Kılıçdaroğlu: Türkiye AİHM kararlarını uygulayacağına söz vermiştir

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Türkiye, uluslararası sözleşmelerde AİHM kararlarına bağlı olduğunu beyan etmiş, bu kararları uygulayacağına söz vermiştir. Saray bilmiyor olabilir, ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleneği, her şartta verdiği sözü tutmaktır." dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Kılıçdaroğlu: Türkiye AİHM kararlarını uygulayacağına söz vermiştir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmadığını belirterek tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu'nun sosyal medyada yaptığı paylaşım şöyle:

"Anlaşılan o ki Saray Hükümeti, ‘Türkiye’yi daha ne kadar itibarsızlaştırabilirim, daha ne kadar küçük düşürebilirim’ arayışına girmiş. İçeride AYM kararlarını uygulamayarak ‘ben anayasayı tanımıyorum’ diyen Saray, AİHM kararlarını da yerine getirmiyor. Bakmayın ‘dik durma, boyun eğmeme’ yalanlarına… Türkiye, uluslararası sözleşmelerde AİHM kararlarına bağlı olduğunu beyan etmiş, bu kararları uygulayacağına söz vermiştir. Saray bilmiyor olabilir, ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin geleneği, her şartta verdiği sözü tutmaktır."

Berberoğlu'dan cezaevi ziyareti

CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, Yargıtay’ın haklarında verilen hapis cezası kararlarını onadığı Gezi Davası tutukluları Osman Kavala, Tayfun Kahraman ve Türkiye İşçi Partisi Hatay Milletvekili Can Atalay’ı, İstanbul Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde ziyaret etti.

Berberoğlu, ziyaretinin ardından açıklama yaptı.

Berberoğlu, şunları söyledi:

“Dün gece; akla, hukuka, adalete sığmayan bir Yargıtay kararından sonra Marmara Cezaevi’nde, eski adıyla Silivri Cezaevi’nde yatan Gezi mahkumlarıyla, artık hükümlüleri demek lazım, görüştüm… Osman Kavala ile görüştüm, Tayfun Kahraman ve benim gibi 28. Dönem Milletvekili olan Can Atalay ile konuştum. Ve adetim olmamakla birlikte, ilk defa belki; kapı önünde bir açıklama yapma gereğini duydum. Çünkü dediğim gibi bu akılsız ve vicdansız karardan sonra; herkesin bu mağdurların sesini, Gezi mağdurlarının sesini duymak istediğini düşündüm.

Bir de tabi Merdan Yanardağ ile… Gazetecilikten başka hiçbir suçu olmayan bir eski meslektaşımı ile, eski mesleğimi onuru ile ifa eden bir kişi ile görüştüm.

Osman Kavala… İlk konuştuğum isim oldu. O, her zamanki gibi soğukkanlı bir yorum yaptı. ‘Hukuk ve insan hayatına değer vermeyen bir anlayışın ürünüdür bu karar’ dedi. Hissiyatını merak ettim biraz. Mektup yazarken, dün gece; içine doğmuş, televizyonu açmış, altyazı görmüş… Mektubunda da tam o sırada şunu yazıyormuş, muhatabına; ‘Burada uzun kalmak zorunda kalırsam…’ derken kararın onandığını görünce, ‘galiba uzun kalacağım’ diye devam etmiş, mektubunu yazmaya… Şaşırmış, ama toparlanmış bir halde. Anayasa Mahkemesi, bundan sonra Osman Kavala için tek kapı gibi gözüküyor, hak ihlali açısından tabi.

Tayfun Kahraman’ın eşi Meriç Hanım ile ve kızı Vera ile tesadüfen, giriş sırasında karşılaştık. Biraz konuştuk, acılarımızı paylaştık. Tayfun’u sordum, ‘Benden daha iyi’ dedi. Aynen de öyle çıktı. Tayfun Kahraman, toparlamış kendini. Önüne bakıyor. Onun da bir açıklaması var: ‘Hukuk ayaklar altına alındı. Bu karar sadece bize değil, artık Türk milletine de bir tehdittir. Hukuka aykırı, kabul edilemez bu karara karşı çıkmak, herkesin ses çıkarmasını beklemek gerekiyor. Aksi halde bu memleketin suçsuz evlatları, zindanlarda boşu boşuna yatacak. Biz güçlüyüz ve kötülüğü elbet yeneceğiz. Hukuk içinde mücadelemize devam edeceğiz’ dedi, Tayfun.

Can Atalay biraz benim de dahil olduğum bir hukuk sürecinin çiğnenmesi neticesinde şu anda hala içeride. Yargıtay kararında, beni emsal gösterdi. 2018’de, bende milletvekili seçildiğimde, 27. Dönem’de, Yargıtay beni tahliye etmedi. Ancak, kararı kurduğunda, ondan 4-5 ay sonra, benim milletvekili olduğumu kabul etti. Ve Anayasa 83/3’e göre, beni serbest bıraktı ve kararı da Meclis’e bıraktı, bu anlamda. Yani, zaten bir yılı aşkın cezası olan vekillerin, vekilliği otomatik düşüyor. Benimki de düşmüştü, tekrar hapishaneye döndüm… Can’da bunu yapmamaları, inanılır gibi değil. Kendin içtihat olarak kabul ettiğin, daha üç ay evvel yazdığın bir yazıda referans verdiğin bir kararı çiğniyorsun. Başka nerede çiğniyorsun? Bizim hukuk davaları ortak pehlivan hikayelerine döndü. Eskiden sağ gazetelerde, bitmek bilmeyen pehlivan hikayeleri olurdu… Daha geçenlerde benim cezasız kaldığım bir davayı, ‘aman boş kalmasın Enis Berberoğlu’ diye bozarken, bozma gerekçesi olarak benim milletvekili olduğumu kabul etti. ‘Milletvekili olduğu için hüküm kuramayız’ deyip, bozdu. Şimdi Can Atalay, 28. Dönem Milletvekili, beş aydır içeride. Milletvekili olduğunu kabul edip, kapıyı açmıyor.

"Adaletsizlik tüm seçmene anlatılmalı"

Hepsinin ortak bir noktası var… Burada artık toplumsal muhalefetin, kurumsal muhalefetin yani parlamento muhalefetinin kendine gelmesi, toparlanması, bu hukuksuzluğu, adaletsizliği kabul edilemez bulduğunu tüm dünyaya, tüm seçmenine anlatması gerekiyor.

Merdan Yanardağ da diyor ki, ‘Artık totaliter bir rejime sürüklendiğinin en önemli işaretlerinden biridir bu karar’ diyor. ‘Yeni anayasa diye anılan metnin de eksenini belirleyici noktadadır. Bu anayasaya karşı çıkmak, her yurttaşın görevidir. Gezi hükümlülerine ve mağdurlarına yapılan muamele, Mussolini ceza yasası, peşin infaz anlayışı ile ancak açıklanabilir.’ Merdan Yanardağ’ın da umarız gelecek haftaki duruşmasında, 4 Ekim’deki duruşmasında tahliyesini bekliyoruz.”

Berberoğlu, Can Atalay’ın Yargıtay kararı ile ilgili değerlendirmesini de şu sözlerle aktardı:

“Dünyaya aynı gözle bakmak zorunda değiliz. Bu denli adaletsizlik sadece devleti değil, toplumu da çürütüyor. Bu sebeple de sadece bizim gibi düşünenlerin değil; AKP’lilerin, MHP’lilerin, Yeniden Refah Partililerin bu konuda ne düşündüğünü duymak istiyorum. Yüksek sesle söylemelerini istiyorum. Ve herkesin de böyle bir adaletsizliğe karşı durmalarını bekliyorum.” (ANKA)