Politik mitler

Gündüz FINDIKÇIOĞLU
Gündüz FINDIKÇIOĞLU GLOKAL BAKIŞ

Konuyu modern zamanlarda ilk ele alanların başında Georges Sorel geliyor. Ancak mesele binlerce yıl geçmişe uzanıyor. Örneğin Roma’da avam imparator tarafından neden ‘sevilir’? Cevabı “rem publicam egere libertate senatoria”da yatıyor olabilir. Senatonun özgürce tartışma özgürlüğü devlete fayda sağlar. Tacitus imparator Nero zamanındaki bir senatörden bahsediyor: Paetus Thrasea. Tacitus senatöre ‘madem buna inanıyorsun senatoda neden boş işlerden bahsediyorsun’ demekte. Ama senatörün bazen ‘söylemek istediğini söyleyemediği, söylemesine izin verileniyse söylemek istemeyerek sessiz kaldığı’ yazılıyor. Neden?

İmparator ve plebler arasında oynanan oyunda senato istenmeyen üçüncü şahıs –terzo incomodo- olarak görülebiliyordu. Bazı imparatorlar senatonun tartışma özgürlüğünün devlete faydalı olduğu iddiasını hiç sevmeyebilirler ve senatoyu etkisizleştirmek için doğrudan kara kalabalığın (hoi polloi) sonsuz cehaletine başvurabilirler. Senato etkili olursa toprak sahibi köleci aristokrasi güçlü olur demek ve bundan hoşlanmamak, imparatorun senatoyu ayak bağı olarak algılamasını bir tür ‘sol popülizm’ olarak kodlamak oldukça zorlama olacaktır. Bazen doğrudur ama her zaman değil. Veyne’in yazdığı gibi imparatorun düzenlediği gladyatör oyunları avamın imparatora doğrudan bağlanmasının göstergesi ve aracı olabilir. İmparator da bir an için gerçekten plebler adına hüküm sürdüğünü –senatoyu pas geçmenin başka türlü söylenişi- düşünebilir. Ancak imparator asla plebler aracılığıyla veya dolayımıyla veya onların sesi olarak hüküm sürmez; plebler “adına” belki –işe yarar bir ideolojik damar ve imparator buna ne kadar inanırsa o kadar işe yarayabilir- ama onlar tarafından “yönlendirilerek”, onların tercihlerinin yoğunlaşmış ifadesi olarak asla.

Esasen plebler arada sırada isyan etmek dışında düzenli bir talepte bulunmuyorlardı. Sevilmek ve kollanmak istedikleri, karşılığında itaatlerini sundukları söylenebilir. «Evergesia romana» onlara «Panem et circences»’i sundu. Burada önemli olan pleblerin ne hissettikleri ve «terzo incomodo» karşısında imparatora nasıl bir alan açtıklarıdır. Ama bunlar basit fikirler. Asıl önemli olan siyasal ve ideolojik yükleri zamanla değişse de temelde kalıcı olan Roma mekanizmalarının kipinde yatıyor. “Circenses” bir Orta Çağ politik sembolizmi ve ezoterizmi ima etmiyor örneğin. Genel geçer modern bir politik iması yoktur. “Soyut değildi” diyebiliriz. İmparator-senato-plebler üçlüsünden çıkan denge doğrudan kontrat teorilerine götürmez.

Veyne’in burada filozof-imparator Marcus Aurelius’tan bahsetmesi yerinde olmuştur çünkü halkla ilişkileri dışında seremoni giysisi giymeyen bu imparator kendisini –Veyne’e göre kendi ifadesiyle- ‘demokrat’ olarak görüyordu. “Demokrasi” burada elbette danışmanların ve senatörlerin serbestçe konuşmasına izin vermekten ibarettir. Bu arada Marcus Aurelius meşhur Gladyatör filminin başlarında görünen ve film boyunca adı geçen imparatordur. Elbette film kurmacadır. Commodus öldürülmüştür ama arenada öldürülmemiştir. Marcus Aurelius öldürülmemiştir ama muhtemelen Viyana yakınlarında seferde eceliyle ölmüştür. Commodus ise zehirlenmiş ve kurtulunca yatağında boğulmuştu. Ancak 12 yıl hüküm süren Commodus’un zaman zaman arenaya çıkmaktan ve halkın önünde ayarlanmış dövüş gösterileri yapmaktan hoşlandığı yazılmaktadır. Oldukça tuhaf olan bu durum “sirkin” politik işleviyle bağlantılı olabileceği gibi kişisel bir tutkudan ibaret de olabilir. Delilik olarak görülen şey Commodus’un iki komplodan kurtulduktan sonra bir kült yaratarak –bu vakada Hercules kültü- güç kazanma çabası olabilir miydi? Bilmiyorum.

Dönemin siyasi kültürüyle veya konjonktürüyle ilgili mi? İmparatorun kölelerin dövüştürüldüğü arenada pleblerin önüne çıkarak ne kadar cengâver olduğunu göstermeyi denemesi populace’den destek almaya çalışmasıyla ilişkilendirilebilirse siyasal analiz açısından hoş olacaktır. Bu, dövüşlerin ‘ayarlanmış olmasıyla’ çelişmeyebilir çünkü Veyne bize mitlere inanmanın değişik biçimleri olabileceğini göstermiş bulunuyor. Mite inanmak inanılanın kelimesi kelimesine doğru olduğuna inanmayı gerektirmeyebilir. İmparator “hakikaten dövüşmese dahi” sergilediği davranışla/simülasyonla mit yaratabilir. Özellikle circenses, panem ile destekleniyorsa. Ekmek dağıtılıyorsa gösterinin sahiciliğine inanmak daha kolay olur.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Siyasi mitler 23 Nisan 2024
Rerum Novarum 16 Nisan 2024
Cumhuriyetçilik 02 Nisan 2024
Fayda ve emek-değer 26 Mart 2024
Stalin’in arabaları 20 Şubat 2024