Taylor Swift diye bir yıldız

Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ

Geçen haftaki yazımda bir konser turundan, Eras Tour’dan söz etmiştim. Geçen yıl Kasım ayında başlayıp ABD’de 62 ve ABD dışında 84 şehri kapsayan turdan. Her gittiği şehrin ekonomisine “Midas Dokunuşu” olan turdan. Sadece ABD ekonomisine 5,7 milyar dolar kazandırdığı hesaplanan turdan. Tur, şu anda Arjantin’de. Sırada Japonya, Singapur, Avustralya, Avrupa ve Kanada var. Eğer plan değişmezse 8 Aralık 2024 Vancouver konseri ile sona erecek. Turun küresel ekonomiye etkisinin 80 milyar dolar olacağı hesaplanıyor. Bu hafta bu turun kahramanı olan Taylor Swift’in doğuş öyküsünü anlatacağım.

Doğuşu

Taylor Alison Swift, 13 Aralık 1989 tarihinde Reading’te (Pennsylvania) doğmuş. Baba Scott, borsacı. Anne Andrea da menkul değer yatırım fonu pazarlamacısı bir yönetici. Kızı doğunca işinden ayrılıp ev kadını olmuş. Taylor’ın şansı belki böyle bir ailede doğmasından başlamış. İki zıt karakterdeki anne ve babanın onun gelişmesinde rolü büyük olmuş. Taylor, babası için şöyle bir ifade kullanmış “ Babam, tam bir sevgi kelebeğidir, sıcakkanlıdır. Örneğin, benim her performasından sonra gördüğü en iyi show, her giydiğim yeni elbisenin en şık olduğunu söyler. Tam bir amigodur”. Anne Andrea ise babadan çok daha değişik bir karakter. Onu da şöyle tanımlamış: “Annem hesaplıdır, mantıklıdır, tam bir iş-kadını anlayışındadır; kibardır, ama çok dobra dobradır” Yaşamda başarılı olmasında annesinin kendisine verdiği güvenin büyüklüğünden söz eder. Anne ve babadan sonra ailede bir önemli kişi daha var. Müzik damarının geldiği anneanne, Marjorie Finlay; eski bir opera sanatçısı. Onun için de Taylor şöyle demiş “Anneannem hep şarkı söylerdi evde ve her pazar günü de kilisede o kadar kişi önünde. Bu çok heyecan verici idi.” Böylece Taylor ilk sahne heyecanını anneannesinden almış.

Taylor, küçükken gittiği Disney filmlerinin müziklerinin hayranı imiş. “Sinemadan çıktıktan sonra filmdeki bütün şarkıları olduğu gibi söylerdim” diye hatırlıyor o günleri. Anne babası da eklemişler “Küçük Taylor sözlerin bir kısmını unutsa da sorun değildi. Çünkü kendi uydurduğu sözleri ekleyerek şarkıyı sürdürürdü”.

Taylor’ın çocukluğu tam bir Amerikan rüyası gibi geçmiş; küçük kardeşi Austin ile birlikte 45 dönümlük, Noel ağacı (Christmas tree) yetiştirilen bir çiftlikte. Aİlenin bir kaç tane “Quarter Horses” denen atları ve bir tane de midillisi varmış. Taylor daha yaşı dolmadan ata bindirilmiş. Çeşitli at gösterisinde de yarışmış. İlk gittiği canlı konser de bir Amerikan “Country Music” sanatçısı LeeAnn Rimes’ın konseri olmuş. Country Müzik için ortam uygun, çiftlik. Bunun üstüne bir de sekiz yaşındayken bu konsere gidince Country Müzik aşkı ateşlenmiş.

Dokuz yaşında iken müzikallere merak sarmış. Berks Gençlik Tiyatrosu Akademisi’nin

 ( Youth Theatre Academy) dört piyesinde oynamış. Annesi ile düzenli olarak New York şehrine gidip ses ve oyunculuk dersleri almış. Broadway’de seçmelere katılmış, ama başarılı olmamış. Sonra ilgisi country müziğe yönelmiş. Hafta sonları yerel festivallerde ve müzikli toplantılarda şarkı söylemeye başlamış. Country müzik sanatçısı Faith Hill hakkındaki bir belgeseli seyredince bu işin merkezi Nashville’e ( Tennessee) gitmesi gerektiğine inanmış. Ve onda bu tutku, takıntı halini almış. Şöyle diyor Taylor: “Annem sorardı, “Taylor nasıldı bugün okul?”. Ben de “İyi. Nashville’e ne zaman gidiyoruz?” derdim”. Sonunda anne almış arabasına kızını Nashville’in yolunu tutmuşlar. Yanlarında da Taylor’un, Dolly Parton, the Dixie Chicks ve LeAnn Rimes şarkılarını okuduğu CD’ler. Anne arabayı her plak şirketinin önünde durduruyor ve Taylor içeri girip elindeki CD’yi resepsiyondaki kişiye verip. “Merhaba, ben Taylor. 11 yaşındayım. Sizinle bir plak sözleşmesi yapmak istiyorum. Beni arayın” diyormuş. Tabi ki hiç bir cevap alamamış. Taylor farklı bir şey yapması gerektiğini anlamış. Pennsylvania’ya dönüp gitarını eline almış ve şarkı bestelemeye başlamış.

Taylor’ın gitar öğrenmesi de ilginç bir hikâye. Ona 8-9 yaşlarında iken bir gitar almışlar. Ama daha parmakları küçük olduğu için gitarı çalamamış. Fakat Nashville de görmüş ki, bu piyasada tutunmak için farklı bir şey yapmalı. İşte o zaman gitar öğrenmenin zorunlu olduğunu anlamış. Eve bilgisayarını tamire gelen teknisyen ona gitardaki üç önemli akoru öğretmiş. İşte burada Taylor’un çelik iradesi devreye girmiş. Günde dört saat gitar çalışmaya başlamış. Öylesine ki, parmakları tahriş olmuş. Parmaklarını bantlayarak gitar çalmayı sürdürmüş. Ve Taylor Swift, 12 yaşında “Lucky You” isimli ilk bestesini yapmış.

Taylor’ıın ebeveynleri onu Nashville’e götürüp getirmeye başlamışlar. Bütün amaç bir plak anlaşması yapabilmek. Bu şirketlere kendi başlarına başvurmuşlar ama bir sonuç alamamışlar. Bu işi profesyonel birisinin yapmasının uygun olacağı tavsiyesi üzerine müzik menajeri Dan Dymtrow ile anlaşmışlar. Bu menajer,”Taylor Swift’i plak şirketlerinin üst düzey yöneticileri önüne çıkarmayı başarmış. Sonunda RCA plak şirketiı onunla bir artist geliştirme (Artist Development) anlaşması yapmış. Sekizinci sınıftaki bir çocukla anlaşma yapmak RCA için de bir ilk olmuş. Taylor bunu “arada” bir anlaşma olarak tanımlıyor. Tıpkı, “Bir çocuk seninle çıkmak istiyor, ama erkek arkadaşın olmayacağım” diyor.

Ve aile Taylor için çok önemli bir fedakârlık yapmış. Babası, çalıştığı Merrill Lynch Bankası’nın Nashville’deki şubesine tayinini istemiş. Hendersonville’e (Tennessee) taşınmışlar. Bu arada ondört yaşındaki Taylor boş durmuyor, “şarkı yazma”ya( bestesi ve sözleri ile) devam ediyormuş. RCA onun için okul çıkışı kursları düzenlemiş Taylor, Nashville’in Liz Rose gibi en ünlü şarkı yazarları ile çalışmaya başlamış. Onbeş yaşına geldiğinde 200 şarkısı varmış. Ancak plak yapması için RCA’in onu onsekiz yaşına kadar bekleteceğini sezinlemiş ve onda bu bağlantıyı koparma kararı oluşmaya başlamış. Nashville’de bir kafede şarkı söylerken Scott Borchetta’nın dikkatini çekmiş. Scott Borchetta, DreamWorks animasyon şirketinde bir yönetici imiş. Swiftleri aramış. “Taylor’un müziğine bayıldım.Size bir iyi, bir de kötü haberim var. İyi haber, onu plak şirketimde istiyorum. Kötü haber, daha bir şirketim yok. Ama beni bekleyin” demiş. Scott Borchetta’nın daha ortada bir şirketi yoktur, ama bir düşü vardır. Taylor bu düşün arkasından gitmiş ve ilk plağı “Tim McGraw”, Scott Borchetta’nın kurduğu “Big Machine Records” plak şirketinden 2005 yılında çıkmış. Kendi ismini taşıyan “Taylor Swift” albümü de 2006 yılında piyasaya çıkmış.

Taylor Swift, müzik piyasasına profesyonel olarak bu şekilde girmiş. Çıkardığı her bir şarkısı ve albümü başlı başına bir olay olmuş. Müzik listelerinin ön sıralarında ya da başında haftalarca kalarak rekorlar kırmış. Şu ana kadar 12 Grammy Ödülü var. Bu yıl 7 dalda Grammy Ödülü için aday gösterilerek yine bir rekor kırdı. Son rekor 6 dalda adaylık ile Sir Paul McCartney ve Lionel Richie’ye aitti,

Bir yorum

Taylor Swift tam bir yıldız; on parmağında on marifet. Şarkıcı, şarkı yazarı, oyuncu, yapımcı klip yönetmeni ve işkadını. Müziği de çeşitlilik gösteriyor. Country müzik ile başlayan yolcuğu, pop, rock, folk, elektronik müziğe evrilmiş.   

Bu kadar başarıya imza atmış bir yıldızın başarısı nereden geliyor? Başarısında ailesi, çok önemli bir başlangıç noktası. Opera sanatçısı anneannesi, onun hep yanında olmuş anne ve babası ilk momentumda güçlü bir yer tutmuş.

Evet, doğuştan sağlam bir müzik yeteneği var. Ama yetenek tek başına yeterli değil. Çelik bir irade ile bu yeteneğini geliştirmek için hep uğraşmış. Hedeflerinin peşinden büyük bir tutku ile gitmiş.

Yaşamındaki olumsuzlukları bir fırsat olarak kullanmış. Örneğin, yaşadığı aşklardaki hayal kırıklıkları müziğine ilham kaynağı olmuş, şarkılara dönüşmüş, albümlere girmiş. Doğum tarihi 13 Aralık idi. Onüç sayısını birçok kişi uğursuz olarak görür. Taylor, bu sayıyı uğur sayısı yapmış, şarkılarına sokmuş. Farklı müzik yetisi, ortaokul ve lisede bazı sınıf arkadaşları tarafından kıskanılmasına ve dışlanmasına neden olmuş. Ama Taylor bu olaylara da değişik gözle bakmasını bilmiş. “Onlar sayesinde eve gidip müzikle uğraşıyor, şarkı yazıyordum” diyor.

Bu kadar sevilen bir yıldız olmak için yetenek, fiziksel güzellik yanında güzel bir yüreğin de olması gerekiyor. Taylor, etik değerlere önem veren birisi. Örneğin, ilk plağı piyasaya çıktığında radyo istasyonu turuna çıkmış. Şarkısına yer veren radyo istasyonlarını ziyaretinde kendi yaptığı ekmekleri ve resimleri götürürmüş. “Başka şarkıcıların radyo turları 6 hafta sürerken benimki 6 ay sürdü. Çünkü bana destek olan herkese dokunmam gerekiyordu. Benim etik anlayışım bu” diyor.

Son söz

Bu kadar şöhreti, bu kadar serveti olan birisi acaba yaşamdan ne ister? Bir söyleşisinde kendisinde kalmasını istekleri için Taylor Swift şöyle demiş: Keskin bir kalem, eleştiriye duyarlılık ve dürüst, seven, iyi bir yürek.

Bu özellikleri ile Taylor daha çok zirvelere çıkacak ve daha uzun süre zirvede kalacaktır.

Not: Merak edenler için Eras Tur’dan bir görüntü aşağıdaki linkredir.

https://www.youtube.com/shorts/3Q-yl8IAlkc

 

 

 

 

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Bir banka ve yalnızlık 09 Temmuz 2024
Bir hatır meselesi 02 Temmuz 2024
Bir yolculuk 21 Mayıs 2024
Bir insanlık borcu 30 Nisan 2024
Genç işsizliği 23 Nisan 2024