Zamansız parçaların peşinde 

Zeynep Tosun, hem hazır giyim koleksiyonuyla hem de Trendyolmilla ile gerçekleştirdiği işbirliğiyle moda gündeminde... Ünlü tasarımcı ile trendleri, ilham kaynaklarını ve sektörün zorluklarını konuştuk…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Zamansız parçaların peşinde 

ASLI BARIŞ 

Koleksiyonda ilk bakışta sadelik ve ışıltının, yani bir nevi tezatların yer aldığını görüyoruz. Yeni koleksiyonunuzun ilham kaynağı nedir?

ZT hazır giyim koleksiyonunda daha çok parti şehirli kıza yöneldik. Yavaş yavaş hazır giyime geçiş yapıyoruz; bu üçüncü koleksiyonumuz. Daha çok couture ile tanındığımız için “onu hazır giyime nasıl adapte edebiliriz” diye kafa yorduk.  Asıl ilham kaynağı ZT kadınının şehirdeki hali…

Kaç parça yarattınız bu sezonda?

Koleksiyonumuzda yaklaşık 36 parça ve 25-26 görünüm var.

Geleneksel motifler, elişleri, Anadolu hikâyeleri, renkler… Bunlar tasarımlarınızda sıklıkla karşımıza çıkan öğeler… Bu sezon nasıl bir öykü kurguladınız moda tutkunlar için?

Geleneksel motifleri ve el işlerini kullandığımız bölümümüz ‘Zeynep Tosun Heritage’ bölümü. Bu bölümde aslında sezonsuz parçalar yapmayı hedefliyoruz… Bu sezon bu koleksiyona yaptığımız eklemelerde kullandığımız Kastamonu düğüm işi tekniklerini, yine el işi yaptırdığımız püsküllerde kullandık ve ona göre bir koleksiyon hazırladık, ona göre eklemeler yaptık. Tabii ki bu bölümde kostümsel pelerinlerimiz, değişik gömleklerimiz var. Daha zamansız hislerin, zamansız parçaların üzerine çalıştık.

Son dönemde herkesin dilinde artan maliyetler ve kaçınılmaz olarak artan fiyatlar var. Bu couture müşterisini etkiliyor mu? Bu sorunlar moda dünyasını nasıl etkiliyor?

Artan maliyetler ve kaçınılmaz olarak artan fiyatlar bizim anormal büyük bir sorunumuz. Biz bir hafta aldığımız fiyatı öbür haftaya alamıyoruz. ‘Kurtarır mıyız’ı denedik fakat bakıyoruz ki kurtaramıyoruz. O yüzden çok fazla fiyat değiştirmek zorunda kaldık ki müşteriye karşı hiç iyi bir şey değil. Fakat yapabileceğimiz bir şey yok; her dakika her şeyin fiyatı değişiyor dolar bazında da değişiyor TL bazında da değişiyor. O yüzden bu ne zaman nereye kadar gider bilmiyoruz. Bizde daha rahat ayak uydurmak için daha basit ürünlerde yapmaya başladık. Fakat onlar bile bizim üretimimizde çok yine diğer karşılaştırılabileceklerine göre tasarımcı olduğumuz için ve küçük üretim yaptığımız için çok daha fazla çıkıyor o yüzden çok büyük bir sorun.

Bu meselelerle mücadele için neler yapıyorsunuz?

En iyi adaptasyonla baş edebiliyoruz. Tabii ki de adapte olurken bir süre el işlerimizden vazgeçmek zorunda kaldık. Bir sürü şeyi daha basitleştirmek zorunda kaldık. Bu sefer tasarımlar zorlaşıyor. Yani tasarımların özgünlüğünü alıyorsunuz çünkü istediğiniz kadar iş yapabilme varken çok sınırlı yerde iş yapabiliyorsunuz. Bu sınır sizi tasarımcı olarak çok kısıtlıyor ve bir taraftan mutsuz ediyor. Bir taraftan diğer kendinizi ayrıştırdığınız özelliklerinizi de azaltıyor. Fakat adapte olmak zorundayız o yüzden adapte olmaya çalışıyoruz.

Bu sezon 2010’lar geri geldi. Daha önce de doksanlar/2000’ler akımlarını yaşadık. Genel hatlarıyla trendlere baktığımızda modanın kendisini tekrar ettiğini düşünüyor musunuz?

Trendler sürekli kendini yeniliyor aslında o dönemin şartlarına göre güncellenip, biraz daha değişip yenileşip karşımıza çıkıyor. Ben annemin benim küçüklük resimlerime bakardım 15-16 yaşındayken derdim “annem ne komik giyinmiş bu vatkalar falan ne” derdim şimdi ben ilk işe girdiğimde vatkalar moda oldu. Annemin o ceketlerini çıkardım “ne güzelmiş” dedim. Modada belki bazı akımlar tekrar ediyor ama bambaşka kumaşlarla yapılıyor, bambaşka kalıplarla yapılıyor. O yüzden moda genel olarak kendini tekrar ediyor ama hiçbir zaman da tam tekrar etmiyor. Oradaki yeniliği anlamak gerekiyor çünkü sürekliyeni malzemeler çıkıyor. Bunları eski trendlerle buluşturabilmek bu konuyu çok iyi bir şekilde yorumlamak aslında. Ve onu daha günümüz trendlerine göre yorumlamak. Moda kendini tekrarlıyor evet katılıyorum ama çok enteresan bir şekilde tekrarlıyor.

Her daim özgün tasarımlar üretmek için formülünüz nedir? Sizi neler besler?

Hayatın kendisi besliyor. Hayatın kendisini ben bir çorba olarak görüyorum ve siz o çorbanın içindesiniz kendinize çorba yapıyorsunuz onun gibi. Ve o çorbadan canınız ne istiyorsa onu süzüyorsunuz. O yüzden herkesin çorbası farklı. Fakat tasarımda bu moda tasarımı veya grafik tasarımı olsun kreatif işlerin hepsinde insanın kendini tanıması kendini beslemesi için çorbasını büyük tutması, gezmesi, görmesi, ilgilenmesi, konuşması bir kere mental olarak bunun bir besin kaynağı bence. Bütün hayatın kendisi beni besleyen şey.

Biraz da yakın dönemdeki proje lerinizden söz edelim...

Biz üç senedir hazır giyim üzerine çalışıyoruz. Bir buçuk senedir de her altı ayda bir koleksiyon yapıyoruz şu an üçüncü koleksiyonumuzu lanse ettik. Ve ben bunu çok geliştirmek istiyorum gerçek bir hazır giyim markası takısından çantasına ayakkabısına gibi ilerletebileceğim bir şey olmasını istiyorum. O yüzden aslında yaptığım bütün projeler bunun üzerine şu an. Yurt dışına satmaya çalışıyoruz, çeşitli fuarlar yapıyoruz, satış ağımızı genişletmeye çalışıyoruz. Benim ZT için çok güzel işbirliği projelerim var onları hayata geçireceğiz. Haziran başında da Trendyol koleksiyonumuz piyasaya çıkıyor, ona da çok emek verdik umarım beğenen seven herkes takip eder.