SGK’nın EYT’lilere emekli olabilir yazısı vermemesinin yaratacağı sorunlar

Celal ÖZCAN
Celal ÖZCAN VERGİ PORTALI

Kamuoyunda Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) olarak bilinen 7438 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 03.03.2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Yapılan düzenleme ile ilk sigortalılık başlangıcı 8/9/1999 ve öncesi olanlara yaş dışındaki diğer şartları sağlaması kaydıyla yaşlılık veya emekli aylığı almalarına imkan sağlanmış, kısmi emeklilik şartlarında ise (SSK’lılar için 15 yıl sigortalılık süresi + 3600 prim gün sayısı, kadın ise 50-58 yaş, erkek ise 55-60 yaş, Bağ-Kur’lular için 5400 prim gün sayısı, kadın ise 50-56 yaş, erkekler için 55-60 yaş) herhangi bir değişikliğe gidilmemiştir.

SGK tarafından hazırlanan Etki Analiz Raporuna göre, EYT kapsamında 4,8 milyon kişi bulunmakta olup, yaş şartının kaldırılmasıyla prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresi şartını sağladığı için hemen emekli olabilecek 2,2 milyon kişi bulunmaktadır. Bunların 1,7 milyonu SSK’lı (4/a), 89 bini Bağ-Kur’lu (4/b), 496 bini ise Emekli Sandığı (4/c) statüsüne tabidir. Toplam 4,8 milyon kişi olduğu tahmin edilen kişilerden geriye kalanlar da zaman içerisinde sigortalılık süresi ve prim gün sayısını tamamlamayarak EYT kapsamında emekli olabileceklerdir.

Yine, Etki Analiz Raporuna göre, hemen emekli olabilecek 2,2 milyon sigortalının ortalama yaşı 48,5 ve ortalama emekliliğe kalan süresi 6,3 yıldır. Dolayısıyla, yapılan EYT düzenlemesiyle 6,3 yıl beklemeden emekli olabileceklerdir.

Hemen emekli olabilecek 1,7 milyon SSK (4/a) sigortalısının yaklaşık %87’si (1,4 milyon) aktif çalışma hayatında yer almaktadır.
SGK tarafından paylaşılan bilgilere göre, EYT ile ilgili düzenlemenin yürürlüğe girdiği 03.03.2023 ile 05.03.2023 tarihleri arasında sadece e-Devlet üzerinden altı gün içinde 700 bin civarında emeklilik başvurusu yapılmıştır.

Aktif olarak çalışma hayatında olan SSK (4/a) sigortalılarının emekliliğe hak kazanmış olmaları, emekli aylığı şeklinde kendilerine önemli bir sosyal güvence sağlamanın yanı sıra, çalıştıkları işyerinden kıdem tazminatı, varsa hakedip de kullanmadıkları yıllık izin ücretinin ödenip ödenmeyeceği ve işten çıkış kodunun belirlenmesi noktasında da önemli taşımaktadır.

Zira, 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı halen yürürlükte olan 14. Maddesine göre; 4857 İş Kanununa tabi işlerde çalışmakta olup, yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla işten ayrılan ve işveren nezdindeki bir yıllık çalışma/kıdem süresini de doldurmuş olan işçilere, işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için 30 günlük ücreti tutarında ve bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi gerekmektedir.

Yine, yıllık izinlerin fiilen kullanılması esas olmakla birlikte, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 59.maddesi uyarınca, iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretinin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödenmesi gerekmektedir.

Dolayısıyla, çalışan işçinin emekliliğe hak kazanıp kazanmadığı hususu, SGK tarafından emekli aylığı bağlanıp bağlanmayacağı kadar, işverenin işçisine kıdem tazminatı ve varsa hakkedip de kullanmadığı yılık izin ücretinin ödenip ödenmeyeceğinde de belirleyici olmaktadır.

SGK tarafından 7438 sayılı Kanunla yapılan EYT düzenlemesi öncesinde, sigortalıların emekliliğe hak kazanıp kazanmadıkları/ kıdem tazminatı alıp alamayacaklarına dair yazı talebinde bulunulması halinde, sigortalılara ilgili kanun maddelerine göre emekli aylığına hak kazandıklarına veya 1475 sayılı Kanunun ilgili madde/bendine atıf yapılarak kıdem tazminatı alabileceklerine dair yazı verilmekte iken, EYT düzenlemesi kapsamında yapılan başvuruların yoğunluğu nedeniyle 3 Mart 2023 tarihinde yayımladığı Duyuru ile “emekli olabilir” şeklinde bir yazı verilmeyeceği konusunda açıklama yapmıştır.

SGK’nın söz konusu Duyurusunda özetle, "EYT konusundaki yoğunluk nedeniyle, "Emekli Olabilir" şeklinde bir yazı verilmeyeceği, çalışanların Kurum tarafından e-Devlet platformunda sunulan hizmetler arasında yer alan “SGK Tescil ve Hizmet Dökümü”, “Sosyal Güvenlik Kayıt Belgesi” ve “Çalışma Hayatım” ayrıca www.sgk.gov.tr internet adresinde yer alan “Ne Zaman Emekli Olurum” uygulamalarında sigortalıların aylığa hak kazanmak için yerine getirmesi gereken şartlar, bu şartları yerine getirip getirmedikleri ve hangi tarihte yerine getireceklerine dair sigortalı tescil ve hizmet bilgilerinin yer aldığı,

Bu nedenle, işverenlerce sigortalıların söz konusu belgeleri temin etmesi için Kuruma yönlendirilmemesi, e-Devlet üzerinden temin edilecek bilgi ve belgelere istinaden işten ayrılış bildirgelerinin düzenlenmesi, sadece hizmetlerinde tereddüt olan sigortalılar için Kurumdan resmi yazı talep etmeleri" şeklinde açıklama yapılmıştır.

SGK’nın, kendisine başvuran sigortalılara "emekli olabilir" veya “kıdem tazminatı alabilir” şeklinde resmi bir yazı vermemesi ileride çeşitli sorunlara yol açabilecektir.

Şöyle ki, SGK'nın Duyurusunda belirtilen SGK Tescil ve Hizmet Dökümü”, “Sosyal Güvenlik Kayıt Belgesi” ve “Çalışma Hayatım” “Ne Zaman Emekli Olurum” uygulamalarında yer alan bilgiler zaman zaman hatalı bilgileri içerebilmektedir.

Nitekim, söz konusu uygulamalarda yer alan bilgiler/hesaplamalar bilgilendirme amaçlı olup, herhangi bir uyuşmazlık durumunda SGK’nın resmi kayıtları esas alınmaktadır.

Ayrıca, söz konusu uygulamalarda yer alan bilgiler doğru olsa dahi bu bilgilerin yorumlanarak ilgili kişinin emekliliğe hak kazanıp kazanmadığına karar verilmesi teknik mevzuat bilgisini gerektirmektedir ki, işverenler, insan kaynakları uzmanları ve diğer ilgili kişilerin bilgileri bunları yorumlamakta yetersiz kalacaktır.

Örnek olarak söylemek gerekirse;

• Başkasına ait sigortalılık hizmetleri başkasının hizmet dökümünde yer alabilmektedir.

• Emeklilik hesaplamalarında her yıl 360 gün olarak kabul edilmesine rağmen, bazı kişilerin aynı anda birden fazla işyerinde çalışmış olması halinde prim gün sayısı 360 günden fazla olabilmektedir.

• Kişinin 18 yaşından önce sigortalılık başlangıcı varsa, kadınlarda 20 yıl, erkeklerde ise 25 yıllık sigortalılık süresinin hesabı farklı yapılmaktadır.

• Kişinin hangi sigortalılık statüsünden (SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı) emekli olacağı son 7 yılda ödenmiş primlere göre belirlenmesine rağmen, 4/a veya 4/b emeklilik sorgulamalarında bu kuralın bilinmemesi durumunda farklı sonuçlar doğabilmektedir.

• Kişinin fiili hizmet zammı (yıpranma) varsa emeklilik hesaplamaları (sigortalılık süresi ve prim gün hesabı) farklı şekilde yapılmaktadır.

• Geçmişten gelen 4/b (Bağ-Kur) prim borcu varken emeklilik başvurusu yapmış/yapacak olan kişinin daha sonra dosya incelemesi sırasında borcu olduğunun anlaşılması durumunda emeklilik talebi reddedilecektir.

• Kişinin 4/a ve 4/b sigortalılık çakışması varsa öncelikle bunun düzeltilerek geçerli olan sigortalılık statüsü belirlendikten sonra emeklilik hesaplamalarının buna göre yapılması gerekmektedir.

• Bazı kişilerin ilk sigortalılık başlangıcının çırak veya staj çalışmasından kaynaklanması durumunda (bu tür sigortalılık başlangıcı emeklilikte dikkate alınmamaktadır) ilk sigortalılık başlangıcı ile uzun vade hizmet başlangıcı farklı olabilmektedir.

SGK’nın Duyurusunda, “….sadece hizmetlerinde tereddüt olan sigortalılar için Kurumdan resmi yazı talep edilmesi” şeklinde bir açık kapı bırakılmış ise de, hangi durumlarda tereddüt edilmesi gerektiği ve buna kimin-nasıl karar vereceği belirsiz olduğundan şu an işyerleri ve çalışanları karşı karşıya bırakılmış durumdadır.

Dolayısıyla, emeklilik konusu özel uzmanlık gerektiren bir alan olup, bir kişinin emekli olup, olamayacağına esas olarak SGK tarafından karar verilmesi gerekirken, yoğunluk gerekçesiyle bu belgelere bakılarak, sigortalının işten çıkışının yapılması şekildeki uygulama hem sigortalının emekli aylığı açısından, hem kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödemelerinde, hem de emeklilik sonrası çalışanlar için yapılacak SGK bildirimlerde sorun yaratabilecektir.

Zira, EYT kapsamında ilk etapta 2-2,5 milyon kişinin başvuru yapması beklendiğinden, yoğunluk nedeniyle aylık bağlama işlemlerinin çok uzun (6-7 ay, belki daha fazla) süreceği tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, ilgili kişinin emekli aylığına hak kazanıp kazanmadığı kısa süre içinde öğrenilemeyecektir.

Bu çerçevede, emeklilik nedeniyle işten çıkışı yapılmış, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti ödenmiş ve emeklilik sonrası SGDP'li olarak SGK'ya bildirimleri yapılmış olan kişilerden bazılarının emekli aylığına hak kazanamadığının aradan uzun zaman geçtikten sonra anlaşılması durumunda, hem ödenmiş kıdem tazminatının geri alınıp alınmayacağı konusunda tartışmalara yol açacak, hem de daha önce sosyal güvenlik destek primli (SGDP) olarak yapılmış bildirimlerin geriye dönük iptal edilip, normal sigortalı (tüm sigorta kolları) olarak düzeltme bildirgesi verilmesini gerektirecektir ki, bu durum hem işçi ve işvereni karşı karşıya getirecek, hem de işvereni eksik prim ödemeye bağlı olarak fark prim ve gecikme ödemesi ile karşı karşıya bırakabilecektir.

Sonuç olarak; işverenlerin ve sigortalıların yukarıda belirtilen sorunlarla karşılaşmaması için SGK’nın gerekli organizasyonu yaparak kendisine başvuran sigortalılara “emekli olabilir” veya “kıdem tazminatı alabilir” şeklinde yazı vermesi veya emeklilik başvurusu öncesinde e-Devlet sistemi üzerinden sigortalının yapacağı başvuruya istinaden söz konusu yazıların elektronik ortamdan alınabilmesine imkan sağlaması, bu arada da yukarıda belirtilen sorunları en aza indirebilmek için, EYT kapsamında emekli olmak isteyen sigortalılar tarafından işyerine emeklilik için ibraz edilen belgelerin (“SGK Tescil ve Hizmet Dökümü”, “Sosyal Güvenlik Kayıt Belgesi” ve “Çalışma Hayatım” “Ne Zaman Emekli Olurum” ) insan kaynakları uzmanları tarafından dikkatli olarak kontrol edilmesi, gerekmesi durumunda profesyonel destek alınması önerilmektedir.

Bu arada, gerek EYT kapsamında yapılan emeklilik başvurularının yoğunluğu, gerek sık sık yapılan yapılandırma işlemleri, gerekse 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan deprem felaketi sonrasında 11 il ve bazı ilçelerdeki SGK Müdürlüklerinin işlemlerinin de başka SGK Müdürlüklerine devredilmesi sonucunda SGK’da görev yapan personel büyük bir iş yükü ile karşı karşıya kalmış durumdadır. Bu bağlamda, büyük bir özveri ve yoğun tempoda çalışan SGK personelinin uzun zamandır beklediği ve çeşitli platformlarda dile getirdiği özlük ve mali haklarındaki iyileştirmenin de ivedi olarak yapılması gerekmektedir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar