İş dünyası “ileriye bakmayı” gündeminde canlı ve diri tutmalıdır

Rüştü BOZKURT
Rüştü BOZKURT BUZDAĞININ DİBİ

Doğanın düzenini belirleyen yasa ve kurallar işlerliklerini koruduklarına göre, onun içinde yer alan hepimiz, bağlantısal bütünlüğün parçaları olan organizmalar ve onların çevrelerindeki inorganik çevreyi de kapsayan her şeyin yaşamın üretilmesindeki etkilerini göz önünde tutmak zorundayız. Yaşamı sürdüren her örgütlenme enformasyon değerlendirme, ilişki kurma, uzlaşma ya da çatışma gibi karşılıklı etkileşimlerle hedefine doğru yürür. Doğanın düzeni kadar, kendini yeniden üretmesi ve sürdürülebilirliği sağlaması oluşturduğu "denge" sayesindedir. Doğanın işleyişinin yönü, düzensizlikten düzene geçmeye dönüktür. Matematik, olasılık ve istatistik bilimi, doğanın kritik eşikte durmayı sevmediğini, bir denge arayışı içinde olduğunu doğrular15. Bilimsel düşünme ve yaklaşım, sorun çözme aracı olarak giderek daha da önem kazanmaktadır.

Ekosistemlerde denge kavramı, değişik canlı öğelerin bütünlük içinde bir arada kalabilmelerini anlatır. Bir başka anlatımla denge, sistemin dış etkenlerin yaratacağı değişikliklere beli sınırlar içinde karşı koyarak bütünlüğünü koruyabilme gücüdür. Dengenin korunması, ekosisteminin oluşumu, yapısı ve yönetişim bütününe bağlıdır. Başlıca yapı özellikleri olan karmaşıklık, esneklik, dayanıklılık ve sürdürebilirlik özellikleri bu çalışmanın ilerleyen bölümlerinde irdelenecektir. Yapı özelliklerinin dayanıklılık ve yaratmadaki etkilerinin analizi, iş yönetmenin temel girdilerinden birini oluşturmaktadır. Yerel ya da küresel ölçeklerdeki bütün iş örgütlenmelerinde "ekosistem kavrayışı" çok temel bir özellik haline gelmektedir.

Tüketileni yeniden üretme

Stuart Pimm sistemlerde üç değişik denge ya da kararlılık durumu olduğunu belirtir: Sistemin sürdürülebilirliği, sistemin esnekliği ve sistemin direnci16.

Sistemlerin sürdürülebilirliği, sistem içindeki canlıların hayatları süresince görece değişmeden kalabilmeleridir. Sistemin esnekliği, belli bir değişiklikten sonra, sistemin eski konumuna dönüş hızıyla ilgilidir. Sistemin direnci de, sisteme belli bileşenlerin eklenmesi ya da çıkarılması durumunda gösterdiği tepki biçimidir

Bütün karmaşık sistemler gibi, doğal ekosistemler de en az tükettikleri kadar üretirse, yaşamı korurlar. Üretilen değer, tüketilen değerden büyük olursa, yaşam ilerleyerek, yeni zenginlikler katılarak sürdürülür. Ekosistemler de doğanın düzeni bağlamında işler, doğanın dengelerini koruyarak kendini yeniden üretir ve döngüsünü tamamlarlar.

Özellikle dijital teknolojinin yarattığı yeni üretim örgütlenme biçimleri, ardından da salgının etkileriyle, insanlık gündeminin ilk sırdaşına "iklim değişikliği" yerleşmiştir. İklim değişikliğinin hemen ardından gelen, "hassas ve öncelikli alanlar" diye tanımlanan "gıda güvenliği", "içme, kullanma ve sanayi suyu" sağlanması, "enerji " ihtiyacının karşılanması, "iletişim akışlarının" yeterliliği, "lojistik" etkinliklerinin kesintisizliği, "bilim, teknoloji ve eğitim" sorunları, "istihdam", "gelir eşitsizlikleri" İklim değişikliğini hızlandıran, üretim, ulaşım ve iletişim teknolojilerin yarattığı yeni üretim yapılanmasının doğanın düzenini zorlayan, dengesini bozan ve döngüsün tamamlamasını zorlayan etkenlerdir.

İş dünyası ileriye bakmalı

Doğal ekosistemler, yalın olandan karmaşık olana doğru değişim gösterirler. Bu, çevrebilimcilerin "sıralı değişim" diye tanımladıkları bir süreçtir. Sistemler yapı ve işlevlerini değiştirerek denetim altına alır ve yalınlaştırırlar. Yalınlaştırma yoluyla tarım ekosistemleri oluşturulur. Tarımsal işletmelerde ekim, dikim, bakım ve hasat işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla genellikle "tek ürün" yeğlenir. Buna da "birincil üretici" kullanılma denir17. Bio- çeşitliliğin hızla azalması gündemdeki sorunlarımızdan sadece biridir.

Doğal ekosistemlerin etkileşiminin yönünü, hızını bilmeden çok küçük bir işletmeyi de, küresel ölçekte firmayı da, devlet kurumlarını da tam ve doğru biçimde yönetmek mümkün olamamaktadır

Bilim ve teknolojinin yarattığı yeni dönüşüm, dolaşım ve birikim koşulları iş dünyası sürekli yeni mal ve hizmet ürünleri, yeni iş yapma metotları geliştirerek varlığını korumasını sağlamaktadır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans Girişimi (UNEP Fİ) Baxkani Eric Usher18 iş dünyasının "ileriye bakması" gerektiği uyarasını yapıyor ve diyor ki, "Bundan sonra yalnızca sizi bekleyen risk türlerini anlamanız değil; aynı zamanda faaliyet gösterdiğiniz sektörlerdeki ve tedarik zincirindeki risklerimizi tahmin etmeniz bekleniyor. Risklerin nerede yattığını daha iyi anlamalı ve sektörlerin nasıl değişeceğini anlamak için ileriye dönük risk modellemeleri ve senaryo analizleri yapmalıyız".

Modellerimizin sorguladığı ve karar vermemizi kolaylaştırıcı değerlendirme değişkenlerinin dünün birikimlerinden yararlanmamızı, bugünün ve yarının sorunlarını en aza indirmeye katkı yapmasını istiyorsak, doğal ekosistemlerin yarattığı olanak ve kısıtları sürekli sorgulamalıyız. Bu sorgulama kapsamında doğanın düzeni, dengesi ve döngüsünü bozucu etkileri en aza indirecek yol ve yöntemler izlemeliyiz. İzlersek, olumlu anlamda yaratmak istediğimiz sonuçlara yaklaşabiliriz.

___________________________________________

 

15 Ayrıntı bilgisi için bkz: Albert-Laszlo Barabasi, Bağlantılar, Çev. Nurettin Elhüseyni, Türk Henkel Dergisi Yayınları, İstanbul, Aralık 2003

16 "Çevre bilimciler politikacıları suçluyor" CBT,s.79, 3 Eylül 1988

17 Mine Kışlalıoğlu ve Fikret Berkes, "Doğal Ekosistemler ve Tarım Ekosistemleri" Bilim ve Teknik, C.17, S.:198,
Mayıs 1988

18 Didem Eryar Ünlü, " Türkiye'de rekor sayıda şirket iklim ve su konusunda harekete geçti" Dünya,2 Nisan 2021

 

 

 

 

 

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar