‘Denim giyince özgür hissediyorum’

Yıldız ve marka işbirliklerinin yeni bir örneği: Denim markası Jack&Jones’un bu yıl da yüzü aktör Kubilya Aka oldu. Lansman partisinde Aka ile Hafta’ya özel sohbet ettik.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
‘Denim giyince özgür hissediyorum’

Ece ULUSUM

Yıllar önce Çukur dizisinde, Balat’ta bir kıraathanede buluştuğum Kubilay Aka ile bu sefer Bomonti’de bir parti mekanında bir araya geldik. Bu sefer konumuz bir dizi ya da film değildi.

Ünlü Danimarkalı denim markası Jack&Jones, ilhamını gerçeklikten alan 2023 Sonbahar/Kış sezonunu marka yüzü Kubilay Aka ile tanıttı. Birlikte çektikleri reklam filmini izledik. Oyuncu ile eski günlerin hatırına ayak üstü sohbet ederken konu röportaja geldi. Kubilay Aka ile iş birliğini ve yeni filmini konuştuk.

Bu marka işbirliğine sizi çeken ne oldu?

Farklı bir hikayemiz var aslında. Kamp gibi doğal aktivite yapacağım zaman aslında kot markası arayışım vardı. Böylece Jack & Jones kullanmaya başladım. Kullanmaya başlayınca da şaşırdım, inanılmaz rahat ettim. Sonrasında da ortak bir bağlantı bulup bir araya geldik, çok da mutlu oldum. Henüz ortada iş birliğimiz yoktu ama sıkı dostluk kurduk. Onların heyecanı beni de çok sevindiriyor. Büyüme yolculuğu izlenesi bir marka bana kalırsa.

Bir yandan da sürdürülebilirlik konusunda çalışmaları var markanın. Sürdürülebilirlik konusuna yaklaşımınız nasıl?

Sürdürülebilirliği sağladıkları için mutlu oluyorum. Danimarkalı bir marka. Sürdürülebilirlik konusuna çok önceden başladıkları için yatkınlar. Hatta ben de gittim, şahit oldum zaten. En ufak parçanın geri dönüşümü için çok çaba sarf ediliyor, gördüm. Dünya tükeniyor, biz tükeniyoruz. Hem duygusal hem de madde olarak tüketebileceğimiz çok az şey kaldı. Bu konuda adım atmaları ilham verici. Aynı zamanda deprem sürecinde de çok destekçiydiler, birlikte konuştuk yol aldık. Sosyal sorumluluk alanlarında da birlikte çalışıyoruz.

Kıyafetlerin role girmede etkisi büyüktür. Denim giydiğinizde nasıl bir dünyada kendinizi buluyorsunuz?

Kesinlikle etkisi büyük. Ya böyle her an kaykay yapacakmış gibi bir his var ya, genç ve yüksek öyle bir his geliyor. İstediğim an çıkarım ve kamp ya da kaykay istediğim şeyi yapabilirim düşünüyorum. Denim giyince özgür hissediyorum. Sanki sürekli koşuyorum ve hiç durmuyorum gibi hissediyorum.

Reklam filmi de öyleydi. Çekimler nasıl geçti?

Çok eğlenceli! Bu reklamı tek yapmak istemediler, ekip arkadaşlarımızı da dahil ettiler. Beraber başardık, birlikte bu işin üstesinden geldik. Bir önceki güzeldi ama bu sefer daha eğlenceli geçti. Neredeyse set iki gün daha sürsün istedik. Ben çok yorulmam. Biri bana ‘Yoruldun mu?’ diye sorduğunda, ‘sensin yorgun’ diye cevaplıyorum.

Bir dizi film olduğunda karakter oluyor önünde, repliklerin var ve geçmişini düşünüyorsun karakterinin. Ama reklam filmlerinde karakterden çok bir ruh hali var. Reklam filmlerine nasıl hazırlanıyorsunuz?

Geçen yıl marka için toplandığımızda nasıl tavırda bir adam istediklerini sordum. Onlarda ‘Senin gibi tavırda adam istiyoruz’ dediler. O yüzden çok üstüne bir şey koymama gerek yoktu. Ama ikinci yılda markayı daha güçlü gösteren bir duruş olmasını istedim. Dediğin gibi çok kısa ve başı sonu tam belli değil. O nedenle başını sonunu ben önce aklımda belirlemeye çalışıyorum.

İlk röportajımızı ‘Çukur’ dizisindeyken yapmıştık. Role her anlamda bürünmüştünüz. Ama rol sana yapışmadı. Bunu nasıl kırabildiniz?

Ben ilk işimi yaparken Onur Saylak bana bir söz söylemişti. ‘Abi çok yoruluyorum, çok kafama takılıyor bazı şeyler, doğru yapıyor muyum diye’ dedim. O da bana dedi ki ‘Çektin ve unut. Bu seni yorar. Devam ettirme’ demişti. Ben de hep bunu aklımda tuttum. Orada olmayı çok sevdiğim gibi, oradan gitmeyi de bilmeliyim. Yani bana şu an 4 yıllık Çukur serüveninden bir şey soranız, benim aklımda pek bir şey yok. Olmasın da istiyorum zaten. Onun orada kalıp hayatıma devam etmek istiyorum.

Yeni projelerden de söz edelim, nasıl gidiyor?

Şu an Fenerbahçe için toplandık. Çok profesyonel ekiple çok iyi bir iş içindeyim. Bu beni mutlu ediyor çünkü hala bir şeyler öğreniyorum. Beni eğiten işlerden biri olduğu için çok yüksek motivasyonla çalışıyorum. Birinci Dünya Savaşı döneminde Fenerbahçe futbolcularının hiçbiri soru sormadan ve hiç beklentisi olmadan savaşa katılıyorlar. Ben de takımın kurucu kaptanını oynuyorum. Ben de Fenerbahçeliyim o yüzden benim için ayrıca özel bir iş. Çok heyecanlıyım. Şu an bununla uğraşıyorum. Yarın da yola çıkıyorum.

Nereye?

Altın Koza’ya. Hayatımda ilk kez bir film festivaline gideceğim. Festival için film olmadan gitmek istemedim. Umarım güzel olmuştur filmimiz de, ben de ilk orada izleyeceğim. Çok küçük ama profesyonel kadroyla iş yaptık.

Bir dönem filmi içinde yer almak nasıl?

Tabii çok fark var. Neyse ki ben bu döneme aşinayım. O dönemi bilmedikçe katkınız azalıyor bence. Bazen sette o döneme ait olmayan bir şey oluyor, sen de katkı sağlayabiliyorsun. Ancak çok iyi tarih danışmanları destek oluyor, bu çok az rastlanır bir durum. Güncel güzel ama ben dönem işlerini ayrı bir seviyorum.

 

HAFTA