Hepimiz çaldığımız müziğe aşığız

Vivaldi’nin Four Seasons eserinin klasik müzik dünyasında ve popüler kültürde büyük yeri olmasında rol oynayan topluluk I MUSICI 10 yıl aradan sonra yeniden Türkiye’ye geliyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Hepimiz çaldığımız müziğe aşığız

Ece ULUSUM

Antonio Vivaldi’nin Dört Mevsim’i kadar günlük hayatımızın içine işlemiş çok az klasik müzik bestesi var. Telefonlardan asansörlere, filmlerden reklamlara “Dört Mevsim” her an kulaklarımızda çınlıyor. Kimi zaman Netflix’te çello çalan Wednesday karekterinden dinliyoruz, kimi zaman Max Richter’in elektronik altyapılarında... Yakın geçmişe kadar Antonio Vivaldi’nin eşsiz eseri ‘Dört Mevsim’inin, I MUSICI kaydedene kadar, çok uzun yıllar unutulduğunu biliyor muydunuz?

1951’de şefsiz bir oda orkestrası olarak kurulan I MUSICI, klasik müziğin bugün en sevilen parçalarından biri olan Vivaldi’nin ‘Dört Mevsim’ adlı eserinin ilk stereo kaydını yapmak için 1955’te stüdyoya girdiği zamanda eser neredeyse hiç bilinmiyordu. Bugün ise başta Vivaldi’nin ‘Dört Mevsim’i olmak üzere neredeyse tüm İtalyan barok müziği eserlerinin icra ve kayıtlarını yaparak dünya çapında ünlü olan I MUSICI, Vivaldi’ye adadığı konserlerle dünyanın prestijli salonlarını dolduruyor. Ünlü grup 6 Nisan’da CSO Ada Ankara’ya geliyor. I MUSICI’nin piyanisti ve sanat direktörlerinden Francesco Buccarella ile konser öncesi sohbet ettik.

On yıl aradan sonra Türkiye’ye geliyorsunuz. 10 yılda ülke çok değişti, yeni ve genç bir müzik nesli de konserinizde olacak. Bu kadar süre yolunuzun düşmemesinin sebebi nedir?

Bir ülkede konser verememe sebeplerini açıklaması kolay değil aslında. Türk insanları bizi her zaman çok sıcak karşıladı. Ancak pazarlama stratejisinin bir sonucu olabilir. Zira biz her ülkeye iki yılda bir gideriz ama Türkiye’de bu mümkün olmadı. Umarız daha sık konser verebiliriz.

Klasik müzikte önemli eserleri icra ederek dünyaya tanıtıyorsunuz. Sizler için klasik müziğin yaşayan belleği ya da müzikal canlı bir arşivi diyebilir miyiz?

I MUSICI, belirli bir repertuvarın yayılmasına en çok katkıda bulunan oda toplulukları arasında yer alıyor. 17. ve 18. yüzyılların müziğinden, özellikle de İtalyan müziğinde özellikle. 70 yılı aşkın faaliyet gösterdiğimiz sürede 140 civarında albüm ve binlerce konseri düşününce kesinlikle bir tür yaşayan, daha doğrusu müzik çalan arşiv sayılabiliriz.

En iyi Vivaldi icracısı olarak gösterilen topluluksunuz. Bu tanım size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?

Vivaldi’nin müziğinin harika olduğundan, onu inceleyebilmenin ve seyirci önünde icra edebilmenin verdiği zevk, zihnimizdeki tüm olumsuz baskıları ortadan kaldırıyor. Elbette bunca yıl müziğe ve yaptığımız işe göre yaşamak büyük bir sorumluluk. Bu da bizi her zaman en üst seviyede kalmaya ve devam etmeye itiyor. I MUSICI ismini dünyaya duyurmak bizim için gurur kaynağı.

Son zamanda yapay zeka resim yapıyor, müzik besteliyor. Artık yapay zekaya “Vivaldi tarzında yeni bir pop şarkısı bestele” gibi komutlar vermek mümkün. Sizce bu süreç klasik müziği nasıl etkileyecek?

Düzgün bir şekilde cevap verebilmek için birkaç yıl düşünmem gerek! Şaka bir yana, yapay zekadan beklentileri inanılmaz derecede geniş. Bir yandan büyüleyici ancak kusursuz değil ve hala belirsiz tarafları da var. Sanat ve müzik dünyasındaki bu uygulamaların nereye varacağımızı kimsenin söyleyebileceğini sanmıyorum. Birkaç yıl önce, ebeveynlerin çocuklarının yeteneklerine karar verebildiği bir bilim kurgu filmi izlemiştim. En karmaşık repertuarların üstesinden gelebilmek için ailesinin emriyle altı parmaklı doğan bir piyanistin olduğu sahne beni çok etkilemişti. Kimin aklına gelir böyle bir şey! İnanıyorum ki, insanlığın yeni teknolojilerden dolayı erken yenilgiye uğrattığı basılı kitaplar, plaklar ve analog fotoğraf makineleri gibi diğer birçok şey hala var ve bugün de tadını çıkarıyoruz. Yapay zeka müzik yapsa da insanların çaldığı müzik için de bu geçerli olacak. Zaman gösterecek, umarım icracı veya bestecinin yerini almaktansa klasik müziğin yaygınlaşmasında önemli bir müttefik olur.

Sizce Vivaldi’nin hak ettiği ilgiyi görmemiş eseri hangisi?

Vivaldi pek çok eser yazdı. Vivaldi’nin repertuarının, çok geniş bir şekilde araştırıldığına inanıyorum. Dinleyici açısından operalara repertuarının en az bilinen kısmı olduğunu söyleyebilirim Farnace, Griselda, Olympiad… Bunlar barok müziğinin ve tiyatrosunun otantik mücevherleri, daha geniş bir izleyici kitlesini hak ediyor.

Spotify’da sizi en çok dinleyen şehirler arasında İstanbul var. İstanbul’un size olan yoğun ilgisini nasıl karşılıyorsunuz?

Türk halkına ve özellikle İstanbul seyircisine, müziğimizi dinlemeye gösterdikleri ilgiden dolayı minnettarız ve gurur duyuyoruz. Müzisyen olarak yapabileceğimiz tek bir şey var; doğrudan insanların kalplerine hitap eden müzikler çalmak için var gücümüzle çalışmaya devam etmek.

Nasıl bir konser bizi bekliyor?

Ankara'daki programımız aynı zamanda kaydettiğimiz son Decca albümümüzün programı. Seyirciler, Verdi’nin I Vespri Siciliani için yazdığı Seasons’ı dinleyecek. Ve elbette Vivaldi’nin Four Seasons’ı da eksik olamaz.

TÜM ÜYELERDE BİR AMAÇ BİRLİĞİ VAR

Geçen yıl 70’inci yılınızı kutladınız. Bu denli birbirine bağlı müzik topluluğu olmanın, aynı heyecan ve tutkuyla müzik icra etmenin altında ne yatıyor?

Bize bu sık sık sorulur, biz de kendimize defalarca sorduk. Pek çok başarılı işletmede olduğu gibi tek bir unsur yok. Her şeyden önce, her zaman biraz şansa ihtiyacınız var. Doğru zamanda doğru yerde ve doğru insanlarla olmak gerekiyor. Grup kurulduğunda olan tam da buydu. I Musici’de çalanlar, yaptıkları işin önemli olduğunu bilirler, bu da büyük bir motivasyon sağlıyor. Ve bir de tüm üyelerde bir amaç birliği var. Sonuç olarak belki de tek gerçek büyük sır bu: Hepimiz çaldığımız müziğe aşığız.

GENÇLİK ÇOK SAYIDA DUYGUSAL UYARANA MARUZ KALIYOR

Sizlerden sonra gelen neslin sizce klasik müziğe ilgisi nasıl olacak?

Genç neslin geleceğinde klasik müziğe çok yer olduğuna inanıyoruz. Gençler, hayal edilemeyecek sayıda duyusal uyarana maruz kalıyor. Sosyal medya zamanlarının çoğunu alıyor ve evet, kültürel olarak ilgi çeken futbol gibi faaliyetlerde de olduğu gibi bir kriz yaşıyoruz. Son zamanlarda Avrupa kültürünü daha yeni benimsemiş ülkelerde müziğimize büyük ilgi var. Bizlerin üzerine düşen görev çok önemli. Gençlerle iletişim engelleri yaratmamalı ve çalmaktan vazgeçmeden seyirciyi daha yakın hissettirecek yeni stratejiler uygulamalı. Önemli olan dinleyiciye mesafesini koruyan yıldız müzisyenlerin eski alışkanlıklarına saplanıp kalmamaktır.