Bankacılık sorunu ışığında seçim sonrası faiz politikası

Fatih ÖZATAY
Fatih ÖZATAY EKONOMİDE UFUK TURU

Küresel finansal piyasalar birkaç haftadır ABD’de ve İsviçre’de yaşanan finansal gerginlikler nedeniyle hop oturup hop kalkıyorlar. ABD’deki kriz, ilk olarak orta-ölçekli bir banka olan Silicon Valley Bankasında (SVP) çıktı. Varlıklarının önemli bir kısmı uzun vadeli tahvillerde olan bu bankanın topladığı mevduatların büyük bir kısmı mevduat sigortasının dışında kalan 250 bin doların üstündeki mevduatlardaydı. Uzmanların hemen hepsinin üzerinde anlaştıkları temel tetikleyici unsur, Fed’in hızlı faiz artırımları oldu.

Böylelikle SVP’nin varlıklarının değeri düştü. O tahviller satılmadığı sürece büyük ölçüde ‘kağıt üstünde’ kalacak bu zarar, mevduat sahiplerinin mevduatlarını çekip başka bankalara taşımalarına yol açtı. Bu durumda, kağıt üzerinde kalacak zarar gerçekleşmeye başladı. SVP’de önemli bir likidite sorunu boy gösterdi. ABD politika yapıcıları peşi sıra kararlar açıkladılar. Son olarak, ilerleyen günlerde önlem alınmazsa gelişmelerin yayılarak küresel finans sisteminde büyük çalkantılara yol açmasından çekinen beş büyük merkez bankası (Amerika, Avrupa, Japonya, İngiltere ve İsviçre merkez bankaları), hafta sonunda küresel finansal sistemdeki dolar likiditesini artıracak önlemler açıkladılar.

14 Mayıs’taki seçimlerden sonra ekonomi politikası normale (makule) dönerse, TCMB politika faizini artırmak zorunda kalacak. Diyelim ki mayıs ortasında bilinen en son yıllık enflasyon yüzde 50 olsun. Makule dönülmesi halinde, bir yıl sonra (Mayıs 2024’te) tüketici enflasyonun yüzde 25-30 arasında bir yerde gerçekleşeceğini kabul edelim. Bu durumda, şu anda yüzde 8.5 düzeyinde olan politika faizini 29-34 civarında bir yere yükseltmek gerekebilir. Tek seferde değil, birkaç PPK toplantısı sonrasında. Mayıs 2023’te bilinen enflasyon düzeyi dikkate alındığında bu faiz düzeyi hala önemli bir negatif reel faize denk gelir. Öte yandan da bir yıl sonrasının enflasyon tahmini dikkate alındığında az sayılmayacak bir (pozitif) reel faiz olacaktır.

Politika faizinin neden bu düzeyde saptandığının piyasalara net bir şekilde anlatılması gerekir. Makul ekonomi politikasının faiz politikası dışında kalan asıl unsurlarının da biran önce devreye sokulacağı da dikkate alındığında, normal koşullarda risk priminin düşmesi, lirada bir süre sonra değerlenme baskısının oluşması ve enflasyonun aşağıya doğru bir seyahate çıkması beklenir. Elbette küresel finansla piyasalar karışmaz ve/veya öngöremediğimiz başka çok sevimsiz bir gelişme yaşanmazsa.

Şimdi, hiç çok sevimsiz bir gelişme olmadığını düşünelim. TCMB’nin faiz artırımını yaparken en çok dikkate alması gereken unsur, bankacılık sektörünün bu faiz artırımına duyarlılığı olacaktır. Ama bu da bir çırpıda bilinecek bir şey değil. Ayrıntılı stres testlerine ihtiyaç var. BDDK’nın hızla o testleri yapması gerekir. Dolayısıyla, seçim sonrası işbaşına gelecek ekonomi yönetimi –faiz kararı fazla geciktirilmeyeceğine göre, bu koordinasyonu hızla sağlamalıdır. Sağlıklı bir faiz kararı, kur korumalı mevduatın kademeli olarak kaldırılması sürecinin ne zaman başlayacağını açısından da belirleyici olacaktır. Lirada değerlenme baskısı görünmeden önce sürecin başlaması döviz talebini yükselteceği için riskli olur. Dolayısıyla, mesele sadece politika faizinin yükseltilmesi değil aynı zamanda bir zamanlama meselesi. Bunu da düşünmekte yarar var.

Not: Makul ekonomi politikasından ne anladığımı eski yazılarımda defalarca paylaştım. Politika faizi bunun bir parçası ama küçük bir parçası. Maliye ve finansal istikrar politikalarında yapılacaklar var. Ekonomi alanında ve dışında yapılacak önemli reformlar var. Ayrıntısı için dileyen okuyucu eski yazılarıma göz atabilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Keşke… 22 Şubat 2024
Finansmanda iyileşme 15 Şubat 2024