İç talebine güvenen bir adım önde

Değerlenen TL, orta vadede iç talep kaynaklı büyümeyi destekleyerek, bazı hisselere kaymaları hızlandırabilecek gibi duruyor. İhracatta ise tam tersi durum söz konusu: Enfl asyonun altında kalan kur artışı, ihracatçı şirketlerde kârlılık üzerinde baskı oluşturarak, bilanço beklentilerini zayıfl atıyor. Kritik soru, orta vadede borsanın bu durumdan nasıl etkileneceği...

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
İç talebine güvenen bir adım önde

Serap SÜRMELİ

Değerlenen TL, orta vade de iç talep kaynaklı büyümeyi destekleyerek, bazı hisselere kaymaları hızlandırabilecek gibi duruyor. İhracatta ise tam tersi, tamponu eritiyor: Enflasyonun altında kalan kur artışı, ihracatçı şirketlerde kârlılık üzerinde baskı oluşturarak, bilanço beklentilerini zayıflatıyor. Kritik soru, orta vadede borsanın bu durumdan nasıl etkileneceği ve hangi hisselerin yıldızının parlayacağıyla ilgili.

Hisse senetlerine yatırım yaparken dikkat edilmesi gereken pek çok şey vardır. Ancak bazı yatırımcılar TL’ye dikkat etmeyi unutuyor. Döviz kurları uzun zamandır yatay pozitif bir şekilde kontrollü hareket ediyor ve gerileme görülmediği gibi yükselişler de sınırlı ve kademeli. Kurdaki yükseliş enfl asyonun altında kaldıkça, TL reel anlamda değer kazanıyor.

TL’deki değer artışının büyük kısmı para politikasındaki farklılıkları yansıtıyor. TCMB’nin geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği PPK toplantısı sonrasında açıklanan karar metninde yer alan: “Para politikasındaki kararlı duruş, dezenflasyonun ana unsurlarından birisi olan Türk Lirası reel değerlenme sürecine katkı vermeyi sürdürecektir” ibaresi dikkat çekiciydi ve kurdaki yükseliş hızının ilerleyen süreçte giderek zayıflayacağı senaryolarına destek veriyordu. Döviz kurunun yukarı çıkamadığı ve TL’nin değer kazandığı muhtemel senaryo; daha çok bazı hisse senetleri için bir sorun gibi görünüyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, geçen yıl Aralık ayında ‘İç talep yavaşlayacak, dış pazar arayışına girsinler' diyerek şirketleri uyarmıştı. İşin ilginç yanı, PPK toplantısında işaret edilen senaryo gerçekleşirse, yani TL güçlü seyretmeye devam ederse; bu iç talep kaynaklı büyümeyi destekleyerek, iç talebe yönelik hisselere kaymaları hızlandırabilecek gibi duruyor. Sınırlı yükselen döviz kuru, yurt içinde TL bazlı satış yapan ve enflasyonunu fiyatlara yansıtabilen şirketleri destekliyor.

İhracatta ise tam tersi, tampon zayıflıyor: TL’nin değerlenmesi, ihracatçı şirketlerde kârlılık üzerinde baskı oluşturarak, bilanço beklentilerini zayıflatıyor. Yani ihracatçı için en azından enflasyona paralel yükselen döviz kuru gerekiyor.

BORSA, YÜKSELİŞE RAĞMEN İSKONTOLU GÖRÜNÜMÜNÜ KORUYOR

BIST-100 endeksi Aralık ayında 7.200 seviyesinde başlayan yükseliş şubat ayında 9.400’e kadar devam etti. Bu yüzde 30’a yakın bir yükseliş demek. Buna rağmen Borsa İstanbul, iskontolu görünümünü koruyor. Gelişmekte olan ülkelerde işlem gören borsaların F/K ortalaması 14,6x seviyesinde iken Borsa İstanbul’da bu 7,5x seviyesinde. Türkiye’de işlem gören şirketleri dünya bazında sektör endekslerine göre F/K bazında değerlendirmek gerekirse MSCI Word Bank endeksindeki işlem gören şirketlerin medyan F/K’sı 9,0x seviyesindeyken, Borsa İstanbul Bankacılık endeksinde ise güncek F/K çarpanı 3,3x seviyesindedir. Bunun beraberinde MSCI World Transportation (Ulaştırma) endeksi 20,4x F/K’da işlem görürken Borsa İstanbul’da ulaştırma endeksi 3,3x seviyesinde işlem görmektedir. Ayrıca MSCI World Communication (İletişim) endeksi 22,9x F/K’da işlem görürken Borsa İstanbul nezdinde işlem gören iletişim endeksi 10,3x F/K seviyesinde seyrini sürdürüyor.

Yatırımcı için en kritik soru, güçlenen TL’nin borsada hangi sektörleri ve şirketleri öne çıkaracağıyla ilgili. Bunun için bir grup uzman, tahminlerini sıraladı.

UZMANLAR DEĞERLENDİRDİ

ATA YATIRIM ARAŞTIRMA GMY CEMAL DEMİRTAŞ
ENFLASYONA KARŞI KORUNAKLI ŞİRKETLERE İLGİ ARTABİLİR

2023 sonunda yüzde 64,77’ye yükselen yıllık enflasyonun, bu yıl sonu itibarıyla yüzde 40,41 seviyelerine gerilemesini öngörüyoruz. Bu süreçte, 2023 yıl sonunu 29,44 seviyesinde kapatan ABD$/TL kurunun 2024 yılını 40,35 seviyesinde kapatmasını öngörüyoruz. Ana senaryomuzda döviz kuru artışıyla enflasyon artışının birbirine yakın seyretmesini öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde döviz rezervlerinin durumu, mali ve parasal politikalar, dövizin seyri konusunda da belirleyici olacaktır. Özellikle yerel seçimlerin ardından, politika faizlerinin yüzde 45 seviyelerinin üzerine çekilmesi, döviz kurundaki artışları da sınırlayabilir. Öte yandan, oluşabilecek güven ortamıyla birlikte yabancı yatırımcı ilgisinin artması da dolarizasyonu düşürüp, TL’nin değer kazanmasına sebep olabilir. TL’nin güçlü seyretmeye devam etmesi durumu da, iç talep kaynaklı büyümeyi destekleyecektir ve yine iç talebe yönelik hisselere kaymalar olurken, enflasyon endişesiyle enflasyona karşı korunaklı şirketlere ilgi artabilecektir. TL’nin değer kazanması ekonomide istikrarlı ilişkili olursa ve özellikle ihracatçılara maliyet tarafında destekler sağlanır ve ihracatta da bir ivme kazanılması durumunda, hisse senetleri açısında olumlu bir trend oluşabilir ve enflasyonla mücadele büyüme sağlanırken başarıya ulaşırsa, orta vadeli olarak hem ekonomide büyüme trendi başlar hem de öncü göstergesi olan borsa da uzun vadeli yükseliş trendine girer. Sınırlı döviz yükselişini tek başına belirleyici bir kriter olarak düşünmemek lazım. Döviz kurundaki sınırlı yükseliş, hangi politika faizi seviyesinde ve hangi mali politikalar ışığında sağlanıyor olduğu daha önemli. Genel olarak makroekonomiye güvenle oluşan bir ortamsa, o zaman yine iç talebe dönük sektörler ve döviz borcu olan şirketlere olan ilgi artabilir. Sektörler olarak, bankacılık, beyaz eşya, otomotiv ve gıda perakende sektörleri öte yandan döviz borcu görece yüksek olan enerji şirketlerine karşı da ilgi artabilir. Genel olarak hisse senedi önerilerimizde, sadece döviz ya da sadece faizler etkili olmuyor.

TERCİH EDİLEN HİSSELER VE ALTERNATİFLERİ

Şirketin iş modelleri, rekabet güçleri ve pazardaki pozisyonları bizim hisse seçimlerimizde belirleyici oluyor. Bu beklentiler doğrultusunda 7 hisse 1. grupta, 5 hisse ise 2. grupta olmak üzere 12 hisse Ata Yatırım olarak en beğendiğimiz hisseler listesinde yer almaktadır. Listemizde özellikle Şok Market ve Tofaş’ın çok cazip seviyelerden işlem gördüklerinin altını çizmek isteriz. Beğendiğimiz hisselerin listesi ve hedef fiyatlarımız aşağıdaki gibidir. 1. grup ilk olarak tercih ettiğimiz hisseleri, 2. grup ise daha büyük portföylere yönelik daha fazla çeşitlilik ihtiyacı duyan yatırımcılara yönelik bir liste olarak düşünülebilir. 1. GRUP Coca Cola İçecek: 763.90 TL, Migros: 535.00 TL, Sabancı Holding: 101.69 TL, Şok Marketler: 105.04 TL, Tüpraş: 214.83 TL, Turcell: 87.57 TL, Ülker: 152.00 TL 2. GRUP Aksa Enerji: 61.94 TL, Aygaz: 203.41 TL, Bim: 405.00 TL, Tav Hava Limanları: 194.77 TL, Tofaş: 396.00 TL

İNFO YATIRIM ARAŞTIRMA STRATEJİSTİ ÇAĞLAR TOROS
TELEKOMÜNİKASYON ŞİRKETLERİ ENFLASYONUN ÜZERİNDE BÜYÜMEYİ BAŞARDI

Son zamanlarda yurt dışı piyasalardan ayrışan BIST-100 endeksi fiyatlamaları görüyoruz. Bu süreçte her dönemi ayrı bir hikâyesi var ve bu hikâyelerden olumlu ya da olumsuz etkilenecek hisse senedi ve sektörler oluyor. TL’nin değer kazandığı muhtemel bir senaryoda endeks tarafının yukarı yönlü gidişatının sürmesi beklenebilir. Ekonomi yönetiminin attığı adımların rakamlara sirayet emesi de yabancı yatırımcı ilgisini de daha fazla yurt içine çekebilir. BIST-100 endeksi, 3 aylık alçalan trendini Ocak ayında kırmasıyla yükseliş trendine girdi. 8.500 direncinin de kırılmasıyla yaklaşık 1 ayda yeni tarihi zirve seviyesini (TL bazında) test ediyor. Zirve seviyeler ile birlikte 9.600 seviyesinin hedef haline geldiğini düşünmekteyiz.

TELEKOMÜNİKASYON İÇİN OLUMLU SENARYO

TL tarafının değer kazanması ya da döviz kurlarının yukarı yönlü seyrinin yavaşlaması döviz borcu ya da döviz yatırımı olan şirketleri öne çıkarabilir. Bu kapsamda benim aklıma ilk gelen sektör ise yatırımlarının döviz bazlı olmasından kaynaklı olarak telekomünikasyon sektörü. Diğer taraftan bu durumun devam etmesi enflasyon tarafını da sınırlayacaktır. Telekomünikasyon şirketlerinde kullanıcı başı gelir büyümesi enflasyonun üzerinde büyümeyi başardı. Ağırlıkla taahhüt bazlı gelir modeliyle çalışan telekomünikasyon şirketlerinin kazançları, enflasyonun yüksek seyrettiği 2021 ve 2022 yıllarında enflasyonun altında kalmıştı. Buna karşılık değişken seyreden maliyetler sebebiyle kârlılık bu süreçte baskılanmış oldu. 2023’ün ikinci yarısında dezenflasyon sürecinin başlamasıyla Turkcell’in kullanıcı başı ortalama gelirleri (ARPU) özellikle mobil segmentte enflasyonun üzerinde büyümeye başladı. Sektörde mobil kanalda pazar lideri olan Turkcell, fiyat belirleme gücü ve mobil kanal ağırlıklı olan gelirler sebebiyle sektörde öne çıkıyor. Yüksek enflasyon sürecinde taahhütler sebebiyle geride kalan gelir büyümesinin ise, geçmişi telafi etmek üzere enflasyonun üzerindeki fiyat artışlarının devam etmesini bekliyoruz. Turkcell için 90 TL hedef fiyat ön görüyoruz.

TACİRLER YATIRIM ARAŞTIRMA DİREKTÖRÜ KADİRHAN ÖZTÜRK
ENDEKSİN ORTA VADEDE DOLAR BAZLI GETİRİSİ DEVAM EDEBİLİR

Döviz kurlarının yukarı doğru çıkamaması ve endeks genelinde yılbaşından beri para girişinin devam etmesi, endekste muhtemel dolar bazlı getiri potansiyeli sunmaktadır. Para Politikası Kurulu tarafından izlenen politikanın ivedilikle sürdürülmesi ve döviz kurlarının yükseliş ivmesini kaybetmesi, yabancı yatırımcıların minimum TL riski alarak dolar bazlı getiri potansiyelini değerlendirmeleri için uygun ortamı oluşturmuş olabilir. Mevcut şartlarda, endeksin orta vadede dolar bazlı getirisinin devam edeceği görüşündeyiz. Öte yandan, döviz kurunun sınırlı yükselişi, ihracat yoğun şirketlerin TL maliyetlerini dolar bazında arttırırken gelirlerinin ise sınırlı kalmasına sebep olmaktadır. Bu konjonktürde, gelirleri ağırlıklı olarak TL olan şirketlerin pozitif ayrışması beklenebilir. Ancak özellikle 2024 yılının ikinci yarısında ücret zamlarının gerçekleşmeyeceğine dair yapılan açıklamalar, iç pazarda talebin düşme riskini doğurmaktadır. Mevcut şartlar çerçevesinde, perakende gıda sektörü gibi talepte minimum azalma gerçekleşebilecek temel tüketime dayalı sektörlerin öne çıkması beklenebilir. Bu sektörde ise operasyonel olarak Migros’u öne çıkarıyoruz. Gıda enflasyonun, manşet enflasyonun tarihsel olarak 1,2 katı düzeyinde gerçekleşmesi ve PPK tarafından belirtilen beklentilere göre mayıs ayında enflasyonun 2024 yılı zirvelerine ulaşacağı varsayımıyla, Migros’un gelirlerini enflasyonun üzerinde arttırma potansiyeline sahip olduğu görüşündeyiz. Enflasyonu dolaylı olarak gelirlerine yansıtabilen telekomünikasyon sektörünün, diğer sektörlere göre gelirlerindeki artışı sürdürme eğiliminin daha yüksek olduğu görüşündeyiz. Bu sektörde Turkcell’in öne çıkması beklenebilir. Kâğıt ve ambalaj sektörünün girdilerinin ithal ürünler olması sebebiyle, ağırlıklı olarak iç pazara satış yapan şirketlerin pozitif etkilenmesi beklenebilir. Aynı sebeple, girdileri ithal ürün olan seramik, cam, kimya ürünleri, teknoloji perakendecileri gibi sektörler, maliyetlerinde sınırlı artış gerçekleşirken, fiyatlarını arttırabilmesi durumunda kârlılık açısından pozitif etkilenebilir. Sektörlerden bağımsız olarak bakılacak olursa, döviz borcu yüksek iç pazara satış yapan şirketlerin de pozitif olarak etkilenebilir. Bu konjonktürde öne çıkacak şirketler arasında Ülker’in ön plana çıkması beklenebilir.

TAKİP EDİLEN HİSSE FİYATLARI

Migros (MGROS): Araştırma kapsamımızda olan ve model portföyümüzün en yüksek ağırlığına sahip hisse olarak, 2024 yılı için hedef fiyatımız 623 TL seviyesindedir. BIST-100 Endeksinde gerçekleşebilecek potansiyel bir geri çekilmede, destek seviyeleri olarak 21 günlük hareketli ortalama seviyesi olan 446 TL ve 50 günlük hareketli ortalama olan 396 TL seviyeleri takip edilebilir.

Turkcell (TCELL): Telekomünikasyon sektörü içerisinde gelirlerini arttırma kapasitesine sahip TCELL hissesi için potansiyel bir geri çekilmede, 50 günlük hareketli ortalama seviyesi olan 63,8 TL seviyesi ve 60,3 TL seviyesi destek bölgeleri olarak öne çıkmaktadır.

Şişecam (SISE): Şişecam, girdilerinin ağırlıklı olarak döviz bazlı olması sebebiyle, sınırlı döviz artışından pozitif etkilenebilecek şirketler arasında yer alabilir. Ayrıca şirketin döviz yükümlülüğün yüksek olması açısından pozitif etkilenebilir. 50 günlük hareketli ortalama seviyesi olan 49 TL seviyesi ve 48,7 TL olan 200 günlük hareketli ortalama seviyeleri destek bölgeleri olarak takip edilebilir.

Teknosa (TKNSA): Teknosa, ithal edilen teknoloji ürünlerinin ucuz kalması ve iç pazara satışının gerçekleşmesi sebebiyle bu konjonktürden pozitif etkilenebilecek şirketler arasında yer almaktadır. TKNSA özelinde, destek seviyesi olarak 50 günlük hareketli ortalama seviyesi olan 36,85 TL seviyesi ve 200 günlük hareketli ortalama seviyesi olan 29,5 TL seviyeleri takip edilebilir.

DENİZ YATIRIM, YATIRIM DANIŞMANLIĞI BÖLÜM MÜDÜRÜ ALİ BARBAROS DEMİRER
TL TUTMAYI ÖNERMEYE DEVAM EDİYORUZ

2024 yılı itibarıyla döviz kurlarının yukarı hareketi ve TL’deki değer kaybı, bir nebze de olsa 2023’e kıyasla hızlandı. Buna rağmen yeni ekonomi yönetiminin attığı adımlar ve mevduat faizlerindeki 45-50 arası faiz oranı göz önüne alındığında, kurdaki yükselişin TL faiz getirisinin altında kaldığını gözlemliyoruz. Bu seyrin önümüzdeki dönemde de devam edeceği düşüncesindeyiz. O nedenle TL tutmayı önermeye devam ediyoruz. Yerel seçimlerden sonra TL’deki değer kaybının artacağı görüşüne katılmıyoruz. Bu çerçevede kurların ekonomi için bir tehdit oluşturmayacağı düşüncesindeyiz.

Endekste 8.750 seviyesine kadar yaşanabilecek bir düzeltme hareketinden sonra 11.000’e kadar yeni bir yükseliş söz konusu olabilir. Mayıs-Haziran aylarında enflasyonun tepe noktasının görülebileceği ve bu noktadan itibaren başta banka hisseleri olmak üzere yeni bir alım dalgasının yabancı yatırımcıların da katılımıyla yaşanabileceği kanaatindeyiz. Banka hisselerinin yanında perakende başta olmak üzere, telekom sektörü, havacılık ve holdingler en beğendiğimiz sektörler. 2024 yılında zamanlamanın öneminin en az hisse seçimi kadar değerli olacağını düşünüyoruz. Bu sektörlerde en beğendiğimiz hisseleri YKBNK ,BIMAS, MGROS, ULKER, PGSUS, TCELL, SAHOL ve KCHOL olarak sıralayabiliriz.

AHLATCI YATIRIM HAZİNE MÜDÜRÜ ARDA COŞAR
ENFLASYONA PARALEL YÜKSELEN DÖVİZ KURU GEREKLİ

Döviz kurları uzun zamandır yatay pozitif bir şekilde kontrollü hareket ediyor ve gerileme görülmediği gibi yükselişler de sınırlı ve kademeli. Yükseliş miktarında enflasyon aşağısında olduğunu söylemek mümkün. Yani TL reel anlamda değer kazanıyor ve böylece enflasyonu azaltmada yardımcı olması bekleniyor. Enflasyonun tek sebebi döviz kurları değil. Para arzının artmaya devam etmesi (M2 para arzından izlenebilir), fiyatlama davranışlarının bozulması, gıda ve hizmet fiyatlarındaki katılık, faizlerin daha tam olarak tüketime etki etmemesi nedeni ile enflasyon hala yüksek ve bir süre daha böyle devam etmesi bekleniyor. Ancak yılın ikinci yarısında para politikası ve baz etkisi ile enflasyonun yıllık anlamda sınırlıda olsa azalması bekleniyor. Bu süreçte de reel anlamda değer kazanan TL’nin katkı vermesi bekleniyor. TL reel anlamda değer kazanması enflasyonla mücadeleye katkı verse de diğer yandan ihracatçı ve sanayici için özellikle verimliliği daha düşük teknoloji içerikli üretim yapmayan sektörlere dezavantaj oluşturuyor. Yani ihracatçı için en azından enflasyona paralel yükselen döviz kuru gerekli. Bu durum borsaya etkisine gelince sektörlere ve şirketlere göre değişir. İhracat ve döviz bazlı getiri elde eden şirketlere yüksek enflasyon ancak yükselmeyen döviz kuru olumsuz etkilerken, yurt içinde satış yapan, TL gelir elde eden, enflasyona göre fiyatlama yapabilen sektörler açısından avantaj. Reel anlamda değerlenen döviz kurunun borsaya diğer önemli bir etkisi de borsaya döviz bazlı olarak değer kazandırması. 2023 yılında borsa TL bazlı yükseldiği halde, döviz bazlı değer kaybetmişti, ancak 2024 yılında TL döviz bazlı olarak değer kazandı. Sınırlı yükselen döviz kuru yurt içinde TL bazlı satış yapan, TL enflasyonunu fiyatlara yansıtabilen şirketlere, özellikle pazar hâkimiyeti olan şirketlere olumlu yansır. Bu şirketler hem TL bazlı hem de döviz bazlı olarak satış ve kârlarını artırabilir. Bence bu konuda gıda, içecek, gıda perakende ve perakende sektörleri en olumlu etkilenebilecek sektörler. Faturalandırılmış gelir elde eden ve enflasyonu faturalarına yansıtabilen, telekomünikasyon ve teknoloji şirketlerine olumlu yansıyabilir. Bu sektörler dolar bazlı olarak ciroları ve kârları daha fazla yükselebilir. Buna karşın maliyetleri ağırlıklı olarak TL ama satış gelirleri döviz olan sanayi ve ihracatçı sektörlere özellikle tekstil gibi emek yoğun çalışan sektörlere olumsuz yansıyabilir.

HANGİ SEKTÖR, HANGİ HİSSE?

Döviz kurları şirket performanslarını ve hisse fiyatlarını etkilemekle beraber tek faktör değildir. Döviz kuru dışında diğer değişkenler, bilançolar, CDS ve benzeri makro değişkenler ve tabii ki iskonto oranları hisse fiyatları ve borsa üzerinde etkilidir. BIST-100 endeksi Aralık ayında 7.200 seviyesinde başlayan yükseliş şubat ayında 9.400’e kadar devam etti. Bu yüzde 30’a yakın yükseliş demektir. 9.400’ü aşamayan endeks bir miktar satışla karşılaştı. Bu da kâr satışı olarak değerlendirilebilir. 9.100 ve 8.900 seviyeleri destek olarak görülebilir. Ancak satışların devam etmesi durumunda 9.000-8.600 arası seviyeler yeni alımlar ve piyasaya giriş için fırsat olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorum. Endekste 8.600 aşağısını beklemiyorum. Bankalardan TSKB ve Yapı Kredi, holdinglerden Koç Holding, Sabancı Holding ve Anadolu Grubu Holding, otomotiv sektöründen öncelikle Ford Otosan ayrıca Tofaş Otomobil ve Türk Traktör, perakende sektöründen Migros, Şok Marketler, BİM Birleşik Mağazalar, Mavi Giyim gıda ve içecek tarafında Anadolu Efes ve Coca Cola İçecek, telekomünikasyon sektöründen Turkcell, teknoloji tarafında Logo Yazılım, sanayi sektöründe Aksa Akrilik ve Şişe Cam, çimento tarafında Çimsa ve Akçansa, havacılık sektöründe TAV ve Türk Havayolları, gayrimenkul sektöründe Torunlar GYO hisselerinin uygun seviyelerde portföylere eklenmek üzere değerlendirilebilir.

ALNUS YATIRIM ARAŞTIRMA MÜDÜRÜ YUSUF KAVAK
ALTERNATİF YATIRIM ARAÇLARININ GETİRİLERİ ÖNEM ARZ EDİYOR

TCMB’nın geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği PPK toplantısı sonrasında açıklanan karar metninde yer alan: “Para politikasındaki kararlı duruş, dezenflasyonun ana unsurlarından birisi olan Türk Lirası reel değerlenme sürecine katkı vermeyi sürdürecektir” ibaresi dikkat çekmiş ve kurdaki yükseliş hızının ilerleyen süreçte giderek zayıflayacağı izlenimi ortaya çıkmıştı. Döviz kurunun yukarı çıkamadığı ve TL’nin değer kazandığı muhtemel senaryo; Borsa İstanbul cephesinde şu tür etkileri beraberinde getirebilir.

Birincisi; Borsanın reel kazancının ölçülmesi için, enflasyon kadar alternatif yatırım araçlarının getirileri de önem arz etmekte. Haliyle, yatırımcılar son yıllarda döviz bazında da endeksin ve hisse senetlerinin seyrini takip etmekte. Dolayısıyla dövizdeki yükseliş hızının zayıflaması, döviz bazlı ölçümlerde endeks ve hisse senetlerinin fiyatlarını yukarı çekecektir ve bir süre sonra da pahalılık(- değer farklı bir kavram) tartışmaları ortaya çıkacak ve borsa üzerinde satış baskısı ortaya çıkabilecektir.

İkincisi ise; Özellikle geçtiğimiz yılın ikinci çeyreğinde döviz kurlarında ortaya çıkan sert yükselişler; elinde döviz varlığı olan şirketlerin finansallarına fiktif kâr yazarken, döviz yükümlülük açığı olan şirket finansallarına da fiktif zararlar ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla döviz kurunun etkisinin azalması, Net kâr kalemi açısından daha gerçekçi finansal sonuçları beraberinde getirecektir.

Üçüncüsü; Yine döviz kurundaki yüksek oynaklıklar, şirketlerin ticari faaliyetlerindeki(ithalat, fiyatlandırma vb.) öngörülebilirliğini azaltırken; dövize karşı hedge mekanizmasını hızlı çalıştıramayan şirketlerin mali yapılarını da ciddi oranda sıkıntıya sokmaktaydı. Dolayısıyla, kurların istikrar kazanması bu anlamda da; şirketlerin daha öngörülebilir ve daha risksiz ticaret yapmalarının önünü açacaktır.

Sonuç olarak, kurların stabilite kazanması; borsanın yükseldiği zamanlarda endeks ve hisse senetlerinin döviz bazlı fiyatları üzerinde pahalılık tartışmalarını getire dursun, ticaretin istikrar kazanması ve fiktif kazanç/kayıpların önüne geçmesi sebebiyle; bir çok şirket açısından orta vadede olumlu sonuçlar doğuracaktır.

ALB YATIRIM ARAŞTIRMA ANALİSTİ AHMET DENİZ YAĞBASAN
DOLAR BAZLI RALLİ İÇİN EKONOMİ YÖNETİMİNE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR

2020 yılında pandeminin başlaması ve hemen ardından da Rusya-Ukrayna savaşı ile jeopolitik gelişmelerin gündeme gelmesi Türkiye’nin de aralarında olduğu üzere birçok ülkede fiyatlar genel düzeyinde bozulmalara yol açtı. Pandemi ve savaş kaynaklı nedenlerle tedarik zincirindeki aksamalar maliyet enflasyonunu yaratırken pandemi kaynaklı daralan ekonomiyi canlandırmak için para arzında artış yapılması enflasyondaki yükselişi önemli bir oranda destekledi. Enflasyonun daha da artış göstereceği beklentisi de ihtiyaçların öne çekilmesine yani talep enflasyonunun yaşanmasını sağladı. Türkiye’de ilk Covid vakasının görülmesinden bu yana Borsa İstanbul’da TL bazında 7,6 kat değer kazanımı görüldü. Dolar bazlı ise değer kazanımı sadece 1,5 kat olarak şekillendi. Yani burada çıkaracağımız sonuç Borsa İstanbul’da şirketler dolar bazında değer kazansa da TL bazlı yeni rekor seviyeler görmemizin ve 9.450 seviyelerine kadar ulaşılmasının en önemli etkilerinden bir tanesi Türkiye’deki fiyatlar genel düzeyindeki bozulma diyebiliriz. Gelecek dönemde TL’nin reel olarak değer kazanacağı bir süreçle karşılaşılması durumunda Borsa İstanbul’da uzun bir aradan sonra 324 ve 400 dolarlı seviyeler tekrar görülebilir. Tabii böyle bir dolar bazlı ralli için ekonomi yönetimine büyük bir görev düşüyor. Ayrıca yabancı yatırımcının desteği de bu ivmelenme için oldukça önem arz ediyor. Peki, yabancılar borsaya yönelirken onlar için hangi sektör ve şirkeler potansiyel barındıracak? Yabancı yatırımcının Borsa İstanbul’a yönelme göstermesi ile küresel piyasalardaki rakiplerine göre iskontolu işlem gören ve (veya) gelecek dönemde nakit akışlarında yaşanabilecek artış potansiyeline sahip şirketler öne çıkacaktır. Gelişmekte olan ülkelerde işlem gören borsaların F/K ortalaması 14,6x seviyesinde iken Borsa İstanbul’da ise bu 7,5x seviyesindedir. Genel anlamda Borsa İstanbul’da işlem gören şirketler gelişmekte olan piyasalara göre iskontolu olmakla beraber bazı sektör ve şirketlere ilişkin değerlendirmelerimiz şöyle:

İSKONTO DEVAM EDİYOR

Türkiye’de işlem gören şirketleri dünya bazında sektör endekslerine göre F/K bazında değerlendirmek gerekirse MSCI Word Bank endeksindeki işlem gören şirketlerin medyan F/K’sı 9,0x seviyesindeyken Borsa İstanbul Bankacılık endeksinde ise güncek F/K çarpanı 3,3x seviyesindedir. Bunun beraberinde MSCI World Transportation (Ulaştırma) endeksi 20,4x F/K’da işlem görürken Borsa İstanbul’da ulaştırma endeksi 3,3x seviyesinde işlem görmektedir. Ayrıca MSCI World Communication (İletişim) endeksi 22,9x F/K’da işlem görürken Borsa İstanbul nezdinde işlem gören iletişim endeksi 10,3x F/K seviyesinde işlem görmektedir. ALB Yatırım Araştırma departmanı olarak gelecek dönemde nakit akışlarının ve çarpanlara göre bir değerlendirme yaptığımız takdirde Türk Hava Yolları yüzde 43 getiri potansiyeline sahip olmakla beraber Şok Marketler yüzde 56 getiri potansiyeline işaret etmektedir. Bunun beraberinde Araştırma Departmanı olarak takip listemizde yer alan ve gelecek dönemde yabancı yatırımcının ilgisini çekebilecek hisseler ise PGSUS, TAVHL, FROTO, TOASO, TTRAK, ENJSA ve MAVI olabilir.

TUNCAY TURŞUCU ARAŞTIRMA VE DANIŞMANLIK A.Ş. KURUCUSU
TL’NİN DEĞERLENMESİ, İHRACATÇI ŞİRKETLERİN KÂRLILIKLARINDA BASKI OLUŞTURACAKTIR

Döviz kurlarının yukarı doğru çıkamadığı ve TL’nin değer kazandığı bir senaryoda basit bir cevap vermek kolay değil. Öncelikle TL’nin değer kazanması aylık enflasyonu düşürücü etki yapacaktır. Bu da yıllık bazda enflasyonda düşüşe yol açabilir. Böyle bir ortamda faiz indirimleri konuşulmaya başlanabilir. Bu durum hisse piyasalarını genel olarak pozitif etkileyebilir. Diğer yandan TL’nin değerlenmesi, ihracatçı şirketlerde kârlılık üzerinde baskı oluşturacak ve bilanço beklentilerini zayıflatacaktır. Endeks üzerinde ağırlığı olan pek çok şirket döviz cinsinden gelire sahip ve bu durum söz konusu hisselerde baskı yaratabilir. Nihayetinde endeks üzerinde baskı oluşabilir. Bakıldığında piyasalar önce düşen enflasyon nedeni ile pozitif etkilenebilir ancak sonrada bilanço beklentileri nedeni ile geri çekilmeler görülebilir. Değerli TL olduğu bir senaryoda, ithalatı artırıcı ve yurt içi harcamaları güçlendirici etkiye sahip olur. Bu nedenle içeride tüketiciye yönelik sektörler ön plana çıkabilir. Beyaz eşya, otomotiv, perakende gıda, perakende mağazacılık ve konut gibi sektörler harcamaların artması nedeni ile ilgi çekebilir. Endeksin geldiği nokta itibari ile hisse senedi piyasasında yeni pozisyon açılmasını önermiyorum. Endekste yüzde 5-10 arasında bir geri çekilme halinde pozisyonlar açılabilir. Migros için 550 TL, Bimaş için 520 TL, Şok Marketler için 93 TL, Ford Otosan için 1450 TL, Türk Traktör için 1143 TL, Orge Enerji için 100 TL, Teknosa için 55 TL, Vestel Beyaz Eşya için 32 TL, Arçelik için 190 TL, Coca Cola için 690 TL, Oyak Çimento için 80 TL, Tofaş Fabrika için 326 TL ve Türk Hava Yolları için 330 TL hedef değerlemelerim bulunuyor.

DİNAMİK YATIRIM MENKUL DEĞERLER ARAŞTIRMA UZMANI CEYHUN YAVAŞ
FİNANSALLARINI DÖVİZ CİNSİNDEN DÜZENLEYEN ŞİRKETLERDE BASKI GÖREBİLİRİZ

Döviz kurların uzun bir süredir yataya yakın ılımlı pozitif bir hareketi takip etmekteyiz. Kurlar üzerindeki bu durum şirket bilançolarında kambiyo kalemleri üzerinde etkili olarak kârlılıklar üzerinde şirketin faaliyetleri ve yabancı para pozisyonuna göre sonuçlar yaratabilir. Ancak, endekse sadece bu projeksiyon açısından bakmanın sağlıklı sonuçlar veremeyeceğini de belirtmekte fayda görüyoruz. Orta vadede endekste kur hareketlerinin yanı sıra finansal istikrar, jeopolitik riskler, enflasyon görünümü, küresel piyasalardaki gelişmeler ve makroekonomik veriler gibi faktörler de etkili olmaktadır. Doların yataya yakın hareketine devam ettiği dönemler içerisinde enflasyonun başta olmak üzere diğer etmenler göz ardı edildiğinde hisse senetleri üzerindeki etkileri görülmüştü. Bu bağlamda düşünüldüğünde endeks üzerinde orta vadede Türk Lirası cinsinden olumlu bir seyir takip edebiliriz.

Kurlardaki sınırlı hareketlilik içerisinde şirket finansallarını döviz cinsinden düzenleyen şirketlerde nispeten baskı görebiliriz. Bilançolarını Türk Lirası cinsinden sunan, döviz borcu olan ve iç piyasa yoğunluklu olarak faaliyet gösteren, ihracat alanında faaliyetleri olmayan ya da asıl gelir kaynaklarını nispeten yurt içerisinden elde eden şirketlerin finansallarında olumlu etki nispeten görülebilir. İç piyasa ağırlıklı çalışan gıda perakendeciliği, bankacılık başta olmak üzere finans sektörü, kurların sabit kaldığı noktada ithalat maliyetlerinin düşmesi nedeniyle ithalat yapan şirketler, turizm ve seyahat sektörlerinin diğer sektörlere nazaran ön plana çıkabileceğini öngörüyoruz.