Zamansız tasarımların izinde

Sürdürülebilirlik ve yavaş moda anlayışına yönelik özel bir koleksiyon hazırlayan Yargıcı’nın Tasarım Direktörü Elvan Yaykıran Sezgin “Uzun ömürlü bir tasarım anlayışıyla hareket ediyoruz” diyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Zamansız tasarımların izinde

Duyarlı tüketimi ve yavaş moda anlayışını savunan markaların sayısı gün geçtikçe artarken, Türkiye’de 44 yılı geride bırakan Yargıcı da, geçtiğimiz günlerde sürdürülebilir modaya yönelik önemli bir girişime imza attı. Marka, ‘Premium Essentials ™’ başlığı altında bir koleksiyon çıkardı. Her dönemde rahatlıkla giyilebilecek zamansız tasarımlardan oluşan koleksiyon, duyarlı tüketime dikkat çekiyor. Yargıcı’nın Tasarım Direktörü Elvan Yaykıran Sezgin’le hem yeni koleksiyonu hem de modadaki trendler üzerine bir sohbet…

Yargıcı’nın modadaki tarzını biraz anlatır mısınız?

Yargıcı 1978’de kuruldu. Markanın çizgileri aslında bir yaşam tarzını anlatıyor. Avrupai bir kadına bakıyoruz biz, vizyon sahibi, aynı zamanda keşfetmeyi seven, sürekli araştıran ve kendini geliştiren bir kadın... Hedef kitlemiz 30-35 yaş ve üzeri. Biz yıllardır her sezon dünyanın farklı noktalarından ilham alarak hazırladığımız koleksiyonlarla tüketicilerimizi yeni yolculuklara çıkarıyoruz. Hazırladığımız koleksiyonlarda ürünlerin tema çerçevesinde zamansız olarak kullanılabilecek tasarımlar olmasına hassasiyet gösteriyoruz. Çalışan bir kadının çok rahat bir şekilde gündelik hayatında da giyebileceği ürünler tasarlıyoruz. Smart casual ve hatta casual diyebileceğimiz bir çizgimiz var.

Pandemi sonrasında stiller de değişti değil mi?

Bir süreliğine ‘business line’ dediğimiz, daha kurumsala hitap eden ürün gamlarımız da vardı. Ama özellikle pandemi sonrasında giyim kodları değiştiği için biraz o sahneden sıyrılmaya başladık. Kendimizi ve markayı daha rahat çizgide konumlandırdık. Ama bu şu demek değil, Yargıcı ceket yapmıyor mu, elbette yapıyor ama bunu bir denimle kombinliyor, belki bir şortla kombinliyor. Koleksiyonlara farklı pencereler açıyoruz.

Giyimde kendi üretiminiz var mı yoksa ithal mi ediliyor ürünler?

Giyimdeki ithalatımız, yazla kış arası değişiyor. Ama kış için daha az ithal ürünlerimiz oluyor. Bunu sadece dış giyimde kullanıyoruz. Örneğin, kaz tüyü kullanmıyoruz, micro-fiber dolgu kategorisindeki dış giyim ürünlerini Çin’den alıyoruz. Oranın teknoloji ve işçiliğine ülkemizde henüz ulaşamıyoruz. İthalat oranımız kışın yüzde 5, yazın yüzde 25 oluyor. Üretimi bu kadar yüksek oranda yerli olan ender markalardan biriyiz.

Bu yılın sonbahar-kış kumaş trendleri neler?

Yargıcı olarak en güçlü olduğumuz gruplardan biri triko. Ve rakiplere ve hatta dünyanın geneline kıyasla kendi adımıza, doğal hayvansal içerikleri korumaya gayret ediyoruz. Koyun yünü ve yün koton karışımlar, sadece kotonlar gibi doğal malzeme içeriğini ön planda tutuyoruz.

Peki, renkler nasıl?

Sonbaharda ayçiçeğinin solmaya başladığı derin amber tonlarını görüyoruz, bolca kiremit görüyoruz, yazdan devam eden pembe, derin morlar ve fuşyaların kışa uyarlanmış halleri var. Bir de biz lacivertleri çok severiz. Denim bizim DNA’mızın çok büyük bir parçası. Indigo’ları kobalt mavilerle ve kırmızının farklı tonlarıyla eşleşmiş olarak göreceğiz bu sezon. Yılın sonuna doğru zümrüt yeşillerle bordoların birleşimlerini, arada da parıltılı antrasit payetleri sunmayı hedefliyoruz. Müşterilerimiz renge güzel tepki veriyor, renk terapisi diye bir şey var. Rengin insanlara iyi hissettirdiğini biz de gözlemliyoruz.

Kalıplar nasıl? Bol mu yoksa dar kesimler mi popüler?

Pandemi sorası ağırlıklı olarak bol kesimlere ilginin arttığını görüyoruz. Özelikle pantolon grubunda, beli lastikli veya içinde konforun daha fazla hissedildiği kesimlere gidiliyor. Çok dar, üste oturan bir kalıpsa da kumaştaki likra oranıyla bu rahatlığı sağlamaya çalışıyoruz. Son üç sezondur üste oturan kalıplardan pek kimse hoşlanmıyor. Rahatlık, bolluk ön planda.

Son olarak ‘Premium Essentials’ isimli bir koleksiyon çıkardınız. Biraz anlatır mısınız koleksiyonu?

Hayatımızdaki önemi her geçen gün giderek artan ‘sürdürülebilirlik’ kavramını odağımıza alarak, zamansız, uzun ömürlü bir tasarım anlayışıyla yepyeni bir koleksiyon ortaya çıkardık. Duyarlı tüketim ve yavaş moda anlayışının benimsendiği ‘Premium Essentials™’ koleksiyonu her dönemde rahatlıkla giyebilecek zamansız tasarımlardan oluşuyor. Bu koleksiyonunda, sürdürülebilir yöntemlerle çevreye etkisi azaltılmış şekilde üretilen kaşmiri tercih ettik. ‘Eko-kaşmir ’olarak adlandırılan bu tür ile koleksiyonda yer alan tüm kaşmir ürünlerin üretim süreçlerinde yüzde 50 daha az elektrik ve yüzde 25 daha az su tüketilerek yüzde 90 oranında daha az karbon salınımı sağlanıyor. Tüm deri ürünlerinde ise çevre dostu tabaklama işlemi ile hazırlanmış kromsuz derileri tercih ediyoruz. Bu koleksiyonumuzda hem yaşam tarzı hem de duruşuyla koleksiyonumuzu konumlandırabilecek en iyi ve tek kişi olarak Arzum Onan’a ulaştık. Bundan 30 yıl önce daha 19 yaşındayken markayla yolları kesişen Arzum Hanım’ı yeniden ürünlerimizle kamera önünde görmek, sürdürülebilirlik noktasında benzersiz bir deneyim oldu.

İLERİ DÖNÜŞÜM PROJE SERGİSİ: RE-LOVE

Yargıcı, tasarım ve uzun ömürlülüğün sürdürülebilirlikteki öneminden yola çıkarak toplumsal cinsiyet eşitliği ve tekstilde ileri dönüşüm odağında projeler geliştiren This is Mana partnerliği, Bluprojects, ve Atölye Bez desteğiyle, kadın kooperatiflerinin rol aldığı kolektif bir çalışmayla RE-LOVE projesini de hayata geçiriyor. Proje geçmiş sezon kıyafetlerinin modifiye edilerek, yeniden tüketiciyle buluşması. Konuyla ilgili bilgi veren Elvan Yaykıran Sezgin, “Farklı sebeplerden müşteriyle buluşamamış ürünlerin, ileri dönüşümle yeniden hayata geçirildiği projede, görmeye alıştığımız normların dışında, her biri kendine has ve sınırlı sayıda tasarımlar hazırlandı. 23 Ekim’de Vitruta Space’te ziyarete açılacak olan sergimiz, 30 Ekim’e kadar sürecek” dedi.