A1 Capital/Baki Atılal: Yabancı yatırımcı yan hisseleri satıp BİST 30’a yöneliyor

A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Baki Atılal, yabancı yatırımcıların etkisiyle BİST 30 içerisindeki hisselerle borsada yukarı yönlü bir seyir olduğunu söyleyerek, “Yan hisselerde satış, BİST 30 içerisindeki hisse senetlerine yönelim görüyoruz. Çünkü insanlar trendi kaçırmak istemiyor” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
A1 Capital/Baki Atılal: Yabancı yatırımcı yan hisseleri satıp BİST 30’a yöneliyor

İLHAN DUMAN

A1 Capital Genel Müdür Yardımcısı Baki Atılal ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Direktörü ve EKONOMİ gazetesi yazarı Dr. Burcu Aydın Özüdoğru, Nasıl Bir Ekonomi TV’nin Ekonomi Masası programında gazeteci Berfin Çipa ve Barış Esen’in sorularını yanıtladı.

Borsadaki ivmenin bankacılık, sigorta, iletişim, holdingler ve havacılık sektörlerinin etkisiyle yukarı yönlü olduğunu belirten Baki Atılal, “Yabancı yatırımcılar, ağırlıklı bankacılık olmak üzere bu sektörlere geliyor. Dolayısıyla yan hisselerde satış, BİST 30 içerisindeki hisse senetlerine yönelim görüyoruz. Çünkü insanlar trendi kaçırmak istemiyorlar. Bu kompozisyon da eylüle kadar devam edecek gibi gözüküyor.  Bankacılık tarafında satın alma haberleri burada piyasayı yukarı iten ana etmenlerden bir tanesi” dedi.

Dr. Burcu Aydın Özüdoğru da eylül sonuna kadar Merkez Bankası'nın rezerv girişlerinin artmaya devam etmesini beklediğini ifade ederek, “Eylül ayından sonra, kışa doğru belirsizliğin devam ettiği bir süreç,  öne çıkan temel unsurlar arasında yer alıyor. Kışa doğru gelirken turizm gelirlerinin yavaşlayacak olması, Türkiye'nin ithalat faturasının artacak olması ve tabii ki enflasyon konusundaki katılığın nasıl seyredeceği de hem yurt içindeki enflasyon dinamikleri hem de yurt dışından Türkiye'ye gelecek portföy girişleri ve benzer şekilde rezerv biriktirme hareketleri konusunda da önemli konular olacaktır” dedi.

A1 CAPİTAL GENEL MÜDÜR YARDIMCISI BAKİ ATILAL

Normalleşme adımları borsada yatırımın 3 sektöre yoğunlaşmasını sağladı

Borsa yatırımcılarının son 3 ayda bankacılık, sigorta ve iletişim tarafına yoğunlaşmasının temelinde normal şartlarda Merkez Bankası'nın attığı adımlar var diyebiliriz. Bu adımlarla birlikte CDS puanları, düşünce doğal olarak bankacılık sektörüne bir alan yaratılıyor kâr marjı olarak. O tarafa doğru bir yönelim var. Her ne kadar yılın ilk çeyreğinde hatta nisan verilerinde de kredi tarafında bir daralma gözükse de kısmi olarak bunun yılın üçüncü çeyreğinden itibaren normalleşmeye başlayacak olması yabancıların bu tarafa ilgi göstermesine neden oluyor.  Borsa tarafında 2024’ün ana hikayesi “yabancı gelecek” beklentisi. Net bir şekilde o tarafı bekliyoruz. Onların da daha yakın olduğu sektörler arasında birinci sırada bankacılık yer alıyor. Enflasyon muhasebesine de tabi değil. Bundan dolayı rahat bir şekilde şu kompozisyonda değerlemelerini yapabiliyorlar. Kısmi olarak bundan sonraki periyotta biraz çekinceleri var ama o tarafa gidiyorlar.

Merkez Bankası’nın, ekonomi yönetiminin normalleşme adımları, mevduat faizlerinin yüzde 55 bandına çıkmasını sağlayınca, ellerindeki atıl parayı değerlendirecek olan sigorta şirketleri basit mantık üzerinden gittiğimizde, bunlardan efektif bir şekilde yararlanacaklar. Kârlılık tarafında da bunu görüyoruz. Doğal olarak o tarafa bir yönelim var. Çünkü mevduat kısmını da onlar değerlendiriyorlar.

İletişim tarafına baktığımızda global anlamda zaten iletişim sektörüne bir yönelim var. Borsa İstanbul'a baktığımızda teknoloji ağırlıklı hisselerin genel itibariyle fonlar içerisinde olduğunu görüyoruz. 40’a yakın fon, teknoloji ağırlıklı. Dolayısıyla bunların bir alım yapması gerekiyor. Alımı da iletişim sektöründe yapıyor. Dolayısıyla o tarafa bir yönelim, global anlamda faydalanma paranın 3 tarafa akmasına neden oluyor. İşin basit temel nedeni bu. Bu böyle düşük kompozisyonda devam eder gibi gözüküyor.

Belirli sektörlere yönelim yukarı yönlü net grafik çiziyor

Belirli sektörlere yönelim şu an için yukarı yönlü bir grafiği net bir şekilde çiziyor. Bu 3 sektöre holdingler ve havacılık sektörlerini de eklediğimizde 5 sektörle beraber yukarı yönlü harekete devam ediyoruz. Yerliler, fonlar o tarafa girmiyor. Dolayısıyla en büyük sıkıntımız ne oluyor? Yatırımcı diyor ki “Benim hissem 7.500 endeks seviyesini  fiyatlıyor. Sen 11.000 diyorsun.” Bu konjonktürde de şöyle bir hikaye var: Para yabancılardan gelecek, yerlilerden gelmeyecek gibi gözüküyor. Onlar da bu tarafa yöneliyor ve sen de o tarafa gideceksin. Senin orada olman gerekiyor. Yani geçen senelerdeki gibi yerlilerin baş başa kaldığı bir  durumda değiliz. Şu anda oyun yerlinin yabancıya transferi ve o transfer tarafına baktığında da BİST 30 içerisindeki 15-20 hisseyle beraber yukarı yönlü bir hareket var. Eğer orada olmazsan bu yükselişe katılamayacaksın. Dolayısıyla mevduat tarafına yönelmen gerekiyor. Şu anki mevduat faizleri de son derece makul.  Onun haricinde böyle bir şeyin devam etmesi sağlık açısından baktığında zor. Ama sonuçta endeks rekor kırdı diyoruz. Bu yılın ikinci yarısından sonra hatta üçüncü çeyreğin ortalarından itibaren genele de etap etap yayılacaktır. Çünkü raporlara baktığımda enflasyon muhasebesine dahil olmayanlara yönelik raporlar var. Dahil olanlarda raporlar, olsaydı ve olmasaydı diye ikiye ayrılmış. Bu da yabancı ve yerli yatırımcıda kafa karışıklığına neden oluyor. Bilançolar geliyor. 2024 ilk çeyrek bilançolarının yaklaşık yüzde 35’i geldi. Geçen hafta itibariyle 2023 son çeyrekler tamamlandı. Şimdi böyle olunca “oldu-olmadı” diye dengeleme yapmaya kalkıyorsun. Elinde 2 tane enflasyon muhasebesi var, 2 tane enflasyon muhasebesi olmayan var. Bu değerleme kısmına da sıkıntıya sokuyor. Normalde biz bundan 6 ay kadar önce diyorduk ki “nakiti olan şirketler kraldır.” Şimdi diyoruz ki “Borcu olan şirketler kraldır. Ama enflasyon muhasebesi uygulandığı sürece.”  Onların da fiyat kazanç oranlarına baktığımızda son derece şişikler. Şimdi para da değerli olunca yan hisselerde satış, BİST 30 içerisindeki 20 kadar ana hisse senetlerine yönelim görüyoruz. Çünkü insanlar trendi kaçırmak istemiyorlar. Bu kompozisyon da eylüle kadar devam edecek gibi gözüküyor.  Bankacılık tarafında satın alma haberleri burada piyasayı yukarı iten ana etmenlerden bir tanesi.

TÜRKİYE EKONOMİ POLİTİKALARI ARAŞTIRMA VAKFI (TEPAV) DİREKTÖRÜ DR. BURCU AYDIN ÖZÜDOĞRU

Rezerv girişlerinin eylüle kadar artmasını bekliyorum

Yerel seçimlerden sonra bu kadar hızlı bir portföy girişi bence gerek ekonomi yöneticileri tarafından gerekse uluslararası finans piyasaları tarafından çok beklenen bir davranış değildi. Ancak şu aşamada reel faiz düzeylerinin Türkiye'de gelmiş olduğu süreç ve dolar bazında kısa vadeli sunulan faiz imkanlarının uluslararası ölçekte neredeyse hiçbir ülkede sunulmuyor olması tabii ki uluslararası fon yatırımcılar için faiz arbitrajı konusunda çok önemli bir fırsat penceresi açmış oldu. Kısa vadeli görünüme bakacak olursak da aslında yaz aylarında yurt dışından gelmesi beklenen turizm gelirleri beraber de kur üzerinde bir baskının beklenmiyor olması, eylül sonuna kadar yabancı yatırımcı için çok güzel bir finansman avantajı olarak görünmüş oluyor.

İhracat gelirinin TL’ye çevrilmesi zorunluluğu artık değişmeli

Bu çerçevede ben eylül sonuna kadar Merkez Bankası'nın rezerv girişlerinin pozitif yönde artmaya devam etmesini bekliyorum. Yine benzer şekilde yoğun yabancı girişlerinin devam etmesi ama özellikle hem swap piyasasına hem de forward kurlarına baktığımız zaman aslında eylül ayından sonra kışa doğru belirsizliğin devam ettiği bir süreç,  öne çıkan temel unsurlar arasında yer alıyor. Kışa doğru gelirken turizm gelirlerinin yavaşlayacak olması, Türkiye'nin ithalat faturasının artacak  olması ve tabii ki enflasyon konusundaki katılığın nasıl seyredeceği de hem yurt içindeki enflasyon dinamikleri hem de yurt dışından Türkiye'ye gelecek portföy girişleri ve benzer şekilde rezerv biriktirme hareketleri konusunda da önemli konular olacaktır. Ancak Merkez Bankası'nın özellikle yaz aylarında yoğun şekilde gelecek portföy girişlerinde genel çerçevedeki bir sermaye yönetim süreciyle beraber değerlendirmesinin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü hızlı giren paranın özellikle hızlı çıkışlara sebep olmaması ve benzer şekilde hem girişler kısmındaki reel kur üzerindeki etkinin yönetilmesi hem de çıkışlarındaki nominal kurda yaşanabilecek şokların minimize edilmesi için hem Merkez Bankası hem BDDK tarafından kapsamlı bir makro çerçeveyle götürülmesinin sağlıklı olacağını düşünüyorum. Diğer çerçevede de rezervler bu kadar iyi gidiyorken, artık Merkez Bankası'nın ihracatçılara uyguladığı ihracat gelirlerinin zorunlu TL’ye çevrilmesi gibi kuralların da artık elimine edilmeye başlanm