Sermaye piyasalarında vergi bilmecesi

Piyasalar bu olasılıkla çalkalanıyor. Merkez Bankası Başkanı Gaye Erkan’ın da “TL’ye dönüş zamanı geldi” açıklamalarının ardından dövize yatırım yapanların üzüleceği bir dönem mi başlıyor? Olası vergi düzenlemeleri hangi yatırım araçlarını daha cazip hale getirebilir? Bu gelişmeler borsayı nasıl etkiler? 11 uzmandan çok tartışılan konuyla ilgili dikkat çeken yorumlar…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Sermaye piyasalarında vergi bilmecesi

Serap SÜRMELİ

Şu an Meclis Genel Kurul gündemindeki kritik Torba Yasa, KKM çıkışlarında paranın yönünü belirleyecek. Düzenlemenin TL varlıklara ve borsaya olan ilgiyi artırması bekleniyor. Ancak öte yandan KKM kaynaklarının bankacılık dışına çıkma riski de söz konusu. Asıl endişe verici olan ise bu büyüklükte bir para girişinin, sermaye piyasalarında oluşturabileceği yıkıcı balonlar.

Görünen o ki, ekonomi yönetiminin doğru politika karışımında, daha sıkı para politikası ve büyüme yanlısı vergi düzenlemelerinden fazlası var. Yatırımlarımızın erdemlerinden biri de ekonomi politikaları için birer laboratuvar olmasıdır. Bir sonraki deney, KKM sonrası kendine vergi sığınağı arayan yatırımcı üzerinde caydırıcı olacak gibi duruyor. Kanun yapıcılar, istikrarlı bir para birimi sağlamak ve finansal paniklerle hızlı ve kararlı bir şekilde başa çıkmak için yeni bir düzenlemeyi gündemlerine aldılar.

Torba yasanın 12. maddesinin içerdiği düzenleyici hükümler, döviz cinsinden açılmış hesaplardan elde edilen faiz gelirleri ve kâr payları üzerinden tahsil edilen vergi tevkifatına ilişkin oranların yüzde 40’a kadar artırılmasına dayanak oluşturuyor. Bir önceki ekonomi yönetiminin dolara olan ilgiyi zayıflatmaya yönelik KKM gibi politikaları işleri bir miktar rayından çıkarmıştı.

Şimdi, KKM’yi tasfiye edip, dövize olan ilgiyi yükseltilmiş bir vergi kartını kullanarak zayıflatmayı planlayan yeni bir ekonomi yönetimi var. Bu adımla, KKM’den çıkan yatırımcı için TL cinsi alternatif yatırım fırsatlarının nispeten daha cazip görüneceği ve borsaya olan ilginin de artacağı konuşuluyor. Her şey yolunda giderse, Merkez Bankası’nın rezervlerini artırdığı ve borsa yatırımcısının uzun boğa piyasasının keyfini çıkardığı bir senaryo söz konusu.

Hepsi, aynı anda… Ancak endişe verici olan bu tür büyük miktardaki para girişlerinin, tahvil piyasası ve borsada yıkıcı balonlar üretme konusunda da gayet hünerli olması. Bir grup piyasa profesyoneline, yatırımcıların bu yeni düzenlemeye nasıl bir karşılık vereceğini, borsa ve yabancı yatırımcı üzerindeki olası etkilerini sorduk.

UZMAN GÖRÜŞLERİ

KADİRHAN ÖZTÜRK
TACİRLER YATIRIM ARAŞTIRMA DİREKTÖRÜ
KUR TARAFINA MUHTEMEL BİR VERGİ ARTIŞI GELEBİLİR

Ortodoks para politikalarına dönüş süreci borsa için destekleyici bir katalizördü. Ancak, borsaya rakip enstrümanların cazip getirileri yavaş yavaş risk sevmeyen yatırımcıların tercihlerini etkilemeye başladı. Reel getiri makasının beklentilerin üzerinde açılması ve uzun süre bu düzeylerde kalması, borsa için negatif bir momentum oluşturabilir. Bu sebeple endeksin genel görünümüne dair temkinli konumumuzu koruyoruz. Yakın zamana kadar ekonomi yönetiminin verdiği mesajlar borsa tarafında pozitif etki yarattı ve bir miktar yabancı yatırımcının giriş yaptığını gördük. Ancak şu anda yerli ve yabancı yatırımcı eksikliği borsadaki momentumu zayıfl atıyor. Buna rağmen kurdaki artış ile beraber aşağı yönlü potansiyel sınırlı kalırken, borsa genelinde gözlemlenen güçlü 3. çeyrek bilançolarının ardından, endeksin dip seviyelerinin yükselerek 7.400-7.300 puan seviyelerine ulaştığını gözlemledik. Seçime kadarki dönemde kurda her ay 1 TL civarı artış gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.

Güncel kur ile birlikte, 7.500-7.600 puan seviyelerinin destek bölgesi olarak çalışmayı sürdürmesini bekliyoruz. Beklenen yabancı girişinin ise 1-2 ay içerisinde artacağını tahmin ediyoruz. 29 Kasım tarihinde, Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamalara göre, son zamanlarda rezervlerde yaşanan artışta batılı fon girişlerinin etkisinin görüldüğü belirtildi. Bu ilginin yeni faiz artırımlarıyla, 10 yıllık tahvillerin yüzde 33’leri görmesinin ardından artarak devam edeceğini düşünüyoruz. Bir diğer önemli konu ise KKM çıkışları sonrası paranın yönü… KKM ve dolar çözülmesini Merkez Bankası rezerv yapmakta kullanabilir. Ancak bu süreçte dolara vergi gelebileceğini tahmin ediyoruz. Torba yasa öncesi vergi sınırı yüzde 30 düzeyindeydi. Kur tarafında muhtemel bir vergi artışı söz konusu olabilir. Bu durumda yabancı yatırımcının öncelikle TL tahvillerinde, ardından bankalar öncülüğünde borsada pozisyonlar alabileceklerini düşünüyoruz. Yabancıların Türk tahviller ile ilgili raporlarının arttığı son dönemde, 2024 için tahvillerin yabancılarca cazip bir fırsat olarak değerlendirileceğini tahmin ediyoruz.

YATIRIM FİNANSMAN BAŞEKONOMİSTİ
EROL GÜRCAN
YABANCILAR BANKA VE HOLDİNG HİSSELERİNE YÖNLENEBİLİR

TCMB’nin son Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre 12 ay sonrasına yönelik enflasyon beklentisi yüzde 45,3’ten yüzde 43,9’a geriledi. TCMB’nin aralıkta politika faizini yüzde 42,5’e yükseltmesi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin aynı hızda gerilemesi durumunda, politika faizi ve beklenen enflasyon neredeyse başa baş noktasına gelmiş olacak. TCMB’nin ocak ayında benzer ya da sembolik bir artışla faiz artış sürecini sonlandırması beklenen yabancı girişini öne çekebilir ve/veya daha da güçlendirebilir. Zamanlama açısından TCMB’nin yapacağı sözlü yönlendirme ve atacağı adımlar kadar swap limitlerinin gevşetilmeye başlaması da etkili olacaktır. Yabancı yatırımcıların öncelikli olarak banka ve holding hisselerini tercih etmesi beklenebilir.

Şayet Aralık’ta faiz artışlarının sona erdiği yönünde mesaj verilirse bu, kısa vadede borsayı olumlu etkileyebilir. Ancak ocak ayında sembolik de olsa son defa bir artış yapılacağının işaret edilmesi, belki kısa vadede borsa tarafında çok olumlu algılanmayabilir. Ancak aynı zamanda enflasyonla mücadeledeki kararlılık mesajıyla yabancı ilgisini öne çekebileceği gibi orta vadede enflasyondaki ve beklentilerdeki düşüşü hızlandırma ihtimali üzerinden de faiz indirimlerinin düşünülenden daha erken başlamasını sağlayarak borsaya destek olabilir. Endeksteki olası yukarı yönlü eğilim açısından yabancı ilgisinin oldukça önemli bir belirleyici olması beklenebilir. Özellikle, TCMB’nin faiz artışlarını tamamlamasının ardından swap limitlerinin kademeli şekilde esnetilmeye başlandığı görülürse, yabancı girişlerinin ve borsadaki yukarı yönlü hareketlerin hızlanması beklenebilir. Bu açıdan 2024 yılının ilk çeyreği önemli bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. KKM tarafında ise yatırımcı alışkanlıkları da hesaba katıldığında, çıkışların TL mevduata ve TL sabit getirili varlıklara yönelmesi beklenebilir.

Kur tarafındaki oynaklığın düşük kalmaya devam etmesi ve TCMB’nin sıkı duruşunu kararlılıkla sürdürmesi ilginin döviz-altın gibi yatırım araçlarından da TL varlıklara kaymasına önemli bir katkı yapacaktır. Enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin ve TL mevduat faizlerindeki politika faiziyle uyumlu artışın devam etmesi durumunda öncelikli tercih TL mevduat tarafına kayabilir. Faizlerde zirveye ulaşıldığı ve enflasyonda kalıcı düşüşün başlayacağı algısı ilgiyi tahvil ve borsa tarafına kaydırabilir.

ALB YATIRIM ARAŞTIRMA ANALİSTİ
A. DENİZ YAĞBASAN
ÖNEMLİ OLAN 312 DOLAR SEVİYESİNİN NE ZAMAN GEÇİLECEĞİ

KKM’nin cazibesini artıran vergi istisnası gibi etkenlerin ortadan kaldırılacağına dair açıklamalar, yatırımcının bir sonraki durağına dair soruları beraberinde getiriyor. Geçtiğimiz 6 aylık dönemde KKM yatırımcısının kademeli olarak TL mevduata yöneldiğini izledik. Hatta TL mevduatın, toplam mevduat içerisindeki oranı yüzde 38,55’e kadar yükseldi. Mevduat faizlerinin, beklenen enflasyonun üzerinde getiri sunmasıyla TL mevduata ilgi devam edebilir. Öte yandan dolar pusulasını takip etmek isteyen yatırımcılar için de hem dolar hem de ons altına endeksli olması bakımından altın yatırımı alternatif olabilir. TCMB, en son aldığı faiz artışı kararı ile birlikte pozitif reel faiz bölgesine ulaştı.

CDS tarafında yaşanan düşüş, son 2-3 haftalık süreçte yabancı yatırımcı girişini desteklese de, yatırım miktarı henüz beklenen seviyede değil. Bundan sonraki süreçte kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin not ve görünümüne dair açıklamaları ön plana çıkacaktır. Yerel seçimler sonrası belirsizliklerin büyük oranda bertaraf edildiği bir iklimde yabancı girişinin desteklenebileceğini düşünüyorum. Bu nedenle, kısa vadede yüksek faizler şirketler üzerinde baskı oluşturuyor olsa da, orta ve uzun vadede yabancı yatırımcının borsaya yönelmesi yeni rekorlara dayanak oluşturabilir. Yatırımcıların asıl odaklanması gereken nokta, 2023 yılında görülen dolar bazlı en yüksek seviye olan 312 dolar seviyesinin ne zaman aşılabileceği olmalı…

Yabancı yatırımcının öncelikle diğer sektörlere göre iskontolu fiyatlanan bankacılık, holding ve havacılık gibi sektörlere kademeli olarak yönelmesini bekliyorum. Bunun beraberinde enflasyonda yukarı hareketliliğin devam etmesi ve güçlenen sıkılaşma adımları sebebiyle, talep esnekliği düşük şirketlere yönelik fiyatlamalar, diğer hisselerden para çıkışlarına sebep olabilir.

İNFO YATIRIM ARAŞTIRMA STRATEJİSTİ
ÇAĞLAR TOROS
VERGİ, BORSADAN PARA ÇIKIŞLARINI HIZLANDIRABİLİR

KKM çözülmelerini tek başına faiz artırımlarıyla ilişkilendirmenin doğru olmadığını düşünmüyorum. Bankaların yükümlülüklerini azaltmak adına atılan sadeleşme adımları, kur tarafındaki oynaklığın nispeten azaltılması ve KKM’deki faiz alt sınırının kaldırılmasıyla birlikte ilgi giderek azaldı. Haziran ayından bu yana 3.150 baz puan artıran TCMB, pozitif reel faiz bölgesine ulaştı. Merkez Bankası, dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığını duyurdu. Ancak bundan sonrası bir miktar kafa karıştırıcı duruyor.

Aralık ayında bizim de beklentimiz 250 baz puanlık faiz artırımı ile Merkez Bankası’nın yılı yüzde 42,50 ile sonlandıracağı yönünde. Ancak Merkez Bankası faiz artırımı yerine piyasadaki paranın miktarını ve likiditeyi azaltarak da bir parasal sıkılaşmaya gidebilir. Bu noktada faiz artırımı parasal sıkılaşma için Merkez Bankası’nın elindeki tek yöntem değil. Buradan yola çıkarsak beklentiler dâhilinde gelen karar belki fiyatlamalar üzerinde çok etki yapmayabilir ama karar metninde verilecek mesajlara bağlı olarak fi yat hareketlerini takip edeceğiz.

Öte yandan yeni torba yasanın ek vergi hedefiyle birlikte, özelikle KKM dönüşlerinin yoğun ilgi gösterdiği döviz bazlı fonlardan yüzde 40 oranında vergi alınabileceğine dair haberler mevcut. Yasada aynı zamanda hisse senedi ve portföy yönetim şirketlerine kâr ve faiz için vergiyi artırma yetkisi de yer aldı. Eğer sadece döviz bazlı fon ve getirilerde bir vergi artışı olursa bunun borsa tarafında olumsuz bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Fakat hisse senetlerine gelebilecek bir ilave vergi BIST’ten para çıkışlarını hızlandırabilir. Alternatif yatırım araçlarında konjonktür gereği risksiz getirilerin enflasyona yaklaşması borsayı baskıladı. Buna rağmen, yabancı yatırımcı hareketleri 2023 yılında az bir dilimde de olsa endeksi yukarı taşıdı. Yabancı yatırımcının artması endekse katalist etki yaratabilir. Makroekonomik gelişmelere bağlı olarak bankacılık tarafı ile birlikte yabancı girişi 2024 yılının ikinci yarısından sonra hızlanabilir.

INVESTAZ ARAŞTIRMA VE STRATEJİ BİRİM MÜDÜRÜ
MEHMET BİLAL BİRCAN
TL MEVDUATA GİRİŞLER KKM’DEKİ ÇIKIŞLARDAN DAHA FAZLA

Sıkılaştırıcı politikaların etkisiyle kurdaki artışın sınırlanması, TL mevduat faizlerinin ise artması ve beklenen enflasyona yaklaşması, hatta önüne geçmesi, TL mevduata olan ilgiyi artırmış durumda. KKM yatırımcısının risk toleransının nispeten düşük olduğu hesaba katılırsa borsaya geçişler sınırlı olacaktır. Son dönemde bir yandan jeopolitik riskler diğer yandan küresel tarafta değer kaybeden dolara bağlı olarak hızla yükselen altını ise al-sat yapmaktan ziyade daha çok uzun vadeyi hedefleyen yatırımcıların tercih edeceğini düşünüyorum. Nitekim 6 Ekim haftasından 17 Kasım haftasına kadarki süreçte KKM’den toplam çıkış 535.273 milyar TL, aynı periyotta toplam TL mevduatlarda ise 637.878 milyar TL artış gözlenmekte. Dikkat edilirse TL mevduata girişler KKM’deki çıkışlardan daha fazla. Dolayısıyla sadece KKM’den çıkan yatırımcılar değil, pozitif reel faiz ortamı oluşmaya başladıkça risksiz getiriyi tercih eden yatırımcılar tarafından da TL mevduata girişlerin arttığını söylemek mümkün.

Faiz artışı, TCMB’nin enflasyonla mücadele ve sıkılaştırıcı adımların devamı konusundaki kararlılığını göstermesi ve ekonomi yönetiminin kredibilitesinin artırması bakımından, piyasalarda iyimserliği artıracaktır. Buna bağlı olarak iyimserliğin arttığı bir iklimde risk iştahının da artması ve borsa tarafına pozitif yansıması beklenebilir. Kasım ayının başında 7.300 puanın altını test eden BIST-100 endeksi, bugüne kadar toparlama çabası içerisinde. Şimdilerde 8.000 puan seviyesindeyiz ancak yeni zirveler için 8.100 üzerindeki kapanışlar önemli. Şayet kalıcılık sağlanabilirse daha önceki 8.562 üzerindeki zirvesini yenileyecektir. Beklenen yabancı yatırımcının Mart 2024’te planlanan yerel seçimlere kadar bekle-gör stratejisini izlemeye devam edeceklerini düşünüyorum.

Seçim sonrası süreçte ekonomi yönetiminden gelecek adımlar yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekme konusunda ikna edecek en önemli unsur. Tabii, yabancı yatırımcı Türkiye’ye özellikle de borsaya geldiğinde hangi sektörlere giriş yapar diye baktığımızda, geçmiş tecrübeler banka ve holdinglere işaret etmekte. Nitekim son dönemde CDS primlerindeki geri çekilme de dikkate alınırsa bankalar yabancılar için ilk tercih edilecek sektörlerin başında gelebilir. Banka ve holding dışında gıda perakendeciliği ve havacılık yine yabancıların öncelikli tercih edebileceği sektörler arasında sayılabilir.

ATA YATIRIM ARAŞTIRMA GMY
CEMAL DEMİRTAŞ
VERGİ DEĞİŞİKLİKLERİ HASSASİYETLE YAPILMALI

Beklenildiği gibi 250 baz puanlık bir faiz artışı kararı sonrası, faiz artırım sürecinin sonuna gelinmiş olabilir. Faiz artışlarının temelde iki yönlü etkisinden bahsedilebilir. İlki, yüksek faizler ekonomide ve özellikle iç talepte daralmaya ve akabinde şirket kârlarında düşüşe sebep olabilir. Olumlu tarafta ise faiz artışları, makroekonomik politikalardaki kararlılığı göstererek, ülke risk primini aşağı çekmektedir. Borsadaki mevcut değerlemeleri düşündüğümüzde, güven artıcı etkisinin, talep etkisinin önünde olmasını bekliyoruz. Faiz artırımlarının etkisiyle ekim ayından bu yana 7.500-8.000 aralığında dalgalanan endeks güç toplamaya çalışıyor.

Yaklaşık 2 aydır devam eden düzeltme sürecinin büyük ölçüde tamamlanmış olduğunu, borsanın mevcut seviyeleri sindirerek yeniden yükseliş trendine döneceğini tahmin ediyoruz. Ancak daha güçlü bir toparlanma için –enflasyonun yönünü aşağıya çevirirken- ekonomide iç talep ve ihracat dengelerinin oluşması önemli olacaktır. Ata Yatırım olarak 12 aylık BIST- 100 endeks hedefi miz 11.000 seviyesidir ve özellikle yerel seçimlerin ardından yaz aylarında bu seviyelerin yakalanabileceğini düşünmekteyiz. Ancak bu süreçte, uzun vadeli makro ekonomik istikrar, şeff afl ık ve öngörülebilirlik açısından, vergi değişikliklerinin hassasiyetle yapılması ve yapılan uygulama değişikliklerinin yatırımcılara daha iyi anlatılması gerekir. Aksi takdirde, vergi artış riski algısı, yatırımcının Türkiye’ye genel yatırım eğilimini de olumsuz etkileyebilir.

Vergilendirmedeki değişikliklerin detayı, yatırımcı tercihlerinde de belirleyici olacaktır. Özellikle döviz bazlı fonlar aleyhine bir vergi artışı söz konusu olursa, TL bazlı yatırım araçlarına ve özellikle de borsaya ilgiyi artabilir. Yabancı yatırımcıların gelip gelmeyeceğinin ilk sinyallerini ocakşubat aylarında, ama asıl, uzun vadeli yatırım işaretlerini ise mart ayındaki yerel seçimlerin ardından nisan-mayıs aylarında alabiliriz. Daha defansif sektörler ve bu sektörlerdeki güçlü pozisyonları olan şirketlere ilgi gösterebileceklerini düşünüyoruz. Bu tanıma uyan ve en beğendiğimiz hisseler listesinde yer alan ilk grupta, Ülker, Şok Marketler, Sabancı Holding, Tüpraş, Turkcell, Migros ve Coca Cola İçecek olmak üzere 7 hisse, ikinci grupta ise Aksa Enerji, Aygaz, Bim, Tav Havalimanları ve Tofaş olmak üzere 5 hisse ile toplamda 12 hisse yer alıyor.

DİNAMİK YATIRIM MENKUL DEĞERLER
ARAŞTIRMA UZMANI CEYHUN YAVAŞ
SWAP KANALLARI KISMİ OLSA DA AÇILMALI

Hâlihazırda pozitif reel getiri üzerinde yoğunlaşsak da halen öne çekilmiş bir talep olduğunu ve faiz artırım kararlarının enflasyon üzerindeki etkisinin zamana yayılacağını düşünmekteyiz. TCMB’nin faiz artırım politikasında yılbaşındaki maaş artışlarının da etkili olabileceği görüşündeyiz. Ekonomik istikrar için atılan ve CDS primleri üzerinde etkili olan adımların borsada yeni bir yükseliş hikâyesine dayanak olabileceğini değerlendiriyoruz. Borsa İstanbul’da fiyatlanmalarda etkili olan en önemli konuların başında likidite geliyor. Vergilendirme süreciyle birlikte yüksek seviyelerde uygulanan kredi faizlerinin de etkisiyle birlikte Borsa İstanbul’da likiditeden kaynaklı bir düşüş hareketi görebiliriz.

Böyle bir durumda altın ve mevduatın daha çok ilgi görebileceğini düşünüyoruz. Şayet likiditenin bozulmasına sebep olacak bir haber akışı olmazsa, endeksin 8.100 seviyesi üzerinde kalıcılık sağlamasının ardından yükseliş trendini yeniden konuşabiliriz. Yabancı yatırımcı tarafındaki bekle-gör stratejisi nihayet sona doğru ilerliyor. Bir sonraki adımda yabancı yatırımcının gelebilmesi için swap kanallarının kısmi olsa da açılması gerektiğini düşünüyoruz. Swap kanalının açılmasıyla birlikte yabancı yatırımcı çarpanlar bazında ucuz olan Borsa İstanbul’a daha fazla ilgi gösterecektir.

PHILLIP CAPITAL ARAŞTIRMA MÜDÜRÜ
ONURCAN BAL
MART AYINDAN İTİBAREN YABANCI GİRİŞLERİ İVME KAZANABİLİR

KKM çıkışlarında borsaya yönelik net bir ilgi pek olası görünmüyor, daha çok mevduat ve altının bir adım önde olduğunu söyleyebiliriz. Bununla birlikte dövize olan ilgi de göz ardı edilmemeli. Bu durumda yeni bir hikâye arayan borsada, KKM çıkışından ziyade yabancı girişi daha belirleyici olacaktır. Öte yandan beklenen dezenflasyon sürecinin başlaması da borsa ve TL varlıklara olan ilgiyi artırabilir.

Ekim ayından itibaren yaşanan düzeltmelere çektiğimiz fi bonacci düzeltme seviyelerinin yüzde 61,8’lik kısmına denk gelen 8.080 üzerindeki testler ve bu seviye üzerinde bu hafta içerisinde tutunmakta zorlanan endekste kısa vadede 8.000- 8.080 bölgesi üzerinde kalıcılık sağlanması toparlanma eğiliminin devamlılığı açısından önem taşıyor. Bu bölge üzerinde 8.250 seviyesi de aşılabilirse yeniden zirvelere doğru bir yükseliş güç kazanabilir. Dolayısıyla, üçüncü çeyreğe ilişkin güçlü gelen finansallarla birlikte çarpanlar bazında ucuzlayan ve mevcut seviyelerini iskontolu bulduğumuz Borsa İstanbul’un risk primlerindeki iyileşme ve ilerleyen aylarda güç kazanması beklenen yabancı girişleriyle orta vadede cazibesini koruduğunu düşünüyoruz.

Bu süreçte kredi derecelendirme kuruluşlarından gelebilecek olası not artışları da ek bir katalizör olacaktır. Ekonomi yönetiminin son aylarda Türkiye’deki gelişmeleri ve ekonomik hedefleri yoğun bir şekilde yabancı yatırımcılara anlattığını görüyoruz. Yerel seçimlerin geride kalması ve enflasyonda zirvelerin görülmesiyle birlikte, 2024 yılı için beklenen enflasyona göre reel getiri sunmaya başlayan TL varlıkların yabancı yatırımcıların ilgisini artıracağını düşünüyoruz. Bu şekilde, mart ayından itibaren yabancı girişlerinin ivme kazandığı izlenebilir.

AHLATCI YATIRIM HAZİNE MÜDÜRÜ
ARDA COŞAR
MEVDUAT FAİZİ GEÇMİŞE GÖRE ÇOK DAHA ÇEKİCİ HALE GELDİ

Merkez Bankası’nın bir yada iki kere 250 baz puan faiz artırımı yapıp, faiz artırım sürecini sonlandıracağı ve enflasyonun gerilemesini beklemeye geçeceğine dair tahminler destek buluyor. Ekonomi yönetiminin bir diğer hedefi de KKM’nin tasfiyesiydi. Burada da haftalık repo faizlerini artırarak, mevduat faizlerini yükseltti ve bu şekilde KKM’nin tasfiyesi hız kazandı. Yatırımcı açısından borsa ve mevduat tercihleri genel olarak risk iştahının da bir göstergesi olarak kabul edilir. Bu yüzden KKM çıkışlarının bir kısmı borsaya kayacaktır, ancak oyunu değiştirecek miktarda değil… Çıkışlar, büyük ölçüde nispeten daha cazip hale gelen mevduata ve bir kısmı da döviz ve altına yöneliyor. Vergi tartışmalarına ilişkin olarak da; evet, cumhurbaşkanına vergileri yükseltme yetkisi verildi, ancak bu yönde henüz bir girişim olmadı.

Şayet yükseltilse bile bu TL bazlı ürünlerden ziyade, yabancı ürünlere yatırım yapan fonlar için geçerli olabilir. Borsa tarafında ise enflasyon ile mücadeleyi öne alan, daha sıkı para politikasına geçiş ve faiz artırım süreci fiyatlamalar açısından en çok bankalara ve holdinglere yaradı. Faizlerin artırımları sonrası CDS primleri 350’nin altına kadar geriledi. Ayrıca daha önceki yıllarda dövizin yükselişinin engellenmesi için bankalar ve reel sektör ile ilgili alınan makro ihtiyati tedbirlerin kaldırılması beklentisi var. Faizler yüksek olsa da kredi kanalları açık. Kademeli de olsa 2024’te enflasyonun gerileme beklentisi var. Bu süreç şu anda en çok borsada banka fiyatlamalarına yarıyor.

Bankalar zaten bu beklentiler ile endeks genelinden olumlu olarak ayrıştı ve bu devam eder diye düşünüyorum. Bununla beraber ek bir ya da iki 250 baz puan faiz artırımın borsa açısından olumsuz olacağını düşünmüyorum. Endeks tarafında ise halen konsolide olan bir görünüm hâkim. 8500/8.600 yukarıda, 7.400 aşağıda bir bant arasında konsolidasyon süreci görebilmek ile beraber ben daha çok 8.000 üzerinde kalan kademeli olarak 8.500 e giden bir seyri daha olası buluyorum. Endeks FK’sı şu an 6.50 seviyelerinde ve son çeyrek karları da hesaba katarsak daha düşük seviyede, 2024 karlarına göre düşünürsek beklenti FK 5 ya da aşağısına gelir ki bu, oldukça uygun fi yattır.

Şirketlerin satışları adet ya da hacim bazında artmasa hatta azalsa bile enflasyon kaynaklı ciro ve kar artıyor. Bu da uzun dönemde endekse yansır. Bu açından 2023 ve 2024 beklentileri olumlu, fi yat çarpanları makul hatta ucuz olan şirketleri kademeli toplamak için iyi bir dönem olduğunu düşünüyorum.

İNTEGRAL YATIRIM ARAŞTIRMA MÜDÜRÜ
SEDA YALÇINKAYA
FAİZ ARTIRIMLARI PİYASAYI RAHATSIZ ETMİYOR

Piyasa, faiz patikasına odaklanmak yerine ekonomideki iyileşme sinyallerine dikkat kesildi. Dolayısıyla faiz artırımları şimdilik pek rahatsız etmiyor. Açıkçası, bu ay da 500 baz puanlık bir faiz artırımı bekliyorum. Benim için büyük bir sürpriz olmaz ve piyasa hemen hemen kasım ayındakine benzer bir tepki verir. Borsa tarafında düzeltmenin henüz bitmediğini düşünüyorum. Teknik seyirde 7.400- 8.500 arasındaki geniş yatay bant devam ediyor. Bir süre 7.400-8.000 arasında daha yatay diyebileceğimiz bir alanı takip etti.

Endeksin 8.000 seviyesinin üzerine çıkması ile birlikte bu alan 8.000-8.500 aralığına kaydı. Ancak yeni bir yükseliş hareketinden bahsedebilmemiz için önce 8.300 ve daha sonra 8.500 seviyesi üzerinde en az bir haftalık kapanış almamız gerekiyor. Beklenen yabancı girişi konusunda ise, evet, ekonomi politikalarında atılan yeni adımlar yabancı yatırımcı tarafında memnuniyetle karşılandı. Ancak, geçmişte uygulanan ve güveni sarsan bazı politikaların etkisini de göz ardı etmemeli. Her ne kadar yabancı bakışı pozitife dönse de yatırım yapma konusunda hâlâ zamana ihtiyaçları varmış gibi görünüyor.

Sayın Mehmet Şimşek’in Londra ve Amerika’da gerçekleştirdiği görüşmeler sonrası fon yöneticileri de bunu destekleyen bir şekilde seçim sonrasını işaret eden açıklamalarda bulundu. Dolayısıyla yabancı yatırımcı girişi için en az 3-4 ay daha beklemek gerekiyor. Öte yandan yabancıların kademeli olarak öncelikle giriş yapacakları sektör, likit konumlarıyla öne çıkan banka ve holdingler olur. Ve bu giriş oldukça güçlü bir şekilde hisseleri pozitif etkiler. Ancak enflasyon muhasebesi yapılırsa diğer sektörlerle alakalı çıkan analizler ve raporlar da çok değerli olacaktır.

A1 CAPITAL ARAŞTIRMA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI
BAKİ ATILAL
BORSADAN ZARARINI ÇIKARAMAYAN MEVDUATA YÖNELEBİLİR

Bu süreçte borsadan sıkılan, kâr edemeyen ya da zararını çıkaramayan yatırımcı mevduat faizine yönelecektir. Zaten mevduat faizlerinin 24-32 bandında dalgalanmasından dolayı, paranın borsa fonlarında/gecelik faiz de kalarak ortalama yüzde 36 getiri ile değerlendirildiğini biliyoruz. Bakiye hesabının artmasına karşın işlem hacminin düşmesi de bunun bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Mevduatın kapıdan girişte yüzde 45-50 bandına olması paranın mevduata kaymasına neden olacaktır. Vergilendirmede para ve sermaye piyasaları açısından iki başlık var. Birincisi; enflasyon muhasebesine geçenler ve geçmeyenler. İkincisi ise; döviz fonlarına yüzde 40’a kadar vergi getirilebilmesi olasılığı.

Şirketler yıl sonu bilançosunu (mali sektör kabul edilenler hariç) enflasyona göre düzelterek gönderecekler. Bu düzeltme 2023 mali kâr veya zararlarına bir etki yaratmayacak ve bu yılın vergi matrahlarını etkilemeyecek. Parasal varlığı, yükümlülüğünden fazla olan şirketler kazanç elde etmiş olacak. Ancak bu kazançlar kâr veya zarar tablosunda finansman gelir/giderinden sonra gelen bir kalemde yer alacağından faaliyet kârına etki etmeyecek. Gecelik swap piyasasına baktığımızda politika faizinin yüzde 43,50’de seviyesinde fiyatlandığını görmekteyiz ki kısa vade tahvil faizleri yüzde 40 bandına ulaştı. Dolayısıyla borsa ve endeks üzerinde etkisinin olmasını beklememekle birlikte mevduat faizlerinin de artması ile bir miktar paranın mevduata kaydığını görebiliriz. Kasım ayı başında 7.300-7.400 bandında taban oluşturulması sonrasında etkili olan alımlar ile güç kazanan ve 8.150 seviyelerini test eden endeksin orta vadeli göstergelerinde pozitif seyir korunuyor. Ancak son dönemde yaşanan yükseliş sonrasında bazı kısa vadeli göstergelerin aşırı alım yani direnç seviyelerine yakın olması ve son iki haftalık süreçte yaşanan sıkışma ile beraber takoz (düşüş) formasyon oluşumu olasılığını arttırıyor. Bu nedenle yılın son ayına girilirken, kısa bir düzeltme görebiliriz. Ancak mevcut gündem de büyük bir değişiklik olmaması halinde geri çekilmeleri düzeltme boyutunda kalacağını düşünüyoruz.

Hisse bazlı hareketlerin daha ön planda olmasını beklediğimiz bu dönemde volatilite ile birlikte yılı 8.500-8.700 bandında kapatmayı beklemekteyiz. Yabancılarla yapılan görüşmeler sonrasında çıkan raporlar ya da izlenim notlarına baktığımızda net olarak görülen mart ayındaki seçimlerden sonra yabancıların gelmeye niyetlerinin olduğu şeklinde. Bu süreç uygulanan mali ve para politikası eylemlerinin kısmı sonuçlarının görülmeye başladığı sürece denk gelmektedir. Rezervlerimizin artması ile düşen CDS primleri, KKM üzerinden sunulan vergi avantajının kaldırılması ile KKM’den çözülmenin artmasına da imkân sağlayacaktır. Böylelikle haftalık 70-80 milyarlık çözülmenin arttığını ve bütçe üzerindeki yükün hızla azaldığını da göreceğiz.

Yabancıların swapla TL borçlanma maliyetinin tahvil faizlerinin altına gelmesi ise swap piyasasının işlerliğini artıracağından fon akışını artıracaktır. Bunun için tabii öncelikle swap kanalının açılması gerekmektedir. Tahvilden sonra giriş hisse senetlerinde olur. Sektör olarak bankacılık, hava ulaştırma, enerji ile holdinglerin tercihlerde ön planda olmasını beklemekteyiz. Endeks hedeflemesi ise tahvile giriş miktarı ile doğru orantılı olacaktır. Mevduat faizini yüzde 40 kabul etsek ve borsanın rakibi de mevduatsa, 12.000 minimum hedef seviyemiz olacaktır. Yabancı ilgisinin artması ile bu hedef seviyenin 14.000 olması şaşırtıcı olmaz. Burada da unutulması gereken kritik nokta yabancının girmesi kurdaki sakinlik ve TL mevduat faizlerindeki gerileme ile birlikte borsanın yerli yatırımcı nezdinde de gözde olmasının beklenmesidir.

ABDULLAH TOLU
KKM ÇIKIŞLARI BANKACILIK DIŞINA DA TAŞINABİLİR

Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 67. maddesine göre Cumhurbaşkanının; XMevduat ve katılım hesapları için (TL hesapları) %15’e kadar, XDöviz tevdiat hesapları için ise %30’a kadar tevkifat oranı belirleme yetkisi bulunuyor. Mevcut durumda mevduat ve katılım hesapları için vadelerine göre; 6 aya kadar %15, 6 aydan 1 yıla kadar %12, 1 yıldan uzun %10 tevkifat oranları belirlenmiş bulunuyor. Ancak, yapılan geçici düzenleme ile, 31/12/2023 tarihine kadar açılan ve vadesi yenilenen hesaplarda tevkifat oranları; 6 aya kadar %5, 6 aydan 1 yıla kadar %3, 1 yıldan uzun olanlara ise %0 olarak uygulanıyor. Döviz tevdiat hesapları için ise vade ayrımı olmaksızın tevkifat oranı %25 olarak uygulanıyor.

Şu an Meclis Genel Kurul gündeminde bulunan Torba Yasa ile; yabancı para cinsinden ihraç edilen menkul kıymetlerden sağlanan gelirler ve döviz cinsinden açılmış hesaplardan elde edilen faiz gelirleri ve kar payları üzerinden Gelir Vergisi Kanununun geçici 67’nci maddesi kapsamında yapılacak vergi tevkifatına ilişkin oranı ayrı ayrı veya birlikte %40’a kadar artırmaya ve geçici 67’nci maddede yer alan oranları her bir sermaye piyasası aracı, ihraç edenler, ihraç veya iktisap tarihi, hesap türü, hesap açılış tarihi, kazanç ve irat türü ile bunların vadesi, elde tutulma süresi ve bunları elde edenler itibarıyla, yatırım fonlarının katılma belgelerinin fona iade edilmesinden veya diğer şekillerde elden çıkarılmasından elde edilen kazançlar için fonun portföy yapısına göre, ayrı ayrı sıfıra kadar indirme veya %30’a kadar artırma konusunda Cumhurbaşkanına yetki veriliyor.

Torba Yasadaki bu düzenleme ile, Cumhurbaşkanının maddedeki yetkileri genişletiliyor. Düzenlemenin amacı, döviz tevdiat hesapları üzerindeki vergi yükünün artırılması ve bu şekilde TL varlıklara yönelimin desteklenmesi. Maddeye ilişkin yayınlanacak Cumhurbaşkanı Kararları ile uygulamaya yön verilecek. Döviz hesaplarının veya borsanın bu düzenlemelerden nasıl etkileneceği Cumhurbaşkanının yetkisini nasıl ve hangi oranlarda kullanacağına göre değişiklik gösterecek. Aynı Torba Yasa ile, KKM vergi istisnasının süresi de, 30 Haziran 2024 tarihine kadar uzatılıyor.

Bu, KKM açısından 30 Haziran 2024 tarihine kadar tevkifat kaynaklı bir sıkıntı olmayacağı anlamına geliyor. KKM vergi istisnası süresinin sona erdiği 30 Haziran 2024 tarihinden sonra ise, KKM’den çıkacak tutarların yönünü, Cumhurbaşkanının yeniden belirleyeceği tevkifat oranları belirleyecek. TL varlıklara yönelimin olabilmesi için TL mevduatlar için tatmin edici reel bir faiz oranının verilmesi ve tevkifat oranının daha düşük belirlenmesi gerekiyor. Aksi halde, KKM’den çıkacak paralar, özellikle gerçek kişilerde bankacılık sistemi dışına çıkarılmasına veya fi ziki altına ve dövize kaymasına neden olabilir.