Sevimli hayvanları sevimsizleştirmeyin

Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ

Ataköy’de bir dairede oturuyorduk. Çalışma hayatımızdaki yoğun yıllardı. Evden erken saatlerde çıkıyor ve geç saatlerde dönüyorduk. Eve dönüyorduk, ama sırtımızda günün yorgunluğu ile dönüyorduk. Eviniz, sığındığınız kaledir; kurallarını sizin koyduğunuz ve dinlenmek için geldiğiniz kaledir. Eve dönünce ne istersiniz? Her şeyden önce sessizlik, işyerinin ve trafiğin gürültüsü ile kafanız şişmiştir; onu sessizlikle tedavi edeceksinizdir. Biz de bunu istiyorduk... Ama üst kattaki komşumuzun “Doberman” köpeği buna izin vermiyordu. Özellikle evde olmadıkları geceler ve hafta sonları köpek havlıyordu. Hatta buna havlamak da denmez, bir saatten sonra ağlıyordu. Belli ki, eğitimli bir köpekti. İşemek ya da kakasını yapmak için dışarıya çıkmaya alışmıştı. Sahiplerinin eve gelmesi gecikince köpek havlamayı bırakıp ıstırap içinde ağlıyordu.

Bir gün üst kat koridorundan bir ses duydum. Kulak verince anladım ki, üst kattaki komşunun yanındaki daireden bir delikanlı köpek sahibine şikâyette bulunuyordu. Ben de delikanlıyı yalnız bırakmayayım diye üst kata çıkıp tartışmaya katılmak istedim. Köpek sahibi kadın ısrarla şunu söylüyordu “Benim köpeğim eğitimlidir, havlamaz”. Ben de “Hanımefendi, biz de alt katta oturuyoruz. Evet, köpeğiniz havlıyor. Ve geç saatlerde bırakın havlamayı adeta ağlıyor”. Kadın “Benim köpeğim havlamaz” dedi. Ben de “ Eğer köpeğiniz havlamıyorsa, o zaman burada çok iyi köpek taklidi yapan birisi var” dedim.

Hayvanlar ve ruh sağlığı

Köpeğin havlaması rahatsız edebilir. Ama sahiplerine önemli katkıları olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Yalnız köpek değil, diğer hayvanların da insan sağlığına faydalı olduğu görülmüş.  Örneğin, bir Quaker hayırsever olan İngiliz William Tuke 18. yüzyılın ilk yıllarında ağır seviyede akıl hastaları için bir hastane yaptırmış. Hastane bahçesini de tavşandan, martıya, baykuşa ve kümes hayvanlarına kadar çeşitli hayvanlarla doldurmuş. Hastaların ruh sağlıklarında olumlu gelişmeler olduğu gözlemlenmiş. Ve 19. yüzyıl boyunca da İngiltere’ deki akıl hastaneleri bu amaçla hayvanları hep kullanmış. British Charity Commissioners, koyun, tavşan, maymun ve bazı evcil hayvanları daha rahatlatıcı ve çekici bir atmosfer için akıl hastanelerine tavsiye etmiş.  Florence Nightingale, “Notes on Nursing” (1880) isimli eserinde hasta odasında kuş bulundurmanın hastaları iyi hissettirdiğini belirtmiş.

Köpekler ve insan sağlığı

Köpek, daha yaygın bir evcil havyan olduğu için bu konuda daha çok bilimsel çalışma yapılmış. Köpek sahipliğinin bedensel ve ruhsal sağlığa katkısı yanında duygusal yönden da yararları saptanmış.

Bazen bir arkadaşınızı yanında köpeği ile görürsünüz. “Neler yapıyorsun?” sorunuza “Köpeği yürütüyorum işte” diye cevap verir ya. Ama aslında köpek onu yürütmektedir. Eğer köpeğiniz varsa onu karda kışta soğuk demeden, yazın sıcak demeden zorunlu olarak yürüteceksiniz. Eğer işe dalar da yürümeye çıkarmazsanız, gelir yanınıza çöker ve size manevi baskı koyar. O zaman olayı hatırlar yürümeye çıkarsınız. İşte günlük yürümeyi zorunlu olarak programınıza koydurur köpek. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki, köpek sahipliği kalp ve damar hastalığı riskini azaltıyor ve kişilerin ömrünü uzatıyor. Köpek sahipliğinin kişilerin tansiyonlarına ve kolesterol seviyelerine de olumlu yönde etki ettiği görülmüş. Bir köpeğin tüylerini 10 dakika okşamanın kişinin cortisol (Stres hormonu) seviyesini, dolayısıyla stresini düşürüp onu sakinleştirdiği saptanmış. Her günkü fiziksel aktivite kişinin kilosunu da kontrol altına almasına yardımcı oluyor.

Köpek sahipliğinin ruh sağlığına da katkısı yadsınamayacak düzeyde. Evinizdeki bir can yoldaşı depresyona girme riskini azaltıyor. Karşınızda sessizce durup size hep itaat eden bir canlı varlık stres ve endişe duygularınızı kontrol altına almanıza yardımcı olabilir. Köpek, sosyalleşmenize de yardımcı olabilir. Sizinle aynı zevki paylaşan birisi ile tanışmanıza ve arkadaş olmanıza neden olabilir. Örneğin, bir arkadaşımın kızı parkta köpeğini dolaştırırken yine köpek sahibi birisi ile tanışmıştı; şimdi mutlu bir evlilikleri var.

Köpek sahipliğinin kişinin duygusal dünyasına da yararı var. Köpekler, sahipleri ile sıkı duygusal bağlar kurar ve karşılıksız sevgiyi hissettirir. Bu da onları daha dışa dönük ve dost canlısı yapar. Köpekler, sahiplerinin merhamet ve şefkat duygularının daha da gelişmesine neden olurlar.

Köpek sahiplerinin sorumsuzluğu 

Yukarda sıraladıklarım, köpek sahipliğinin olumlu yönleri. Ama her güzelin bir kusuru oluyor.  Havlama ile komşuları rahatsız etmeleri bir olumsuz yön. Bir diğeri de sokaklarda gördüğümüz köpek pislikleri. Sahipsiz köpekleri bir tarafa bırakırsak bazı köpek sahiplerinin sorumsuzluğu sonucu sokaklar köpek kakası ile dolabiliyor. Tuvaletlerde pisuarlara sigara izmariti atılmasına karşı Amerika’da bir tuvalette şöyle bir yazı görmüştüm “Lütfen pisuarlara sigara izmariti atmayın. Biz sizin kül tablalarınıza işiyor muyuz?” Buna benzer bir yazıyı köpek sahipleri için asmalı. “Lütfen köpeğinizin dışkısına sahip çıkın. Biz sizin evinize gelip sıçıyor muyuz?”

Beziers, Fransa’nın güneyinde 75 bin nüfuslu bir kasaba. Belediye Başkanı sokaklardaki köpek pisliğine savaş açmış. Sokaklardaki pisliğin temizlenmesi için yılda 80 bin Euro harcıyorlarmış. Köpeklerinin pisliğini yerden almayanlara 120 Euro ceza kesiliyormuş. Bunun için sokaklarda devriye gezdirmeye başlamışlar. Devriye varken köpek sahipleri köpeklerinin kakalarını topluyorlarmış. Ama çevrede kimse yoksa pisliği yerden almadan yürüyorlarmış. Caddeleri, sokakları gözleyen kameralardan böyle durumları saptayıp hoparlörden bu kişileri uyaran yayın yapılıyormuş. Bu da yetmemiş. Pisliği yapan köpeği bulmayı sağlamak için köpeklerin DNA kayıtlarını tutmaya başlamışlar. Buna benzer uygulamalar Tel Aviv (İsrail), Valencia (İspanya) ve Londra’nın bazı bölgeleri için uygulanmış. Ayrıca Florida’daki (ABD) bazı sitelerde köpek sahiplerinden hayvanlarının DNA örnekleri isteniyormuş. (Daha yabancı sayısından tam emin olunamayan bir ülkede köpeklerin DNA kaydı şimdilik bir fantezi; ama bir örnek olarak verdim.)

Sonuç

Winston Churchill, bir siyasetçiyi tanımlarken şöyle demişti “Sadakati dışında tam bir köpek”.  Bu tanım bizde de bazı siyasetçi, gazeteci ve medya mensubu için de geçerli olabilir mi bilmiyorum. Bildiğim bir gerçek var; köpekler hem sadık hem de sevimli hayvanlardır. Ancak sonuçta bir hayvandır. Onların sorumluluğu, sahiplerine aittir. 

Sahipleri, köpekleri ile derin duygusal bağlılık kuruyorlar, onları seviyorlar. Hatta bir evlat gibi “Oğlum, kızım” diye hitap edebiliyorlar. Ama herkesten aynı sevgiyi, ilgiyi bekleyemezler. Hatta bazılarının da bırakın sevgiyi, köpekten ödleri kopuyor. Sahiplerin anlayışlı olması; köpeklerinin havlama ya da dışkıları ile çevreyi rahatsız etmelerine izin vermemeleri gerekir.

Hayvan, dolayısıyla insan sevgisi küçükken öğrenilir. “Hayvan sevgisini aşılama” hedefi eğitim sistemimize konulmalıdır. “Hocam,  her şey bitti, hayvan sevgisi mi kaldı?” demeyin. Toplumumuzda tedavi etmemiz gereken dertlerin başında “Sevgisizlik" gelmektedir.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir banka ve yalnızlık 09 Temmuz 2024
Bir hatır meselesi 02 Temmuz 2024
Bir yolculuk 21 Mayıs 2024
Bir insanlık borcu 30 Nisan 2024
Genç işsizliği 23 Nisan 2024