Prof. Dr. Emre Alkin: Ekonomide “2 aspirin al, sabah bakarız” programı 31 Mart’ta bitti

Nasıl Bir Ekonomi TV’de yayınlanan Ekonomi Masası’na katılan Topkapı Üniversitesi Rektörü ve EKONOMİ Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Emre Alkin, “Enflasyonla mücadele edelim derken, ekonomi paramparça edildi” ifadesini kullandı. Alkin, ekonomide “2 aspirin al, sabah bakarız” programı uygulandığını ve bu programın 31 Mart’ta bittiğini söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Prof. Dr. Emre Alkin: Ekonomide “2 aspirin al, sabah bakarız” programı 31 Mart’ta bitti

Ekonomi Masası’nda bugün EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve gazeteci Berfin Çipa’nın konuğu Topkapı Üniversitesi Rektörü ve Ekonomi Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Emre Alkin, Web3 Ekonomisti Eren Caner ve Yatırım Finansman Direktörü Dr. Nuri Sevgen oldu. Emre Alkin, uygulanan ekonomi politikasını, “Hastanın ateşini kontrol altına almaya çalışan bir iktisat politikası uygulanıyor” sözleriyle yorumladı.  Eren Caner, Bitcoin fiyatlarında dün yaşanan düşüşü yorumlarken,  Nuri Sevgen de Ramazan Bayramı öncesi borsanın seyri hakkında değerlendirme yaptı.

TOPKAPI ÜNİVERSİTESİ REKTÖRÜ VE EKONOMİ GAZETESİ YAZARI PROF. DR. EMRE ALKİN:

“Uygulanan politika dezenflasyon politikası değil”

Seçim sonucuna bakıldığı zaman meselenin ekonomik olduğu ve ekonomik durumu Cumhuriyet Halk Partisi'nin çok iyi gündemde tutmuş olduğunu ve yerel meseleler yerine aslında bunu bir genel seçim havasına soktuğunu ve bunda da başarılı olduğunu görüyoruz. Ekonomi konusunda bizim yaptığımızı eleştiri, anladığım kadarıyla çok net bir şekilde analiz edilmiyor. Bizim yaptığımız eleştiri şu: Herhangi bir üniversite hocasının dezenflasyon politikasına karşı çıkması mümkün mü? Değil. Olsa da milyonda bir rastlanır. Fakat ekonomi hocalarının yüzde 99’u hatta 99,99 dokuzu hiçbir şekilde yüksek enflasyonda yaşayan bir ülkenin enflasyondan arındırma politikasına itiraz etmez. Çünkü hepimiz biliriz ki tarihte enflasyon aynı zamanda ahlak bozucu bir etki yaratmıştır. Benim itirazım şu: Uygulanan politika dezenflasyon politikası değil. Yani bu politikayla memleketi enflasyondan arındırmak mümkün değil.

Rakamlara eziyet eden, ekonomiyi soğutan değil, ekonomiyi durdurarak hastanın ateşini kontrol altına almaya çalışan bir iktisat politikası var bugün. Bu başarılı bir politika değil. Toplumun tüm kesimlerini içeren, her kesimin canını yakacak ama sonunda bizi aydınlığa çıkaracak bir dezenflasyon politikası uyguladığınızı söyleyin. Hatta bunu yapın, kim buna itiraz edecektir? Ama şimdiki politikayla rezervlerden sene başından beri 30 milyar dolar satarak döviz kuru tutulmaya çalışılıyor. “Politika faizini artırmayayım, bankalar kredi faizlerini, mevduat faizlerini artırsın” denilerek kaçak oynanıyor. Sonra da “Acaba vatandaşın her ay mecburen satın aldığı mal ve hizmetlerin üzerindeki vergileri artırıp onları bezdirirsem talebi düşürür müyüm? Buradan da enflasyon düşer mi?” diye plan yapan, “Hadi olmadı kredi kartlarını gündeme getirelim. Hiçbir şey almasınlar” anlayışıyla toplumun hangi şartlarda yaşadığından habersiz, bir dezenflasyon politikası uygulanmaya çalışılıyor. Bunun başarılı olmayacağını hep söylüyorum .

Şimdi gelelim erken seçim ve referandum tartışmasına. Dün sayın Numan Kurtulmuş, “Anayasa değişikliği için referanduma gerek kalmaksızın mecliste çalışmalara başlayacağız” dedi. Vatandaş zaten bir mesaj vermiş. Cumhur İttifakı'na “Biz yorulduk. Mesele anayasa değil” demiş.

“Amaçla araç çelişiyor”

Sonuç olarak mevcut politikayla ekonomiyi durduramazlar. Amaçla araç biriyle çelişiyor. “Ekonomiyi durduracağız derken” ekonomiyi paramparça ettiklerinin farkında değiller. Durmuyor aslında sakatlanıyor. Döviz kurunu tuttukça enflasyon yarattıklarının farkında değiller. Döviz kurunu tuttukları için vatandaş, bir süre sonra alamayacağını düşündüğü malı bugünden almaya çalışıyor. Ve o devinim bir türlü durmuyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın ısrarla üzerinde durduğu, planlamacılığı çok iyi bilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da savunduğu bu projenin parçaları kopuk. “2 aspirin al sabaha bakarız” programı bu. Ama “2 aspirin al programı” 31 Mart'a kadardı. Bence Cevdet Bey'in çıkıp bütün halkımıza Akıllarındaki reçetenin ne olduğunu ve tek tek nasıl uygulanacağını açık söylemesi lazım.

WEB3 EKONOMİSTİ EREN CANER:

Bitcoin’deki düşüş, piyasada ara döneme işaret ediyor

Bitcoin fiyatlarında dünkü sert düşüşün ̇belli başlı sebepleri var.  Nedenlerden biri makro taraftaki veriler.  Zaten DXY’de, yani dolar endeksinde yükseliş var. Bu ara bir dönem aslında. Çünkü hâlâ haziran ayında Fed'in faiz düşürme beklentisi var. Bu bize ara bir dönem olduğunu gösteriyor. Aslında DXY’deki yükselişten dolayı dolara geçiş var. Yani Bitcoin'den ya da alt coinlerden çıkış var. İkincisi  de Grayscale’in bitcoin ETF’lerinin ilk çıktığı 1-2 aylık dönemdeki çıkışları dün yine gözlemledik. Bu da bir dönem işareti aslında. Bu nedenlerin hiçbiri böyle büyük bir trendin kırıldığı, bittiği anlamına gelmiyor. Büyük satışlar muhtemelen devam edecek. Üçüncü neden de “balina” dediğimiz elinde çok yüklü miktarda bitcoin tutanlar.  Dönem dönem likidite temizlemeyi seviyorlar. Uzun dönem (long) pozisyonlarda kolay para dediğimiz büyük likiditelerin oluştuğu duraklar oluyor ve bunların temizlenmesi gerekiyor kimseye kola kolay para yedirmemek amacıyla. Orada temizleme söz konusu oldu. Tabii macro tarafın dışında bir şey daha var. ABD tarafındaki 10 yıllıklar yine yükseldi. Onun da bir süredir Bitcoin ile zaten ters korelasyonu vardı. Bu da Bitcoin’de düşüşe sebep oldu. Ancak bunlar mega boğa beklentimizi bozan şeyler değil.

Zirve 2025’te 180 bin doları bulur

Halving dediğimiz blok yarılanmasını da  17, 18 gün sonra yaşayacağız. Her 4 yılda bir gerçekleşiyor. Bu da öngörülebilirliği sağlıyor aslında.  Örneğin 150 sene sonra arzın ne olacağını hesaplayabiliriz ve ne kadar coin basılacağını öngörebilirz. Ama herhangi bir merkez bankasının, bırakın 150 sene sonrayı 3 sene sonra ne yapacağı belli değil. Halving öncesinde ve halvingin devat ettiği 1-2 haftalık süreçte düşüş yaşanıyor. Bunun netleşmesi veya bir söylenti çıkması halinde sert bir düşüş yaşayabiliriz. Benim beklentim bu yönde. Ama önümüzdeki 1-2 yılın perspektifini çizmek gerekirse yılın ikinci yarısından zaten herkes umutlu. Bitcoin'de 80, 90 hatta 160 bin dolar seviyesi mümkün.  Bu yılın Fed'in faiz düşüşü yapmasıyla bir sert düşüş bekliyoruz. Bu süreç bir ayı bulmaz. Arkasından uzun vadeli bir mega boğa ve 2025’in ortalarında da tepe noktayı göreceğimizi düşünüyorum. Zirve nokta olarak beklentim de 180 bin dolar.

YATIRIM FİNANSMAN DİREKTÖRÜ DR. NURİ SEVGEN

Borsa yatırımcısı tedirgin

Borsaya istatistiksel açıdan baktığımızda bazı ayların önemi vardır. Mesela kasım ve mayıs ayları satış aylarıdır. Nisan ayları genelde olumlu aylardır. Haziran temmuz ayları genelde durgundur. Nisan ayının olumlu olmasının sebebi de genel olarak mart ayında hem bilançolar bağlanmış olur. Bunların beklentileri alınmaya başlar. Hem de mart ayında vergi ödemelerinden dolayı sıkışma vardır. Bu piyasaları olumsuz etkiler. Tabii bu genel durum. Ekstrem haberler olduğu zaman da farklı olabiliyor. Nisan ayında bunun rahatlaması geliyor ve  genelde olumlu olarak algılanır. Ama bu Nisan öyle olur mu? Bunu hep beraber göreceğiz. Ben mayıs ayına kadar piyasada yeni bir trend oluşumu yönünde bir hareket alabileceğimizi sanmıyorum.

Öte yandan dün piyasanın olumlu kapanabileceği düşüncesindeydim, ama maalesef Van’da yaşananlar biraz moral bozdu.  Bu karar, “Acaba piyasalarda da böyle ani kararlar alınır mı. Balkon konuşmasının ardından ekonomiye güven oluşmuşken, ters köşe  yapılır mı” endişesini beraberinde getirdi. Zaten piyasa bayram sonrasında satın alıp almama konusunda tedirgin. Nedeni de şu:  Her çarşamba günü valör avantajından bahsediyorum. Yani çarşamba günü satılan senedin takası cuma günü nakit olarak sizin hesabınıza geçer.  Böylece 3 günlük valör avantajı kazanırsınız. alandır. Kredi faiz oranları yüzde seksenleri geçmiş, doksanları bulmuşken doğal olarak büyük bir avantaj sağlar. O yüzden çarşamba günleri bazen salıya da kayıyor, batışlar görülüyor. “Bu sefer dün gelen satışlar bugün de devam edebilir mi? En büyük tedirginlik kaynağı bu. Bununla ilgili valör avantajlarından bahsetmek istiyorum. Pazartesi günü borsa tam gün açık. Salı günü de bayram arefesi olduğu için yarım gün işlem görecek. O yüzden pazartesi ve salı günü aynı gün gibi. Yani 1,5 günlük takas olacak. Pazartesi sattınız ve salı günü aldınız veya pazartesi aldınız, salı geri sattınız. Aynı gün takas edilecek.  Yarın alınan-satılan senedin takası pazartesi günü olacak. Cuma günü  yapılan işlmelerin takası ise bayram sonrasına kalacak. Dolayısıyla bugün ve yarın satışları net bir şekilde gözlemleyeceğiz.

Gün sonunda eksi kapanma ihtimali yüksek

Dün 9000’e yakın bir yerden kapandı borsa. Gün içinde endeks, 9.000’in altında kaldığı sürece grafikler aşağı doğru eğilim sergileyebilir. Bu da özellikle kredi maliyetleri ve kredi pozisyonu açısından bir marjin kol dediğimiz teminat tamamlama çağrısı paniğe dönüşüp aşağı doğru satış eğilimini artırabilir endişesini taşıyorum. O yüzden 9.000 seviyesi çok kritik bir seviye. Zorlanarak gidiyoruz. Bu zorlanma da beni biraz tedirgin ediyor. Yatırımcılara tavsiyem, 9.000 üzerinde kârlı pozisyonlarını bir miktar nakite çevirip bir izlesinler, emin olsunlar. Çünkü 9.000-9.400 arasındaki oynama bir süre daha devam eder ve bu süreçte en azından büyük bir şey kaçırmamış olursunuz. Ama 9000’in altına gelirse hareket 8.900’de bitmez. 8.700’ün altına gelebilir. 9.000 seviyesin çok önemli bir nokta olarak kabul edilmeli. Bu seviyenin altına gelme olasılığına karşı pozisyon alınmalı. 9.000’nin biraz altına inip, sonra yukarı çıkarak biraz oynamalar yapacaktır. Gün sonunda halen eksi kapatma ihtimali halen yüksek gibi görünüyor.