TCMB Hazine’yi fonlasın mı, fonlamasın mı?

Servet YILDIRIM
Servet YILDIRIM Ekonominin Halleri

Başlıktaki soruyu Türkiye geçmişte uzun uzun tartışmış; bir sonuca ulaşmış ve önemli aksiyonlar almıştı. Merkez Bankası’nın yıllarca Hazineyi fonlamasının ardından aksiyon alınmasının nedeni ise 2001 krizi ile birlikte bu toksik ilişkinin sakatlığının farkına varılmasıydı. Ancak bu hafta, bu konu tekrar tartışılmaya başlandı.

Tartışmayı tetikleyen gelişme Cuma günü Yeniden Refah Partisi ile AK Parti arasında imzalanan mutabakat metni oldu. Metnin bir maddesinde “TCMB’nin Hazine’yi fonlamasının önündeki engellerin kaldırılması”ndan söz ediliyordu.

“Fonlama” denildiğinde biraz teknik bir konu gibiymiş anlaşılıyor ama aslında işin özü bildiğimiz “para basma” eylemidir. Çünkü “fonlama” eylemi yoluyla merkez bankalarının hükümet hazinelerini finanse etmeleri, genellikle "para basmak" olarak bilinen uygulama yoluyla gerçekleşir. Yani yapılan şey, merkez bankalarının hükümetin harcamalarını finanse etmek için para basması ve basılarak Hazine hesabına aktarılan bu parayı da hükümetin bütçe açığını kapatmak için kullanmasıdır.

Merkez Bankası Hazine’yi geçmişte yıllarca fonladı. Ancak daha sonra krizlerle farkına varıldı ki; bu uygulama ciddi riskler taşıyor.

Bu para basma eylemi sonunda para arzının artması enflasyonun artmasına neden olabiliyor. Ulusal para üzerinde baskı yaratıyor, zayıflatıyor. Bu nedenle 2001 yılında 1211 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle TCMB’nin Hazine ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına avans vermesi, kredi açması ve Hazine ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının ihraç ettiği borçlanma araçlarını birincil piyasadan satın alması yasaklandı. Böylece TCMB’nin hükümetlerin maliye politikalarını destekleyen, kamunun finansman ihtiyacını karşılayan bir kaynak niteliğinde olmasının önüne geçildi. Bütçe açıklarının TCMB kaynakları kullanılarak parasallaşması engellendi. Bankanın, Hazine ve diğer kamu kuruluşlarının açıklarını finanse etmesi ile ilgili uygulamaya yasal olarak son verilmiş

Hazine’nin Merkez Bankası kaynaklarını engelsiz kullanması mali disiplini bozan bir uygulamaydı. Bu ilişkinin sonlandırılması hükümetleri de daha sorumlu ve daha disiplinli bir kamu maliyesi politikası izlemeye yönlendirdi.

Sakıncaların fark edilmesiyle 2001 krizinin hemen ardından Türkiye tarihi adım atarak Merkez Bankası ile Hazine arasındaki ilişkiyi hastalıklı bir yapıdan sağlıklı bir yapıya oturttu.

Sadece bizde değil gelişmiş birçok ekonomide de merkez bankaları ile hazine arasındaki ilişki benzer bir yapıya oturtturulmuştur. Maastricht Antlaşması üye ülke merkez bankalarının ülkelerin kamu otoriteleri ve kamu kurum ve kuruluşlarına herhangi bir şekilde kredi açmasını yasaklıyor. Maastricht merkez bankaları tarafından doğrudan doğruya kamu sektörüne herhangi bir mali finansman sağlama imkânını ortadan kaldırmıştır.

Merkez bankaları, para politikasını fiyat istikrarını sağlamak için kullanır. Bu nedenle, hükümet harcamalarının finansmanı için para basmak ciddi riskler taşıyan bir uygulamadır, merkez bankalarının temel görevlerinden biri olan para politikasını olumsuz etkileyebilir. Para politikasının itibarını ve etkinliğini korumak ve ekonomik istikrarı sürdürmek için merkez bankaları, bu tür finansman yöntemlerini dikkatli bir şekilde değerlendirmelidir. Doğrudan para basarak hükümet bütçe açıklarını finanse etmek yerine, para politikalarını kullanarak fiyat istikrarını korumayı hedeflemelidirler. Böylece, ekonominin daha sürdürülebilir bir şekilde büyümesine ve tüketicilerin satın alma gücünün korunmasına katkıda bulunacaklardır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar