Türkiye’nin dijital dönüşüm endeksi ne anlatıyor?

Kerem ÖZDEMİR
Kerem ÖZDEMİR KEREM İLE İŞİN ASLI

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), bilişim konusunda ülkemizin köklü kuruluşlarından biri ve Türkiye’nin geleceğe uzanma konusunda da ne durumda olduğu ve olması gerektiği konusunda rehber olan çalışmalara imza atıyor. 1979 yılında kurulan derneğin Türkiye’de bilgi teknolojileri, telekomünikasyon, yeni medya, internet ve tüketici elektroniği alanlarında faaliyet gösteren şirketleri bir araya getirmesi, 17 Mart’ta açıkladığı Türkiye'nin Dijital Dönüşüm Endeksi 2022 Raporu’nun değerini de belirliyor. Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe yüzde 95'in üzerinde bir paya sahip olan ve Türkiye’de yıllık 189 milyar liralık ticaret hacmini yöneten 200'e yakın şirketi bünyesinde barındıran TÜBİSAD’ın bu yapısı bu tür bir endeksin oluşturulmasında doğru noktalara odaklanılmasının güvencesini oluşturuyor.

Demek istediğim şu: Siz sadece inşaat sektöründe güçlüyseniz, sürekli inşaat sektörünü öven büyüme rakamlarına odaklanırsınız. Ya da savunma sanayiinde iyiyseniz, ona övgü düzersiniz ve sürekli kaynaklarınızı oraya harcamayı meşru gösterecek araştırmalar yaparsınız. Ancak böyle bir endeks oluşturmaya çaba sarf etmezsiniz. Bunun nedenlerini hepimiz biliyoruz.

Raporun tanıtımında kullanılan, “İş dünyası mensupları tarafından doldurulan anketler ve 139 ülkeden alınan verilerin analiz edilmesiyle oluşturulan rapor, ekosistem, yeterlilik, kullanım ve dönüşüm olmak üzere dört ana bileşen ve 10 farklı boyutta Türkiye'nin dijitalleşme performansını ortaya koyuyor” ifadesi TÜBİSAD’ın yapısı ile bu raporun yapısı ve içindeki verilerin değeri denklemini kuruyor.

Endekslerin büyük tabloyu anlamak için yardımcı olan önemli göstergeler olduğuna hiç kuşku yok. Ancak bu raporu Devrim Erbil’in bir tablosu olarak kabul edersek, bunun hakkını vermek için içindeki ayrıntılara odaklanmak gerekiyor.

Benim dikkatimi çeken ayrıntılardan ilki, yenilik ve yatırım ortamı. Türkiye’de gayrisafi yurtçi hasılaya oranına işaret eden gösterge, 2019’da 1,85 iken 2022’de 1,80’e geriliyor. Aynı dönemde bilgi ve iletişim teknolojileri alanında üniversite sanayi endeksi 2,16’dan 2,57’ye yükseliyor. Bu dönemde şirket kurmak için gereken gün sayısı ve prosedürlerde ciddi bir değişiklik olmazken kârın yüzdesi olarak toplam vergi yüzdesi, pandemi döneminde 3,66’da tutulmakla birlikte pandemi sonrasında 2022’de 3,99’a yükseliyor. Bu oran, pandemi öncesindeki 2019 yılında 3,73 olarak karşımıza çıkıyor.

Ar-Ge bütçelerinin düştüğü bir dönemde risk sermayesine erişim 2019’daki 2,48’lik düzeyinden 2022’de 2,74’e yükseliyor. Bütün bunlar olurken, Türkiye’de 20-29 yaş arası bin kişi üzerinden belirlenen STEM alanında yükseköğrenim mezunları göstergesi, 2019’da 2,20 iken 2022’de 1,84’e geriliyor. Ancak daha tehlikeli olan bu göstergenin dalgalanması: 2020’de 2,16 ve 2021’de 2,37.

Bu göstergelerle devam edebiliriz ama burada durup biraz hayatın gerçeklerine odaklanmak istiyorum.

Endeks ile değer ilişkisini kurmak gerekiyor

Araştırma geliştirme (Ar-Ge) ve yetişmiş insan kaynağı -burada STEM eğitimi alanlar- önemli göstergeler oluşturuyor. Yıllar önce bir Avrupa şirketinin Ar-Ge kökenli bir yöneticisi bana, Ar-Ge’de önemli olanın bütçe istikrarı olduğunu anlatmıştı. Bir sene yüksek bütçe ve diğer sene düşük bütçe ile yürütülen Ar-Ge operasyonları, araştırma ve geliştirmeden çok hangi projeye odaklanılacağına -ve hangi projelerden vazgeçileceğine- dair bir karar alma ya da zar atma operasyonuna dönüşüyor. Artık orada bir Ar-Ge faaliyetinden bahsetmek, edebi değeri dışında bir değer taşımıyor.

STEM eğitimi alanlarla ilgili endeks verisinin gerilemesi ise, inşaatçı tabiriyle malzemeden çalmaya işaret ediyor. STEM yani İngilizce science (bilim), technology (teknoloji), engineering (mühendislik), mathematics (matematik) sözcüklerinin kısaltmasının işaret ettiği eğitim, yeni dünyada insan kaynağının olmazsa olmaz özelliklerini oluşturuyor. Üstelik daha bu kısaltmaya sanatın (Art) eklenmesi ile oluşan STEM+A kısaltmasına gelmedik bile. Dünya üzerinde bütün sistemler yeniden kurulurken, insanların gelecekteki hayatı hayal etmeleri, insan kaynağının en önemli özelliklerinden biri haline geliyor. Daha doğrusu bu dönüşüm çoktan gerçekleşti. TÜBİSAD raporu, bu konudaki eksikliğimizi açıkça gösteriyor.

Mühendislikteki gerek ve yeter koşula bağlı değerlendirme, bana, bunların eksikliğinin daha fazla yazmamak için yeter koşul olduğunu söylüyor. Ancak buradan Türkiye’nin doğasını anlatan birkaç örnekle, endeksin gerçeği ne kadar iyi gösterdiğine geçmek istiyorum.

Türkiye’nin tabiatında çölleşme görülüyor

Türkiye’de bu endeksin gösterdiği yetersizliklerin şekillendirdiği bir anlama kıtlığı dikkat çekiyor.

Örneğin Silicon Valley Bank battığında ve arkasından başka kuruluşlar iflas ederek artçı şoklar yarattığında herkes bunun bir finans krizi olduğunu söylemeye başladı. Halbuki bundan birkaç sene öncesinden itibaren startup’ların aşırı değerlendirildiği için çıkış yapmanın zor olduğu ve bu kadar yüksek değerle halka arz veya başka bir türde satış gerçekleşmediğinden sistemde yeni startup yatırımları için kaynak oluşmadığını görüyorduk. Bu arada, startup değerlerinin acayip yükselmesine bağlı olarak bu alana yatırım yapmak isteyenlerin sayısı artıyor ve bu bankalar üzerinden sisteme ekosistemle bağlantısı olmadan, yatırımlık daire alır gibi para koyan insanlar giriyordu. Sonunda Kastelli gibi batılırken, bizim uzmanlarımız bunu finans krizi olarak anlattılar. Anlaşılır ama değer yaratmayan bir bilgi ürettiler.

Püf Noktası

Yerim bittiği için, bu bölümü de gösterge-gerçek bağlantısını açıklayıcı bir örneğe ayırmak istiyorum. Sosyal medyayı kullanma konusunda tartıştığım uzmanlar -ve okuduğum kitapların yazarları- bana sürekli tek bir alana odaklanmam ve insanların o alandaki referans noktası olmamı öneriyor. Böyle yaparsam insanlar beni takip edermiş ve bu işten para bile kazanabilirmişim. Hatta lider bile olabilirmişim.

Dünyaya baktığımda gördüğüm tablo beni bunu yapmaktan alıkoyuyor. Uber’in kendisine rakip olarak Netflix’i gördüğü ve insanların evde kalıp televizyon seyretmesinin Uber kullanmalarını engellediğine dikkat çektiği bir dünyada yaşıyoruz. Biz bunları düşünemediğimiz için, oyun kurucu olamıyoruz. Bir sonraki yazıda toparlayacağım. 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
4G’nin iktisadı 12 Şubat 2024