“İkinci yüzyılda yeni strateji ve yaklaşımlara ihtiyaç var”

İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi’nin 3. günü konuşmacıları, ikinci yüzyılın iktisadının yalnızca yeni bir hayat üzerine değil, yeni bir ahlak anlayışı üzerine de inşa edilmesi gerektiğine dikkat çektiler.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

NİHAT DELİBAŞI- DUYGU GÖKSU / İZMİR

İzmir’de devam eden İkinci Yüzyılın İktisat Kongresi, “Yürüyüşe Davet” başlığıyla düzenlenen üçüncü gün oturumlarıyla devam etti. İkinci yüzyılın demokrasinin tüm unsurları ile hayata geçirildiği bir dönem olması çağrısında bulunan konuşmacılar, Türkiye’nin dünya ekonomisinden aldığı payı artırmak için yeni strateji ve yaklaşımlara ihtiyaç olduğuna dikkat çektiler.

Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde Özlem Gürses’in sunumuyla yapılan oturumların ilk konuşmacısı olan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şevket Pamuk, ilk 100 yılda gelinen yolun küçümsenmemesini isteyerek, “Ama bugün iktisadi ilerleme için çok büyük sorunlarımız var. Türkiye ekonomisinin en önemli sorunu bir hukuk devletinin olmayışıdır. 100 yıl önce İzmir’de İktisat Kongresi, Türkiye ekonomisi için yeni kurallar oluşturmak için yola çıktı. Bu yüzyılda yeni kurallara şeffaflığa ve hukuk devletine ihtiyacımız var. Umarım 2. Yüzyıl kongresi buna zemin hazırlar, düşündüğümüz şeyler gerçek olur” dedi.

İklim krizi ve göç tehdidi

Bielefeld Üniversitesi’nden sosyolog Prof. Dr. Thomas Faist çevrimiçi bağlandığı kongrede iklim krizinin yarattığı göç ve bunun etkisi ile ortaya çıkan çatışma riskine dikkat çekti. Gelecekte göçün geri dönülemeyecek bir noktaya geleceğini savunan Faist, “Göçü alan ülkelerde bir ikilem ve döngü ortaya çıkıyor. Göçmenler sanki kurbanlar gibi görünüyor. Sosyal bilimlerin iklim değişikliğinde verimli bir biçimde kullanılması gerek” diye konuştu.

Boğaziçi Üniversitesi Modern Türkiye Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu da, “1923 ile 2023 Sonrasına Yürümek” başlıklı konuşmasında 100 yıl önce gerçekleşen kongre ile İzmir’in geleceğin Türkiye’sinin ufku ve umudunun önünü açtığını belirtti. Karaömerlioğlu, “İkinci yüzyıl iktisadı yalnızca yeni bir hayat üzerine değil yeni bir ahlak anlayışı üzerine de inşa edilmeli” dedi.

ESİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Sıtkı Şükürer, sunumunda eskinin kadim kültürü ile Cumhuriyetin kültürü birbirine eklemlendiğini belirterek son 20 yılda rövanşist bir süreç yaşandığına dikkat çekti. Şükürer, “Cumhuriyetin 2. yüzyılı demokrasinin gerçek anlamda yürüyüşe geçtiği anlar olmalı. Tüm kurum ve kurallarıyla işleyen bir demokrasi bu ülke insanının hakkıdır. Beklentimiz, demokrasinin ılık güneşi bizlerin olduğu kadar bizleri yönetecek olanların da idrakine sinmiş olsun” dedi.

Girişimlerin önündeki engelleri kaldırmalı

“Bilim toplumu olmak ya da olmamak” başlıklı sunumunda yeni çıkan bilgisayar programları ve yapay zeka teknolojilerinin yarattığı değişim etkisine dikkat çeken Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Cem Say, “Boğaziçi öğrencileri ‘Yemek Sepeti’, oyun şirketi ‘Peak’, ‘Getir’ gibi markaları yarattı.

‘Ekşi Sözlük’ Amerika’da kurulsaydı eğer Facebook olurdu çünkü Facebook’tan önce kuruldu ancak Türkiye’de kapatılma kararı alındı. Engellendi. Teknolojide yabancı ülkelerden bizi ayıran en önemli nokta erişim kısıtlaması. Türkiye’nin önünde bir seçim var ama bilim toplumu olup bilimin dediğini mi yapacağız ya da öbür türlüsünü mü yapacağız? Seçim bizim elimizde” diye konuştu.

Girişimcilik başarıyı getirecek anahtar

Gelecek Partisi Ekonomi Politikaları Başkanı Kerim Rota servet dağılımındaki adaletsizliğe vurgu yaptığı konuşmasında son yıllardaki gayrimenkul değerler patlamasına dikkat çekti. Güven unsuru azaldıkça yatırımları finanse edecek tasarruf imkanlarının azaldığını ifade eden Rota, “Enflasyonla mücadeleyi ciddiye almak gerekiyor” dedi.

ESİAD Ekonomi Gözlem Grubu Başkanı ve ekonomist Muhittin Bilget ise 1980- 2021 arasında geçen sürede Dünya ve Türkiye ekonomisinin gelişimini karşılaştırarak ülkemizin dünya ekonomisinden aldığı payı artırmak için yeni strateji ve yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu söyledi. EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, Türkiye’nin girişimcilik yolculuğunun 1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar, milli burjuvaziyi, başka bir ifadeyle ulusal girişimcileri oluşturma hedefiyle başladığını hatırlattı. Bugün gelinen noktada girişimciliği yeniden hakim kılmanın zorunluluğuna dikkat çeken Yelkenbiçer, girişimciliğin âdeta bir “memleket meselesi” olduğunu vurguladı.

“Kongrede alınan tüm kararların takipçisi olacağız”

Kongrenin Paydaş Gruplar Buluşmaları öncesinde basın toplantısı yapan İzmir Büyükşehir Belediye Bakanı Tunç Soyer, her sene kongrede verilen kararların, ilkelerin takibini sağlayacak buluşmalar gerçekleştireceklerini söyledi.

Dünyanın her yerinden çok kıymetli katılımların olduğunu ve yapılan tüm sunumların son gün yapılacak toplantıya nihai sonuca yol göstereceğini ifade eden Soyer, “Bugünün siyasal ikliminde bugünün siyasal sorunlarına çözüm aramak için değil, geleceğin Türkiye’sini inşa etmek için yapılan bir kongre bu. Sadece siyasilerin verdiği kararlarla şekillenen bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Kongre 21 Mart 2023 günü son bulmayacak, aksine her sene bu kongrenin verdiği kararların, tespit ettiği ilkelerin takibini sağlayacak buluşmaları gerçekleştirmeye karar verdik. Alınan kararların sonuna kadar takipçisi olacağız. Daha adil, daha müreffeh, daha özgür ve daha demokratik bir ülke kurmak için bu iktisat kongresi aydınlatıcı bir rol üstleniyor” dedi.