Rumlarla artık sadece iyi komşuluğu görüşürüz

Rum tarafıyla ortak devlet olasılığını tümden reddeden KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu "Rumlarla artık sadece, iki egemen devlet temelinde iyi komşuluk ilişkilerini görüşürüz" dedi. Ertuğruloğlu bundan sonra görüşmelerin ancak iki farklı egemen devlet arasında yürütülebileceğini, aksi halde Kıbrıslı Türkler'in masaya oturmayacaklarını söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Rumlarla artık sadece iyi komşuluğu görüşürüz

Zeynep GÜRCANLI

Türkiye'nin Yunanistan'la ilişkilerini gerilimden uzağa, işbirliği yönüne taşıması, Kıbrıs'ta da çözüm için yeni bir sürecin başlaması için uluslararası hareketlenmeyi arttırdı. BM Genel Sekreteri'nin yeni atadığı "kişisel temsilci" Maria Angela Holguin Cuellar’la aynı gün KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da Ankara'daydı. Ancak Ertuğruloğlu, Kıbrıs Rum tarafı ile "ortak devlet" olasılığını tümden reddederek, "Rumlarla artık sadece, iki egemen devlet temelinde iyi komşuluk ilişkilerini görüşürüz" dedi.

Ankara'da TEPAV'da verdiği konferans çerçevesinde, EKONOMİ gazetesinin de sorularını yanıtlayan Ertuğruloğlu, Kıbrıs'ta "aynı yöntemler kullanılarak, farklı netice almaya çalışmanın" gereği olmadığını vurguladı ve bundan sonra görüşmelerin ancak "iki farklı egemen devlet arasında" yürütülebileceğini, aksi halde Kıbrıslı Türkler'in masaya oturmayacaklarını söyledi.

KKTC Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'ta olası çözümün iki bağımsız devlet mi, yoksa iki devletten kurulu gevşek bir konfederasyon mu olacağı konusundaki soruya ise, "Kıbrıs Türk halkını egemen bir halk olarak tanımak başka bir şey, KKTC'yi tanımak başka birşey" cümlesiyle yanıtladı. Çözüm konusunda "Anavatan Türkiye'yi çıkarlarına zarar verecek herhangi bir adım atmayacağını" da belirten Ertuğruloğlu, Ankara'ya da artık "neyin olacağının kararını vermesi" çağrısında bulundu. KKTC Dışişleri Bakanı, "Uluslararası alanda oynanan bütün oyun Kıbrıs Türkü'nü anavatanından koparmak, Rum dominasyonuna bırakmak üzerine" dedi.

Ertuğruloğlu'nun mesajlarından öne çıkanlar

* "En büyük hayalkırıklığını İslam İşbirliği Teşkilatı'nda yaşıyoruz"; Kağıt üzerinde, KKTC açısından "başarı" addedilebilecek kararlar alınıyor. Ancak bunların uygulanması "sıfır". Türk Devletleri Teşkilatı'nda da benzer bir durum var. Orada da KKTC kendi Anayasal adıyla gözlemci üye olarak kabul edildi. Ancak o kararın altında imzası olan ülkelerin hiçbir KKTC'yi tanıma yoluna gitmedi. Hatta Kazakistan'daki zirveye KKTC davet bile edilmedi.

* Garantör İngiltere'ye eleştiri; İngiltere için tek önemli konu Ada'daki üsleri üzerindeki egemenliğinin devam etmesidir. Ancak kendi üslerini, kendi egemenlik alanında gören İngiltere, Kıbrıs Türkü'nün egemenliğini tanımıyor.

* "BM Barış gücünü Rumlar finanse ediyor"; KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs'a BM gücü gönderilmesine ilişkin alınan BM Güvenlik Konseyi kararına, "Kıbrıs hükümeti olarak Rumlar'a atıf yaptığı için" karşı çıkmıştı. Nitekim Kıbrıs Türkleri'nin çatışma döneminde Ada'da gördüğü en büyük zarar, BM Gücü'nün görev yaptığı bölgeler olmuşutur. BM askerleri, Kıbrıslı Türkler öldürülürken kıllarını kıpırdatmadılar. Üstelik BM Barış Gücü'nün finansmanının yüzde 40'ının da Kıbrıslı Rumlar tarafından ödendiği unutulmamalı.

* Türkiye'ye girişi yasaklanan KKTC'li muhalif isimler; Keşke KKTC'de partiler üstü bir Kıbrıs milli davası duruşu olsa. Eğer kişilerin söylemleri muhalefet ölçüsünün kabul edilebilir sınırları ötesine geçmişse, Anavatan Türkiye'nin böyle bir uygulamaya hakkı var. Üstelik ülkeye girişi engellemek konusunda hiçbir devletin açıklama yapma zorunluluğu yoktur. Açıklama yapmak, eğer kişi ülkeye girmiş ve deport (sınırdışı) edilmişse zorunlu hale gelir.