Prof. Dr. Burak Arzova: Kamuda 100 milyar TL’lik tasarruf ‘devede kulak’ kalır

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve EKONOMİ gazetesi Yazarı Prof. Dr. Burak Arzova, "Kamuda tasarruf paketiyle yıllık 100 milyar TL’lik tasarruf öngörülüyor. Bu devede kulak” diye konuştu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Prof. Dr. Burak Arzova: Kamuda 100 milyar TL’lik tasarruf ‘devede kulak’ kalır

ALB Yatırım Başekonomisti Doç. Dr. Filiz Eryılmaz ve Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve EKONOMI gazetesi Yazarı Prof. Dr. Burak Arzova, Nasıl Bir Ekonomi TV’de Ekonomi Masası’na katıldı. EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güdağ, gazeteci Barış Esen ve Berfin Çipa’nın sorularını yanıtlayan Filiz Eryılmaz ve Burak Arzova, kamu tasarrufuna ve ekonomiye yönelik değerlendirme yaptı. Eryılmaz, “Beklentileri karşılayan bir tasarruf paketi piyasa fiyatlamaları açısından olumlu bir etki yaratır” dedi. Arzova da “Getirilecek önlemlerle anladığımız kadarıyla 100 milyar TL'lik tasarruf öngörülüyor. Bu devede kulak gibi gözüküyor” dedi.

ALB YATIRIM BAŞEKONOMİSTİ DOÇ. DR. FİLİZ ERYILMAZ:

Yükselemeyen ama düşmek de istemeyen bir borsa var

Kamu tasarrufu konusunda piyasanın beklentisi oldukça güçlü. Hem içerideki yatırımcı hem de yabancı raporlar bazında para politikasının üstüne düşeni yaptığı ama maliye politikasının genişlemeci olduğuna dair vurgular var. Dolayısıyla piyasa beklentilerini karşılayan bir tasarruf paketinin olması hem içerideki hem dışarıdaki yatırımcılar açısından olumlu olacak ve piyasa fiyatlamalarında da bunun olumlu etkilerini görebiliriz. Piyasa artık yeni normale dönüşte sıkılaştırıcı adımları, Ortodoks politikalara, rasyonel politikalara dönüş olarak algılayıp, her ne kadar kısa vadede ekonomide daraltıcı etki yaratıyor olsa da orta-uzun vadede ekonomi için olumlu olması nedeniyle olumlu fiyatlıyor. Dolayısıyla beklentileri karşılayan bir paketin piyasa fiyatlamaları açısından olumlu bir etki yaratacağını söylemek hiç yanlış olmayacaktır.

Borsa tarafına baktığımızda geçtiğimiz hafta 0,57’lik kısmi düşüş var BİST 100 tarafında 10.218’ seviyesinde, dolar bazında 317 dolarda kapadık. Ne yükselebilen ne de düşebilen bir endeks vardı. S&P’nin no artışına rağmen yükseliş olmadı. Dolayısıyla yatırımcılar tarafından çok sorgulanıyor. Aslında birkaç temel sebebi var . Biri, not artışının fiyatlanmış olması. Bir diğeri, “swap kanalları genişletilecek” dendi ama uzun vadeli bakış açısı olması biraz moralleri bozdu. Bir de şu var: Tabii enflasyon raporunda Merkez Bankası, ciddi sıkı duruş gösteriyor. “Dolayısıyla ek bir faiz artışı daha gelebilir. Bir miktar bu borsanın trendini yorabilir” beklentisi de var. Bu da bir miktar baskı yaratıyor.

Dolar bazlı tarihi dirençlerdeyiz

Bence en önemli sebeplerden biri dolar bazlı tarihi dirençlerdeyiz. Yukarıda 322 ve 325 dolar hâlâ kıymetli olmaya devam edecek. Geçtiğimiz hafta çarşamba, 10.383’ü test ettik. Bu tam 322 dolara tekabül ediyordu. Geçen hafta gördüğümüz en yüksek seviyeydi. Bu hafta 322 dolar 10.434 e, 325 dolar 10.531’e tekabül ediyor. Yine buralardan kâr satışları gelebilir. Her ne kadar yükselemeyen bir endeks olsa da geçtiğimiz hafta düşmek istemeyen de bir endeks vardı. Dolayısıyla yükseliş isteği daha güçlü bir endeks profili de çiziyordu. Çok güçlü kar satışları görmedik bu tarihi dirençlerde. Bu nedenle genel olarak endekste bu hafta çok güçlü düşüşlerin olmayacağı, çok kötü senaryo olmayacağı kanaatindeyim. Yeniden bu tarihi dirençleri zorlayan bir endeks, beklemediğimiz bir haber akışı olmadığı sürece, güçlü olabilir kanaatindeyim. Kısa vadeli pozisyonlar için 10.531, yani 325 dolar kalıcı bir şekilde kırılmadıkça temkinli olunması gerektiği kanaatindeyim. Aşağıda 310 dolar 10.045’e tekabül ediyor. Burası kısa pozisyonlardan çıkış için önemli bir destek olabilir kanaatindeyim. Orta ve uzun vadeli strateji açısından da 9.800’e dikkat edilebilir ki endeks zaten 9.800’ün üstünde kaldığı sürece yön yukarı olmaya devam edecek. 9.800’e kadar olan geri çekilmeler yabancının gelip alabileceği konumlanabileceği bir seviye. Birinci çeyrek bilançoları geliyor. İyi bilançosu gelen, bilanço beklentisi güçlü olan ve göreli olarak endekse göre geri kalmış hisseler tarafı önemli olabilir diye düşünüyorum. Özellikle BİST 30 içinde likit ağırlığı güçlü olan hisseler tarafında biriktirme dönemi yapılabilir Orta ve uzun vadeli stratejiler açısından.

Ons altın ise haftaya 2.355 dolardan başladı. Geçen haftayı 2.360 dolar ile kapamıştı. Gram altın tarafında da bir baskıyla başlıyoruz. Temel sebebi Fed endişesi. Yaklaşık 15 gündür 2.300 dolarla 2.360 dolar arasında giden gelen bir ons altın var. Çarşamba günü ABD’nin TÜFE rakamları kırılımı belirleyebilir. 2.300’ün altına sarkma, 2.250’ye kadar bir geri çekilmeyi, 2.360 üstüne sarkma da 2.400’leri, hatta beklentilerin çok altında gelen bir enflasyon rakamı, tarihi zirvesi olan 2.431 ve daha üstünü test etmesine sebep olabilir. O nedenle altın yatırımcıları için çarşamba günü çok kritik olacak. Ben açıkçası yakın vadede kötü bir yere geliyor olsa da altında belli desteklerde tutunma, yatay konsolidasyon beklerim. Çok güçlü düşüşlerin olduğu bir süreç beklemiyorum. Yatay mı gideceğiz yoksa daha yükseliş trendi biraz daha güçlü mü olur? Çarşamba günü kısa vade için belirleyici olacak.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ VE EKONOMİ GAZETESİ YAZARI PROF. DR. BURAK ARZOVA

Kamunun yapacağı zamların, hedeflenen enflasyonla uyumlu olması gerekir

Kamu tasarrufunu çok uzun zamandan beri konuşuyoruz. Merkez Bankası toplantısında da Başkan Fatih Karahan’a kamudan yapılması gereken destekler sorulduğunda maliye politikalarının desteği gerektiğini söylemişti. Ayrıca yönetilen ve yönlendirilen fiyatların hedeflenen enflasyonla ya da tahmin edilen enflasyonla uyumlu gerçekleşmesi konusu gündeme getirilmişti. Özellikle kamu tarafından yapılacak olan zamlar konusu çok önemli. Eğer bir ülkede enflasyonla mücadele politikası uygulanıyorsa, o ülkedeki kamunun yapacağı artışların, hedeflenen enflasyonla uyumlu olması gerekir. Aksi takdirde özel sektöre çok ciddi bir alan açılır kapı açılır. Özel sektör bunu kendine bir referans alarak, hatta bunun da üzerinde fiyatlama yapar. Nitekim öyle olduğunu gördük. Sanıyorum bu yanlış Merkez Bankası’nı rahatsız ediyor ve muhtemelen yeni fiyat artışları bekleniyor. Bu fiyat artışlarının da en azından yıl sonu enflasyon beklentisiyle uyumlu bir şekilde yapılması konusunda bir istişare olduğunu sanıyorum. Tabii bu benim çıkarımım. Bilemiyoruz ne olduğunu, ne bittiğini.

Yabancı girişi var, ama bebek adımlarıyla

İşin diğer tarafında kamu tasarrufları konusu var. Sanıyorum ki enflasyonla mücadele programı düşünülürken kamu tasarrufu hiç düşünülmüş bir alan değildi. Şöyle düşünüldü bence: “Mehmet Şimşek göreve gelecek. Yurtdışında çok tanınmış biri. Biz Ortodoks politikalara tekrar geri dönersek sıkılaşmayı sağlarız. Bu sıkılaşma sağlanınca Mehmet Şimşek'in de bu ekibin içerisinde yer alması ve yabancı yatırımcının onun ismine duyacağı güvenle Türkiye'ye paralara akar. Körfez’i de biz hallederiz. Böylece bu süreçten çok da fazla yara almadan çıkaruz. Yapmış olduğumuz o yanlış politikaları bu şekilde temizleriz ve tekrar düzlüğe çıkarız.” Fakat yabancı ülkelerden para akışı beklendiği ölçüde gerçekleşmedi. Körfez konusu da çok muammada kaldı. Oradan hemen hemen hiçbir şey gelmedi. Diğer taraftan yabancı yatırımcılar, yapılan faiz artışlarını ya da Ortodoks politikalara geri dönüşü takdir ettiklerini söylediler. Zaten not artışları da geldi. Ama halen yabancı girişinde beklenen ölçüde iyileşme sağlanamadı. Yabancı girişi var ama bebek adımlarıyla. Bunun en önemli sebeplerinden bir tanesi hem içeride hem de dışarıda enflasyonun kontrol edileceğine ilişkin bir kanaatin olmaması. Genel kanı şudur. Böyle öğrendik, böyle biliyoruz: Tasarruf kamuda başlar ama halkına “tasarruf et” diyen kamu, anormal harcamalar içerisinde olunca bu sefer kimse bir tasarruf girişiminde bulunmuyor.

Tasarrufu yanlış yerlerde arıyoruz

Şimdi getirilecek olan önlemlerle anladığımız kadarıyla 100 milyar TL'lik tasarruf öngörülüyor. Bu devede kulak gibi gözüküyor. Oysa o kadar tasarruf edilecek alan var ki... 2 tane bütçe var Türkiye'de. Bir tanesi normal, hepimizin bildiği bütçe. Öbürü de bütçe dışı harcamalar. Yani bu müteahhitlere ödenen tutarlar, garantili köprü, yol geçişleri gibi kamu özel iş birliği projeleri bu grupta. Bunların tutarlarının ne olduğunu çok da göremiyoruz. Dolayısıyla oradan yapılacak olan tasarruflar bence en büyük tasarruflardan bir tanesi. Yani madem ki fedakarlık gerekiyor müteahhitlerle oturulup konuşulur. Belli bir çerçevede tasarruf edilebilecek alanlar ortaya çıkar diye düşünüyorum. Bu çok zor değil. Bir kamuoyu baskısı da belki üzerlerine salınır.

Diğer taraftan baktığımız zaman kocaman havaalanı yaptık ama bunun vergilerini çok uzun zamana öteledik. Enflasyon Türkiye'de geçtiğimiz yıl yüzde 85’ti resmi rakamlara göre. Bizim hissettiğimiz yüzde 100’ün üzerinde. Ötelenen bu vergi tahsil edildiğinde zaten enflasyonla erimiş olmayacak mı? Onun için tasarrufu yanlış yerlerde arıyoruz. Şimdi bu 100 milyarlık tasarruf göz boyama işlerde yapılacak gibi geliyor bana. içişleri Bakanı geçen gün “Kendimden ve bakan yardımcılarından koruma azaltacağız” açıkalaması yaptı. “Daha az araba kullanacağız” denildi. Tamam da bunlar tasarruf falan değil.

Öte yandan belediyelere yüklenen önlemler var. Bu konuda da şöyle düşünüyorum: “Zaten büyük şehirleri de kaybettik. Elimizde büyük şehir de pek kalmadı. Biz bunları iş yapamaz hale getirelim. Bunu da tsarrufa yedirelim” mantığı var gibi geliyor. “Önümüzdeki 4 yılda halk memnun olmazsa buradan da bir fayda sağlayabilirim” diye düşünülürse bu bambaşka şekilde geri döner. Yani tabiri caizse halk bunları yemiyor artık. Onun için eğer bir tasarruf yapılacaksa her kademede yapılması lazım. Vergi istisnası sağlanan kişilerden de istisna sağlanmasın. Yani belki belediyelerin yapacağı tasarruftan daha fazlası o sağlanan vergi istisnalarında var. Yani bu çok tartışma götürür bir yere doğru gidebilir bence.