Özkoç: Sicil affı onlar için seçim yatırımı

CHP'li Özkoç, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu ve biz grup başkanvekilleri ve tüm milletvekillerimizin de imzasıyla 2020’de sicil affı istedik. Ve stopaj vergisinin kaldırılması için kanun teklifi verdik. O dönemlerde pandemi yaşanıyordu. AKP buna kulak tıkadı ama nedense seçimlere 7 ay kala şimdi bizim dediğimiz noktaya geldi, sicil affı getiriyor." dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Özkoç: Sicil affı onlar için seçim yatırımı

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Özkoç, şunları söyledi:

“Amasra’da maalesef 41 kardeşimizi toprağa vermek zorunda kaldık. Üzerinden tam 12 gün geçti. Dosya da hala şüpheliler belli değil. İfadeler de bugüne kadar alınmadı. Kurum yetkilileri resmi araçla Adliyeye gidip geliyorlar. Kiminle görüştün, niye görüştün, şüpheli sıfatıyla mı ifade veriyorsun bilgi vermeleri gerekiyor. Açıkça bir hukuksuzluk söz konusu. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ‘iş kazaları yaşanan ocaklarda sorumlular bu işin bedelini ödesin’ diyor. Türkiye’deki en büyük sendikalardan birinin başkanı oradaki sendika Türk-İş’e bağlı ‘bu işin bedeli ödensin’ diyor. ‘O firmalara bir daha ruhsat verilmesin’ diyor. ‘Başka isimler adı altında ihale alıyorlar, Bakanlıkları uyarıyorum’ diyor. Bunu Türk-İş başkanı biliyor, bakanlıkların hayli hayli bilmesi gerekir. Suistimal olduğuna açıkça işaret ediyor. Bakanlıkların kayırdığı firmalar söz konuşu. Başka isimler adı altında tekrar tekrar usulsüz yollarla açılan bu ocaklarda katliamlar yaşandığı artık açıkça gözüküyor.

Meclis’te bununla ilgili bir komisyon kurduk. Bütün siyasi partiler var. Kurduğumuz komisyonla ilgili arkadaşlarımızı çağırmadan kendi aralarında bir toplantı yapıp AKP iktidarı orada komisyonun başkanını ve başkan yardımcısını seçiyorlar. Bugün saat 2’de bir araya gelecekler, lütfedip iki saat önceden de komisyondaki arkadaşlara haber veriyorlar. Böyle bir yaklaşım kesinlikle doğru bir yaklaşım değildir. Böyle bir yaklaşım daha şimdiden komisyonun taraflı bir davranış içinde olduğunu gösterir. Bundan sonraki komisyon toplantılarında daha önceden zamanında haber verilerek, birlikte sağduyu içerisinde 41 kardeşimizin hayatı düşünülerek bu çalışmaların sürdürülmesi gerekiyor.

Torba yasa görüşmeleri

TBMM Genel Kurulu’nda bu hafta bir torba yasa görüşüyoruz. Torba yasada CHP bugüne kadar toplumumuzu rahatlatmakla ilgili birtakım öneriler biraz daha farklı şekilde tam bizim talep ettiğimiz bir şekilde değil TBMM gündemine getiriliyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilk imzacısı olduğu ve biz grup başkanvekilleri ve tüm milletvekillerimizin de imzasıyla 2020’de sicil affı istedik. Ve stopaj vergisinin kaldırılması için kanun teklifi verdik. O dönemlerde pandemi yaşanıyordu. AKP buna kulak tıkadı ama nedense seçimlere 7 ay kala şimdi bizim dediğimiz noktaya geldi sicil affı getiriyor. Çünkü bu onlar için bir seçim yatırımı. Genel başkanımız tam bir yıl önce hanelerden elektrik, doğal gaz kesintileri yaşanmasından insanlarımızın icraya düşmeden karakış fonu uyarısını yaptı. Dar gelirli faturasını ödeyemiyor, büyük sıkıntılar yaşanıyordu. 2021 yılında doğalgazı kesilen abonelerin sayısı 1 milyon 78 bin 18 kişiydi. Bu büyüklükte bir abonede kesiklik bu büyüklükte bir mağduriyet yaratıyordu. Elektriği kesilen abone sayısı da tam 2 milyon 970 bin kişiydi. Ekim 2021’de 3 grup başkanvekili kanun teklifi verdik. ‘Ödenmemiş elektrik, su, doğalgaz borçları yapılandırılmaya tabi tutulsun’ dedik. ‘Her türlü cezadan vazgeçilsin’ dedik. ‘Borç 6 ay faizsiz ertelensin’ dedik. AKP seçimlere 7 ay kala TBMM gündemine bu af teklifini getiriyor.

‘15 Ağustos 2022’den önce icra takibine alınan 2 bin liranın altındaki elektrik, su, doğalgaz faturalarıyla ilgili borçların silinmesi’ diyor. Bizim önerimiz çok net ve açık. Biz diyoruz ki, 5 bin 500 ve onun altındakiler. Esnaf, çiftçi, vatandaş kooperatif borçlarının ve banka borçlarının yapılandırılmasını istiyordu. Faizlerin silinmesi, ertelenmesi için defalarca CHP olarak kanun teklifi verdik. AKP kulak tıkadı. Şimdi CHP’nin dediklerini yapıyor. Diyor ki, ‘vatandaşların bankalara olan borçlarının faizleriyle ilgili bir düzenleme yapılsın.’ Önceki yıllardan gelen toplam icralardaki borçlar 4 milyon 153 bin kişi; vatandaşların bankalara ve finansman şirketlere bireysel borçları ise 7 Ekim itibariyle 1 trilyon 357 milyon TL. Af konuşuyoruz, AKP teklif getiriyor, ‘15 Ağustos 2022 itibariyle bankaların varlık yönetim şirketlerine devirleri.’ Kemal Kılıçdaroğlu diyordu ki, ‘Bu varlık şirketlerini hepsini yerle bir edeceğim’ diyordu. AKP iktidarı, ‘2 bin 500 liranın altındakiler’ diyor. Bütün bunlar neden yaşanıyor? Bu yoksulluk, milletimizin bu borçlanması, temel ihtiyaç giderlerinin karşılanamaması neden AKP iktidarının politikalarından? KYK borçlarıyla ilgili yaşananlarda öyle. CHP söyledi KYK borçları AKP’nin gündemine geldi. AKP’nin teklifi, yüksek öğrenim ve katkı kredisi borçlarının faizlerini siliyor. Biz diyoruz ki biz bu borçları toptan yok edeceğiz.

“Tayyip Erdoğan’ın kullandığı dille aynı”

AKP vatandaşını düşünen, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki birlik ve beraberliğin temel esas olarak alınmasını talep eden bir siyasi parti değil maalesef. AKP sıkıştığı zaman milletten yana önlem almaya çalışan, kendi koltuğuyla ilgili yaşadığı sıkıntıları bertaraf etmek için tedbir almaya çalışan bir siyasi partidir. AKP’nin bugüne kullandığı dil, Tayyip Erdoğan’ın kullandığı dille aynıdır. Barış dili değildir. Onların dili çatışma ve ayrıştırma dilidir. AKP için özgürlük yasaların istediği gibi çarpıtılmasıdır. Mahkemelere müdahale edilmesidir. Suç baronlarının özgürce kendileri tarafından savunulmasıdır. Terör örgütleriyle iş birliğidir. AKP için özgürlük meslek odalarının, STK’ların, iş insanlarının, emekçilerin tehdit edilmesidir.

İktidarları döneminde baştan itibaren Cumhuriyet’in değerlerini itibarsızlaştırmak, Cumhuriyet’in içini boşaltmak için ellerinden ne geliyorsa yapmışlardır. Kurum tabelalarından T.C’nin kaldırılması, Atatürk ve silah arkadaşlarına ‘ayyaş’ nitelemesi, bazı yandaşların ‘keşke Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk ve silah arkadaşları değil de Yunanlılar galip gelseydi’ diyecek noktaya kadar pervasızca yaklaşımları, ordunun genel kurmay başkanın değil bir PKK’lı teröristin sözlerine güvenmeleri, bayrağımıza karşı saygısızlık, milliyetçiliğin, Türkçülüğüm aşağılanması bunların hepsini yaşadık. Onlar için Cumhuriyeti savunanlar ve karşısında yani Cumhuriyet’in karşısında duranlar var.

AKP iktidarı her zaman tavırları ve söylemleriyle Cumhuriyet’in karşısında olmuştur. En son noktayı da AKP’nin Grup Başkanvekili Mahir Ünal koymuştur. Cumhuriyetimizin resmi dili Türkçeyi, Türk Dil Kurumu’nu hiç aklına getirmeden yok sayarak ‘Cumhuriyet, alfabemizi, dilimizi, bütün düşünce setimizi yok etmiştir’ deme cüretinde bulunmuştur. Biz CHP olarak AKP’nin Grup Başkanvekiline soruyoruz: Sizin alfabeniz Türkçe alfabesi değil mi? Sizin diliniz Türkçe değil mi? Sizin düşünce setiniz Cumhuriyet değil mi? Biz olmadığını biliyoruz. Biz ayrıştırma diline karşıyız. Biz barış dili istiyoruz. Biz kucaklaşma istiyoruz. Değerlerimizi ve Cumhuriyetimizi varsayanlarla birlikte.

“AKP iktidarının 20 yıldan beri en çok zarar verdiği birlik aile birliğidir”

Türkiye Cumhuriyeti’nde AKP iktidarının 20 yıldan beri en çok zarar verdiği birlik, aile birliğidir. AKP’nin uyguladığı damattan yana, yandaştan yana, ekonomik akıldan uzak uygulamalar aile birlikteliğini maalesef paramparça etmiştir. Girdi fiyatları, yabancı ülkelerden toprak kiralanması, ata tohumu, gübre, ithalata dayalı ekonomi çiftçi ailelerini ezip geçmiştir. Tarımla geçinen aileler maalesef parçalanmış kentlere akın etmişler, kapitalizmin vahşi politikalarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Elektrik, doğalgaz, dövizdeki öngörüsüz yükseliş, enflasyon esnafı perişan etmiştir. İş dünyası dövizdeki dalgalanmalar ve öngörülebilirlik olmadığı için dünyada eşit rekabet koşulları Türkiye’deki iş insanları için ortadan kalktığından büyük bir sıkıntı yaşamaktadırlar. Artık aile birlikteliği hangi işle uğraşılırsa uğraşılsın kökten zedelenme noktasına getirmiştir. Ailede birbirlerini seven karı kocalar maalesef ekonomik nedenlerden dolayı boşanmak zorunda kalmış, çocukları ise savrulmuştur. Boşanmaların artığı bu ortamda fuhuş yükselmiştir, uyuşturucu yükselmiştir. Uyuşturucu ve fuhuş baronlarının ellerine düşen çocuklarımız Türkiye’de bir gelecek umudu yeşertmiyorlar akıllarında. Aile birliği AKP eliyle, ekonomi politikalarıyla yok edilmiştir.”

Özkoç, basın toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın gözaltına alınmasıyla ilgili soruya Özkoç şu yanıtı verdi:

“Bu tür kuruluşları yukarıdan kendi iradeleriyle yönetilmesinin tamamen karşısındayız”

“Adli makamların yürüttüğü bu işlemleri yakından takip ediyoruz. Adalet herkese eşit bir şekilde uygulanmalı. Ancak bir sivil toplum örgütü, bir meslek örgütünden de bahsediyoruz. Bu adli soruşturmasının yürütülmesi bahane edilerek orada bir atama yapılması, kayyum atanmasının kesinlikle doğru olmadığı kanaatini taşıyoruz. O sivil toplum örgütü kendi içerisinde, kendi iç tüzüğü gereğince yapılması gerekenleri yapar. Bazı şeyleri fırsata dönüştürüp bu tür kuruluşları yukarıdan kendi iradeleriyle yönetilmesinin tamamen karşısındayız.”

Özkoç, İYİ Parti’nin 6’lı masadan ayrılıp ayrılamayacağıyla ilgili bir soruya ise şu yanıtı verdi:

“Biz Millet Masası’nda farklı ideolojileri olan siyasi partileriz”

“Akşener’in daha önceden de bir televizyon programında, ‘masadan kalkar mısınız’ sorusuna, ‘hayır biz kesinlikle biz masadan kalkamayız’ yanıtını hatırlatmak isterim. Biz Millet Masası’nda farklı ideolojileri olan siyasi partileriz. Bütün siyasi partilerin bizim söylemlerimizi birebir destekliyor olması gibi bir şeyi zaten biz talep etmiyoruz, böyle bir şeyin de doğru olduğunu düşünmüyoruz. O zaman hepimiz aynı çatı altında toplanan tek bir ideolojiye mensup bir siyasi parti konumuna gelirdik. Diğer siyasi partilerin kendi ideolojileri var.” (ANKA)