Tarihin izinde bir yolculuk

Bayram tatilinde küçük bir kaçamak yapmak istiyorsanız size güzel bir önerimiz var. Kültür turizmi ile kendi tarihimizin izlerini sürerken, uçsuz bucaksız sahilleriyle de mavinin tadına varabileceğiniz bir yer… Üstelik kendinizi yabancı da hissetmeyeceksiniz. İşte size Arnavutluk…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Tarihin izinde bir yolculuk

Aylin SARAÇOĞLU

Bu şahane ülke misafirperver, yardımsever insanları, tadı damağımızda kalan organik meyve-sebzeleri, damak tadımıza uygun leziz yemekleri, Osmanlı’nın izlerini taşıyan tarihi ve turistik yapısı, uçsuz bucaksız sahilleri ile mutlaka görülmeli.

Kendinizi de asla yabancı hissetmeyeceğiniz bir yer Arnavutluk. Türk dizileri çok revaçta. Öyle ki çocuklarına bile dizi oyuncularının ismini vermişler. Adım başı bir Engin ile karşılaşıyorsunuz. Dizilerin de etkisiyle özellikle gençler epeyce Türkçe biliyor.

Dilerseniz başlayalım tura…

GEÇMİŞ DOKUSUNU BERAT’IN EVLERİNDE BULACAKSINIZ

Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulan başkent Tiran’da neredeyse her köşede köklerimizin izlerini görmek mümkün. Osmanlı eserlerinden Hacı Ethem Bey Cami ve bölgenin simgelerinden biri olan Saat Kulesi bunlardan mesela. Tabii kuleye çıkıp Tiran manzarasını seyretmek de mümkün.

Arnavutluk tarihine ışık tutan bir diğer yer ise Bunk’Art… Burası komünizm etkisi altındaki Tiran’da nükleer savaş durumu için tasarlanmış bir sığınak. Yer altına doğru 5 katlı olan, 100’ün üzerinde odası bulunan, sürekli savaş sirenleri çalan, Arnavutluk tarihinin savaşla dolu acı yanlarını gösteren Bunk’Art yürekleri dağlıyor. Tiran’ın şehir olmasında önemli katkıları olan İskender Bey’in at üzerindeki heykeli de şehrin bilinen eserlerinden ve bulunduğu meydana adını veriyor. Tiran’ın tam kalbinde olan Tiran Kalesi ise Bizans döneminde inşa edilmiş, sonrasında Osmanlı tarafından genişletilmiş. Ulusal Tarih Müzesi’ne de mutlaka gidilmeli. Şehrin en büyük ve önemli müzesinde ülkenin ilk çağlarından günümüze uzanan yolculuğu, son derece detaylı bir şekilde anlatılıyor. Şehirde alışveriş için Toptani, soluklanma molası için de Rinia Parkı güzel seçenekler arasında…

Arnavutluk’un en eski yerleşim yerlerinden biri de Berat… Tarihi evleri ile Safranbolu havası estiren bu şehir, Arnavutluk’un merkezindeki Osumi Nehri kıyısında bulunuyor ve Arnavutluk’un geçmiş dokusu en iyi korunmuş yeri olarak gösteriliyor. Kenti ikiye bölen Osumi Nehri üzerindeki Gorica Köprüsü ise 18. yüzyılda Ahmet Kurt Paşa tarafından yaptırılmış ve görülmeye değer. Kentin tepesinde bir kartal yuvası gibi bulunan Berat Kalesi’ne de mutlaka çıkın.

DENİZDEN KOPAMAYANLAR İÇİN CENNET

Bir sonraki durağımız ise beyaz kumu, turkuvaz renkli denizi, küçük yemyeşil adalarıyla deniz tatilini sevenler için tam bir cennet olan Ksmail...  Bu arada Arnavutluk’un her yerinde olduğu gibi Ksmail ve Saranda’da da biz Türkleri çok seviyorlar.

Bir süreliğine Ksmail’deki evimiz olan yuvamız deniz manzaralıydı ve birbirinden güzel koylara yürüme mesafesindeydi. Bizim gittiğimiz plajlarda sadece şezlong ve şemsiye için para isteniyordu. Yeme-içme zorunluluğu ise yoktu.

Ksmail’deki küçük adaların etrafını gezdiren ve Tongo Adası’nda mola veren tekne turuna da katıldık. Ksmail’i bir de denizden görüp, açık denizinde yüzmek çok keyifliydi.

UNESCO LİSTESİNDEKİ BUTRINT ULUSAL PARKI

Ksmail’deki Butrint Ulusal Parkı Arnavutluk’un en çok ziyaret edilen, en değerli tarihi yerlerinden biri olarak gösteriliyor. Helenistik ve Roma döneminde önemli bir yerleşim yeri olan Butrint, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. Tarihi öneminin yanısıra burası çok çeşitli doğal yaşam alanları, yarı doğal ve yapay bataklıkları, tatlı su, sazlık yatakları, ormanları, Akdeniz çalılıkları, ekilebilir arazileri, nadir bulunan bitki çeşitleri ile de Arnavutluk'taki biyoçeşitlilik için en önemli yerlerden biri olarak aktarılıyor.

Gölün karşı kıyısındaki Ali Paşa Kalesi’ne ise sallarla geçilebiliyor. Kale, 1807 yılında Korfu taraflarından gelen Fransız saldırılarına karşı koymak için kaleyi yaptıran Ali Paşa’nın adını taşıyor.

LEKURESI’DEN MANZARANIN KEYFİNİ DOYASIYA ÇIKARIN

Saranda’nın ve en meşhur yeri olan Lekuresi Kale’sini ziyaret etmemek olmaz. Her köşesinde Osmanlı’nın izinde tarihimize yolculuk yaptığımız Arnavutluk’ta bu kale de Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış çok önemli bir tarihi eser. Arnavutluk’ta ve genel olarak dünyadaki yaygın ismiyle Muhteşem Süleyman burayı 1537 yılında Venedik saldırılarına karşı yaptırmış. Kalenin gecesi-gündüzü ayrı güzellikte. Özellikle güneşin batışını seyretmek paha biçilemez. Gece olup şehrin ışıkları yandığında da manzaranın tadına doyum olmuyor.

Kalenin iç tarafında çok şık bir de restoran bulunuyor. Her akşam canlı müzik ve folklor gösterisinin yapıldığı bu mekan turist gruplarının yoğun ilgisini gördüğü için rezervasyon yaptırmanızda fayda var.

OSMANLI ETKİSİNDEN TANIDIK LEZZETLER

Arnavutluk’ta yemekler gayet güzel ve fiyatları da uygun. Osmanlı’nın izleri yemeklerde de etkisini gösteriyor ve karşımıza gayet tanıdık lezzetler çıkıyor. Ülkenin iç kesimlerinde et çeşitleri ağırlıktayken, Saranda, Ksmail gibi deniz kenarındaki yerleşim yerlerinde deniz ürünleri öne çıkıyor. Buralarda lezzetli bir balık, midye, kalamar ile sofranızı donatmanız önerilir.

Et, deniz ürünleri ve Akdeniz yemekleri ağırlıklı menülerde döner, şiş, musakka, mezeler, pizzalar seçenekler arasında... Güveç yemekleri ve peynirleri de dikkat çekiyor. Arnavut mutfağında Samsa, elbasan tava, pırasa böreği, tirit, Arnavut ciğeri, petla gibi özel lezzetler bulunuyor.