Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu: Bütün dünya, Türkiye’ye ‘Japon ev hanımı’nın gözüyle bakıyor

Önemli bir gündem haline gelen carry trade’in, kur politikasının netleşmemesinden kaynaklanan bir tablo olduğunu belirten Topkapı Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, “Bir zamanlar çok konuşuyorduk, ‘Japon ev hanımları bile fırsat gördü, Türkiye’ye geliyor’ diye . Şimdi bütün dünya,  hem yerli hem de yabancı yatırımcı, Türkiye’ye Japon ev hanımının gözüyle bakıyor” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu: Bütün dünya, Türkiye’ye ‘Japon ev hanımı’nın gözüyle bakıyor

İLHAN DUMAN

Nasıl Bir Ekonomi TV’de, Ekonomi Masası’nın konuğu olan altın ve para piyasaları uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk, Topkapı Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve EKONOMİ Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ve Yatırım Finansman Direktörü Dr. Nuri Sevgen,  piyasaları değerlendirdi.

Altın fiyatlarında geri çekilme olduğunu ifade eden Mehmet Ali Yıldırımtürk, yurt içi ve yurt dışı fiyat makasının da daraldığı bu dönemde alım fırsatı olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da  carry trade konusuna değinerek, özellikle beklentilerin bir tarafa doğru çok yoğunlaşmasından gelen bir sonuç olduğunu ifade etti. Aslanoğlu, “Bütün dünya,  hem yerli hem de yabancı yatırımcı, Türkiye’ye Japon ev hanımının gözüyle bakıyor. Bir zamanlar çok konuşuyorduk, “Japon ev hanımları bile fırsat gördü, Türkiye’ye geliyor” diye. Şimdi neredeyse herkes aynı gözle bakıyor” yorumunu yaptı.

Dr. Nuri Sevgen ise Merkez Bankası’nın 50 milyar dolarlık döviz almasının, piyasaya 1 trilyon liranın üzerinde TL girdiği anlamına geldiğinin altını çizerek, “Piyasadaki 1 trilyon TL nereye gidiyor? Swaplar falan çözüldüğü için bu doğal olarak likidite boğuldu piyasada. Bu likidite fazlası borsaya yarar. Çünkü oradan bir miktar para geçişi olacaktır” diye konuştu.

ALTIN VE PARA PİYASALARI UZMANI MEHMET ALİ YILDIRIMTÜRK

Ons altın 2.350 dolara inebilir, ama her an 2.400 dolar seviyelerini görürüz

Pazar günü İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin vefatıyla yaşanan jeopolitik gerginlik, ons altın fiyatını bir anda 2.450 dolara çıkarmıştı. Fakat sonrasında kaza olduğuna dair açıklamalar, gerginliği biraz sınırladı ve yavaş yavaş fiyat aşağı gelmeye başladı. Dün akşam üzeri itibariyle Fed tutanaklarının açıklanmasıyla beraber altın bir miktar daha geriledi. Bu sabah da 2.473 dolar seviyesindeydi. Bu arada içeride döviz fiyatlarında da bir miktar geri çekilme olunca çarpan etkisiyle altın fiyatında miktar geri çekilme bizde de yansımasını buldu. Gram altın fiyatında dün itibariyle 2.500 TL seviyelerinden 2.480 TL seviyelerine doğru geri çekilme olduğunu gözledik. Bununla birlikte Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın açıklamarıyla faiz indiriminin daha erken olacağı beklentisi tabii ki daha fazlası gerilemeyi şu an sınırlıyor. Tahmin ediyorum daha önce de gördüğümüz 2.350 dolar seviyelerine inebilir ama her an 2.400 dolar seviyelerini tekrar görebiliriz.

Piyasalarda fiyat makası daraldı

İç piyasanın görünümü daha farklı. İçeride dolar/TL’de biraz zayıflık var. Serbest piyasa ile bankalar arasında fark var. Serbes piyasada dolar 10 kuruş,  Euro da 15 kuruş daha ucuz. Altın fiyatında da gerileme var.  Daha önce “Altında dış piyasa fiyatıyla iç piyasa fiyatlarında 5.500 dolar fark var. Bu fiyatlara yansıyor. Bunun önüne geçilmeli Altına uygulanan kotada iyileştirme yapılması lazım” diyorduk. Nitekim sesimiz duyuldu diye tahmin ediyorum. Burada bir iyileştirme oldu. Özellikle ihracat yapanların ihracat yaptığı dolar miktarı kadar altını Londra borsasına göre 10 dolar daha fazlasıyla verilmeye başlamıştı. Bunun biraz etkisi oldu. Biraz da altın alanların doyuma ulaştığı bir noktaya gelinmiş oldu. Şimdi bu farkın belirgin bir şekilde gerilediğini görüyoruz. Dış piyasayla iç piyasa arasında ons bazında 21 dolarlık bir fark var. Zaman zaman 10 dolara kadar gerilediği oluyor gün içinde. Bu 160 dolara kadar çıkmıştı. Kilogram bazında da 680 dolarlık fark var.

Bu arada serbest piyasayla bankalar arası piyasadaki fiyatta da makas kapandı. Bankalar arası piyasada da 2.456 TL altının gram fiyatı. Çarşıda da 2.475 TL seviyesinde. Orada da böyle bir geri çekilme oldu. Bu arada özellikle dikkatimi çeken bir şey daha var. Darphane’nin çıkardığı sertifika fiyatına baktığımızda da 2.445 TL seviyesinden işlem görüyordu dün itibariyle. Daha önceki dönemde sertifika daha pahalıydı. Bu biraz doyuma ulaşma veya borsada fiyatların yükselmesi nedeniyle riski varlıklarda satış getirmiş olabileceğine işaret ediyor.

Şu anki fiyatlar alım için fırsat

Müşteri davranışlarına baktığımız zaman altın alımları devam ediyor. Bu daha ziyade hem enflasyona karşı paranın değeri korumak amaçlı hem de biraz da bölgemizdeki jeopolitik gerginliklerin verdiği tedirginlikten kaynaklanıyor ama işlem hacimleri zayıf. Bir miktar satışların da olduğunu görüyoruz. Özellikle ev ve araba alımı için bir miktar satış geliyor. Ev alımları daha ziyade ikinci elde. Artık fiyatlar da durma noktasına geldiği için ihtiyaç karşılığı bu alımlar söz konusu. Bu nedenle de altın fiyatındaki gerileme arz tarafının genişlemesinden kaynaklanıyor. Böyle bir görünüm var ama ben bunun çok uzun süreli olacağı kanaatinde değilim. Mayıs ayı itibariyle böyle devam edebilir ama hazirana geldiğimiz zaman Avrupa’da faiz indirim beklentisi, Amerika'dan gelecek ekonomik veriler ve jeopolitik gerginlikler ons altının fiyatına yansıyacaktır diye düşünüyorum. Dolayısıyla bunu bir alım fırsatı olarak değerlendirmek daha doğru. Dış piyasayla iç piyasa arasındaki farkın böyle sürmesi de alım fırsatı için uygun. Dolayısıyla ben düğün mevsimi de başladığı zaman altının biraz daha talepli olacağını, düğün için alışveriş yapacak olanlar için şu anda bir alım fırsatı olduğu kanaatindeyim.

Gram altın açısından her halükarda çok yakın bir zamanda 2.750 TL, ağustos ortalarında da 3.000 TL seviyelerini görebiliriz. Ons bazında ise 2.500 dolar geçildikten sonra 2.700 ve bazılarına göre de 3.000 dolar seviyeleri telaffuz ediliyor. Ama ben 2.700 dolar olur diyen taraftayım. Ama dolar/TL’deki sakinliğin özellikle eylül ayından itibaren tekrar hareketleneceğini ve 42-45 TL seviyelerin sene sonu itibariyle görülebileceğini düşünüyorum. Bunun da çarpan etkisiyle 24 ayar altının gram fiyatını sene sonunda 3.750 TL seviyesine taşıyabileceği düşüncesindeyim.

TOPKAPI ÜNİVERSİTESİ REKTÖR YARDIMCISI VE EKONOMİ GAZETESİ YAZARI PROF. DR. ERHAN ASLANOĞLU

Likiditeden kaynaklanan tutarsızlığın önüne geçecek adımlara ihtiyaç var

Parasal aktarım mekanizmasının, yani politika faizinin mevduat kredi faizlerine aktarılmasının, üretim, yatırım ve tasarım kararlarını etkilemesi gerekiyor. Biz son 6-7 aydır Merkez Bankası faiz artırsa bile mevduat faizlerinde zaman zaman gerileme gördük. Sonra Merkez Bankası faiz artırdı. Bir yukarı doğru hareketlenme gördük. Aktarım mekanizmasında zamanlar arasında çok da tutarlı olmayan geçişler görüyoruz. Tabii bunun bir kısmı Merkez Bankası’nın kontrolünde olamıyor. Piyasa mekanizmasının yansıması da oluyor. Ama sonuç olarak borsadaki hareketleri etkiliyor. Tasarruf davranışını etkilemeye başlar. Tüketimi tekrar tetikleyebilir. Yani aktarım mekanizmasının iyi ve tutarlı bir şekilde çalışması gerekiyor. 2 ay yukarı 2 ay aşağı çok hızla 8-9 puanlık iniş çıkışlar tasarruf sahibinin “TL’de kalsam ne olur? Dövize geçsem, dövizden çıksam ne olur? Borsaya gitsem ne olur?” diyerek, sürekli kafa yormasını gerektiren ve eninde sonunda kendisi açısından da tutarlı ya da kalıcı bir davranışı bir süreliğine de olsa engelleyen bir durum çıkar. Bu açıdan bu bir sıkıntı bence.  En kritik dönemdeyiz. Talebin yavaşlaması, servet etkisinin kontrol edilmesi gereken bir dönemdeyiz. O açıdan likiditeden kaynaklanan para politikasındaki tutarsızlığın önüne geçecek adımlara kesinlikle ihtiyaç var. Çünkü para politikasının bir ayağı, paranın fiyatı olan faizse bir ayağı da paranın miktarıdır. Yani likiditedir. Merkez bankaları bilançosunun yüzde 50 gücü var para politikasının etkinliği anlamında. Son derece önemli ve zayıflatıyor. En güçlü olması gereken dönemde zayıflatması bence ciddi bir sıkıntı gibi gözüküyor.

Kur politikasında çok belirsizlik var

Carry trade, kur politikamızın netleşmemesinden kaynaklanan bir tablo. Hatta özellikle beklentilerin bir tarafa doğru çok yoğunlaşmasından gelen bir sonuç.  Bütün dünya,  hem yerli hem de yabancı yatırımcı Türkiye’ye Japon ev hanımının gözüyle bakıyor. Bir zamanlar çok konuşuyorduk, “Japon ev hanımları bile fırsat gördü, Türkiye’ye geliyor” diye. Şimdi neredeyse herkes aynı gözle bakıyor. Trader nasıl bakar? Kur böyle yatay kalacaksa, yüzde 45-50 getiri olan bir ülkede 100 doları, 100 Euro'yu bozar. Yüzde 45-50 parayı kazanır. “Nasıl olsa kazandım” diyerek herhalde beklemez. Kur sürekli burada kalmayacak beklentisiyle geldiği hızla gidebilir. O yüzden Türkiye ekonomisinde kur şokları istemiyorsak yönetmemiz gereken bir tablo bu.  O yüzden kur politikamızın çok netleşmesi gerekiyor. Türkiye'de “hiç dövizimi bozmam” diyenlerin bile döviz bozmaya başladığını duyuyoruz. Ama bu ilelebet sürecek bir tavır anlamına gelmeyecektir. Yani herkes biraz trader gözüyle bakıyor. “Böyle bir fırsat varsa bunu değerlendireyim” gözüyle bakıyor o açıdan en az ihtiyacımız olan volatilitenin, kur şokunun, yani kurun kontrolümüz dışında kısa sürede daha güçlü artışlarının,  enflasyon beklentilerinin tam giderilemediği bir ortamda daha da olumsuz etkileri olabilir. Para politikamız aşağı yukarı daha net. Maliye politikamız henüz net değil ama netleşme yönünde emareler veriyor.  Yeterince güçlü bir tasarruf eğilimi yok ama vergi politikası, kayıt dışılık önlemleri gibi bir takım adımların geleceğini görüyoruz.  Buna karşın kur politikamızda çok belirsizlik var. Net değil ve verilen mesajlar şu anda carry trade’i çok destekleyen bir nitelikle. Bu da sakıncaları beraberinde getiriyor diye düşünüyorum.

YATIRIM FİNANSMAN DİREKTÖRÜ DR. NURİ SEVGEN

Piyasa, fonlama ortalamasını 800 baz puan düşürmüş durumda

Dün akşam itibariyle Merkez Bankası'na gecelik olarak verilen para miktarı 516 milyar TL’ye çıktı. 16 milyar dolara karşılık geliyor. TLREF de 47’ler civarına geldi. Tabii bu TLREF, özellikle fon ya da mevduat yapanlar için yüzde 7,5’ de stopaja tabi olduğu için yüzde 44-45 faizimiz var. “Merkez bankası faiz artıracak mı?” diye sorarken piyasa, 10 Mayıs'tan önce yüzde 53 olan fonlama ortalamasını şu anda 800 baz puan düşürmüş. Politika faizi ise hâlâ yüzde 50 ama piyasada çok fazla likidite var. Rezervlerde 50 milyar dolarlık artış oldu. 50 milyar dolar aldığı için piyasaya 1 trilyon liranın üzerinde TL verdi. Piyasadaki 1 trilyon TL nereye gidiyor? Swaplar falan çözüldüğü için bu doğal olarak likidite boğuldu piyasada. Bu likidite fazlası borsaya yarar eğer orada bir şey olmaz. Çünkü oradan bir miktar para geçişi olacaktır. Gerçi mevduat sahipleri çok nadir şekilde borsaya gelir. Ama piyasada olup da “faizler yüksek bir miktarını nakitte tutayım, fonlarda tutayım” diyenlerde çözülmeler başladı. Böyle giderse bu çözülmeler artacaktır önümüzdeki dönemde.