Alternatif seçim ekranı

Ülkemizde yerel seçim heyecanının yaşanacağı bu hafta sonunda, izlerken düşündüren ve eğlendiren, televizyon dünyasından unutulmaz liderlerden bir seçki karşınızda…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Alternatif seçim ekranı

Canan Demiray

Dünya siyaset sahnesi en parlak dönemini yaşadığı söylenemez. Sonucunu tahmin etmenin güç olmadığı seçimlerden, ülkeyi ikiye bölen ve sonucunda ülkelerin uç ideolojilere sürükleyen sonuçlar da yaşanıyor.  Benzerlerin yarışı, oy verenlerin de kimi seçmek istiyorumdan çok kimi istemiyorum a göre karar vermek durumda bırakıldığı durumlarda bırakıyor. Ülkemizde de yerel seçim heyecanının yaşanacağı bu hafta sonunda, televizyon dünyasından unutulmaz liderlerden bir seçkiye bakalım.

VEEP- Selina Meyer

Washington’da siyasetinin acımasız dünyasına farklı bir  bakış sunan siyasi komedi Veep unutulmaz bir karakteri televizyon dünyasına soktu: Selina Meyer.  Erkeklerin hakim olduğu bu ortamda kendisine Başkan Yardımcısı olarak tanıştık. Ama yer edinmek sadece titr almakla olmuyor. Selina daha fazla güç istiyordu, bunun için de küfür kıyamet içinde mobbingin 50 tonuyla yönettiği ekibini sahaya salmıştı.

Absürt derecede komik olaylar ve dramatik derecede çılgın vaatler verip işbirliklerine girse de izlediklerimizde doğruluk payı olduğunu bilmek ürkütücüydü.Selina kendi kusurlarının farkındaydı ancak hakimiyet arzusu ve takdir edilme güdüsü iyiye doğru değişim isteğinin önüne geçti.

Usta oyuncu Julia Louis-Dreyfus'un canlandırdığı Selina kurnazlığı ve acımasızlığıyla siyasi kariyeri boyunca, yalan ve manipülasyonla zirveye tırmandı,  hatalarının bedelini ödemek ise çevresindekilere kaldı. Her daim yamacında duran tek ve en sağlam destekçisi Garry kendini suçsuz yere demir parmaklıklar arasında buldu.

THE REGIME- Elena Vernham

Hayali bir  Orta Avrupa ülkesindeyiz. Bu topraklarda demokrasinin pek değeri yok, otoriter bir rejim hakim.  Oscar ödüllü Kate Winslet, Elena Vernham ise adı ısrarla telaffuz edilmekten kaçınılan bu küçük ülkenin otoriter Şansölyesi olarak karşımıza çıkıyor.

Elena, halkın sesini dinlemeye açık mı? Otoriter rejimin DNA’sında yok elbette böyle şeyler, kendisi  en büyük dertler olan açlık ve işsizlikle pek ilgili değil.  Arkasındaki desteği kaybetmesi ise onu kontrolü yeniden kazanmak için zalimleşmeye yönlendiriyor. Ne de olsa kuralları o belirliyor. Takıntıları var, örneğin saray duvarlarını sardığını ve kendisini öldüreceğini düşündüğü küf gibi. Psycho’nun Norman Bates’i ölen annesini hala yakınında tutuyorsa Elena’nın da rahmetli babası sarayda cam tabutu içinde çürürken kızının dertlerini dinlemeye devam etmek zorunda. Kasap lakaplı eski asker Herbert Zubak, ise hızla Elena'nın en güvenilir danışmanı haline gelen kişi.

Narsist kişiliği, dış dünyanın düşmanlaştırılması, güç açlığı ile  baskıyı gitgide arttırması dünyada görülmedik şeyler değil. Bu rolde Winslet muhteşem bir performans sergiliyor. Ama böyle bir lider, düşmanımın başına bile değil.

HOUSE OF CARDS- Claire & Frank Underwood

Siyasette en iyi kartlar elinde olabilir ama elini göstermek için doğru anı bekleyenler kazanır diyebilir miyiz? Underwood çiftini izlerken kesinlikle evet. House of Card, gelmiş geçmiş en iyi siyasi dizilerin başında gelmesi senaryosu kadar etkileyici oyuncukların sonucu.

Washington’da uzun yıllar ilişkilere emek verdikten sonra meyvesini toplamanın peşindeki Frank Underwood'u canlandırdığı, hırslı ve entrikacı bir politikacının nasıl da  beyaz sarayda POTUS koltuğuna yolculuğuna tanık olduk. Ancak eşit derecede acımasız olan diğer karakter, onu zirveye ulaştıran kişi eşi Claire Underwood. Yanında durup desteklemesinin nedeni sevgi de değil sadakat de.Güce duyduğu açlık.  Bu yolda herşey de mübah. Manipülasyon ise ailece hobileri. Ahlaki prensipler tartışmalı, cinayet desen, gerekliyse elbette ki mübah. Claire, Frank'ten çok daha kurnaz,müzakere ederken önce yumuşak son çare saldırgan taktiklere sahip. Duygusallık kamera önünde bir kaç damla gözyaşında  ibaret. Sonunda güçten payı alıyor ve Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk kadın Başkanı oluyor. Bu ikiliye dikkat, kesinlikle mesafenizi kesinlikle korumak isteyeceğiniz cinsten.

BORGEN-Birgitte Nyborg

Yer Danimarka gibi eğitimli ve refah düzeyi yüksek bir ülke de olsa, kadınların siyasetteki yoluna gül yaprakları dökülmüyor. Kahramanımız Birgitte Nyborg, hırslı, kararlı ve etkileyici bir lider.  Sahip olduğu ilkelere göre hareket etmek isterken Danimarka'nın ilk kadın Başbakanı olma yolunda oynaması gereken zorlayıcı bir siyaset oyunu var. Bir kadın, bir anne, bir eş ve siyasetçi olarak dengeyi bulma çabası ip üstünde cambazlık bile kolaydır dedirtecek türden hale gelebiliyor. Nyborg aile hayatı, destekçisi olan dostları ve değişen ittifaklar arasında yolunu bulmaya çalışırken  değerleriyle yaşamaya, kendi olmaya cesareti ve mücadelesiyle müthiş ilgi çekici bir karakter olarak kurgusal da olsa  izleyebileceğimiz en iyi liderlerden biri.