Kılıçdaroğlu: Sosyal devlet kurallara uymak zorunda

CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Kamu personeli ve özel sektör belli sayıda engelli çalıştırmak zorunda. Devlet çıkan yasaya uymuyorsa engelliye karşı görevini yerine getirmiyor demektir. Eğer bugün binlerce engelli kadrosu boşsa o zaman sosyal devlet görevini yapmıyor demektir. Sosyal devlet Anayasa'nın ve yasaların öngördüğü kurallara uymak zorunda." ifadelerini kullandı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Kılıçdaroğlu: Sosyal devlet kurallara uymak zorunda

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da yaşayan engelli bireylerle CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Engellilerin taleplerini ve sorunlarını dinleyen CHP lideri Kılıçdaroğlu, CHP yeni üye olan engelli bireylere rozetlerini takarak hatıra fotoğrafı çektirdi.

Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi:

"Eğer bir kentte yaşıyorsak o kentin, o kentte yaşayan her bireyin sorununa inmesi ve sorunu çözmesi lazım. Yani kentin her bir yurttaş için yaşanabilir kent olması lazım. Eğer kent bir engelli için yaşanabilir bir pozisyonda değilse o kent sorunlu bir kenttir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri sırasında Ümraniye'de bir eve gittim. Bizden bir araba istediler. Arabayı götürdüm, engelli kardeşimize teslim ettim, beraber güzel bir sohbetimiz oldu, bize bir yemek ısmarladılar ama dedi, 'Ben bu arabayı kullanacağım ama bu arabayla Üsküdar'a inmekten korkuyorum.' 'Niçin' dedim, 'Çünkü engellinin gideceği tuvalet yok' dedi. O nedenle bir kentte kentin engelliler için de yaşanabilir olması lazım. Bunun için de gerekli yasal düzenlemeler yapıldı ama henüz kentlerin tümü engelliler için yaşanabilir kent pozisyonunda değil.

Sosyal devletsek, her bir bireyimize hizmet verecekse devlet öncelikle sosyal devletin gereğini yerine getirmesi, yani bütün vatandaşların var olan sorunlarını çözmesi lazım. Bu sizin için de bizim için de herhangi bir yurttaş için de hatta Türkiye'ye gelen yabancılar için de temel koşullardan birisidir. Sosyal devletin bir başka özelliği var; belli sorunları yaşayan yurttaşlara Anayasa dahil yasalar özel ayrıcalıklar tanımışlardır. Örneğin, engelliler için özel ayrıcalıkları vardır. Kamu personeli ve özel sektör belli sayıda engelli çalıştırmak zorunda. Devlet çıkan yasaya uymuyorsa engelliye karşı görevini yerine getirmiyor demektir. Eğer bugün binlerce engelli kadrosu boşsa o zaman sosyal devlet görevini yapmıyor demektir. Binlerce engelli var, boş kadrolar ve buraya atama yapılmıyor. Özel sektörde de çalışan işçinin oranı kadar engelli çalıştırması lazım. Engelli çalıştırmıyorsa kamunun müfettiş gönderip tutanak tutması gerekiyor. Acaba bu görev yerine geliyor mu? Bu da yeteri kadar yerine gelmiyor. Dolayısıyla sosyal devlet bağlamındaki çağrımızı dillendirmeliyiz. Çünkü sosyal devlet Anayasa'nın ve yasaların öngördüğü kurallara uymak zorunda.

"Engelli derneklerinin dava açması lazım"

Engelli kadrosu boşken, dışarıda daha sınav kazanmış engelliler varken atama yapılmıyorsa engelli derneklerinin tazminat davası açması lazım. 'Benim Anayasal hakkımı bana verin' demesi lazım. 'Boş kadro varsa beni niye atamıyorsun? Sınava girdim, sınavı kazandım, engelliler için özel sınav yaptınız, bekliyorum. Boş kadro var sen gereğini yapmıyorsun' demesi lazım. Hak temelli anlayış. 'Ben lütuf istemiyorum, ihsan istemiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilen Anayasa'nın ve yasanın gereği olan hakkımı istiyorum.' Siz hak temelli bir talepte bulunuyorsunuz, yoksa bize yardım edin, biz lütufta bulunun değil. Sosyal devlette devlet, vatandaşın hizmetkarıdır.

Gökay arkadaşımız konuştu, '7 bin 500 lirayla nasıl geçineyim?' dedi. Yüzde 80 oranda engelli olduğunu da ifade etti. 7 bin 500 lirayla bugünkü koşullarda geçinmek mümkün değil. Ev kiralarının 10, 15, 20 bin olduğu yerlerde mümkün değildir. O zaman şu soruyu sormalıyız kendimize, 'Neden ben 7 bin 500 lira alıyorum?' Engelliler konusunda da devletin yaptığı yeterli araştırmalar da yok aslında. Her bir bölgede ne tür engelli var? Nasıl geçiniyorlar? Kamu yardımı alıyorlar, aldıkları kamu yardımı yeterli me, değil mi? İşsizlik talepleri var, nasıl olacak? Bunlara pek çok sorun var ve bu sorunların çözülmesi lazım. Siyasete girdikleri anda engellilerin pozitif ayrımcılık yapılarak engelliye siyasette belli bir ayrıcalığın tanınması lazım. Biz yapacağımız tüzük değişikliğinde yüzde 50 cinsiyet kotası getireceğiz. Yani tam bir kadın devrimi yapacağız. Ayrıca engelli kontenjanı da getireceğiz, dolayısıyla belli bir sayıda engelli arkadaşımız CHP'nin Parti Meclisi'nde temsil edilecek.

"Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin iyi denetlenmesi lazım"

Biz CHP olarak Türkiye'deki bütün değişimlere önderlik eden bir partiyiz. Demokrasiyi getiren bir partiyiz, kadın erkek eşitliğini getiren bir partiyiz, yargı bağımsızlığını getiren bir partiyiz. Eğitim ve öğrenimin bir hak olduğunu ve hak temelli yaklaşmamız gerektiğini hepimizin bilmesi gerekiyor ama engellilere yeterli eğitim veriliyor mu? Hayır. Bu konuda yasalar var, yasaların gereği yapılmıyor ve siyasal iktidar yapması gereken görevi yerine getirmiyor. Niye getirmiyor? Çünkü engellilerin sesi yeteri kadar gür çıkmıyor. 'Benim hakkımı teslim etmezsen sana oy vermem' diyemiyor. Dese bile o ses duyulmuyor. Neden? Çünkü çok parçalı bir yapı var. Binin üstünde engelli derneği var, hepsi konuştuğu zaman bir anlam ifade etmiyor ama bin dernek bir araya gelip ortak hareket ettiğinizde bütün siyasi partiler sizi dinlerler. Siyasal iktidar o zaman bakar, 8 milyon oy almak için sizin talebinizi yerine getirir. Eğitim konusunda çok sorun var. Süre açsından veya okulun yetersizliği açısından ciddi sorunlar var. Ben zaman zaman engellilerin devam ettiği okullara giderim, onlarla konuşuruz ama yetersiz. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin de iyi denetlenmesi lazım ve iyi hizmet vermeleri lazım. Onlara da hak ettikleri ücretleri vermezseniz onlar da engellinin sırtından tasarruf yapmaya başlıyorlar. Onlara da hak ettikleri ücretleri vereceksiniz ki o ücret engellilerin iyi yetişmesine harcansın." (ANKA)