ABD ve Avrupa’da 3. çeyrekte faiz indirimine hazırlıklı olmalıyız

İş dünyasının 2024 beklentilerini anlattığımız bu yazı dizimizin ikinci bölümünde Bursa ve Balıkesir’deki oda başkanlarına yer verdik. Başkanların ortak beklentisi, üretimin, istihdamın, yatırımın ve ihracatın sürdürülebilmesi için gerekli ortamın hazırlanması, finansal desteğin sağlanması ve global piyasalardaki gelişmelere uygun konumlanmak gerektiği yönünde.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
ABD ve Avrupa’da 3. çeyrekte faiz indirimine hazırlıklı olmalıyız

2024’ün zor bir yıl olacağı konusunda hem fikir olan oda ve borsa başkanLarının bazıları, ikinci yarıda yatırım ortamının iyileşmesini beklerken, bazı-ları, seçimden sonra zor bir sürecin kendilerini beklediğini belirtiyor. Nakit akışı bulmakta zorlandıklarını söyleyen iş dünyası temsilcileri, katma değerli üretime odaklanmak için düşük faizli kredi talep ediyor.


2024’ü şiddetli fırtınaların ardından 2-3 çeyrek boyunca sürecek yumuşak iniş dönemi olarak gördüklerini söyleyen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay, “ECB ve FED’in 3. çeyrekten itibaren faiz indirimi beklentisi dünya piyasalarında ciddi bir talep oluşumu anlamına geliyor. Buna hazırlıklı olmalıyız” dedi. Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı da “Kredi faizleri yüzde 10 seviyelerindeyken yatırım gerçekleştiren firmalarımız, bugün faiz oranlarının yüzde 45’e yükselmesi sonrası, karlılık ve krediye erişimden dolayı nakit akışını sağlayamıyor” dedi.
Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula, 2024’ün 2023’e göre daha yüksek ihracat ve ekonomik büyüme ile kapanacağını, yüzde 3,5 büyüme beklediğini belirtti.

Bandırma Ticaret Odası Başkanı Adem Yılmaz, özellikle dış pazara çalışan firmaların üretim maliyetlerindeki artış ve ihracat iklimindeki zayıflığın sanayi üretimini tehdit eder boyuta geldiğini söyledi. Edremit Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çetin, “Daralan iç piyasada iş yapan şirketler operasyonel süreçlerini yönetemez hale gelerek konkordato başvurularında bulunuyor. Şirketlerde 2024, ‘Cash in King’ (Nakit Kraldır) yılı olacak” diye konuştu.

Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula:

“İkinci yarıda yatırım ortamının iyileşmesini bekliyoruz”

2024’te de dezenflasyon programı devam edecek. Kredi koşullarında zorluklar artacak gibi görünüyor. TCMB için sıkılaştırmada yüzde 45 bandının yeterli olacağı öngörülüyor. Faizler de buna bağlı olarak bir miktar artabilir. Bu oranlarda yatırım güçleşiyor. Ancak enflasyonun kontrol altına alınması için gereken bir adım. İkinci yarıdan itibaren beklenti; faizlerin ve enflasyonun düşmesi ile yatırım ortamının iyileşmesi yönünde.

Kapasite oranlarına baktığımızda özellikle tekstil başta olmak üzere emek yoğun sektörlerde bir düşüş ve işsizlikle karşılaşacağımızı düşünüyorum. Ancak yine de 2024’ü 2023’e göre daha yüksek ihracat ve ekonomik büyüme ile kapatacağız. Yüzde 3,5 büyüme bekliyorum. Yerel seçimlerin ekonomiye büyük bir olumsuzluk olarak yansıyacağını düşünmüyorum. Emek yoğun sektörler biraz zorlanacak ancak yüksek teknoloji üretimi yapan firmalar için iyi bir yıl olacak. Beklentimiz uzun vadeli, düşük faizli finansmana ulaşmaktır. Devletimizin yürüttüğü OVP gibi faiz ve para politikasıyla ilgili önlemler neticesinde 3. çeyrekten itibaren enflasyonun azalacağını ve yatırım ortamının iyileşeceğini düşünüyoruz.

Merkez Bankası’nın anketlerinde dolar kurunun 40 TL civarlarında olacağı ve enflasyon oranının yüzde 40-45 bandında yer alacağı düşünülüyor. İş dünyası da verimli çalışmalarla birlikte sonuçların bu şekilde olacağı kanaatinde. Balıkesir iş dünyası olarak son dönemde ilimize yatırımların artmasıyla beraber işsizliğin azalmasını öngörmekteyiz. 2023 yılını 1 milyar 70 milyon dolar ihracatla kapattık. Dış ticaret fazlası veren bir şehiriz. Yüzde 16’lık bir büyüme ile Türkiye ortalamasının üzerinde bir ilerlememiz var. Ülkemizin kalkınması ve gelişmesi
için var gücümüzle çalışmaya 
devam edeceğiz.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay:

Katma değerle rekabete odaklanmalıyız

Ekonomideki politika değişikliklerinin neticelerini hissetmeye başladık. Türkiye, tüm zorluklara karşın, 2023 yılını, G-20 ve OECD ülke ortalamalarının üzerinde bir büyüme performansıyla tamamladı. İhracatta da Cumhuriyet tarihimizin rekor seviyesine ulaştık. Diğer taraftan Merkez Bankası’nın rezervleri hızla artarken, cari açık arzu ettiğimiz şekilde geriliyor. Uluslararası finans kuruluşları da ülkemizin not görünümünde iyileştirmelere gitmeye başladı. Motivasyonumuzu güçlü tutan tüm bu pozitif gelişmelerin etkisiyle yeni yılda risklerimizin azaldığı, finansal istikrarın ve fiyat istikrarının sağlandığı bir dönemin başlamasını arzu ediyoruz. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadeleyi yeni yılda da büyük bir kararlılıkla sürdürmesini bekliyoruz. Yeni yıl ile ilgili planlarımızı, yurt içi tüketimi sınırlayacak bir yaklaşıma göre gerçekleştirmek durumundayız. Yurt dışı pazarlarındaki daralmayı da dikkate alarak, stok, üretim ve nakit yönetimini, satışlarımızdaki yavaşlama beklentisi ile yönetmemiz de büyük önem arz ediyor. Yeni yılda fiyat istikrarının yanı sıra, iklim krizi, yeşil dönüşüm, enerji maliyetleri ve gıda arz güvenliği gibi meseleler de önemini korumaya devam edecek. 2024 yılını, şiddetli fırtınaların ardından 2-3 çeyrek boyunca sürecek, yumuşak bir iniş, dönemi olarak görüyoruz.

Bizler artık niteliğin, niceliğin önüne geçtiği küresel değer zinciri içinde, büyüme yerine kalkınmayı, kısa süreli ve geçici faydalar yerine uzun süreli ve kalıcı değerler oluşturmayı öncelikli kılmalıyız. Yapısal reformlarla tüketerek değil üreterek büyümenin, krediyle değil tasarrufla gelişmenin, fiyatla değil katma değerle rekabete odaklanmalıyız. Birkaç yılda bir tekrar eden kriz döngüsünden çıkmayı başarırsak tehditleri fırsata dönüştüren, sorunlar yumağından güçlenerek çıkan bir yapıya kavuşacağız. İşletme sermayesini mümkün olduğunca azaltıp bunları öz kaynağa çevirmeye odaklanmalıyız. Özellikle AB Merkez Bankası ve FED’in 3. çeyrekten itibaren faiz indirimi beklentisi dünya piyasalarında ciddi bir talep oluşumu anlamına geliyor. Buna hazırlıklı olmalıyız.

Yeni nesil hammaddelerin, yenilikçi üretim çözümlerinin, karbon nötr olma hedefleri ve döngüselliğin merkezde olduğu bir dünyada var olabilmek, değer üretmek, artık bilindik paradigmaları bir kenara bırakmayı gerektiriyor. Odamızın son 11 yıldaki ajandasını da bu değerler etrafında oluşturduk. Bursa için çok daha fazlasını yapmalıyız. Bugün nüfusumuzun üçte biri hala ne eğitim ne de çalışma hayatında. Bu nüfusu çalışma hayatına kazandırmalıyız. İmalatçı KOBİ’lerimizin kapasite artışlarına imkân sağlayan üretim alanları ihtiyacı artıyor. Depolama alanlarımız ve olağanüstü koşullara karşın hızlı refleks kabiliyetini geliştirmemizi sağlayacak lojistik altyapımızı da geliştirmeliyiz. Marmara Havzası’nın mekânsal planlama ihtiyacı da öne çıkıyor. Ölçek ekonomisine uygun, kapasite artışına imkân sağlayan yatırım alanlarının, merkezinde Bursa’nın bulunduğu Marmara Havzası, Türkiye’nin hedeflerini yeni bir eşiğe taşıyacaktır.

Bandırma Ticaret Odası Başkanı Adem Yılmaz:

Seçimlerden sonra zor bir süreç olacak

2024’ün önemli gündemleri olarak, yerel seçimler, MB faiz kararları, Rusya-Ukrayna ve Ortadoğu’da yaşanan gerginlikler gibi jeopolitik gelişmeler sıralanabilir. MB’den gelen sinyaller para politikasındaki sıkılığın devam edeceği yönünde. Asgari ücrete gelen yüzde 49’luk zammın etkisiyle enflasyonun hareketleneceğini düşünüyorum. Finansman maliyetlerindeki artış zorlayıcı. Özellikle dış pazara çalışan firmalar açısından üretim maliyetlerindeki artış ve ihracat iklimindeki zayıflık sanayi üretimini tehdit eden boyuta geldi. Bunların üretimi aşağı yönde baskılayan temel unsurlar olduğunu düşünüyorum. İç talepteki yumuşama da üretimdeki düşüşlerin bir başka sebebi. Üstelik iç talep koşulları daha sıkı hale gelecek. Finansman maliyetlerinin düşeceğine yönelik bir beklenti de yok. Para politikasındaki sıkılığın devam etmesi bekleniyor. Bu büyüme görünümünü aşağı yönlü baskılayacak.

OVP’de 2023’te yüzde 4,4 beklenirken 2024’te yüzde 4 öngörülüyor. Türkiye’de büyümenin en önemli kaynağı iç tüketim harcamaları. Dolayısıyla tüketim harcamaları kısıldığı, kontrol altına alındığı zaman büyümede düşüşler olacaktır bu da işsizlik olarak yansıyacak. Tabi yerel seçimlere güçlü girebilmek için para musluklarının bir miktar açılması gerekecek. Bu enflasyonla mücadeleye önemli bir engel oluşturacak. Ama seçimlerden sonra bizi zor bir sürecin beklediğini düşünüyorum. İşletmeler talep koşullarının bozulduğu, maliyet baskısının arttığı ve finansmana erişimin çok zorlaştığı 2023’ten hasarlı çıktı. Veriler geçen yıl riski en yüksek sektörler olarak inşaat ve tekstili gösteriyor. Konkordato başvurularında bu iki sektör ilk sırada. Geçen yıl şirket kapanışları ve tasfiyeleri de arttı. Kurulan-kapanan şirket istatistiklerine göre, 2023’te 2022’ye göre kurulan şirket sayısı yüzde 8,3, kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 26,6 azalmış. Kapanan şirket sayısında yüzde 11,7, kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 2,3 artış olmuş. Kapananlarda ilk sıralarda inşaat, toptan ve perakende ticareti görüyoruz.

Tüketim alışkanlıklarının değişmesi, yeni teknolojilerin kullanılması ve enflasyon bazı sektörde karlılığı artırıyor. Girdi maliyetleri artışından daha yüksek zam dalgası gıda sektörünün 2024’ü de iyi geçirebileceğine işaret ediyor. Tarımda iyileştirme çabaları gübre sektörünü de olumlu etkileyecek. Sigorta sektörü, fiyatları hızla yükselen taşınır ve taşınmaz mallar sebebiyle daha fazla karlılık fırsatı sunuyor. Yine elektrikli araçların hayatımıza girmesiyle bunlara yönelik bakım, onarım hizmetleri iyi gidecek.

Yakın coğrafyada yaşanan savaşlar, deprem felaketi, yükselen faizler, krediye erişim zorluğu ve artan maliyetler karşısında inşaat sektörü zor bir yıl geçirdi. Kamu bankalarında konut kredileri sınırlandırılırken, faizleri yüzde 40’ı aştı. Bu zorluklara bir de personel açığı eklenince şantiyeler yavaşladı.

Faizleri yükseltmekte geç kaldığımız için hem yüksek enflasyon hem yüksek faizle yavaşlayan büyümeyle karşı karşıya kalacağız. Bu durum hayat pahalılığının bir süre daha devam edeceğini gösteriyor. Yani ücret artışlarından daha hızlı yükselen yaşam maliyetleri ile karşı karşıya kalacağız. Kamu harcamalarının finanse edilmesi için sürekli değişen vergi rejimi, fiyat dengesindeki bozulma ve dövizi tutmak adına sarf edilen rezervler sebebiyle oluşan güvensizlik ortamı piyasalara tamamen negatif etki olarak yansıyor. Yılsonu tahmini yapmak için çok zor; makro değişkenlerin yaşanabileceği bir yıl olacak. Temennimiz, maliye ve para politikasında iktisadi, politik gerçeklere bağlı kalınması.

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı:

Firmalar nakit akışı sağlayamıyor

Kredi koşullarındaki zorluklar 2024 yılında da devam edecektir. Yüksek faiz ve yüksek enflasyonda sektörlerin yatırım yapma şansı azalıyor. Sanayi üretimini ihracat ve iç piyasa olarak ikiye ayırmak gerekir. Bursa’daki üretimde gözlemlendiği üzere, ülkemizdeki döviz kurunun diğer rekabet edilen ülkelerden daha yüksek seyretmesi, ihracatın zorlanmasına neden oluyor. Bu durum, ilgili sektörlerde daralmaya ve istihdam rakamlarına da yansıyor. İşçilik ücretleri ülkemizde 600 dolar seviyesinde diğer işçiliği ucuz ülkelerde 350 dolar seviyelerinde. Kur artmaz ise tekstil sektöründe ihracat şansının zayıflaması olasıdır. Ülke genelinde ekonomik büyüme oranının ise yüzde 3 ile yüzde 4 arasında sınırlı kalması muhtemel. Yerel seçimlerden sonra, turizmle birlikte hizmet sektörünün büyümesinin ekonominin durgun seyrine olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Kredi faizleri yüzde 10 seviyelerindeyken yatırım gerçekleştiren firmalarımız, bugün faiz oranlarının yüzde 45’e yükselmesi sonrası, karlılık ve krediye erişimden dolayı nakit akışını sağlayamıyor. 2025 yılı öncesinde şirketler için hızlı bir faiz düşüşü beklemiyoruz. Kurda dengelenme olmadığı takdirde, ihracat odaklı firmalar ve turizm sektörü sıkıntı yaşayabilir ve bu durumun bütün sektörleri etkilemesi de muhtemel. Üretim ekonomisinde üretimi ve verimlilik artışlarını sağlayamadığımız sürece, ekonomide kısır döngünün devam etmesi kaçınılmazdır. Yılsonu enflasyon beklentisi yüzde 60-65 arasında olabilir, kur için ise yüzde 42-45 bandında bir artış öngörüyorum.

Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin:

2024 yılı “Cash in King” yılı olacak

MB politika faizi yüzde 45’e çıkarıldı. Mevduat ve kredi faizlerinde yukarı yönlü artış olacağından krediyle yatırım kısıtlanmış olacak. Özkaynağı güçlü ve ihracata yönelik iş yapan firmalar için diğer firmalara nazaran daha rahat bir yıl olacak. Finansman borcu yüksek işletmelerde karlılıklar düşecek ve finansman gideri kaynaklı zarar oluşacak. Önümüzdeki 5-6 ay şirketler için çok sıkıntılı olacak. İkinci yarıda enflasyonda düşüş, faizlerde de düşüş beklentisi oluşturacak. 3. çeyrekten itibaren faizlerde düşüş beklenebilir. Rasyonel uygulamalar devam edeceği için ülkemiz gri listeden çıkacak, kayıt dışı ekonomi için radikal kararlar devam edecektir. Buna mukabil düşecek faiz oranları finansmana erişimi kolaylaştıracak, düşen enflasyon ile maliyetlerde gerileme veya duraklama olacağından şirketlerin yatırımları için uygun bir piyasa oluşacak.

En önemli ihracat kalemlerinden demir-çelik ve otomotiv sektöründeki sendika grevleri geçtiğimiz hafta itibari ile son buldu. Sanayi şirketlerinde; hammadde fiyat artışları, yüzde 200 artan işçilik giderleri nedeniyle yavaşlama oluştu. Artan fiyatlar dalgalı döviz kuru ve sabit giderlerden dolayı bu yıl büyümenin yüzde 1,5-yüzde 2 arasında kalması olasıdır. Yerel seçimlerin büyükşehirler dışında herhangi bir etkisi olmayacağı kanaatindeyim. Fakat mevcut ekonomik politikalar, daralan piyasa, paraya ulaşımda yaşanan zorluklar ve enflasyon göz önüne alındığında sürprizler yaşanması muhtemeldir. Bu sonuçlardan sonra önümüzdeki 3 yıl boyunca bir seçim olmayacağı için hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için daha iyi bir piyasa ortaya çıkacaktır.

Konkordatoların sebebi düşük özkaynak, yüksek yabancı kaynak kullanımının ortaya çıkardığı maliyetlerin ek kaynakla karşılanamaması, artan maliyetler ve işçilik giderlerindeki yüzde 200’lük artıştır. Artan maliyetler enflasyonu tetiklediğinden bir sarmalın içerisine girildi. Daralan iç piyasada iş yapan şirketler operasyonel süreçlerini yönetemez hale gelerek konkordato başvurularında bulundu. Bu yıl şirketler kesiminde 2024, “Cash in King” (Nakit Kraldır) yılı olacak.

Düşük faiz ve artan enflasyon dönemindeki fırsatlar geride kaldı. 2024, özellikle düşük maliyetli, yüksek getirili hizmet ve üretim sektörleri ile ihracata yönelik iş yapan şirketlerde olumlu geçecek. Yazılım, AR-GE, bilişim, perakende gıda sektörleri için iyi olacak; inşaat, ulaştırma, demir-çelik, dayanıklı tüketim malları gibi sektörler açısından kötü geçecektir. Enflasyonla mücadele adımları olumludur fakat hamlelerin hemen hepsinde vergiyi tabana yayma söz konusu. Bu da tekrar enflasyonu tetikliyor. KGF destekli düşük faizli ve 6 ay ödemesiz kredilerin açılması şirketler için olumlu olur. Ocak 2024 için belirlenen asgari ücret 17 bin 2 TL iken verilen destek 700 TL oldu. Bu rakamın artırılması gerekiyor. Son yıllardaki en büyük gider kalemlerinden biri enerji oldu. KOSGEB vasıtası ile verilen GES kredileri var fakat belirli sektörler için ve yüzde 60 oranında veriliyor. Bu oran ve sektörlerin genişletilmesi gerekli. 2024 sonu kur beklentimiz $ 39 TL, enflasyon yüzde 65 tir.