Prof. Dr. Emre Alkin: Vatandaşı ve küçük esnafı inim inim inletecek fatura çıkıyor!

Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, Ekonomi Masası’nda, “Türkiye, mecburen gelirinin önemli bir kısmını tüketen insanlar üretti. Bu dezenflasyon politikası başarılı olmayacak. Vatandaşa ağır fatura çıkacak” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Prof. Dr. Emre Alkin: Vatandaşı ve küçük esnafı inim inim inletecek fatura çıkıyor!

İlhan DUMAN

Nasıl bir Ekonomi TV’nin Ekonomi Masası programında TÜİK’in hanehalkı tüketim harcamaları verilerini yorumlayan Topkapı Üniversitesi Rektörü ve EKONOMİ gazetesi yazarı Prof. Dr. Emre Alkin, dezenflasyon politikasını eleştirdi. Geçen sene haziranda göreve gelen ekonomi yönetiminin, TÜİK’in enflasyon rakamının gerçek olduğunu kabul ettiği eleştirisinde bulunan Alkin, “Yüzde 38,21’le görevi devraldılar. Sonra mart ayına kadar, 9 ay boyunca top çevirdiler. Ardından da dediler ki faizi yüzde 50’ye çıkardık. Ama enflasyon yüzde 75 oldu. Benim bildiğim, göreve gelenler dezenflasyon programı uyguluyorsa, göreve geldiği zamandan itibaren aşağı düşürürler. Hayatımda ilk defa ‘dezenflasyon için geldik’ deyip yüzde 38’den 75’e çıkaran bir ekip görüyorum. Sonrasında baz etkisiyle düşecek 20 puanı da marifet olarak anlatmaya hazırlar. TÜİK’in enflasyonu yüzde 75 ama benim enflasyonum yüzde 133. Koç Üniversitesi bir başka grupla açıklamış: Yüzde 174. Bu kadar makas olmaz” dedi.

“Sadece vatandaş ve küçük işletmeler inliyor, büyükler sıkıntı çekmiyor”

Dezenflasyon politikasının bir işe yaramadığını söyleyen Alkin, “Sadece vatandaşı ve küçük işletmeleri inim inim inleten bir fatura çıkıyor. Büyükler hiçbir sıkıntı çekmiyor. Büyükler yurt dışından kaynak buluyor CDS’ler düştü diye. Şimdi bu alkış tutulan programın yan etkilerini merak etmeye başladı uluslararası kuruluşlar. ‘Bir dakika. İlk önce bir alkışladık ama gelip görelim’ diyorlar” şeklinde konuştu. “TÜİK muazzam bir şey yayınladı” diyen Alkin, 5 kademeli, her gelir seviyesindeki insanların neye kaç para ayırdığının görüldüğünü ifade eden Alkin, şöyle devam etti: “Hani Türkiye tüketim toplumuydu? İnsanlar gelirinin yüzde 40’a yakınını gıdaya harcıyor. Kira harcaması yüzde 30’u aşmış. İkisinin toplamı yüzde 70. Haberleşme, ulaştırma, eğitim derken olmuş 85 yüzde. Yüzde 15 de diğer harcamalar. Ekonomi yönetimi de diyor ki Türkiye tüketim toplumu.  Hiç mi inceleme yapmıyorsunuz, hiç mi sokağa çıkmıyorsunuz? Nerede tüketim toplumu olmuş? Türkiye, gelirinin önemli bir kısmını tüketmeye mecbur insanlar üretti. Görmüyor musunuz? Sen dezenflasyon politikası uyguladın diye eve 2 kilo domates alması gerekirken 1 kilo mu alacak? Böyle mi geçinecek? Bu mu senin dezenflasyon programın. Böyle bir dezenflasyon politikasının ben başarılı olacağına inanmıyorum, olmayacak. Göreceksiniz. Ama vatandaşa çok ağır fatura çıkacak.”

Fon kuruluşlarının ilgisi, bugünkü ekonomi yönetiminin başarısı değil

Öte yandan uluslararası fon kuruluşlarının Türkiye’ye ilgisinin hep olduğunu, bunun şu anki ekonomi yönetiminin başarısı olmadığının altını çizen Emre Alkin, “7-8 yıldır özellikle enerji, verimlilik, çevreye duyarlılık, yeşil mutabakat, karbon ayak izi konusunda Dünya Bankası ve diğer uluslararası fon kuruluşları ile görüşmeler halindeyiz. Bakan Mehmet Şimşek’in şansı da şu: Bu uluslararası kuruluşlar, Türkiye'nin bu konularda ciddi olduğunu ve Avrupa Birliği'ne ihracat yapabilmek için bu fonları kullanması gerektiğini, Türkiye'de böyle bir fonun bankalar tarafından kolay kolay verilemeyeceğini, arkada bir finansman gücünün olması gerektiğini anladılar, geliyorlar Türkiye'ye” açıklamasını yaptı.

“Uygulanan dezenflasyon politikasının yan etkilerini çok merak ediyorlar”

Bununla birlikte özel sektörün durumunun gerçekten nasıl olduğunu da merak ettiklerini söyleyen Alkin, şöyle devam etti: “Mesela Japonya'da çok sayıda KOBİ batıyor. Dünya Bankası da merak ediyor? Türkiye'de durum ne? Çünkü bankalara yüzde 2 sınırı var hem döviz hem TL kredilerinde.  Dünya ölçeğinde de Türkiye'de de firmaların yüzde 67’si ilk 3 ayda işletme sermayelerini kaybediyor. Şimdi işletme sermayesini kaybetmiş, kaynak arayan firmalara diyorsun ki ‘Sen kaynak alamazsın. Çünkü ben enflasyonla mücadele ediyorum. Bir havuz dolusu para var ama sana vermemeye yemin ettim. Eğer bankalar aylık yüzde 2’den fazla büyürse ben büyüttükleri kadar parayı yine havuzun içine koyacağım. Dünya Bankası ve IMF de merak ediyor. “Dezenflasyon politikası uyguluyorsunuz da bizim kaynak vereceğimiz firmaların durumu ne?” Uygulanan dezenflasyon politikasının yan etkilerini çok merak ediyorlar. Türkiye'nin etrafı ateş topuna dönmüş. Güvenlikçi politikalar uygulanıyor. Bu durumdayken 2026’da tek haneli enflasyon nasıl olacak? Biz yüzde 15’e falan razıyız. Ama yüzde 9’a düşecek şartlar yok. O yüzden vatandaşı kandırmamak lazım. Bunları iddialı hedef değil. Bunlar iddiacı hedefler. İddiacılıkla bir yere varamayız.”