Prof. Dr. Bolgün: Heybedeki büyük turp, tasarruf paketinde yok! Türkiye'de ciddi servet aktarımı var

Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Bolgün, Ekonomi Masası’nda kamu tasarruf paketinin eksik olduğunu belirterek, “Kamu harcamalarında heybedeki en büyük turp, ödeme garantisi verilen KÖİ projeleri. Sadece bu yılki bahsedilen ödeme miktarı 5 milyar dolara doğru gidiyor. Pakette bu da yer almalıydı” dedi.  

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Prof. Dr. Bolgün: Heybedeki büyük turp, tasarruf paketinde yok! Türkiye'de ciddi servet aktarımı var

Nasıl Bir Ekonomi TV’de yayınlanan Ekonomi Masası’nda dün açıklanan kamu tasarruf paketi ele alındı. Gazeteci Barış Esen ve Berfin Çipa’nın sorularını yanıtlayan Habertürk Yazarı Abdurrahman Yıldırım, Tacirler Yatırım Araştırma Müdürü Serhan Yenigün ve Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Bolgün, tasarruf paketini değerlendirdi.  

Abdurrahman Yıldırım, “düşündüğümüzden daha hafif, kamuyu çok fazla sıkmayan. mevcudu 3 yıl boyunca koruyan, onu daha kötüleştirmeyen bir yol izlenmiş gibi görünüyor” dedi.  

Dünkü paketin, rakamsal detayların çok olmadığı bir açıklama olduğunu belirten Serhan Yenigün, “Ama, önümüzdeki dönemde parça parça, genelgeler veya kararnameler yayınlanacaktır. Bunlarla beraber de kamuda hangi alanda ne kadar tasarruf olduğunu göreceğiz. Fakat toplam ülke giderleri içerisinde bakıldığında da kamu giderlerinin ya da dün konuşulan ve kısıntıya konu olabilecek giderlerin aslında çok da büyük bir ağırlığı yok” diye konuştu.  

Prof. Dr. Evren Bolgün ise “Taşıtlarda, binalarda tasarruf, kamu istihdamı deniliyor ama bunlar hep sembolik kalıyor. Ben hayatım boyunca bu söylemleri çok gördüm. Kısa süre yapılıyor bu tasarruflar Mesela bu sene için böyle önlemler dikkate alınıyor olabilir ama sonrasında devam ettirilmesi pek mümkün olmaz gibi geliyor. Dolayısyıla inandırıcılığı da sorgulanabilir” yorumunu yaptı.  

HABERTÜRK YAZARI ABDURRAHMAN YILDIRIM 

Hafif acı ilaçla enflasyondaki düşüş de az olur 

Dün açıklanan kamuda tasarruf paketi küçük ölçüde ilaç olacak. Yeterli mi? Çok göreceli bir şey. Enflasyonla mücadelede önemli ayaklardan biri kamuda tasarruf. Diğer ayaklardan bir tanesi parasal sıkılaştırma, bir tanesi de kredi sıkılaştırması. Bu ikisi yetmiyor ki biz dönüyoruz ve “Mali sıkılaştırma ya da kamuda harcama önlemleri” diyoruz. Burada da yani düşündüğümüzden daha hafif, kamuyu çok fazla sıkmayan. mevcudu 3 yıl boyunca koruyan, onu daha kötüleştirmeyen bir yol izlenmiş gibi. Yalnız tabii “Bu ne ilk ne de son” deniyor. Dolayısıyla orası da önemli. Yani kamuda alacağımız önlemler bu kadarla kalacak denmiyor. Dolayısıyla devamı da gelebilir. Demek ki şimdilik bu kadarına hazırlık yapmışlar ya da bu kadarını açıklamayı uygun görmüşler. Bence kamu kesiminin kemer sıkması ya da acı ilaç içmesi bu kadar ise o zaman vatandaşın acı ilacının dozunun da çok hafif olması lazım . Ancak hafif acı ilaçla da enflasyonu hafif hafif düşürürüz. Yani oradaki düşüş de küçük kalır.  

Gerçi önümüzdeki aylarda enflasyonda sert düşüşü göreceğiz ama bu baz etkisinden kaynaklanacak. O sert düşüşle enflasyonun büyük köpüğünün gitmesinin ardından, muhtemelen yüzde 40’lara inmesinin ardından enflasyonu yüzde 30’lara, yüzde 20’lere düşürmesi beklenen önlemler aslında bunlar. Dolayısıyla yüzde 40’lardan sonra ancak bu önlemlerle direnebilir, çünkü yüzde 40’lara kadar zaten baz etkisiyle ve kısmen parasal ve kredi sıkılaştırmasının etkisiyle düşecek. Ama bütün bunlar yetmior. Çünkü enflasyonu azdırırken parasal genişlemeye gitmiştik. Kredi genişlemesine gitmiştik. Devlet har vurup harman savurmuştu.  

Gelirler politikası da belirleyici olarak 

Gelirler politikası dediğimiz dördüncü bacak, yani yapılan ücret ve maaş zamlarının, elde edilen gelirlerin, enflasyonun üzerinde olması ve enflasyonu yukarı doğru çekmesi konusu önümüzdeki ay ağırlıklı şekilde gündeme gelecek. Temmuz ayında da belli olacak. Dolayısıyla hükümetin ya da ekonomi yönetiminin buradaki tutumu da yine enflasyonun gidişatı konusunda belirleyici olacak. Tek bir önlemle enflasyonu düşürmek mümkün değil. Tek bir önlemle de “Bu iş bitti, vazgeçtik, öldük, bittik artık” demek de yanlış olur. 4 ayaklı bir mücadelenin ikisi tamam gibi. Yani kredi sıkılaştırması gayet yerinde. Faizler belki son kez bir tekrar artırılabilir ama önemli ölçüde yerine geldi. Kamu tasarrufu kısmen eksik bir ayak. Gelirler ayağını da göreceğiz.  

TACİRLER YATIRIM ARAŞTIRMA MÜDÜRÜ SERHAN YENİGÜ 

 

Yabancı yatırımcı olumlu baksa da detay görmek isteyecektir 

Geride bıraktığımız dönemde Fitch ve S&P tarafından not artışı geldi. Not artırımlarında temel olarak Türkiye'deki dezenflasyon sürecine vurgu yaptılar. Fakat bu süreç daha başlamadı. Mayıs ayında yüzde 75 civarı bir rakamla enflasyonda hala artışın sürdüğünü zirvenin görüleceğini tahmin ediyoruz. Dolayısıyla daha enflasyon düşmeden, düşmesi yönünde alınan kararlar ve uygulanan para politikaları sebebiyle biraz bunun önümüzdeki dönemde olacağına olan inançla şimdiden notu artırdılar. Bu notları artırırken de kapsamlı bir ekonomi politikasından bahsedebilmek için sadece para politikası değil, maliye politikalarının da buna eşlik etmesi gerektiğini söylüyorlardı. Dolayısıyla yabancıların nezdinde bakıldığında bence maliye politikaları tarafında alınan kararlar elbette olumlu yanından algılanacaktır. Ama biraz daha detay görmek gerekiyor.  

Dünkü paket, rakamsal detayların çok olmadığı bir açıklamaydı. Ama, önümüzdeki dönemde parça parça, genelgeler veya kararnameler yayınlanacaktır. Bunlarla beraber de kamuda hangi alanda ne kadar tasarruf olduğunu göreceğiz. Fakat toplam ülke giderleri içerisinde bakıldığında da kamu giderlerinin ya da dün konuşulan ve kısıntıya konu olabilecek giderlerin aslında çok da büyük bir ağırlığı yok. Bunların sosyal etkileri daha fazla. “Yani 3 yıl boyunca araç kiralamayacağız, yabancı araç almayacağız” dediğiniz zaman bunun aslında bütçede çok büyük bir etkisi yok ama vatandaş nezdinde tabii ki bir karşılığı oluyor. Dolayısıyla da ben elbette yabancıların biraz daha detayları görmek isteyeceklerini ama yine de olumlu tarafta olacağını düşünüyorum.  

Borsadaki dünkü gerilemede tasarruf paketinin önemli etkisi yok 

Kamuda tasarruf paketi borsayı nasıl etkiler? Borsa İstanbul'da 500 küsür şirket var. Bunlardan bazıları elbette devlete iş yapan şirketler. Gelirlerinin önemli bir bölümünü kamu projelerinden elde eden şirketler. Mevcut işleri devam edecektir fakat önümüzdeki dönemde belki iş hacimlerinde bir miktar daralma görülebilir. Borsa İstanbul’da bu şirketlerin ağırlığı üzerinden bakarsak bu tek başına aşağı yönlü çok ciddi bir etki yaratacak bir konu değil. O yüzden ben dün Borsa İstanbul'da dün gelen satışlarda bu tasarruf ve verimlilik paketinin doğrudan ve önemli oranda bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Zaten geçtiğimiz hafta ortalarından itibaren Borsa İstanbul'da bir momentum kaybı başlamıştı. Bir soluklanma bölgesine doğru geliyorduk. Yani 10.150-10.350 bölgesinde bir dengelenme vardı ama kısa vadeli endeksi daha da yukarı taşıyacak haber akışının bu dönemde biraz sınırlı kalması, beklentilerin biraz azalması nedeniyle zaten biraz geri çekilme, bir realizasyon beklentisi giderek artıyordu. Dün bence yaşanan da bu sürecin bir parçası. Yani o tasarruf paketi hiç açıklanmasaydı da bence dün Borsa İstanbul'da bir miktar geri çekilme yaşayacaktık. 

BEYKOZ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. EVREN BOLGÜN 

 

Ciddi servet aktarımı var, bu pakette olmalıydı 

Kamuda tasarruf paketinde açıklanan önemler kabaca Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın binde 0,5’i gibi bir miktarına tekabül ediyor. Ama neticede 2. 6 trilyon TL lik hedeflenen bir bütçe açığı var 2024 yılı için. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade etmiş olduğu ilk etapta gördüğümüz açıklamasındaki 100 milyarlık toplam tasarruf, çizilen yol miktarsal olarak çok fazla bir şey değil. Sadece sembolik bir anlamı olabilir 100 milyar TL’lik tasarrufun.  

Sunuma baktığımızda, “Fiyat istikrarı, mali disiplin, sürdürülebilir cari açık ve yapısal dönüşüm, yani her şeyi bir arada yapıyoruz ve sürdürülebilir yüksek büyümeyi de sağlıyoruz” vurgusu yapıldı. Bu sürdürülebilir yüksek büyümeyi Türkiye 2001 krizinden sonra Kemal Derviş dönemindeki programın akabinde, aslında IMF’nin stand by desteğiyle yaklaşık 6-7 yıl sağlamıştı. Yüksek diyebileceğimiz bir oran olan yüzde 7’ler civarında ortalama büyümeyi sürdürdük. Aslında 2008 krizine kadar da götürdü bizi.  

Taşıtlar, kamu binaları, istihdam sembolik ve kısa süreli tasarruf 

Ancak biz istikrarı kaybedeli epey bir süre oldu. Yani 2001’in öncesinde de Türkiye'de enflasyon yüzde 20’ye yakındı. Ondan sonra ipin ucu kaçtı. Bu sene de tabii çok yüksek enflasyonla tamamlanacak halihazırda ama depremin de etkisiyle mali disiplin tarafında işin ayarı kaçtı. Taşıtlarda, binalarda tasarruf, kamu istihdamı deniliyor ama bunlar hep sembolik kalıyor. Ben hayatım boyunca bu söylemleri çok gördüm. Kısa süre yapılıyor bu tasarruflar Mesela bu sene için böyle önlemler dikkate alınıyor olabilir ama sonrasında devam ettirilmesi pek mümkün olmaz gibi geliyor. Dolayısyıla inandırıcılığı da sorgulanabilir.  

En enteresan olanı da önlemlere uymayanlara ceza kesileceği ifade edilmiş. Cezayı kim ödeyecek? Kamu kendine ceza kesecek, o bütçede yine halk mı ödeyecek cezayı? Pek bir şey anlayamadım. Kişiler mi ödeyecek, kurumlar mı ödeyecek? Böyle bir garip durum var. Hani 12? Oluştu kafamda ama onun dışında tabii. Oysa asıl yapılması gereken kayıt dışılığın önüne geçmektir. Ama bu da Türkiye'nin sadece bugün yaşadığı bir sorun değil. Son 40-50 yıl için konuşursak bu sorunu hep yaşıyoruz. Kayıt dışıyla mücadele için çok somut hareketler yapılması lazım. Yalnız bir başka durum daha var. Son 3 yıldır bunu görüyoruz: Ciddi bir servet transferi yapıldı 2021’in son çeyreğinde başlayan KKM ile birlikte. Ondan öncesinde de aslında başka türde transferler vardı. Kur tarafından özellikle yapılan bir takım hareketler oldu. Ama bu KKM süreci içerisinde biz sadece yaklaşık 1 trilyon 58 milyarlık Hazine ve Merkez Bankası yükünü görüyoruz. Şu ana kadar 2023 sonu itibariyle. Şimdi tabii kur çok artmıyor ama neticede bir yekün de kaldı.  Bu servet oluşumunu iyi planlamak, özellikle son 3-4 yılda hangi gelir gruplarına ne kadar aktarım olduğunu tespit etmek zor bir şey değil. Yani bunlara bakılmalı.  

Gayrimenkul tarafına da yani duran varlıklar tarafına da, toplumun yüzdesel olrak az olan kısmına da ciddi ölçüde aktarım yapıldı. Bunların düzeltilmesi lazım öncelikli olarak. Ama bunlar yok tasarruf paketinde. Vergi tarafı mali tarafta da bir sıkılaşma için dikkate alınması gereken bir unsurdu. Bu detaylar eksik. Öte yandan Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) projeleri var. Heybenin içindeki en büyük turp burada yatıyor. Hepimiz biliyoruz buradaki garantileri. Sadece bu yılki bahsedilen ödeme miktarı 5 milyar dolara doğru gidiyor. Yıllarca devam edecek bu ödemeler. Buradaki hadise aslında şeffaf bir şekilde yönetilecek ise bunun projelendirme, maliyetlendirme ve garanti ödeme detaylarının açıklanması lazım topluma. Bunda ticari sır diye saklanacak bir şey yok ki. Herkesin faydalandığı, halkın yararına yapılan altyapı ve üstyapı yatırımları bunlar. Yıllardır ticari sır diye saklanıyor. Ama bu kadar parayı da bütün millet ödemeye devam ediyor. Aradaki fark da çok ciddi miktar. Bu kalemler doğru dürüst konulmalıydı. Bir de takvimlendirme olmalıydı. Yani aylar itibariyle yapılacakların takvimlendirilmesi ve kamuoyu tarafından izlenmesi daha doğru olurdu.