Faiz artışı piyasaları tatmin edecek mi?

Tuğrul BELLİ
Tuğrul BELLİ GÜNDEM

Bugün yeni Merkez Başkanı ile ilk PPK toplantısı yapılıyor. Bu toplantıda piyasalar herşeyden önce “rasyonaliteye geri dönüş”ün somut izlerini görmek isteyecek. Tabii ki faizin seviyesi bu açıdan en önemli veri olmak durumunda. Ancak faiz kararı kadar, karar metninin içeriği de önemli olacaktır.

Yaz aylarına girdiğimiz bugünlerde turizm sezonu nedeniyle cari işlemlerin görünmezler kaleminde artış olması doğal. Bu nedenle piyasadaki döviz baskısı bir miktar gerileyebilir. Aynı zamanda, seçim öncesinde dövizde konuşlanmış kesimlerin işlerin sanıldığı kadar tepetaklak olmayacağını düşünerek yeniden TL’ye dönmesi mümkün gözüküyor. Ancak MB’nin sadece bu geçici faktörleri dikkate alarak güçlü bir faiz hamlesi yapmaması yanlış olur, çünkü bugünlerde enflasyon dinamikleri başka bir yöne işaret etmekte.

Öncelikle neredeyse “çaktırmadan” diyebileceğimiz ama oransal olarak çok da düşük olmayan (yüzde 20) bir devaluasyon yaşadık. Bu zaten çok gecikmiş bir düzeltmeydi. (Ancak “yeterli” bir düzeltme” mi, o tartışılır.) Bu devaluasyonun enflasyona 3-4 puanlık bir yansıması olacaktır. Seçim öncesi ertelenen ancak devaluasyon ile artık zaruri hale gelmiş olan zamların etkisini ise bu aydan itibaren göreceğiz. Geçen sene Haziran’da TÜFE yüzde 5 gibi yüksek bir oranda gerçekleştiği için yüzde 40 olan 12 aylık enflasyon bu ayda çok değişmeyecek olmakla birlikte sonraki aylarda manşet enflasyonda artış kaçınılmaz gözüküyor.

Emtia fiyatlarında özellikle Çin’in büyümesindeki yavaşlamanın devam etmesi beklentisi ile sene başından beri belirgin bir gerileme söz konusu. Ancak şu da var ki örneğin Brent petroldeki 76 dolarlık seviye aslında Ukrayna-Rusya savaşı öncesindeki 6 yılın ortalama fiyatı olan 60 dolarların halen oldukça üzerinde. OPEC ise fiyatın daha fazla düşmemesi için elinden geleni yapıyor. Kısacası buradan enflasyonu artırıcı yönde bir etki olmasa da, düşüşünü de kolaylaştırıcı bir etki beklememeli. (Öte yandan akaryakıt fiyatlarına devaluasyon zamları da yapılmaya devam ediyor.) Asgari ücrete yapılan yüzde 34’lük zam (ki yıllık artışı yüzde 107’e geliyor) ve onunla beraber tüm ücretlerde meydana gelecek artışlar ise enflasyona artış yönünde etki yapacaktır.

Bir de tabii enflasyon konusunda piyasayı rahatlatmak için genişlemeci maliye politikasının terk edilmesi ve bütçe açığının kontrol altına alınması gerekiyor. Bu ay gelen bütçe fazlası kimseyi yanıltmasın. Bütçenin zaruri harcamalarının projeksiyonu yapıldığında bu yıl bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 5’i geçeceği gözüküyor. Bunun üzerine toplamı 130 milyar dolara yaklaşan KKM nedeniyle Hazine ve MB’nin ödeyeceği kur farkları var. Bir de MB’nin bankalardan yüksek fiyata geri alacağı devlet tahvillerini eklersek bugün itibarıyle kamu harcamalarının kısılmasının zor olduğu gözüküyor. (Özellikle MB’nın ödemelerinin para basma anlamına geldiğini de vurgulayalım.) Neticede, piyasaları maliye politikası konusunda tatmin edebilmek için mutlaka 2001 benzeri somut hedefleri olan (bütçe açığının milli gelire oranı gibi) bir programın hiç gecikmeden açıklanması gerekiyor. 

Bu şartlar altında 12 aylık enflasyon beklentilerine paralel bir faiz artışı yapılmasının doğru olacağı kanaatindeyim. Bu da bugünlerde yüzde 30 civarına denk geliyor. Daha fazlası ise ekonomideki daralmayı körükleyeceği için doğru olmayacaktır. Fazla daralma bütçe gelirlerini azaltarak bütçe açığını daha da artırabilir. Ayrıca reel politik olarak düşünürsek, yerel seçimlere 9 ay kala ekonomiyi daraltıcı bir politika izlenmesi pek mümkün de gözükmüyor. 20’lerde bir artış ise belki Yaz sezonunu geçirtebilir, ancak Kış aylarına girerken yeniden bir döviz baskısı ile karşılaşma ve yüklüce bir faiz artışı ihtiyacı doğabilir. Eğer artış 20’nin altında kalır ise bu oranın piyasaları yeteri kadar tatmin etmeyeceğini (veya tatminin kısa süreli kalacağını) düşünüyorum. Böyle düşük bir artışın tek pozitif etkisi piyasalara MB’nın faiz artırımı diye bir silahı olduğunu ve bunu kullanma yetkisinin (kısıtlı da olsa) kendisine verilmiş olduğunu hatırlatmak şeklinde olabilir! Unutmayalım ki Yaz aylarında manşet enflasyon yükselecek. Hal böyle iken, işe düşük bir faiz ile başlamak ve sonraki her ay yükseltmek zorunda kalmak baştan yüklemeli bir faiz artışına göre doğru bir politika olmayacak ve bu durum zamanla enflasyonla bir kovalamaca oyununa dönüşebilecektir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar