Transhümanizm

D. Ferhat DEMİR
D. Ferhat DEMİR İNOVASYON DELİSİ

İnsanlığın sonuna mı yaklaşıyoruz? Ya da küllerimizden yeni bir tür mü doğacak? Transhümanizmin yapmak istediği tam da bu. İnsanın kısıtlarını aşmak ve makine insan karışımı ile ölümsüzlüğe yürümek.

İlk kez 1957 yılında Julian Huxley tarafında kullanılan bir kavram ve dört ana teknoloji (nanoteknoloji, biyoteknoloji, enformasyon teknolojisi ve bilişsel bilim-NBIC) üzerine temellendirilmiş felsefi, ideolojik, kültürel ve bilimsel bir hareket olarak tanımlanıyor. Hatta Hulex başta olmak üzere vahiysiz bir din ya da yeni bir inanç olarak görenler var. Üç ana hedefi: süper zekâ, süper sağlık ve süper mutluluk. Teknolojik bir evrimle önce transhuman bir varlığa, sonrasında ise post-human bir varlığa ulaşırsak bu hedefler başarılacaktır. Transhümanizmin ilk büyük amacı insanın biyolojik sınırlarını aşıp onu ölümsüz hale getirmektir. 

Modern felsefenin Decart, Spinoza, Kant, Hume, Hegel, Schopenhauer gibi büyük fikir babaları vardı. Tarihin akışını onlar belirliyordu. Çağdaş felsefe ile birlikte analitik, bilinç, dil gibi dikeylerde uzmanlaşan felsefecilerimiz oldu. Etkileri azaldı. Milenyumda geleceği felsefecilerden çok artık Ray Kurzwei ya da Elon Musk gibi teknolojistlerin rüyaları belirlemeye başladı. Transhümanizmi yeni Aydınlanma olarak tarifleyenler de var. Buradan anlıyoruz ki Transhümanizm Aydınlanmanın rasyonalizmini, insan tanımını, doğayı insan merkezli algılamasını, insanı duygu ve dürtülerinden arındırarak akla indirgeme eğilimlerini devralmıştır. Tam da burası posthümanizmle ayrıldığı temel nokta. Posthümanizmi postmodernizmin bir devamı olarak okumak gerekir. Postmodernizmin aydınlanma ve klasik felsefe eleştirilerinin tamamını savunur. Post-hümanistlere göre insanı bağlamından kopuk değerlendiremeyiz. O, yaşadığı zamanın ve koşulların çocuğudur. Eğitimin, çevresel faktörlerin, ailenin, Freudyen bir bakışla çocukluk tecrübelerinin ürünüdür. Dolayısıyla son derece özneldir. Verili bir özü yoktur. Biricik değildir. Kusurludur. O yüzden aşılması gerekir. 

Ontolojik benzerliklerinden dolayı aynı anlamda kullanıldığını görebilirsiniz ama transhümanizmi bilim ve teknoloji tabanlı bir dünya görüşü ve pratik düşünce akımı, post-hümanizmi ise yeni bir felsefe ekolü olarak okumak daha isabetli olur. İlki daha çok mevcudun ilerlemesi ve kapasite artışıdır. Yazılımın yeni sürümü. İkincisi ise yıkarak yeniden yapmak. Mevcut zaten sorunlu. Revizyon anlamsız. Teorik alt yapısı yeni geliştiği için gri bölgeler çok fazla ve bu yüzden kendi içinde düşünsel tartışmaları hatta alt kolları doğmuştur. Fakat sonuç itibariyle post-hümanizmin kuramsal olarak varlık, öz veya töz gibi bağlamlarda felsefi alt yapısı daha güçlüdür.

Transhümanistler geldiğimiz yerden geri dönüşün olmadığını, ilerlemenin doğal bir sonuç olduğunu ve eninde sonunda evrimsel olarak yeni bir varlığa dönüşeceğimizi iddia ederler. Nietzsche Tanrı öldüyse yerine ne koyacağız diye sormuştu. Değerlerin yeniden değerlendirilmesini önerdi. Transhümanistler Tanrı yerine tasarladıkları bu yeni varlığı koyacaklar. İnsan daha doğrusu İnsan 2.0, Harari’ye atıfla Homo Deus kendinin tanrısı olacaktır. 

Bu konuya devam edeceğim ama ilk yazıyı sıcak bir tartışmayla kapatalım. İnsan-makine karşımı bu yeni varlık ne kadar demokrat olacak? Makinelerin bir ömrü vardır. Belirli süre sonra arıza çıkartır. Kullandığınız yazılımları, geliştiricileri “zoraki” güncellerler. Windows programlarını ücreti mukabili güncellemezseniz bir süre sonra hiç kullanamaz hale gelirsiniz. Peki, bizim kendimizi güncelleme ya da güncellememe hakkımız olacak mı? Habermas’ın açtığı hattan tüm yurttaşların kendi yaşam sürelerini kendi belirleme özgürlüğünü savunan transhümanizm, liberal çizgiye yakın konumlanırken mesela kendimizi güncelleme ya da güncellememe özgürlüğümüze dokunacak mı? Sürümünü yenilemek istemeyen eski insanı ortadan kaldıracak mı? Zoraki bir şekilde beni “update” hatta upgrade edecekse, buna özgürlük denebilir mi? Ya da demokrasi?

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
7 soruda inovasyon 03 Temmuz 2024
Ata Emre Akman 22 Mayıs 2024
Boykot 24 Nisan 2024