Paris’i Karl’ın gözlerinden gördüm

Disney+ ‘Becoming Karl Lagerfeld’ ile moda dünyasının imparatorunu evlerimize konuk ediyor. 70’lerde lüks ve zarafeti yeniden tanımlamak üzere, kuracağı imparatorluğun dikenli yollarında ilerleyen Lagerfeld’i başarılı aktör Daniel Brühl canlandırıyor. Bu heyecan verici yapımı kendisiyle konuştuk.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Paris’i Karl’ın gözlerinden gördüm

Canan Demiray

Alman-İspanyol aktör Daniel Brühl, hem Hollywood'da hem de Avrupa’da başarılı bir kariyere sahip. Kendisini  Goodbye Lenin! deki unutulmaz rolüyle tanımıştık, Tarantino filmi Inglorious Basterds’da oynadığı Alman askerle de iyice akıllara kazındı. Marvel evreninde Baron Zemo’dan Rush’da bir F1 yarışçısına kadar farklı rollerde karşımıza çıkan oyuncu, ana dilleri Almanca ve İspanyolca’nın yanı sıra akıcı bir şekilde Fransızca, Portekizce, Katalanca konuşuyor. Ünlü oyuncu Brühl ile zoom üzerinden yeni yapımı ‘Becoming Lagerfeld’I konuştuk.

Karl Lagerfeld, modaya ve günümüz kültürüne büyük etkisi olmuş bir figür. Hakkında da çok fazla doküman var. Bu kadar fazla bilginin erişilebilir olması sizi nasıl etkiledi?

Lagerfeld şimdiye dek canlandırdığım en ikonik karakter oldu. Dediğiniz doğru çok bilgi var onun hakkında, ister istemez bilinçaltınızdaki ses hakkıyla canlandıramama kaygısını, kıyaslanma korkusunu önünüze çıkarıyor. Bu sesleri susturabilecek materyaller çok faydalı. Onu aklımıza kalan son imajıyla değil benim şu yaşıma yakın yaşlarda bir adam olarak canlandırmak cezbedici oldu. Ünlü olmadan önce nasıl biriydi, iki zaman arasında farkı yansıtabilmek çok güzel.

Lagerfeld’le tanışmışsınız, bu onu canlandırma kararınızı etkiledi mi?

Evet, çok kısa metrajlı da olsa Berlin’de karşılaşma fırsatım oldu.Yaklaşık 20 yıl kadar önce, Alman oyuncuların olduğun bir çekimdeydik. Dar bir platformda kalabalık bir şekilde poz vermek için durmamız gerekiyordu. Çok sıkışık bir ortamdı, daha da gençtim zaten, herhalde durumdan rahatsızlığım yüzümden okunuyordu,  Karl fark etti, gülümsemesiyle beni rahatlattı. Sonradan öğrendim ki, o fotoğraflar çekildikten sonra “ya bu çocuk Goodbye Lenin’de değil miydi,ben hayranıyım” demiş. Duyunca çok hoşuma gitti tabii ama o benim kendisini canlandırmamla ilgili ne derdi bilmek ister miydim, sanırım bilmek istemezdim.

Bana çok ilham veren yanı oldu

Lagerfeld çok değişik bir karakter. Onu canlandırmak üzere araştırırken,öğrenip sizi en çok şaşırtan ne oldu?

Karl Lagerfeld büyüleyici bir karakter.Hayata karşı sonsuz bir merakı bana en çok ilham veren yanı oldu. Bu öyle bir merak ki, ben de yaşlandıkça daha iyi anlıyorum. Genç nesille hiçbir zaman kopmamak da bu merakı besleyen şeylerin başında geliyor. Bir de Paris’i onun gözleriyle görmek müthişti.

Peki ilerleyen yaşlarındaki, filtresiz konuşmaları ve mükemmeliyetçiliği  için ne söylemek istersiniz?

İnsanoğlu olarak hepimizin karanlık bir boyutu var. Biz hikayede genç Lagerfeld’i takip ederken bu sorduğunuz yönüne girmedik. Ben şahsen karaktere büyük bir saygı ve empatiyle yaklaşıyorum. Neden derseniz, neler yaşadı, nasıl acılardan geçti, kişiliği şekillendiren faktörlere bakmamız gerektiğini düşünüyorum. İzlerken nasıl manipülatif olabildiğini ama  bir yandan da yeme bozukluğunu, zayıflıklarını yani karmaşık kişiliğinin parçalarını göreceksiniz. Yetiştirilme tarzı, eğitimi, yaşadığı korkular ve kusurları bir insan portresini tamamlayan unsurlar.

Dizi boyunca birbirinden etkileyici kostümler çıkıyor karşımıza. Diziden sizde kalan bir kostüm oldu mu?

Kostüm tasarımcımız Pascaline Chavanne, dizinin son derece önemli olan bu bileşeni üzerine müthiş bir iş çıkardı. Son günde de yanıma gelip ne almak istersen diye sorduğunda, baktım, bu şahane tasarımları giyemeyeceğimi düşündüm. Bu nedenle dizinin afişlerinde göreceğiniz yelpazeyi aldım, bu yaz İspanya’da tatilde kullanmayı düşünüyorum.

Kimyamız müthiş uyuştu

Siz gündelik hayatınızda modayla ne kadar ilgilisiniz?

Bir aktör olarak şu ya da bu şekilde ilişki kuruyorsunuz zaman içinde. Ben çok şanslıyım ki neredeyse 20 yıldır Zegna’nın da Artistik Direktörü olan Alessandro Sartori’yle dost oldum. Sektörde nadir görülen sadakate dayalı bir ilişkimiz var, kendini sürekli yenileyen, disiplinli ve kararlı biri olarak ondan çok şey öğrendim ve öğreniyorum.

Geçtiğimiz yıldan bu yana moda dünyası bir çok yapımla ekrana taşındı. Bu artan ilgi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Moda her zaman fazlasıyla göz kamaştırıcı ancak bir o kadar da baskı ve dramayı yanında getiriyor. Bu da insanlar için sanırım hep izlemesi çekici bir dünya. Hepimiz her gün kendimizi dünyaya tanıtmak isterken, tarzımızı tasarlıyor, modayla ilgili bir karar alıyoruz. Bu kararların, görünümlerin yaratıcılarının hayatlarını da merak ediyoruz.Bu sene haklısınız bir çok moda tasarımcısının hayatını izledik. Ben Balenciaga’yı, ekrana getirdiği zarafeti çok beğendim. Bizim yapıma gelirsek, Pret-a-Porter ve 70’lerin dünyasına geniş bir yelpazeden bakıyor ve Lagerfeld’in o dönemini yansıtıyoruz.

Rol arkadaşınız, Jacques’i canlandıran Theodore Pellerin muhteşem bir performans sergiliyor. Aranızdaki dinamikten bahseder misiniz, karşılıklı rol almadan önce tanışıklığınız yoktu diye biliyorum.

İlk görüşte aşk! Biriyle tanıştıktan 30 saniye içinde asansörde kalırsanız daralacak mısınız, keyif mi alacaksanız anlarsınız ya, bizim de öyle oldu, Paris’ta tanıştık, ne kadar iyi anlaşacağımızı bilmiyorduk ama kimyamız müthiş uydu. İlk kez iki erkeğin aşkını anlatan bir yapımda rol alıyorum, bu nedenle gergindim. Ancak karşılıklı oluşan güven, engelsiz,egosuz ve cömert bir ilişki kurmamızı sağladı. O tutkulu, karmaşık çifti canlandırabilmek için çok çalıştık. Benim için sihirli, en iyi deneyimlerimden biri oldu

Lagerfeld’in modayı nasıl değiştirdiğini düşünüyorsunuz?

Lagerfeld, Paris’in moda tanrılarıyla dolu dünyasına temiz hava, eşsiz bir soluk getirdi. sürükledi. Pret-a-porter ve lükse başka bir boyut kazandırdı. Bir bukalemun edasıyla güne, tarza farklı moda evlerine çarpıcı fikirlerle yol çizdi. Eğer diziye yeni bir sezonla devam etmeye davet edilirsem sonraki dönemlerini keşfetmeyi ve yansıtmayı çok isterim.

İmparator olmadan hemen önce Lagerfeld

Dün itibariyle sadece Disney+’ta izleyebileceğiniz Becoming Lagerfeld 70lerde renkli moda dünyasının bir parçası olmak isteyenlere tavsiye.

Konusunu özetlersek: Hikaye, Paris’te hareketli bir gece kulübünde dans,flört ve eğlence sürerken açılıyor. 1972’deyiz. Dior ve Chanel’in öldüğü, modada yeni bir dönem, yeni nesil tasarımcılar ön planda.

Genç ve meraklı oldukça sosyal bir genç bir adam olan Jacques de Bascher’nin aklında tanışmak istediği tek adam var, o da  locada uzaktan herkesi izleyen Karl Lagerfeld.

Tüm Paris Yves Saint Laurent’i parlayan yıldız olarak görürken bulurken, 15'inde Fransa’ya göçmüş Alman Lagerfeld’in henüz pek bilinen bir ismi yok. O yıllarda  Chloé'nin kreatif direktörü, bir yandan da Fendi’ye tasarımlar yapıyor. Hırslı, bu  şiddetli rekabet ortamında  adını duyurmak için mücadele halinde.

Karl’la kurduğu karmaşık ve platonik ilişki yetmeyince, Jacques aradığı ilgiyi başkalarında buluyor. Ancak Karl’a da en acı verecek yerden vurmayı ihmal etmiyor: Yves Saint Laurent. İki tasarımcı arasında eskiye dayanan ilişki, arkadaşlık ve profesyonel rekabetin ötesinde olunca Karl bu durumu kabul etmekte zorlanıyor. Yves’in iş ortağı ve partneri Pierre Bergé'nin de bu ilişkiyi  daha da zora koştuğunu da eklemek gerek. Ancak Jacques, Karl’ın güçlenmesine ilham kaynağı olarak yamacında olmaya devam ediyor. Altı bölümlük dizi, Lagerfeld 1983'te Chanel’e geçmeden önce son buluyor.

Fransızca yapımda  Marlene Dietrich ve Andy Warhol gibi ünlü figürlere de yer var. César ödüllü  başarılı oyuncu Agnès Jaoui, Maison Chloé'nin kurucusu Gaby Aghion rolünde. Yakın zamanda Franklin’de ve Beau is Afraid’de beğenerek izlediğimiz Théodore Pellerin Lagerfeld’in sevgilisi Jacques olarak oldukça başarılı. Yves Saint Laurent’i Arnaud Valois canlandırırken tasarımcıların  ilham kaynağı olan Paloma Picasso olarak dizide güzel oyuncu Jeanne Damas var. Alex Lutz, Claire Laffut, Sunnyi Melles ve Paul Spera dizinin öne çıkan diğer oyuncuları.

Raphaëlle Bacqué'nin "Kaiser Karl" romanından uyarlanan dizinin dünya prömiyeri Canneseries’de yapıldı. Paris moda dünyasını hakkıyla anlatabilmek için dizide 3000 kostümün kullanılırken, başta Lagerfeld olmak üzere 160 da yeni kostüm tasarlandı.