Aynı yolun yolcuları: Arjantin-Türkiye

Ömer Faruk ÇOLAK
Ömer Faruk ÇOLAK EKONOMİ ATLASI

Kasım 2023’te yapılan seçimler sonrası Arjantin üzerine bir yazı kaleme almak istiyordum. Araya başka konular girdi. Geçen hafta Mühendis olan oğlum Metehan Olcayto bir proje için Arjantin’e gitti, WhatsApp sayesinde hemen her gün ücretsiz baba oğul konuşma şansımız oldu. Sohbet ederken elbette Arjantin’de yaşanan ekonomik kriz üzerine de konuşuyoruz. Oğlum söylediği bir söz Arjantin ve Türkiye’nin mevcut durumunu kısaca özetliyordu: “Burada da Türkiye gibi sokakta çok az insanın yüzü gülüyor.”

Bir ülkenin yurttaşlarını ekonomik sorunlar tek başına mutsuz kılmaz. Mutsuzluğun kaynağı daha çok geleceğe ilişkin umutsuzluktur. Nasıl ki bugün ülkemizde insanlar geleceğe ilişkin beklentileri kötümserliğe döndü ise Arjantin’de benzer bir tablo var.

Ne yazık ki her iki ülkenin yakın dönem tarihi düşünüldüğünde yaşanılan krizler sürpriz değil.

Condor Operasyonu

1970’li yıllarda CIA tarafından başlatılan ve 1980’li yılların ikinci yarısına kadar süren Condor Operasyonu, Latin Amerika'da "Güney Hunisi" olarak adlandırılan Arjantin, Uruguay, Brezilya, Şili, Paraguay ve Bolivya'nın yer aldığı coğrafyada işçi örgütlenmelerini, sosyalist örgütlenmeleri ve sosyalistleri yok etmek için başlatıldı. CIA bu operasyonu çoğu zaman askeri darbeler sonrasında iktidara gelen sağcı diktatörler aracılığıyla yürüttü. CIA operasyonu 1975 de başlatsa da ilk adım Şili’de 1973 yılında halkın oyları ile iktidara gelmiş olan Allende’yi öldürerek başlattı. Operasyon süresince Latin Amerika adeta kan gölüne döndü. Sosyalist ve sosyal demokrat örgütlenmeler, sendikalar yasaklandı. Binlerce insan hapishanelerde yok edildi.

CIA, bu operasyonun benzerini ABD Asya ülkelerinde de yaptı. Benzer darbeler 1980’de Türkiye’de, 1977’de Pakistan’da, 1975’te Bangladeş’te de uygulamaya koyuldu. Latin Amerika’da ve Asya’da yapılan darbelerin ortak özelliği çalışanlara, sendikalara, demokratlara karşı yapılmasıdır. ABD darbeler yoluyla hem SSCB’nin iki kıtada olası güç kazanmasını engellediği gibi güçlenen işçi harekâtının da belini sermaye lehine kırdı.

Arjantin ve Türkiye daha sonraki yıllarda da birbirine yakın tarihlerde benzer krizler yaşadılar. Bu krizler çoğu zaman sağcı popülist partilerin iktidarları döneminde yaşandı. Her iki ülkenin hükümetleri de kriz sonrası IMF’ye gittiler, onların istediği politikaları uyguladılar. Ancak bir türlü uzun dönemde istikrarı yakalayamadılar. Türkiye 2018’de girdiği ve halen devam eden krizde farklı bir politika yürütmek istese de sonunda yine IMF politikalarına döndü, ancak bu defa şimdilik IMF ile stand by antlaşması yapmadan çalışıyor.

Kafe’ler Dolu Kriz Yok

Kasım ayında başkan seçilen Javiere Milei propaganda döneminde ultra liberal bir profil çizse de göreve başladıktan sonra en orijinal projesi olarak anlattığı peso yerine ABD dolarına geçme fikrinden vazgeçse de çalışan kesimin üstüne hızla yüklendi. Yılın ilk çeyreğinde bütçeden emeklilere ayrılan paydan yüzde 35, yatırımlara ayrılan paydan yüzde 15, belediyelere yapılan desteklerden yüzde 13, enerji sübvansiyonlarından yüzde 9 ve çalışanların maaşlarından da yüzde 8 kesinti yapıldı.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Borçla sömürülmek 12 Haziran 2024
Gizli ülke 05 Haziran 2024
Çin saldırısı 22 Mayıs 2024
Banka Aşkı 24 Nisan 2024
Enflasyonun bedeli  03 Nisan 2024
TCMB çıplak 20 Mart 2024