Gizli ithalat vergisi uygulamasında neden ısrar ediliyor?

Sercan BAHADIR
Sercan BAHADIR Gümrükte Gündem

Ağustosa izin ayı denmesi yanlış olmaz. Birçok kişi ve kurumsal şirket bu ayı izinler için değerlendiriyor. Hatta bazı şirketler toplu izin kullanımını genelde ağustos ayında tercih ediyor. Fabrikaların da bakım için yine bu ayı belirleyip, çalışanlarını izin kullanmaya teşvik ettiği görülüyor. Tüm çalışanların izinlerini sağlıklı ve huzur içinde geçirmelerini diliyoruz, çünkü izin dönüşü hepimizi zorlu bir dönem bekliyor. Çalışma açısından bir nevi yeni bir yıl başlıyor diyebiliriz. 

Yaz aylarında gümrükte gündemde ise gözetim uygulamasına yönelik bir düzenleme ön plana çıktı. Gözetim uygulaması nedeniyle fazla ödenen ithalat vergilerinin geri verilmesine yönelik vergi mahkemeleri kararı mevcut. Buna istinaden, idare tarafından yeni düzenlemelerle bu uygulamaya devam edildiğine şahit oluyoruz. Güncel olarak da kanun değişikliğiyle bu uygulamaya devam edileceği ve bu uygulamada ısrar edileceği anlaşılıyor. Ama neden ısrar ediliyor?

Ne değişti?

28.07.2021 tarihinde 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 211. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapıldı. Bu değişiklik ile 211. maddenin birinci fıkrasının yeni hali aşağıdaki gibi oldu:

“MADDE 211- 1. Kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergileri geri verilir. Kanunen tahakkuk ettirilmemeleri gerektiği halde tahakkuk ettirilen gümrük vergileri kaldırılır.

Ancak, kanunen ödenmemesi veya tahakkuk ettirilmemesi gereken gümrük vergileri ilgili kişinin kasten yaptığı bir tahrifat veya ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın gümrük kıymetinin yükümlünün kendi beyanı ile artırılması sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse, bu vergilerin geri verilmesine veya kaldırılmasına ilişkin talepler kabul edilmez.”

Yapılan bu değişiklikle gümrük kıymetini kendiliğinden artırarak gözetim uygulamasına dahil olmayanların, ithalat işlemi tamamlandıktan sonra kendiliğinden artırılan gümrük kıymeti sonucu ödedikleri fazla vergileri geri almalarının önüne geçilmesinin amaçlandığı görülüyor.

Gizli ithalat vergisi nasıl oluyor?

Gözetim uygulaması, yerel üreticileri dış rekabetten koruma araçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomi Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan bu araç, ithal edilen ürünlerin belli bir fiyatın altında ithal edilmesi halinde Gözetim Belgesi alma, yani bir izin alma zorunluluğu getirilmesi suretiyle tatbik ediliyor. Bu izin alma süreci bazen ciddi zaman alabiliyor (1 veya 2 ay), bazen de olumsuz olarak sonuçlanabiliyor. Bu nedenle, izin alma süreci ithalatçılar açısından alternatif bir yol olarak değerlendirilemiyor.

Bunun yerine, eşyanın gerçek bedeli daha düşük olmasına karşın gözetim nedeniyle eşya bedeline fiktif bir ilave (matrah arttırma) yapılarak ithalat işlemleri gerçekleştiriliyor. Bu eklenen tutar üzerinden ithalat vergileri (gümrük vergisi, KDV, ÖTV gibi) ödeniyor. Böylece, ithal edilen ürünün birim maliyeti artırılarak yurt içindeki üreticiler lehine bir durum yaratılmış oluyor. Şayet gözetime konu ürünün yurt içinde üreticisi yoksa bu kez tüketici aleyhine bir durum ortaya çıkıyor. Aynı zamanda ithalatçı ödemesi gereken ithalat vergisinden daha fazlasını bir matrah artırımı yöntemi ile gizli olarak ödemiş oluyor.

Devreden KDV sorunu en önemli neden

Dolaylı vergilerden KDV, yansıtılabilen bir vergi olduğu için üretici açısından bir maliyet olarak değerlendirilmiyor. Çünkü üretici yüklendiği KDV’yi bir sonraki üreticiye ve/veya tüketiciye yansıtmak suretiyle tahsil ediyor, böylelikle üretici üzerinde bir KDV yükü oluşmuyor. Ancak ithalatta ödenen katma değer vergisinin indirimi mümkün olsa da ithalattaki gözetim uygulaması göz önüne alındığında, katma değer vergisi matrahını artıran ana bir neden olabiliyor. Hatta bu uygulamalar, KDV'nin nihai tüketici üzerinde kalması ve dolayısıyla üreticiler üzerinde bir yük oluşturmaması prensibini olumsuz yönde etkiliyor (devren KDV sorunu yaşayanlar için) ve bu nedenle KDV mekanizmasının çalışma mantığı açısından uyumsuzluk yaratabiliyor.

Konuyu bir örnek ile anlatalım. Mal bedeli aslında 30 TL olan ama gözetim nedeni ile 50 TL üzerinden %18 KDV ile 9 TL KDV ödeyen firma, bu ödenen KDV'yi "191 İndirilecek KDV" hesabına girecek ve yurt içinde 40 TL'ye sattığı aynı ürüne ilişkin %18 KDV ile 7,2 TL KDV hesaplayıp “391 Hesaplanan KDV” hesabına girecektir. Dolayısıyla bu işlem sonucunda “191 İndirilecek KDV” hesabı, “391 Hesaplanan KDV” hesabına göre 1,8 TL (9 TL – 7,2 TL=1,8 TL) daha fazla olacaktır. Bu işlemin bu şekilde tekrar edeceği düşünüldüğünde, firmanın önemli seviyede bir devreden KDV pozisyonunda olacağı açıktır.

Ne yapılmalı?

Yapılan kanun değişikliğine gerekçe olarak yurt içi üreticilerin korunması ve piyasa değerinin altında ürün satışına karşı bir tedbir alınması belirtiliyor. Aslında yerel üreticileri korumaya yönelik birçok uygulama dış ticaret mevzuatında yer alıyor. Özellikle şu an ilave gümrük vergileri, ek mali yükümlülükler, anti-damping vergileri yaygın olarak tatbik ediliyor. Buna rağmen, gözetim uygulamaları ile gümrük kıymet yöntemlerine aykırı şekilde korumacılık ve/veya gelir amaçlı yaklaşımın değiştirilmesi gerekir. Aksi durum yine hukuki zeminde bir karşılık bulamayacağını ve uluslararası anlaşmadan gelen gümrük kıymet belirleme yöntemleri gerekçesiyle aynı durumun yani yargısal süreç ile yersiz ödenen vergilerin geri alınması hususlarının tekrar cereyan edeceğini söyleyebiliriz. Bu nedenle, gözetim uygulamasının aslına uygun olarak ithalatın izlenmesi için kullanılması ve bir gizli ithalat vergisi gibi kullanılmaması gerekiyor.    

Diğer taraftan, gümrük tekniği ile tam olarak örtüşmeyen bu uygulama gümrük idaresi tarafından takip/tahsil edilen diğer vergileri de etkiliyor. Özellikle katma değer vergisi uygulamasını ciddi anlamda olumsuz etkiliyor. Üretici ya da satıcıda kalmaması üzerine inşa edilen bu vergi, bu uygulama nedeniyle tüketiciye yansıtılamıyor ve üretici/satıcı üzerinde bu vergi kalarak devren KDV sorununu daha da artırıyor.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar