Parayı sıkmak yetmiyor, maliye de sıkılmalı

Şeref OĞUZ
Şeref OĞUZ ÖNERİ - YORUM

Aksi halde sıkı para politikası; kurusıkı hale gelir ki gürlediği kadar yağmaz ve biz de arttırdığımız faizin külfetiyle baş başa kalırız. Sorun şu ki yüksek enflasyonun sadece Merkez’in faiziyle önlenemeyeceğidir. Zaten tek kurşunla ölemeyecek güce eriştirdik şu enflasyon canavarını…

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç’ı dinliyoruz; “yüksek enflasyon ve kredi maliyeti yatırım iştahımızı azaltıyor. Enflasyonu kontrol altına almadan atılan adımlar makroekonomide dengeleme sağlamıyor. Mevcut parasal aktarım mekanizması iç tüketimi kıramıyor.”

SIKIŞTIRABİLDİK Mİ?

Söyledikleri; sadece sanayicinin değil, piyasanın iç sesini yansıtıyor. Sahi biz enflasyonu indirmek konusunda samimi miyiz? Yoksa numara mı yapıyoruz? Benim tezim şudur ki bizler, enflasyona söylenmekle birlikte ne fazla ciddiye alıyor ne de çözüm için taşın altına elimizi sokmak istiyoruz.

Meclis toplantısında Seyit Ardıç’ın dikkat çektiği hayati konu ise politikalardaki eşgüdüme dair; “sıkı para politikası sürecine sıkı maliye politikası da eşlik etmeli.” Fakat maliye politikasında yeterince sıkılaştırma yapılamadığını görüyoruz. Ne kadar sıkılaştığımız da tartışmalı… Ama tartışmıyoruz.

İKİ SORU İKİ CEVAP / Kurusıkı politikaya dair… 

■ Şimdiki politikaların performansı nasıl? Mehmet Şimşek’in gayreti alkışlanası… Elindeki imkanlar dâhilinde sıkı para politikasıyla rasyonelde kalmaya gayret ediyor. Misal tasarruf genelgesinde, kendi karar sürecine dâhil olan alanlarda başarı sağlanırken, yetkisi dışındakiler hala doludizgin harcamayı sürdürüp, kamu maliyesine yük getiriyor. 

■ Seçimden sonra acaba ne olur? Ekonomiyi raya sokmak için mevcut sıkı para politikasının, sımsıkı para politikasına güncelleneceğini düşünüyorum. Burada dikkat edilmesi gerekirken, ekonomiyi soğutalım derken piyasalar donmasın. Şurası bir gerçek ki Orta Vadeli Program, toplumsal maliyet içeren bir güncellemeye ihtiyaç duyacak.

not / KREDİ KARTINIZIN AYARIYLA OYNAMAYIN EFENDİLER

Kredi kartları şu anda vatandaşın kafasını enflasyon batağında su üzerinde tutmayı sağlayan şnorkel gibi… Bu yüzden karta dair daraltıcı adımlar atacaksanız, göz ameliyatı hassasiyetiyle davranın. Çünkü dar gelirli, borcunu ancak kredi kartlarıyla yüzdürebiliyor, marketlerle onunla baş edebiliyor. Kredi kartı harcamaları %100’ün üzerinde arttı, %50’si taksit yaptırmıyor, ödeyememe oranı %2. Kısaca her şey yolunda… e-ticaret yüzünden zaten kredi kartına mahkümuz. Kişi başına 3,5 kart düştüğü ortamda ekonomiyi kart üzerinden soğutmaya kalkmak, tek boynuzlu gergedanla birdirbir oynamak kadar riskli… İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın uyarısı hayati derecede önemli; düşük limitlere dokunmayın diyor ve haklı… Peki, yüksek limitler? Burada da dikkat edilmesi gerek. Misal turizmci kart üzerinden milyonluk satış yapıyor, 30 bin euro otel ödemesi yapıyor. Sınır gelirse işleri duracaktır.

Politika faizi %45 iken kart faizi %35’te sabitlenince yüksek gelir grubundakilere kredi kartı üzerinden fazladan gelir imkânı doğmuştur. Ama onları bahane edip kredi kartı ile zaten zar zor dönen finansal hayatı durdurmanın anlamı yoktur. Geri teper böylesi düşünülmeden alınan kararlar.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Çin çarpmasına dikkat! 12 Temmuz 2024