‘Flamenko saflıktır, lezzettir’

Grammy Ödüllü efsanevi Latin grup Gipsy Kings, renkli ezgileriyle seyircilerine İstanbul’da coşkulu bir akşam yaşattı. Konseri öncesinde grubun kurucu üyesi Andre Reyes ile sohbet ettik.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
‘Flamenko saflıktır, lezzettir’

Ece ULUSUM

Güneşli bir sabah… Erken saatler olmasına rağmen Andre Reyes’in enerjisi yüksek. Konser zamanı değil her zaman böyleymiş meğer. Batı pop ve Latin ritimleri ile geleneksel flamenko stillerini harmanlayan Gipsy Kings, kurucularındna Andre Reyes’ın yönetiminde yeniden İstanbul’daydın.  19 Eylül akşamı Piu Entertainment’ın 10. yıl konserleri kapsamında Zorlu PSM’de müzikseverlerle buluştu. Gecede  'Djobi Djoba', 'Bamboleo', 'Baila Baila', 'La Dona', 'No Volvere', 'Bem, Bem, Maria', 'Volare' ve 'Un Amor' gibi sevilen şarkılarını çaldılar.

O renkli konseri öncesi Reyes ile sabah kahvesinde buluştuk.

Latin, Flamenko müziği Türkiye’de çok sevilir. Bu bağlantıyı neye borçluyuz sizce?

Bunun Akdeniz kültüründen kaynaklandığını düşünüyorum. Günün sonunda hepimiz Akdenizliyiz, kanımızda var. İnsani nitelikler, sosyal ilişkiler ve tabii ki müzik.

Flamenko bir yemek olsaydı sizce ne olurdu?

Domatesli ve zeytinyağlı ekmek. Bundan daha İspanyol bir şey var mı? Bence hayır! Flamenko saflıktır, lezzettir.

Dünyada son zamanlarda rap yükselişi var. flamenko ve rap müzik ile bir proje düşünüyor musunuz?

Evet, neden olmasın? Her türlü birleşmeye açığız. Yeni ve farklı şeyler deneyimlemeyi seviyoruz.

Uzun yıllardır devam eden bir grup olarak, geçmişe bakmak nasıl hissettiriyor? Değiştirmek istediğiniz bir şey var mı?

Hiçbir şeyi değiştirmezdim çünkü her şey bir öğrenme deneyimi. Gösteri dünyasında 30 yılı aşkın süredir yer alıyorum ve geriye dönüp baktığımda yaşadığım her şeyden etkileniyorum. Kesinlikle hiçbir şeyi değiştirmezdim.

Gipsy Kings’in grup üyeleri de zaman zaman değişti, bazen yeni gruplar kurdular. Bunlar müziğinizi nasıl etkiledi?

Özümüz aynı, neşe ve iyi dileklerle dolu Katalan rumba. Özümüzü kaybetmeden zamana uyum sağlamayı bildik.

En çok dinlenen şarkınız Bamboléo, 1987 yılındaki albümünüzden. Klasikleştiği kesin ama diğer parçaları gölgede bırakıyor mu acaba?

Hit olan birçok şarkımız var. Ancak Bamboleo çaldığında insanların heyecanlı yüzlerini görmek çok güzel, bizim için bu bir marş gibi. Yani gölgede bıraktığını düşünmüyorum.

Çok sık turneye çıkan bir grupsunuz. Turne sırasında uçak bagajında enstrümanı kaybolan ya da yanlış yere inen uçak hikayeleri çok dinledim. Sizin böyle bir hikayeniz var mı?

Bu konuda bir kitap yazabiliriz. Çok ilginç anekdotlar var, ama anlatmayacağım belki Netflix için bir dizi yapabiliriz, iyi fikir değil mi!

Tüm dünyada yeni göç dalgaları ve göçmenlere karşı düşmanlığın arttığını görüyoruz. Hatta bazı ülkelerde göçmen karşıtı söylemler, seçim kazanmanın anahtarı olarak görülüyor. Göçmen bir ailenin mirasçısı olarak sizin yorumunuz nedir?

Franco diktatörlüğü sırasında göç etmek zorunda kaldık. Zor zamanlardı. Ancak çingene ırkı güçlüdür ve zorlukların üstesinden gelmeyi bilir. İşte bu yüzden bugün neysek oyuz.

Konserleriniz hep çok neşeli geçiyor. Sahneye çıkarken öncelikli hedefiniz ne oluyor?

İnsanlara sorunlarını unutturmak. Bizim müziğimiz mutlu bir müzik ve anlatmak istediğimiz de bu.