Mizahın yarım asrı

Muhlis Bey, Arap Kadri, Press Bey… Türk mizah tarihimizin bu efsane karakterlerini tekrar hatırlatacak olan ‘Yazan-Çizen Latif Demirci’ sergisi sanatseverlerle buluştu. Sergi, ziyaretçileri Türk mizah tarihine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Mizahın yarım asrı

Helin KAYA

Kendine özgü mizah anlayışı, çizgileri ve yarattığı karakterler ile Türkiye’nin önde gelen karikatüristlerinden Latif Demirci’nin yarım asırlık sanat hayatı ‘Yazan-Çizen Latif Demirci’ sergisiyle gözler önüne seriliyor. Serginin yolculuğunu sanatçının kızı Yasemin Demirci ile yakın dostu, gazeteci İhsan Yılmaz’dan dinledik. 

Öncelikle böyle bir sergi yapma düşüncesi nasıl filizlendi?

YASEMİN DEMİRCİ: Babamın kaybından sonra evindeki arşivi toparlamaya başladım. 70’li yıllardan günümüze kadar birçok orijinal çizim, eskizler, suluboyalar karşıma çıktı. Çok büyük ve özel bir arşivle baş başaydım. Sadece babamın değil, Türkiye’nin mizah dünyasının da yarım asırlık hikayesine tanıklık edilecek bir arşiv. Babamın yakın dostu İhsan Yılmaz’la konuştum bunun üzerine. O da İş Sanat Genel Müdürü Zuhal Üreten ve ekibiyle görüştü. Sergi fikrine oldukça sıcak baktılar ve süreç böylece başladı. 

Demirci’nin yakın dostu olarak sizin için nasıl bir süreçti?

İHSAN YILMAZ: Latif’in ani kaybı ailesi, dostları ve bütün sevenleri için büyük bir şok oldu. Bütün ölümler gibi başta kabul edemiyor insan. En zorunu da kızı Yasemin yaşadı. Babasının Kanlıca’nın tepelerindeki mütevazı, müstakil evine onun girmesi gerekiyordu önce. Bir süre bunu yapamadı Yasemin. Sonra acısıyla baş etmenin yolunu eğitimini aldığı sinema aracılığı ile buldu. Babasını kaybeden genç bir kadının onun evine girip ölümüyle yüzleşmesini anlattığı ‘Onun Kalesinde’ adlı kısa filmi çekti. Babasının eşyasını, özellikle de çalışmalarını elden geçirmesi gerekiyordu. Çocukluğundan itibaren çizdiği hemen her karikatürü biriktirdiğini, yayınları topladığını gördü. İnanılmaz bir arşiv oluşturmuştu.

Kitaplarının tekrar yayınını konuştuğumuz sırada Latif için retrospektif bir sergi yapma fikri doğdu. Konuyu açtığım İş Sanat yöneticileri de bu fikre sıcak bakınca sergiyi hayata geçirmeye karar verdik. Kibele Sanat Galerisi’nde daha önce pek çok serginin düzenlemesini yapan, kitaplarını hazırlayan grafik sanatçısı Emre Senan’la yoğun bir tempoda çalıştık. Binlerce karikatürü, özel çalışmayı elden geçirdik ve Senan’ın yaratıcı düzenlemesiyle sergi hayata geçti. 

Serginin çalışma süreci nasıl gerçekleşti? Sonuçta karşınızda oldukça geniş bir arşiv vardı.

Y.D: Evet sadece arşivi tarama süreci bile aylar sürdü. Kategorize etmek, ön elemeler yapmak oldukça zaman aldı fakat karikatürlerin arasında kaybolmak çok keyifliydi. Oturup her karikatürü okuma isteğimiz belki sürecin uzamasına da sebep oldu. 

Daha önce hiç fark etmediğiniz detaylar oldu mu?

İ.Y: Eserlerden çok, dediğim gibi, bu derece düzenli arşiv tutması şaşırttı bizi. Bizim yaklaşık çeyrek asra dayanan bir dostluğumuz var, sergiyi birlikte hazırladığım kişi de kızı Yasemin. Belki Yasemin’e sürpriz gelen, babasında yeni fark ettiği, keşfettiği yanlar olmuştur. Ben kişisel olarak tanışıklığımızdan önce de Gırgır’dan itibaren çizdiği karakterleri zaten biliyordum, yaklaşık son 25 yılının da yakın tanığıydım. Kendine özel çizimler yaptığı, yayınlamadığı defterlerini görmemiştim tabii. Onlar arşivden çıktı. Latif’in naif kişiliğini yansıtan çizimlerdi onlar… 

Hedefleriniz neler oldu bu sergiyi hayata geçirirken?

Y.D: Hedeflerimiz hem babamın ince ve dokunaklı mizah anlayışını eserleriyle olabildiğince ortaya çıkarmak, hem sanat hayatını ve kariyerinin anlatısını oluşturmaktı. Aynı zamanda yaratıcısı olduğu karakterlerin hayata geliş sürecini aktarmak, saklı kalmış eserlerini ve eskizlerini insanlarla buluşturmak istedik. Tüm bunları yaparken Türkiye’nin yaklaşık 50 yıllık mizah tarihini, babamın kariyerine paralel bir şekilde sunmaktı amacımız. 

İ.Y: İlk karalamalarından son çizimine kadar Latif’in bütün serüvenini bu sergiyle vermek istedik. Mizah dünyasının son büyük ustasını hatırlatalım ve analım. Sergiyi gezen herkes kendince çok daha fazlasını bulacak, kendi geçmişinden pek çok şeyi hatırlayacaktır, bundan eminim. 

‘Babam her hikayenin içindeki yalın mizahı ortaya çıkarır’ cümleniz beni çok etkiledi. Sanata adanmış bir hayatın en yakın tanıklarından biri olmak sizin hayatınızı nasıl şekillendirdi?

Y.D: Babam 31 yaşındayken ben hayata geldim. Bu yüzden ben onun değil de o benim hayatımın en yakın tanıklarından biri oldu diyebiliriz. Ben tanık olmaktan çok, o hayatın içine doğup, onunla beraber büyüdüm. Bu sebeple de babamdan çok ilham aldım. Sadece genetiğini değil, hayata bakış açısını da aldım. Onun yokluğuyla büyük bir parçam da babama dönüştü. Onun adımlarından gitmeye, kendimi sanatımla anlatmaya ve her şeye gülümsemeye çalışıyorum. 

Serginin sanat dünyasında nasıl bir öneminin olduğundan bahsedebilirsiniz?

İ.Y: Gırgır ekolünden gelip kendi yolunu bulan ama okuluna da ihanet etmeyen bir çizerdi Latif. Kendi kuşağının son üretken temsilcilerinden biri. Kaybettiğimiz güne kadar çizmeye devam etti. En üretken dönemindeydi. Mizahının da en olgun dönemlerinden birini yaşıyordu. Sergiyi gezenler Latif’in özelinde yaklaşık elli yıllık mizah tarihimizde bir gezi yapma olanağı bulacak. Canavar Koyun Orhan, Muhlis Bey, Arap Kadri, Mithat ve Mirsat, Press Bey gibi mizah tarihimizin efsane karakterlerini tekrar hatırlayacaklar. Yaklaşık 25 yıllık siyasi tarihi mizahi bir yaklaşımla gözden geçirme fırsatı bulacaklar. ‘Çeviren Latif Demirci’ kitabının orijinal çizimleri eşliğinde sanat tarihinin önemli eserlerine Latif’in getirdiği yorumları görme fırsatları olacak. 

Sergide ayrıca Demircinin hayatını kronolojik bir şekilde yansıtan özel bir bölüm ve kitap karşımıza çıkıyor. Bu detaylardan da bahseder misiniz?

Y.D: Editörlüğünü İhsan Yılmaz’ın yaptığı bir kitap hazırladık sergi için. Bu kitapta babamla yıllarca çalışmış karikatürist dostlarından, yakınlarından, eserleri için yazılar yazmış sanat eleştirmenlerinden babamın çalışma şeklini, eserlerini, nasıl biri olduğunu, anılarını anlatan yazılar aldık. Yazarlar arasında Latife Tekin, Murat Belge, Turgut Çeviker, Hasan Bülent Kahraman, Selçuk Demirel, İrfan Sayar, Atilla Atalay, Tan Oral, Bahadır Baruter, Metin Üstündağ, Mehmet Çağçağ, Behiç Pek, Ergün Gündüz, Evrim Altuğ, Erdil Yaşaroğlu ve Zafer Temuçin gibi isimler var. Ayrıca birçok eseri ve özel fotoğrafları da kitapta bulunuyor. 

Sergi, 30 Haziran 2024 tarihine kadar İş Sanat Kibele Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.