Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet fazilettir

Şeref OĞUZ
Şeref OĞUZ ÖNERİ - YORUM

Artık bizim bir asrı tamamlamış Cumhuriyetimiz var. Bağımsızlığın garantisi, vicdanı ve irfanı hür insanların soluklandığı Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girdik ve atalarımızın kurduğu, bizlerin yaşatacağı rejimimizi ileriye taşımak için her birimize düşen sorumluluklar var. Zira onu çok zor kazandık bizler…

Cumhuriyet içinde var olmuş nesil olarak, bazı hakların kendiliğinden var olduğunu, onları kazanmak için uğraş verilmediğini sanıyoruz genelde. Oysa Cumhuriyet, “hüdai nabit” değildir, kendiliğinden yol kenarında yetişen, emek verilmeden yeşeren, yerden biten değildir. Zor bir mücadeledir, uğraştır.

BALIK SUDADIR AMA SUYU BİLİR Mİ?

Divan şiirinin büyük ustası Hayali; çağlar gerisinden bugüne sesleniyor; “Cihân-ârâ cihân îçindedir ârâyı bilmezler /Ol mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.” Kısaca diyor ki o balıklar derya içindedirler ancak deryanın farkında değildirler. Deryanın farkına ancak sudan çıktıklarında varırlar.

Bizler Cumhuriyet içine doğduk. Onun nimetleriyle yetiştik, geliştik, çeliştik ve bugüne vardık. Cumhuriyetin kazanımları olmasaydı bugün müstemleke topraklarda, emperyalistlerin sömürdüğü, insan kaynağını başka ulusların hizmetine sunan, düşük gelir grubu, ekonomisi bağımlı ülke olurduk.

İKİ SORU İKİ CEVAP

Cumhuriyet ile kazandığımız haklar nelerdir?

1-Yaşama hakkı, 2-Sağlık hakkı, 3-Eğitim hakkı, 4-Kadına seçme seçilme hakkı, 5-Düşünce, toplantı, gösteri hakkı, 6-Din ve vicdan özgürlüğü hakkı, 7-Özel hayatın gizliliği hakkı, 8-Dilekçe hakkı, 9-Konut dokunulmazlığı hakkı ve 10-Basın özgürlüğü hakkı.

Bu haklarımızın farkında mıyız?

Çoğumuz hayır… Atalarımız bu haklar için mücadele etti, kan, gözyaşı ve ter döktü ama biz bunları kucağımızda bulduk. Cumhuriyetin 100’üncü yılı etkinlikleriyle bu hakları hatırlatmak istedim. Her birinin altını kendi entelektüel birikiminizle ve yaşanmışlıklarınızla doldurabilirsiniz. Yeter ki farkındalığınız bu haklara odaklansın. Hak verilmez alınır. Ancak eğer korumazsan kaybedilir de

NOT

OSMAN ABİ BUGÜN NE YAZIYORUZ?

Gülsan Plaza’nın 4’ncü katında, sevgili Osman abi ile aynı odayı paylaşıyoruz. Masanın başında kendisi, yamacınca ben… Her ne yiyecekse mutlaka bana da uzatan, az ve öz konuşan ama her söylediğinden bir ders çıkardığım büyük ustam; Osman Saffet Arolat.

Dün ebediyete göçtü… Geçirdiği felç yüzünden tek elini kullanarak, büyük bir sabır ve özveriyle, bıkmadan usanmadan klavyesiyle meşgul bir sakin güç… Tuş tıkırtıları, çok değil birkaç saat sonra gazetemizin başyazısına dönüşecek ve biz de onu zevkle okuyor olacağız.

Ancak artık yok. Oda arkadaşımın koltuğu boşKlavyesi suskun, ekranı kararmış… Hüzünlü bir oda bekliyor beni gazetemde… Ona her sabah sorduğum; “Osman abi bugün ne yazıyorsun?” sorusuna bir cevap gelmeyecek. “Osman abi ben bugün ne yazayım?” sorusuna öneri gelmeyecek artık…

Dünyadaki 81 yıllık serencamından çok kalbe dokundu, mücadele etti, direndi, itiraz etti, irşat etti, insan yetiştirdi ve daima kim ondan yardım istediyse elini uzattı, durdu. Yumuşak bakışı, sakin ses tonu, içten cümleleri ve cesaretlendiren yorumlarıyla meslek büyüğümüz, mürşidimiz oldu.

Onunla sadece ekonomiyi değil, sosyolojiyi, ideolojiyi, ayrılık gayrılıkları, mücadele ve direnişleri konuştuk durduk. En çok da şiir sohbetlerinden beslendim. Yüce yürek, rahmetin bol, devrin daim olsun… Nur içinde yat… Seni çok özleyeceğim…

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Enflasyonu kim çözemez? 13 Şubat 2024
İş dünyası geyikleri 12 Şubat 2024