Aynada gördüğün kişinin cevabını vereceği sorular

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Kendini keşfetmek, bilmek ve tanımak tarihin her döneminde önemli görülmüştü. Eski Yunan’da Delfi şehrindeki tapınağının giriş kapısına altın harflerle yazılan üç özdeyişten biri Kendini Bil (Gnothi  Seauton) idi. (Diğer iki özdeyişte, Aşırılıktan Kaçın ve Kefil Olmak Mahveder) deniyordu. Tales’ten Pisagor’a Aristo’dan Socrates’e kadar Antik Çağın tüm düşünürleri “kendini bilme” erdeminin önemini vurgulamışlardı.

Türk ve İslam dünyasında da kişinin benliğinin özüne doğru yaptığı sefere büyük değer verilmişti. Farabi ve İbn Sina eserlerinde Mevlana şiirlerinde ilmin ilk adımının kendini bilmek olduğunu vurgulamışlardı. Yunus Emre, yüzyıllar önce bir şiirinde İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir demiş,  kendini bilmenin yöntemini de diğer şiirlerinde açıklamıştı: Seni senden iyi kim bilebile…”, “Seninle sen danış / Gör nerdesin sen."

Osmanlı döneminde 17. yüzyılın şairlerinden Talibi (Bursalı Talib Muhammed) kendi eksikliklerini bilmenin ve böylece başkalarının kusurlarına “insaf gözü” ve anlayış ile bakmanın ilim, zekâ ve sezgi ile kazanılan olgunluğun ilk koşulu olduğunu şöyle anlatmıştı: Çeşm-i insâf kadar kâmile mizan olmaz / Kişi kendi noksanını bilmek gibi irfan olmaz. Aynı yüzyılın diğer bir ünlü şairi Bağdatlı Ruhi ise dönemin bir bilgini için “Dünyayı bildi, kendini biçare bilmedi” diyerek okumanın, öğrenmenin kendini bilmeye yetmeyeceğini söylemişti. Shakespeare’in Hamlet adlı oyununda ise bir baba oğluna, “Her şeyden önce de kendi kendinle doğru ol” öğüdünü vermişti.  

20. yüzyılın ünlü psikologlarından ABD’li Rollo May, kendini bilmenin doğal sonucunun kendini ifade etmek olduğu görüşünü Yaratma Cesareti adlı kitabında şöyle savunmuştu: “Eğer kendi özgün fikirlerinizi ifade etmezseniz, kendi varlığınızı dinlemezseniz, kendinize ihanet etmiş olacaksınız. Bütüne katkıda bulunmadığınız için ihanetiniz toplumumuza da karşı olacak.” .

Kendini tanımak isteyen kişi kendisiyle karşılaşmaya, hatta yüzleşmeye hazır olmalıdır. Ancak bu yüzleşme kendi kendini yargılamaya dönüşmemelidir. “Karşılaşma” sürecini başlatan kişi yere sağlam basmalı, kendi önemini ve değerini bilmelidir. İngiliz psikoloğu Wilfred R. Bion, bir sohbet esnasında kendisinden hoşnut olmayan ve yakınan meslektaşı James S. Grotstein’i şöyle eleştirmişti: “Sen hayatın boyunca karşılaşacağın en önemli insansın. Bu nedenle, bu önemli kişi ile kendin ile iyi geçinmek zorundasın.”

“Kendini gerçekleştirme” yöntemi

Kendi yeteneklerinin sınırlarını ve zayıf yönlerini bilmeyen kişiler bazen iddialı hedeflere ulaşmak için çaba gösterir. Giriştiği işlerin çoğunluğunda başarısız olan bu tip kişiler için eskiler “kifayetsiz muhteris” (hırslı ama yetersiz) derlerdi.

Diğer taraftan yeteneklerinin ve bilgi birikiminin bilincinde olmayan ve zayıflıklarını gözünde büyüten kişiler, gelişme potansiyellerini, kariyerlerinde ilerleme imkânını hayata geçiremez. Bu kişilerin ardında kaçan fırsatlar ve pişmanlıklar vardır.

Kendi artılarını ve eksilerini bilen kişiler ise kapasitelerini tam olarak kullanabilir. Böylece kendini gerçekleştiren kişiler hem daha mutlu olur, hem de toplumun gelişmesine kendi çapında daha fazla katkı sağlayabilir.

Ayna sorular

Kendi iç dünyasına doğru yolculuğa çıkacak kişi bazı kılavuz sorulara ihtiyaç duyar. Bu sorulara kendini şımartmadan açık yüreklilikle verilen cevaplar kişinin kendini daha yakından tanımasını, erdemlerinin ve zayıf noktalarının bilincinde olmasını kolaylaştırır.

Kişi kendini keyfetme yolculuğuna tek başına çıkmalıdır. Yolculuğa ilk adım ise bir ayna karşısında atılır. Aşağıdaki “ayna sorular” ve verilen cevaplar, kendini tanımak isteyen kişilere yol gösterebilir:

Kendini keşfetmek: Zayıf yönlerimi ve yeteneklerimi gerçekçi bir şekilde görebilir miyim?  Kendime dışarıdan eleştirel bir gözle bakabilir miyim?

Cesaret: Geleceğin tüm risklerinin ve tehlikelerinin farkında olarak yoluma devam edebilecek kadar cesur muyum?

Adanmışlık duygusu:  İş ne kadar sıradan görünürse görünsün elimden geleni son noktasına kadar ve en mükemmel şekliyle yapmak istiyor muyum?  Yaptığım işe gönlümü katabiliyor muyum?

Özgüven: İnsanlarla ve sorunlarla karşı karşıya kaldığımda kendime güvenip pozitif ve etkili i bir yaklaşım gösterebiliyor muyum?

Mazerete ret: Başarısızlık durumunda tüm sorumluluğu üstlenebiliyor muyum? Mağdur rolü oynamanın ve mazeretlerin gölgesine sığınmanın çekiciliğine karşı koyabiliyor muyum?

Empati: Başkalarının sıkıntılarını anlamayı başarabiliyor muyum? Merhamet, şefkat, onur, umut, dayanışma ve özveri gibi geleneksel ama temel duyguları, değerleri davranışlarıma kılavuz edinmeyi başarabiliyor muyum?

Köklere bağlılık: Ortama uyum sağlamak için değişmek gerektiğinde kişiliğimi koruyarak özdeki köklü değerlere sahip çıkabiliyor muyum?

Bağımsızlık: İnsanları gütmek isteyenlerin çabalarına karşı çıkıp kişiliğimi koruyabiliyor muyum? Zihnimi “ikinci el” düşüncelerin işgalinden kurtarabiliyor muyum?

Zekâ türü: Bende sözel-dilsel, görsel-mekânsal, matematik-mantıksal, kinestetik (bedensel) ritmik-müziksel, sosyal ve içsel zekâ türlerinden hangisi diğerlerine göre daha gelişmiş düzeydedir?

Öğrenme biçimi: Okuyarak, dinleyerek, yazarak, konuşup tartışarak ve görerek öğrenme biçimlerinden hangisi benim kişiliğime uygun düşüyor?

Gözlem gücü: Çevreme bakarak, görerek ve gözlemleyerek değişimi fark edebiliyor muyum?  

Analitik düşünce yeteneği: Zihin terazisinde olumlu ve olumsuz faktörleri tartabilme yeteneğim var mı? Kısa ve orta vadedeki gelişmeleri ayırt edebiliyor muyum?

İçselleştirme: Öğrendiklerimi eleştirel aklın süzgecinden geçirerek kendi kişiliğimin çizgilerine uyum sağlayacak hale getirip özümseyebiliyor muyum?

Vizyon: Geleceği beyninde kurup canlandırabiliyor muyum? Geleceği anlama konusundaki ipuçlarının peşine düşebiliyor muyum? 

Hayalgücü: Düşüncelerim arada bir gerçeklik ufkunun ötesine, sıradanlık sınırlarının dışına kanat çırpabiliyor mu?

Esneklik: Ortamdaki değişimi dikkate alarak iş yapma yöntemlerimi hızlı bir şekilde değiştirebilir miyim? Düşüncelerim bir akarsu gibi engeller arasından akıp gidebiliyor mu?

Pozitiflik: En olumsuz koşullarda bile çaresizliğe teslim olmadan bir çıkış yolu arayacak güce sahip miyim? 

Süreklilik: Öğrenmeyi, öğretmeyi ve yenilik arayışını hayatım boyunca sürdürebilecek isteğim ve gücüm var mı?

Strese dayanıklılık: Stres ve zaman baskısı altında çalışmaya ve yine de denetimi elde tutmaya hazırlıklı mıyım?

Küresel bakış: Rekabetin ülke sınırları dışına taştığı bir ortamda, yetenek ve bilgi düzeyim küresel okyanuslara yelken açmak için yeterli mi?

Yerelleştirme yaklaşımı: Dış dünyadan edindiğim bilgileri kendi ülkemin kültürüne uyum sağlayacak hale getirmeye çabalıyor muyum? Evrensel doğruları, Türkiye koşullarına uyarlama konusunda doğru bir yaklaşıma sahip miyim?

İletişim becerileri: Düşünce ve görüşlerimi etkili bir şekilde örgütleyebiliyor ve ifade edebiliyor muyum? Düşündüklerimi başkalarına açık ve anlaşılır bir şekilde anlatabiliyor muyum?

Dinleme sabrı: Bir olay, toplantı ve söyleşi sırasında konuşan insanları sözlerini kesmeden dinleyecek kadar sabırlı mıyım? 

İş zekâsı: İşin gerektirdiklerini kolayca kavrayabiliyor muyum? Ayrıntılara egemen olma ve işe kendi fikirlerimi katma konusunda yeteneğim var mı?

Duygusal yoğunluk: Herhangi bir işte veya eylemde ilk günün coşku ve heyecanını son güne kadar sürdürebiliyor muyum?

Başarı anlayışı:  Başarıyı, başkalarının geride bırakmak için değil de, kendi kendimle yarışmak için isteyebiliyor muyum? 

Verimlilik: Zamanın, kaynakların, emeğin ve paranın amaca en uygun şekilde kullanımı konusunda bilgili ve deneyimli miyim?

Odaklanma: Yapılacak işleri öncelik sırasına koyup, belirli işlere odaklanabiliyor muyum?

Ekip çalışmasına yatkınlık: Birlikte çalışma, aynı dili konuşma ve ortak hedeflere yönelme konusunda istekli miyim?  

Yönetimdeki konum: Çalıştığım kurumun faaliyetine en yüksek katkıyı son karar veren yönetici olarak mı yoksa ikinci adam veya danışman olarak mı yapabilirim?

Girişimci ruh: Girişimci olmayı yalnız iş kurma anlamında değil de herhangi bir ortamda yapılması gereken işi tanımlamak ve hemen harekete geçip bir şeyler başarmayı amaçlamak olarak anlayabiliyor muyum? 

Yenilik tutkusu: Başladığım herhangi bir işte fark yaratacak sonuçlara ve yeniliklere ulaşmanın yol ve yöntemlerini bilebiliyor muyum?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Vizyon tuzağı 19 Nisan 2024