Erdoğan: Bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız

TSK'nın kimyasal silah kullandığı iddiasıyla ilgili, "Bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız. Hem tazminat hem ağır ceza davaları açarak üzerine üzerine gideceğiz." diyen Erdoğan, "TSK'nın bugüne kadar kimyasal silah kullanmak gibi taksiratı yoktur. Bütün adımlarını uluslararası hukuk çerçevesinde atmıştır, atmaya da devam edecektir." ifadelerini kullandı.

AA
YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Erdoğan: Bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilere değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Azerbaycan'ın Zengilan ve Cebrayıl şehirlerine gerçekleştirdikleri çalışma ziyaretini başarıyla tamamladıklarını belirten Erdoğan, Zengilan Uluslararası Havalimanı'nın açılışını Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile gerçekleştirdiklerini anımsattı.

Son derece önemli bir konumda bulunan Zengilan'da yapımı tamamlanan havalimanının sadece Azerbaycan için değil tüm bölge için önemli bir katma değer teşkil edeceğini dile getiren Erdoğan, "Bölgenin dünya ile bağlantısının yeniden tesisi ve ulaştırma hatlarının kuvvetlendirilmesi, stratejik hamlelerdir. İnşallah bu atılımları seneye Laçın Havalimanı'nı da hizmete açarak taçlandıracağız." diye konuştu.

Karabağ Cebrayıl Orman Eğitim Merkezi ve Fidanlığı'nın temelini attıklarını, Zengilan Akıllı Tarım Köyü Projesi'nin ilk etabının açılışını yaptıklarını, Dost Agropark'ın temelini ise geçen sene attıklarını hatırlatan Erdoğan, organik tarım ve hayvancılığın yanı sıra gıda işleme faaliyetlerinin de yapılacağı bu modern tesisin, kırsal kalkınma çalışmalarına büyük katkı sağlayacağını söyledi.

Azerbaycan'ın işgalden kurtarılan topraklarında başlattığı imar ve kalkınma hamlelerini süratle devam ettirdiğinin altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geçen sene Şuşa ve Fuzuli'yi ziyaret ettiğimizde, azat edilen topraklardaki çalışmaları yerinde incelemiştik. Bir yıl sonra Karabağ'ın geldiği noktayı görmek, günden güne gelişimine şahit olmak, doğrusu beni son derece mutlu etti. Bu projelerde kurumlarımızın ve Türk şirketlerinin payının olması bizler için ayrı bir iftihar kaynağıdır. Bu vesileyle başta İlham kardeşim olmak üzere, tüm Azerbaycan halkını bir kez daha tebrik ediyorum. Azerbaycan'ın yatırım hamleleriyle Karabağ'ın kısa süre içinde bölgenin parlayan yıldızı olacağına inanıyorum."

Ziyarette Aliyev ile görüşmesinde ikili ilişkileri, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele aldıklarını anlatan Erdoğan, şunları paylaştı:

"Güney Kafkasya'ya yönelik ortak vizyonumuzun barış, istikrar ve kalkınma temelinde inşa edildiğini bir kez daha teyit ettik. Sınırların belirlenmesi, Nahçıvan ve Azerbaycan'ın batı bölgeleri arasındaki bağlantı yolunun açılması ve barış anlaşmasının imzalanması, bölgenin normalleşmesi için mühim adımları teşkil edecektir. Büyük bedeller ödenerek, uzun yıllar sonra bölgede kalıcı barış şansı yakalanmıştır. Biz, tüm samimiyetimizle Ermenistan'ın bu tarihi fırsatı değerlendirmesini bekliyoruz. Azerbaycan-Ermenistan müzakerelerindeki ilerlemenin, Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine de müspet katkı yapacağı şüphesizdir. Kardeş Azerbaycan ile iş birliğimizi 'tek millet iki devlet' şiarıyla her alanda daha da güçlendirmekte kararlıyız. Ziyaretimin sadece ikili ilişkilerimiz bakımından değil tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum."

"8 milyon ton tahıl dünya piyasalarına arz edildi"

Tahıl anlaşması süresinin, gelecek ay dolacağı hatırlatılarak, "Siz hem Sayın Putin ile hem Sayın Zelenskiy ile konuyu görüşüyorsunuz. Bu süreyi uzatma noktasında Rus tarafından net bir yanıt aldınız mı? Sahadaki son gelişmelere baktığınız zaman anlaşmanın devam edip etmeme noktasında bir endişe taşıyor musunuz" sorusu üzerine Erdoğan, Karadeniz tahıl koridoru inisiyatifi kapsamında, 20 Ekim 2022 itibarıyla 363 gemi ile 8 milyon ton tahıl ve diğer gıda ürünlerinin dünya piyasalarına arz edildiğine dikkati çekti.

Ukrayna limanlarından yapılan sevkiyatın, yüzde 62'sinin Avrupa, yüzde 19,5'inin Asya, yüzde 13'ünün Afrika, yüzde 5,3'ünün Orta Doğu ülkelerine ulaştığını belirten Erdoğan, en az gelişmiş ülkelere ise 454 bin 626 ton buğday sevk edildiğini, bunun miktarın sadece yüzde 5,7'sine karşılık geldiğini aktardı.

Ürün olarak mısır, buğday, ayçiçeği yağı, kolza tohumu ve ayçiçeği küspesinin öne çıktığını ifade eden Erdoğan, bu ürünlerin toplam içindeki payının yüzde 96 civarında olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sevkiyat anlaşmasını uzatma noktasında herhangi bir mani söz konusu değil. Dün akşam Zelenskiy ile yaptığım görüşmede de Sayın Putin ile yaptığım görüşmede de yine bunu gördüm. Ama bu arada herhangi bir tıkanma olursa aşmamıza mani bir hal de yok." değerlendirmesinde bulundu.

"Umutsuz değiliz"

"Putin ve Zelenskiy ile görüşebilen tek lider sizsiniz. Savaşı kalıcı olarak bitirmek için Türkiye ara buluculuğunda acaba bir masa kurulabilir mi" sorusu üzerine Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu konuyla ilgili ben Sayın Putin'in de şu anda geçmişe göre çok daha yumuşak, çok daha görüşmelere açık olduğunu gördüm. Önümüzdeki günlerde yapacağımız telefon diplomasisiyle bunların nereye varabileceğini her iki liderden de dinlemek suretiyle göreceğiz. Dün Zelenskiy ile yaptığım görüşmede onda da böyle bir tıkanmanın olmadığını, onun da bu işi aşmaktan yana olduğunu hissettim. Umutsuz değiliz. Temennimiz odur ki iki lideri de bir araya getirmek suretiyle yola barış için devam edelim. Çünkü her iki tarafın ciddi kayıpları oluyor. İnanıyorum ki barışın kaybedeni olmayacaktır."

Avrupa'da hayat pahalılığı ve enerji krizinin protestolara yol açtığı ifade edilerek, "Rusya'nın bir önerisi vardı transit enerji merkezi kurulması yönünde. Avrupa ile Türkiye'yi kıyasladığımız zaman Türkiye'nin bu sıkıntıdan uzak olduğunu, hatta çözüm üretme noktasında bir rol aldığını da görüyoruz. Hem bu transit enerji merkezi konusunda hem de Avrupalı muhataplarınızla konuştuğunuzda da onların Türkiye'den enerji konusunda beklentileri varsa o konuda değerlendirmelerinizi merak ediyorum." sözleri üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Bunlar, şu andan itibaren tabii ki Rusya'dan istedikleri anda istedikleri gibi doğal gaz temin edemiyorlar. Beklentileri nedir? Türkiye, bu işin 'hub'ı olursa Türkiye'den bu tür doğal gaz talepleri karşılık bulur mu, bulmaz mı; bunu gidermektir. Aynı şekilde tabii Azerbaycan'dan da yani TANAP'tan bu noktada doğal gaz talebinde bir temin olur mu olmaz mı? Bu konuda da İlham Aliyev kardeşimin olumlu baktığını görüyorum. Bunların değerlendirmesini yapıp ona göre de gelişen süreci değerlendirip adımlarımızı biz de atacağız."

"Planlandığı şekilde devam ediyor"

ABD'li Senatör Bob Menendez'in, Türkiye'yle ilgili F-16 tasarısına onay vermeyeceği yönündeki açıklaması hatırlatılarak, "Bir senatörün imzasıyla bu sürecin akamete uğraması mümkün mü? Ki sizin zaten hükümetler nezdinde görüşmeleriniz de sürüyor. Bir taraftan da Atina yönetiminin Türkiye'ye karşı sert söylemleri ortada. Atina ve Washington ittifakının ve dolayısıyla NATO üyesi Türkiye'ye karşı tavrının izahı nasıl yapılacak ileriki dönemde bu ülkeler tarafından" sorusu üzerine Erdoğan, F-16 ile ilgili çalışmaların geçen sene başlatıldığını ve şu anda da bu sürecin normal planlandığı şekilde devam ettiğini bildirdi.

Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanı Lloyd Austin'in de Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile görüşmelerinde yönetim olarak, bakanlık olarak, askeri olarak bunu desteklediklerini ifade ettiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Daha önce de Milli Savunma Bakanlığımız bu konuda üçü Türkiye'de biri Amerika'da olmak üzere heyetler arası dört toplantı yaptı. Prosedür devam ediyor. Bu Menendez gibi senatörlerin ifadeleri kendi şahsi görüşüdür, şahsi iddialarıdır; herhangi bir şekilde kurumsal bir durumu yansıtmıyor. Ayrıca bunların Yunanistan ile olan münasebetleri de ayrı bir inceleme konusu; niye bu kadar tarafgirler bu konuda? Yine geçtiğimiz günlerde NATO'daki Savunma Bakanları toplantısında Stoltenberg de bizzat bu konuda açık ve net bir şekilde tarafsızlığını ifade etti; F-16'ların Türkiye'ye verilmesinin sadece Türkiye için değil NATO için de önemli bir hadise olduğunu, Türkiye ne kadar güçlü ne kadar hazır olursa NATO'nun da ortalama değerinin bu şekilde yükseleceğini belirtti. Dolayısıyla biz, gelişmeleri, süreci yakından takip ediyoruz. Olumlu şekilde sonuçlanması için yapılacak ne varsa yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Fakat diğer taraftan da dünya pazarı geniş, dolayısıyla çeşitli çözümler de mevcut."

Tek başına Menendez'in karşı çıkmasının engel teşkil etmeyeceğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Herkes teklif verebilir ama yasa tasarısının Kongre'den geçmesi gerekir ki şu andaki atmosfer öyle değil. Yani bir kişinin karşı çıkmasıyla olmaz. Diğer taraftan yönetim de zaten olumlu istikamette gerekli adımları atıyor. Benim de son Amerika ziyaretimde Senato temsilcileriyle de Kongre temsilcileriyle de gayet olumlu bazı görüşmelerim oldu. Bu görüşmelerde, 'Ben bizzat Menendez ile de görüşeceğim' diyen senatörleri de gördüm ve Menendez'in bu yaklaşımlarını kabul etmediklerini gördüm. Dolayısıyla da burada bütün mesele Kongre'nin de Senato'nun da geneli itibarıyla nasıl bir tavır alacağıdır. Şu an itibarıyla yönetimin bakışı olumlu istikamette gelişiyor. Tabii bizim için tek çıkış yolu Amerika değildir. Gerektiğinde aynen S400'lerde olduğu gibi biz Amerika'nın dışında da alternatiflerle görüşüyoruz. Oralardan da bu işin temini yoluna gideriz. Elimizde bu tür alternatifler de var."

"Olumlu değerlendirmiyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Firari FETÖ'cülerin İsveç'teki lüks yaşamları gündemde. Türkiye'den NATO üyeliği için destek bekleyen İsveç'in haklarında 3'er kez müebbet istenen bu firarilere ev sahipliği yapmasını, onlara kucak açmasını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Tabii ki olumlu değerlendirmiyorum. Bu arada İsveç'in yeni başbakanı randevu talebinde bulundu. Arkadaşlarımıza 'randevu verin, gelsin' dedim. Ülkemizde kendisiyle bu konuları da görüşürüz. Bizim bu noktadaki düşüncemiz değişmedi. Bu tür cezai müeyyidelere çarptırılmış olan bu teröristleri bunların yakalayıp bize vermeleri lazım. Bunlar bize verilmediği sürece parlamento aşamasında bu iş yürümez. Şu andaki yeni başbakanın yaklaşım tarzı, terörle ve teröristlerle mücadeleden yanadır; 'bizim terörü ve teröristleri barındırmamamız gerekir' diye açıklamaları var. Bu konudaki samimiyetlerini de biz tabii yapacağımız görüşmeyle test etmiş olacağız. Onların da hayrına, tüm insanlığın da hayrına olacaktır. Bizim duruşumuz değişmez. Çünkü terörle mücadelede tavizsiziz ve taviz vermeye de asla niyetimiz yok."

Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Zirvesi'nin, 11 Kasım'da Özbekistan'ın Semerkant şehrinde yapılacağı anımsatılarak, "Bu bağlamda aslında tam bir yıl önce İstanbul'daki zirvede kritik bir mesaj vermiştiniz ve mesajınızda 'Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni aramızda görmeyi canıgönülden arzu ediyoruz' demiştiniz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gözlemci üye olarak katılacak, ancak daimi üyeliği için bir kapı aralanacak mı, bu zirveden böyle bir sonuç beklenir mi" sorusuna karşılık Erdoğan, şunları söyledi:

"Beklenmemesi için bir sebep yok. Katılan ülkeler, bizler için gerçekten olumlu sinyal vermesi gereken ülkeler. Yani Türk Devletleri Topluluğu olarak, burada yaptığımız ikili görüşmelerde her zaman şunu söylüyorlar, 'Türkiye bu konuda nasıl bir adım atarsa biz de tabii ki onun yanındayız'. Nitekim bugün İlham Aliyev kardeşimle de yaptığımız görüşmede yaklaşım buydu. Burada Türk Devletleri Topluluğu Zirvesi'nde tabii ki onu da çalışacağız ve Semerkant'ta alınması gereken en olumlu neticeyi de alacağız. Temennimiz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yönelik Birleşmiş Milletler'de yaptığımız açıklamalar istikametinde, Türk Devletleri liderleri olarak müşterek bir çalışmanın içerisine girmek."

İşgalden kurtarılan Karabağ'da Şuşa başta olmak üzere tarihi ve kültürel kimliği bulunan şehirlere kültürel ve turistik gezilerin ne zaman başlayacağının sorulması üzerine Erdoğan, Zengilan ve diğer havaalanı açılışlarıyla bu işin önünün açıldığını belirtti.

Şu anda buralarda yolların ve altyapıların bitirilmek üzere olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Öyle zannediyorum ki bir yıl içerisinde üstyapıların da bitirildiği andan itibaren Şuşa'ya ulaşım çok daha kolaylaşacak. İlham Bey önümüzdeki yıl buraya çok ciddi bir para ayıracaklarını söyledi. Türk müteahhit firmalarımız da 'Eğer planlar hayata geçirilirse biz burayı 1-1,5 yıl içerisinde bitiririz' diyorlar. Tabii kara yolları yanında demir yolları da var. Bunları bitirmekte kararlılar. Bunu bitirdikleri andan itibaren zaten Şuşa'nın yolu açılmış olacak. Gerek iç gerek dış turistlerle buralar hayata geçmiş olacak. Şuşa bu işin Azerbaycan'da en önemli çekim merkezi. Bu çekim merkezini bundan sonra İlham Bey, özellikle inanıyorum ki yapılacak otellerle filan çok daha cazip hale getirecek. Çünkü o noktada atılması gereken adımlar var. Fakat gerçekten Sayın Başkan durmuyor. İşte çok kısa zamanda yapılan tek katlı da olsa o binalarla buraya bir hareket getirdi. Ama Şuşa ile ilgili yapılacak olan otel yatırımları da orayı bir cazibe merkezi, bir çekim merkezi haline getirecektir. Biz de Şuşa'da başkonsolosluğu açıyoruz."

"Onların istismarına cevap yetiştirmeye de gerek yok"

İzmir Milletvekilli Mehmet Ali Çelebi'nin AK Parti'ye katılım töreninde Çelebi ile aralarındaki diyaloğun ardından gelen eleştirilerin sorulması üzerine Erdoğan, "Ben her zaman açık açık en az 3 çocuk diyorum zaten. Bu benim gizli bir politikam değil ki. Böyle bir şeyi hiçbir zaman gizlemedim zaten. Orada da söylediğim çok açık ama onların istismarı bitmez. Onların istismarına cevap yetiştirmeye de gerek yok." ifadesini kullandı.

"Hukuk içerisinde ne gerekiyorsa bunlara bunun hesabını orada soracağız"

Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürüttüğü operasyonlarla ilgili "Kimyasal silah kullanılıyor." iddiaları konusundaki soruya Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Bu konuyla ilgili arkadaşlarıma da söyledim ve Hulusi Paşa ile de bunu tekrar tekrar konuştuk. Arkadaşlar hemen süratle davaları açtılar ve bunun peşini kesinlikle bırakmayacağız. Hem tazminat hem ağır ceza davaları açarak üzerine üzerine gideceğiz. Silahlı Kuvvetlerimizin bugüne kadar kimyasal silah kullanmak gibi bir taksiratı yoktur. Attığı bütün adımları uluslararası hukuk neyi gerektiriyorsa bu çerçevede atmıştır ve bu çerçevede atmaya da devam edecektir. Bu, bunların namussuzluklarındandır, ahlaksızlıklarındandır. Bunlar ilk defa da bu iftiraları atıyor değiller. Bunlar densizdir, bunlar ahlaksızdır. Ordumuza hep attıkları çamur budur. Çamur at, tutmazsa iz bırakır diye düşünüyorlar. Bu komünizmin, komünistlerin de en önemli şiarıdır. Bunlar da onların artıkları olduğu için bu tür iftiraları her zaman atacaklardır. Biz de hukuk içerisinde ne gerekiyorsa bunlara bunun hesabını orada soracağız."

"O, bu işin çok acemisi"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Çık karşımıza, hodri meydan, aday ol." çağrısına canlı yayında tartışmaya davet ederek karşılık verdiğinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun, sağa sola topu atmakla işi kurtaramayacağını söyledi. Futbolu Kılıçdaroğlu'dan çok daha iyi bildiğini ifade eden Erdoğan, "O, bu işin çok acemisi. Kim kalede, kim orta sahada, kim geri dörtlüde veya kim forvette oynaması gerekir bunu bilmez. Lefter'i kaleci olarak tanıtan bir adamdan bir şey olmaz." dedi.

"Kendisi söyleyince gerçekten ben de şok oldum"

Kılıçdaroğlu'nun ABD ziyareti ile ilgili tartışmalar sürerken ABD'ye giden İYİ Parti heyetinden "Biz hamburger yemeye gelmedik." açıklaması yapıldığının hatırlatılması ve "Hem ziyaretleri hem de bu karşılıklı yorumları nasıl okuyorsunuz?" sorusunun yöneltilmesi üzerine Erdoğan, "Türkiye'de hamburgerci dükkanları filan bitmiş değil. Fakat yani bunu Kılıçdaroğlu'nun bizzat kendinden duymamış olsak ben bile 'Gerçekten böyle bir şey oldu mu?' derdim. Ama maalesef kendinden dinledik; yani bir benzin istasyonuna uğramışlar, orada bir hamburgerci dükkanı görünce orada yemişler. Bunu bizzat kendisi söyleyince gerçekten ben de şok oldum. Yani böyle bir şey yapmış olsan bile söylemeye gerek yok. Bu da siyasetin ne kadar acemisi olduğunu ortaya koyuyor."

"Aile kavramını başörtüsü meselesiyle ilgili çalışmanın içerisine alacağız"

Kılıçdaroğlu'nun ABD'de Türken Foundation binasının karşısına geçip orada çekim yaptığını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Buradan da aile kavramına yönelik bizim şu anda ileri sürdüğümüz teze, güya tersinden bir yaklaşımla sataştı, 'Önce sen kendi ailenin, kızlarının, oğlunun buraya yapmış olduğu destekleri açıkla.' gibi bir yaklaşımın içerisine giriyor. Bu da hukuk bilmezliğin, aile kavramını tanımazlığın bu adamda ne kadar ileri olduğunu gösteriyor. Biz aile kavramını inşallah bu başörtüsü meselesiyle ilgili çalışmanın içerisine alacağız. Arkadaşlarımızla gerek ilgili kamu görevlileri gerek akademisyenlerle geniş bir çalışma yaptık. Bu çalışmayı da arkadaşlarımız nihayete erdirdiler. En son dün akşam da bana sundular, gördük, baktık. Kısa zamanda bunu da kamuoyuna inşallah sunacağız. Tabii bu kadar açtığımız davalardan bundan tazminatları koparıyoruz. Şimdi bundan da yine tazminatı koparacağımıza inanıyorum. Türken Foundation, yine bundan şöyle bir miktar para alacak."

"Bizim icraatlarımızın ulaştığı yere bunların hayalleri dahi ulaşamaz"

Cumhuriyet tarihinin en büyük sosyal konut projesi olan "İlk Evim İlk İş Yerim" projesi için muhalefetin, "bu projenin tamamlanamayacağı ve gerçekleşemeyeceği" yönünde iddialarının olduğunun aktarılmasının ardından değerlendirmesi sorulan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bunlarda yalan dolan çok çok fazla. Zira şu an itibarıyla bizim sadece TOKİ'de bitirip sahiplerine teslim ettiğimiz konut sayısı yaklaşık 1 milyon 170 bin. Yapılmakta olan demiyorum, bitirip de sahiplerine teslim ettiğimiz... Şimdi ise gerek konut gerek işyeri gerekse arsa noktasında yeni bir adım atıyoruz. İlk etapta 1 milyon arsa planladık. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız, Türkiye'nin dört bir yanında hangi bölgede ne kadar parsel, arsa ayıracağız, bunların çalışmalarını yaptı ve inşallah bunların teslimini de kura ile sahiplerine yapacağız. Bunun gerçekleştirilememesi için, yapılmaması için hiçbir sebep yok. Çünkü bizim icraatlarımızın ulaştığı yere bunların hayalleri dahi ulaşamaz. Biz bunu yaptık. Eserimiz ortada. Eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri. Biz eserlerimizle konuşuyoruz. Olay bu kadar basit."

"Biz muhafazakar devrimciyiz"

"Muhafazakar devrimciyim, ifadeniz çok konuşuldu, çok tartışıldı. Muhafazakar bir devrimci neye muhaliftir? Bir muhafazakar devrimci neyin yanında ve neyin karşısındadır?" sorusu üzerine de Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Biz muhafazakar devrimciyiz. Milli ve manevi değerlerimize tavizsiz şekilde sahip çıkan; haklarımızı, menfaatlerimizi her şartta koruyan yanımızla muhafazakarız. Ülkemiz için eser ve hizmet siyasetinden demokrasi, hak ve özgürlüklere, her alanda devrim niteliğinde adımlar atan; dünyadaki zulme ve adaletsizliklere itiraz eden yanımızla da devrimciyiz. Yakıp yıkan, taş üstüne taş koymayan sözde devrimciliğin aksine; kendi medeniyetinin değerlerinden yana olarak sürekli okuyan, çalışan, üreten, imar eden, geliştiren ve atılım içinde olan gerçek bir devrimciliktir bu. Muhafazakar devrimcilik işte budur. Bu anlamda özellikle gençlerimize Nuri Pakdil'in eserlerini okumalarını tavsiye ediyorum. Ben merhum Nuri ağabeyimizin aynı zamanda talebesi durumundaydım. AHaber de zaman zaman Nuri ağabeyi anlatırken onun bu konudaki duruşuna da işaret ediyor."

 

 

 

 

 

Gündem