“Neden Böyleyiz? Revisited…”

Emre ALKİN
Emre ALKİN PAYLAŞMASAK OLMAZDI

Anadolu'yu karış karış gezerken bana sürekli şu soruyu soruyorlar: "Neden böyleyiz ?". Gençken bu soruyu oldukça ciddiye alır, aklı başında cevap vermeye çalışırdım. Bugün ise hikâyelerle süsleyerek, coğrafyanın kader olduğunu anlatmaya çalışıyorum. 

Şimdi şöyle düşünelim: Bir iş adamı var, aklımızda model olarak. İş kadını demiyorum çünkü kadınlar daha basiretli davranıyor. 

Bahsettiğim işadamı şirketini kendi elleriyle yarattığı için her şeye hak sahibi olduğunu düşünüyor. Ailesinin ve kendisinin tüm sosyal maliyetlerini, benzin faturasından yemek faturasına kadar hatta market alışverişine kadar şirketin üzerine yıkmış durumda. Ancak iş maaş ödemeye geldiği zaman şirketin kasasından evine harcadığı kadar rahat davranmıyor dilediği kadar geciktirebiliyor, hatta şirkette asık suratla dolaşıyor ki kimse kendisine herhangi bir şey sormasın diye. 

Hayatı da ilginçtir böyle insanların, sürekli iş konuşurlar ve arkadaşları ile beraber gittikleri akşam yemeklerinden kendini alamadıkları için eve geç gelirler. Evdekiler sorduğu zaman ne kadar çok çalıştığını anlatıp durduğu için, fazla detay da alınamaz. Evini sevmediği için sabah çok erkenden çıkar, evin detaylarıyla uğraşmaktan hoşlanmadığı için. Çünkü o işadamıdır. İşadamı küçük detaylara girmez. Sosyal vazifelerden kaçan insanların en önemli bahanesi budur. 

İşine lüks arabasıyla gider, eşine de yine şirketin kasasından ortanın biraz üzerinde kalitede bir otomobil alır ki, sustursun. Ancak ara sıra şirket zora girdiği zaman eşine aldığı arabayı hemen satar, isyan çıkmasın orta karar bir araç verir. Bu tip insanlar genellikle beraber olduklarına bir ömür içerisinde bu gibi olaylardan fazla sayıda yaşatır. Çünkü şirketlerine para kazandırmadıkları için her türlü kredi olanağından hatta yetmediği zaman üçüncü şahıslardan borçlanmaya, kural dışı işler yapmaya alışkınlardır. Konforlu ve huzurlu bir yaşamı değil, lüks ve huzursuz bir yaşamı tercih ederler. Lüks onlar için itibardır. 

Ayrıca gergin olduklarından dolayı, çok sık kavga ederler, kendilerini namuslu başkalarını namussuz görürler. Geçimsizlik adeta karakterleri haline gelmiştir ancak, menfaatleri gereği sevmedikleri insanla oturup kalkmaktan hiç tereddüt etmezler. "Kardeşim" diye sarılmayı da ihmal etmezler. Dolayısıyla bu tip insanların yakınları kiminle barışık kiminle küs olacaklarını bir türlü anlayamazlar. Çok çabuk yön değiştiren kişilerin rehberliğinde yaşanan hayat insanın başını döndürür.

Evdekiler kendilerine verilen ama sürekli geri alınan haklar ve lüksler sebebi ile isyan edince, işadamı kızar "bunları zaten benim sayemde elde ettiniz diyerek" üste çıkmaya çalışır ve çoğunlukla başarır. Maalesef bu tip insanlar yarattıkları duygu tahribatlarıyla ve ahlak erozyonuyla uğraşmazlar. Çünkü 365 gün kendiişlerinde oldukça riskli bazen de kabul edilmez kararlar almakta, etik ve ahlak dışına çıkmakta, eve para getirdiği için her şeyi yapmaya kendini haklı görmektedirler. Bir gecede her şeyi kaybetmek onlar için üzücüdür ama çok da kafaya takmazlar çünkü aynı yolla tekrar kazanabileceklerinin farkındadırlar. Onlar için istikrar budur: Yani her gün riskli, gergin, bir kavga eden bir barışan, menfaate uygun hareket eden, aldığı borcu kendi parası zanneden, gözü dışarda, başkasının sahip olduklarını kıskanan bir şekilde yaşarlar. 

Açıkçası ekonomik durumdan en çok şikâyet eden ama ekonomik şartlar sayesinde en rahat şekilde ayakta kalan insan tipi de bunlardır. Çünkü bu insanlar için ne kadar kaotik bir ortam varsa o kadar daha rahat iş yapılır. Zaten öyle ya da böyle ölçeğine bakılmaksızın herkes zor durumdadır, herkes borçludur ve herkes alacaklıdır. 

“Çünkü biz böyleyiz…”

Ticaretin, sanayinin ve esnaflığın etik değerleri yerine hızlı zenginleşmeyi ne pahasına olursa olsun tercih etmiş bu insan grubu azımsanmayacak kadar çok sayıda üyeye sahiptir ve çeşitli ölçeklerde aramızda yaşamaktadırlar. Bunların bazıları milyar dolar mertebesinde paraya sahip olup bazıları da mütevazi sayılabilecek cirolarla bu hallerini sürdürmektedir. Dediğim gibi bu onlar için bir yaşam tarzıdır. 

Cirolarından fazla borçları, herhangi bir insana göre lüks sayılabilecek yaşantıları, kıskançlıkları, hırsları, hasetleri ve tehditkâr hallerine rağmen, gücü gördüğünde hemen eğilip bükülen halleriyle ayırt edilebilirler. 

Yeterli eğitime sahip olmadıkları için eğitimsizliği öne çıkaran anlayışları benimserler ve desteklerler. Dışarda yaptıklarını evdekilerde görmek istemedikleri için sosyal yaşama karışan ve sınırlayan tüm eylemleri desteklerler. Sporla araları fazla yoktur ama fanatik taraftar olurlar vardır. Bunun sebebi çözemedikleri aidiyet sorunudur. Gerçek kişiliklerini orada gösterirler. Kötü beslenme, uykusuzluk, gerginlik neticesinde ortaya çıkan sözel ve fiziksel şiddet burada tezahür eder. Toplu halde yapılınca mazur görüleceğini düşünürler. Sanat zaten hayatlarında hiç yoktur. Hal böyleyken sanata uzak duran tüm anlayışlara karşı olmazlar.
En kötüsü, kendini geliştirmeyi değil zenginleştirmeyi amaç edinmiş tonlarca erkek, kadın dokunuşuna fazla yer vermediği için, kadınların güçlenmesi için yapılanlara karşı duranları da ses çıkarmazlar hatta destek verirler. 

Sonuç: Buraya kadar anlattığım kesinlikle abartısız ve her gelir düzeyinde karşılaştığımız bir profil. Giyim kuşam tarzı açısından benzeyen, ancak gelire göre pahalısını alabilen insanlar. Herhangi bir restorana gittiğinizde rahatlıkla bulabileceğiniz, kim iktidar ya da güç sahibi ise onun yanında bulunmaya çalışan insanlar. 

Hal böyleyken "Neden böyleyiz ?" şeklinde serzenişte bulunmak yerine, önce kendimizden başlayarak yukarıda bahsettiğim kötü özellikleri ortadan kaldıracak işlere imza atmalıyız. Maalesef, etraftan etkilenerek bazı davranışları farkında olmadan sergiliyor olabiliriz. 

İnsanlar başlarına gelenlere eski tecrübeleri doğrultusunda tepki verdiği için, söz konusu tepkilerin medeni hale gelebilmesi amacıyla hem yaşam boyu eğitime hem de yeni tecrübelere açık olmak gerekiyor. Bunun için de mevcut çevremizle yetinmeyip genişletmeli, hayatımızı yaptığımız işle sınırlamadan başkalarının yaptıklarını mutlaka görecek bir tarza sahip olmalıyız. İlerleme ancak bu şekilde olabilir. 

Kendi kendine yeten bireylerin zengin olma hayallerine ihtiyacı olmaz, her şey kendiliğinden gelişir. Kendini seven insan da kendini beğenmez, değişmeye gelişmeye çalışır. 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
PROF. DR. EMRE ALKİN 29 Mayıs 2024