Topraklarınızın farklı bir büyüsü var

Onlar, rock tarihinin en etkili gruplarından Londra çıkışlı Wishbone Ash... Dün gece Atatürk Kültür Merkezi’nde konser veren ekip, “İstanbullu dinleyiciler çok tutkulu” diyor…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Topraklarınızın farklı bir büyüsü var

ZEYNEP TOKER

24 Mayıs Cuma günü yeniden Türkiye'deki dinleyicilerinizle buluştunuz. Ne hissediyorsunuz?

Uçak alçalırken aşağıya baktığınız anda sihir başlıyor. Topraklarınızın farklı bir büyüsü var, çekiciliği… Bu tarihinizle de ilgili olmalı ve insanlarınız çok tutkulu! Tutkuyu severim. Ben de öyleyim ve devam etmemi sağlayan şey bu. Belki de bu yüzden yüzler çok tanıdık geliyor. Kendimizi kucaklanmış hissediyoruz.

Geçen yıl Ankara'da bir konser verdiniz. Bu deneyim sizin için nasıldı? Burada bulunmaktan hoşlanıyor musunuz?

İnsanlar müziğimize ilgi, sevgi ve gerçekten saygı gösteriyorlar. Hikayemize en başından beri tanık olmuş insanlarla, o insanların çocuklarıyla karşılaştık. Onlar bizim serüvenimizde yanımızda yürüyen insanlardı. Onlar bizi tanıyordu. Biz onları tanımasak da hissediyorduk. Bu his çok güzel değil mi? Bizden önce müziğimiz geliyor ve bir yerlerde insanlar o müzik etrafında birleşiyor. Sonra gelip onlarla tanışıyoruz. “Hey! Evet nerde kalmıştık!” deyip çalmaya devam ediyoruz. Oldukça dostça ve gerçek bir şey bu. Ankara’ya bizden selam!

Geçen yılki röportajımızda, ilhamınızı beslemek için sürekli yeni şeyler denediğinizi söylemiştiniz. Bu günlerde ilgilendiğiniz yeni şeyler nelerdir? Hem kişisel kariyerinizde hem de müzikal kariyerinizde?

Müziği farklı perspektiflerden ve farklı şekillerde dinliyorum. Bazen bir gitarist ‘kick’ine kapılıyorum ve tonalite veya teknik gibi yönlerden ilham almak için farklı müzisyenleri dinliyorum. Şu anda Tim Henson beni büyülüyor. Polyphia grubuyla çalıyor. Gypsy Jazz gitarının ve özellikle Django Rheinhardt’ın sıkı takipçisiyim. Diğer zamanlarda albümlerdeki prodüksiyon değerlerini anlayabilmek veya duygularımı yatıştırmak için müzik dinliyorum. Elgar örneğinde olduğu gibi İngiliz melankolik ve pastoral klasik müziğini seviyorum.

Bu kadar uzun süre müzik üretmek, sahnede olmak ve insanlarla buluşmak büyük bir tutkunun işareti. Bu tutkuyu ve motivasyonu nasıl koruyorsunuz? Zaman zaman tüm bunları kaybettiğiniz oluyor mu?

Tutkuyu canlı tutmak, her zaman yeni şeyler denemek ve müziğe olan sevgimizi paylaşmakla ilgili. Zaman zaman zor anlar olsa da… Pandemi de yaşadık, bir şey üretemez hale geldiğimiz zamanlar oldu. O zaman doğa iyi geliyor. Yürümek ve balık tutmak!

Yılın geri kalanı için planlarınız nelerdir?

Konserlere devam etmek. Paylaşmak yeniden üretmek için ateşleyici gibi. Ayrıca, bazı akustik projeler üzerinde çalışıyoruz.

Son olarak, dinleyicilerinize ve okuyucularınıza ne söylemek istersiniz?

Dinleyicilerimize ve okuyucularımıza bize gösterdikleri sürekli destek için teşekkür ederim. Müziğimizi paylaştığınız ve bizimle bu yolculukta olduğunuz için minnettarız.