Tekstil endüstrisindeki markalar sürdürülebilir üretimde ne kadar samimi?

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Öğr. Gör. Neslihan Tokat Ozan

T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi

Yakın geçmişte bir farkındalık, toplumsal fayda olarak ele alınan sürdürülebilirlik bugünün dünyasında, gerek yarattığımız çevresel tahribatların sonuçlarını somut olarak görüyor olduğumuz, gerek AB Yeşil Mutabakatı gerekse Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası alanda yaşanan gelişmeler sonucu bir odak, bir zorunluluk oluşturmakta. Ve iş modellerini köklü bir dönüşüme yönlendirmektedir. Tekstil endüstrisi için ise sürdürülebilirlik bir dönüşümden öte yepyeni bir yapı, yeni üretim ve işletme modeli oluşturmaktadır. Bu yapının oluşturulması ise büyük yatırımlar gerektiren bir süreçtir. Yaşanılan enerji krizi ve artan enerji maliyetleri ise işletmeler için bu sürecin önlerindeki en büyük bariyeri oluşturmaktadır. Sürdürülebilirlik adımlarını yıllar öncesinde atmış olan işletmeler bu durumu hızlı adapte olup çözümler üretebilseler de bugüne kadar hızlı moda markalarına üretim yapan küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu sürece adapte olabilmeleri güçleşmektedir. İşletmelerin şu anki üretiminde fosil yakıtların kullanılmasının sürdürülebilirliğe uygun olmayışı ve enerji giderlerinin işletmeler için çok yüksek maliyetlere sebep olması özelliklede fast fashion öncü markalarının bu konudaki talepleri, tekstil işletmelerini dar bir boğaza götürmektedir. Peki, bu problemi çözmenin yolu üreticisi olduğumuz markaların yani müşterilerimizin tüm taleplerine cevap vermek için büyük tavizler vermek ya da neredeyse zararına üretime devam etmek mi olmalı?

Markaların sürdürülebilirlik adına talep ettiği koşulları sağlayamadığımız takdirde üretimi Bangladeş Çin, Hindistan, Pakistan gibi ülkelere yönlendirmesi durumunda bu ülkelerdeki üretimin daha uygun fiyatlı olmasını sağlayan faktör sürdürülebilirlik kavramı ile ne kadar örtüşmekte? Ya da üretimi Macaristan, Portekiz Polonya gibi Avrupa ülkelerine yönlendirmesiyle sağlayacağı sürdürlebilir üretimde talep ettiği maliyetleri sağlanabilecek mi?

Bunun yanı sıra üretimlerinin %30unua yakınını gerçekleştirdiğimiz fast fashion markalarının müşterileri, yani nihai tüketiciler; ürünün üretiminde kömür üretimini sorguluyor ama kaç bin adet üretilip tüketildiğini gerçekten sorgulamıyor mu? Bangladeş te bir ürün üretmenin ucuz olmasının altında yatan en büyük etkenin kötü çalışma koşulları ve adil olmayan ticaret yapısı olduğunu sorgulamıyor olabilir mi?

Tüm bunların temelinde ise daha derin bir soru yer alıyor aslında. Sürdürülebilirliği gönülden isteyen tüketici grup bizim üretimini gerçekleştirdiğimiz markalardan ne talep ediyor, neyi sorguluyor? Bir yandan milyon adet üretimlerle fast fashion a devam eden bir marka bir yandan da sürdürülebilirliği destekleyebilir mi?

Ayrıca dünyadaki tekstil Endüstrisini korumanın tek yolu büyük adetli ürünler üretmek mi? Sürdürülebilirlik çok adetli üretimlerin verdiği ekonojik ve ekonomik sorunlara odaklanmıyor mu, yani döngüsel iş modeline geçmemiz gerekmesinin sebebi sürdürülebilirlik değil miydi?

Belki de bu sorulara vereceğimiz samimi cevaplar hem müşterimiz olan büyük markalara nasıl bir duruş sergilememiz gerektiğini hem de çözüm için daha samimi yollar olabileceğini gösterebilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Vizyon tuzağı 19 Nisan 2024
Lityum arzı 16 Nisan 2024