de Kirpi markası ile tanınan Lestat, uzun bir süredir yurtdışı açılımı yapmaya hazırlanan bir şirket. Dınız’ın konumuz ile bağlantısı, Café de Paris sostan kaynaklanıyor. Bu sosu kullanan ürünleri menüsüne eklediğinde, kritik ürün olan sosu merkezi olarak üretmeyi akıl ederek tedarik zinciri yönetimi dersi vermiş ve üretimde beşik oluşturmuştu. Avrupa’ya açılır ve iyi sonuçlar alırsa beşik formülünün tutacağına inanacağım. Bu konuya devam edeceğiz.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Neden helva yapamıyoruz? 10 Haziran 2024