Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu: Talep nerede duracaksa, faiz o seviyeye gelmeli

Nasıl Bir Ekonomi TV’de yayınlanan Ekonomi Masası’nda fahiş fiyat konusunda çözüm önerisini dile getiren Topkapı Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve EKONOMİ Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, “Fiyatlama davranışlarına neden olan faktörleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Faiz, talebi durduracak noktaya çıkarılmalı” dedi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME
Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu: Talep nerede duracaksa, faiz o seviyeye gelmeli

 

Ekonomi Masası’nın bugünkü konukları ALB Yatırım Başekonomisti Doç. Dr. Filiz Eryılmaz, Topkapı Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve EKONOMİ Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ve altın ve para piyasaları uzmanı Mehmet Ali Yıldırımtürk oldu. EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve gazeteci Berfin Çıpa’nın sorularını yanıtlayan uzmanlar, Merkez Bankası’nın Perşembe günü açıklayacağı faiz kararı beklentilerini, altın piyasası ve borsayı değerlendirdi. Önemli başlıklardan biri de hafta sonu boykotla gündeme gelen fahiş fiyatlar oldu. Konuyla ilgili konuşan Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, fahiş fiyat sarmalına dikkat çekerek, para ve maliye politikasında atılması gereken adımları açıkladı.

DOÇ. DR. FİLİZ ERYILMAZ - ALB YATIRIM BAŞEKONOMİSTİ

Faiz artışı beklemiyorum, artarsa da sürpriz olmaz

Makro ekonomi ajandasında bugün Nisan ayına ilişkin Tüketici Güveni var. Çarşamba günü reel kesim tüketici güveni ve kapasite kullanım oranını karşılıyor olacağız.  Yılın ikinci çeyreğinde ekonomik büyümede güçlü bir yavaşlama bekleniyor. Bu verilerde yavaşlamanın öncü sinyallerini  alacak mıyız? Bunu takip edeceğiz. Tabii ki gözler perşembe günü Merkez Bankası faiz kararında olacak. Ben bu ay faiz artışı yapacağını düşünmüyorum. Faizi sabit tutarak yine şahin bir metinle yola devam edeceğini öngörüyorum. Faiz artırımına açık kapı bırakan iletişimiyle yola devam edeceği kanaatindeyim. Özellikle geçtiğimiz hafta Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın ABD’de yaptığı konuşmada, “Biz parasal döngünün artık sonundayız. Bundan sonra likidite yönetiminin zirvesinde olacağız” sözleri, sözel iletişimde önemli bir ipucuydu. Gerçi sonrasında sayın Karahan’ın bu ipucunu “Bir miktar daha fazla artışını her an yapabiliriz” diyerek değiştirmiş olsa da ben sabit tutacağını düşünüyorum. Temel gerekçem şu: Merkez Bankası aylık enflasyon eğilimine bakıyor. Son gelen mart ayı enflasyonuna baktığımızda beklentiye paralel olduğunu nitelendirdi ekonomi yönetimi. Birinci neden bu. İkinci neden şu: 500 baz puanlık artışın arkasında seçim öncesi dönemde kurdaki güçlü hareket vardı. Burada da şu an stabil bir hareket olduğu için “Şu an bekle ve gör” anlayışıyla hareket edeceği kanaatindeyim.

Fakat piyasa beklentilerine baktığımda her ne kadar hakim beklenti faizin sabit tutulacağı yönünde olsa da faiz artışı yapacağını düşünen bir kesim de var ve sayısı hiç de az değil. Bu kesimin temel gerekçesi şu: Geçtiğimiz hafta Dünya Bankası toplantılarında hem Merkez Bankası Başkanı Harahan’ın hem de Bakan Mehmet Şimşek’in “Biz güçlü adımlar atıyoruz ama. Enflasyon beklentilerinde geri çekilme göremiyoruz. İktisadi ajanları yeterince ikna edemiyoruz” şeklinde serzenişleri vardı. Tam da buna paralel cuma günü açıklanan piyasa katılımcıları anketine de baktığımızda hem yıl sonu hem 12 ay sonrası hem 24 ay sonrasına ilişkin enflasyon  beklentilerindeki geri çekilmenin, 500 baz puanlık faiz artışına rağmen oldukça yavaş olduğunu görüyoruz. Hatta “Yıl sonu beklentisi neredeyse hiç değişmedi” dersek yanlış olmaz. Şimdi bu cepheden baktığımızda, “Merkez Bankası yine piyasayı şaşırtmak ve enflasyon beklentilerini hızlı kırmak adına bir faiz artışı yapabilir” diyen bir kesim var. Haliyle bir faiz artışı da gelirse bu açıdan benim için çok sürpriz olmayacaktır.

Yabancı, iyi haberlerle borsaya geliyor

Borsa tarafına baktığımızda geçen hafta haftanın ilk 4 günü satış vardı. Satışın iki sebebi vardı. Birincisi şu: Swap tarafına baktığımda 25 baz puanlık bir indirim fiyatlanıyor. Eylül’de 25 baz puan indirim yapar Fed ve ardım indirim yapmaz beklentisi fiyatlanıyor.  Birinci etkenin bu olduğu kanaatindeyim ki daha önemli etkinin de bu olduğunu düşünüyorum. İran-Şsrail gerilimi her ne kadar küresel tarafta güçlü fiyatlanmıyorsa da bir miktar baskı getirdiği kanaatindeyim. Cuma günü İsrail'in misilleme haberiyle birlikte endeks, bizim çok güçlü destek olarak nitelendirdiğimiz 9.450’nin altına indi ve 9.421’i gördü. Fakat sonrasında endeks 2 nedenle toparladı. İsrail'in misillemesini İran çok önemsemedi ve dolayısıyla “Misillemeye cevap vermeyecek” olarak nitelendirildi. Daha da önemlisi şu. Cuma günü saat 15:00’te Fitch’in 24 Nisan'da Türkiye paneli yapacağına ilişkin bir haber akışı geldi. Dolayısıyla yabancı fonlara 3 martta yaptığı kredi not artışının Türkiye'deki banka dışı kurumlara nasıl yansıdığına dair sunum yapacağı haberi geldi. Borsada yakın vadede yeni normaldeyiz. Bir iyi, bir kötü haber var. Kötü haber faizlerin yüksek seviyelerde olması ve ekonomik büyümenin yavaşlayacak olması. İyi haber de yabancının geleceği beklentisi.  İyi haberin, kötü haberin etkilerini bastırmasıyla bayramdan önceki süreçte yabancı girişini gördük. Ben biraz tedirgindim. Özellikle “Amerika'da havanın bozması, İsrail-İran gerilimi yakın vadede ‘yabancı güçlü gelir’ beklentisini öteler mi? sorusu vardı. Fitch haberiyle yeniden gördük ki yabancı alımı iyi haberlerle birlikte güçlenebiliyor. Yabancılar son 3,5 haftada 1,2 milyar dolarlık alım yaptı. Ağırlıklı aldıkları hisseler bankalar ve sigortalar tarafında. Bankalar tarafında mart ayından bu yana  yüzde 31,8’lik yükseliş var. Dolayısıyla yabancılar bankalar, holdingler ve sigortalar öncülüğünde geliyor. Ama “Bankalar bugüne kadar önden gitti. Bundan sonraki süreçte diğer sektörlere yönelme olur mu?” tartışmaları var. Yabancı alımlarına baktığımız zaman ilgili hissenin ucuz veya pahalı olup olmadığına çok bakmadığını, likit tarafa giriş yaptığını görüyoruz. “Bankalar piyasa çarpanları açısından yeterince belli noktalara geldi. Yabancı geldiğinde bankaları almaz” demek çok yanlış olmaz. Ama şu uyarıyı da yapmak gerekiyor. Bankalar tarafındaki hızlı yükseliş gereği özellikle yeni pozisyon alacak yatırımcıların daha temkinli olmasında  fayda var. Bu arada nisan sonu itibariyle de 2024 yılı çeyrek bilançoları gelecek. Dolayısıyla “Orada sürpriz gelişmeler olacak mı? Bir önceki çeyreğe göre kötüleşme olacak mı?” Burayı takip edeceğiz. Dolayısıyla bilançolarda kâr satışları için bir bahane olabilir.

TOPKAPI ÜNİVERSİTESİ REKTÖR YARDIMCISI VE EKONOMİ GAZETESİ YAZARI PROF. DR. ERHAN ASLANOĞLU:

Faiz artışı, maliyet kaynaklı fiyat geçişkenliğini önler

Fahiş fiyat konusunda bir sorun varsa bunun nedenine doğru gitmekte fayda var. Türkiye'de fiyatlama davranışları son derece değişti. Maliyetlerin fiyatlara geçişkenliği son derece arttı, bu döngü yuvarlanarak gitti ve bugüne kadar da geldi. Son dönemde izlediğimiz şekilde, “Fahiş fiyat var. Buna karşı aksiyon alınabilir. Farklı vesilelerle bu boykot edilebilir” deniliyor ama bu fiyatlama davranışlarına neden olan faktörleri ortadan kaldırmak gerekiyor. “Ya da bu güveni vermek gerekiyor” diye düşünüyorum. Geçen hafta finansal yatırım araçlarının reel getirileri yayınlandı. 1 aylık, 3 aylık, 6 aylık, 1 yıllık bakalım. Hiçbirinde TL reel olarak bir kazanç sağlayamamış, Bir yıllık da açık çok daha fazla. Süre yaklaştıkça biraz azalıyor ama hep negatif. Altın, borsa, dolar, Euro gibi farklı araçlar bu getiriyi sağlamış. Yani TL’yi tutmak yerine “ya tüketelim ya da farklı araçlarla tasarruf edelim” doğrultusunda hareket edilmiş.

Kamuda tasarruf için somut adımlar atılmalı

Bu, içeride talebi belli bir oranda canlı tuttukça, ‘alternatif araçların fiyatı yukarı gidecek, talep oldukça enflasyon artacak’ beklentisi nedeniyle bu sarmalın içine girdik. Dolayısıyla hızla güven vermek gerekiyor. Neden firmalar bu kadar yüksek kar marjlı fiyatlama yapma cesaretini gösterebiliyor? Talep var ve değişmeyen beklentiler var. Bu tarafa odaklanmak lazım. Bu açıdan talebi ne kesecekse, hangi faiz oranı kesecekse, vatandaşın algıladığı enflasyonu da dikkate alarak oraya kadar çıkmak gerekiyor. Faiz artışı bir noktada talebi keser, tüketimi durdurur. Yavaş yavaş bunun sinyallerini almaya başlıyoruz. Zaten talep azaldıktan sonra ister yeme-içme sektörü olsun, ister diğer sektörler olsun, kur arttığı zaman veya diğer unsurlar arttığı zaman fiyatlara geçişkenlik bu kadar rahat ve kolay sağlanamayacak, zaten istemeyecekler. Çünkü onlar da “Talep düşüyor. Enflasyon düşecek. Bu şartlarda ücretler, kurlar buna göre kendini ayarlayacak” diye düşünecekler. O nedenle para politikasında aktarım mekanizmasının tam güçlü olduğu noktaya kadar gitmemiz gerekiyor. Burada önemli bir noktaya geldik. Mevduat faizlerinde bunun sinyallerini net bir şekilde alıyoruz. Tasarruf eğilimi artıyor gibi görünüyor. Geçen hafta gelen bazı endeksler tüketici güven endeksinin öne rakamları bunu göstermeye başladı. Ama yetmiyorsa nerede yetecek ise oraya kadar gitmek lazım. Para politikasını esnek bırakmak, ucunu kapatmamak lazım. Maliye politikasında da güveni sağlamak gerekiyor. Özellikle kamudan beklenen tasarrufun göstermelik değil, somut ve kalıcı olarak başlaması, gelir tarafında kayıt dışıyla mücadele gibi adımların atılması önemli. Esas sorun burada. Bunu değiştirmedikçe fahiş fiyat artış oranı 3 olmaz 2,5 olur ama yine de olur. Hayatın bir akışı var. Herkes kendi fiyatını artırmaya çalışır ve biz bu döngüden birden çıkamayız.

Bu hafta Merkez Bankası’nın faiz kararı olacak. Gelen sinyaller faiz artırımı yapmayacağı, daha çok likidite önlemlerine yöneleceği, bunu artıracağı yönünde oldu. Ama Merkez Bankası daha önce de bu beklentiler varken faiz artırmıştı. Artırırsa bence sürpriz olmaz. Bunun şartları şu anda var. Yani şu andaki  enflasyon dinamikleri ya da enflasyon beklentilerine  baktığımızda faizi artırma ihtiyacı duyabilir. Teknik olarak belki buna ihtiyaç yok. Faiz oldukça yükseldi. Koridor kanalıyla da mevduat faizlerine belli bir oranda etki gösteriyor. 50-55 minimumlar, 60 üstü rakamlar, bunun bileşiğinin 70 üstüne çıkması önemli rakamlar. Ama bir miktar daha sıkılaşma ihtiyacı sanki var gibi görünüyor ve bu yapılacaksa da bir an önce yapılması gerekiyor. Bu açıdan faiz artışı sürpriz olmaz benim açımdan da. Olursa da iyi olur. Ama gelen sinyaller artmama olasılığını daha fazla gösteriyor.

MEHMET ALİ YILDIRIMTÜRK - ALTIN VE PARA PİYASALARI UZMANI

Darphane, piyasaya altın sürerek fiyatı dengeledi

Geçen hafta Ekonomi Masası’nda da dile getirdiğimiz altın üretiminin artırılması talebimiz  gerekli mercilere göre ulaşmış olmalı ki bunun etkilerini gördük. 1 kilogram Cumhuriyet altını piyasadn alınmak istendiğinde 6.000 dolar fark verilmesi gerekiyordu. Şimdi bu farkın 250-300 dolara kadar indiğini gözlüyoruz. Çeyrek altın için de 5.000 dolar fark verilmesi gerekiyordu. Orada 150-200 dolara kadar geldi. Esas olması gereken 50 dolar seviyesi. Darphane devreye girdi ve elindeki stoklardan vermeye başladı. Bundan dolayı da piyasada bir rahatlama söz konusu oldu. Talep de düşmedi, devam etti. Ama arz cephesi genişleyince fiyatlar biraz daha istikrarlı hale geldi. Vatandaş da pahalı altın almak yerine şimdi daha makul fiyatlardan almaya başladı. Bununla birlikte altın ithalatına getirilen kota nedeniyle dış piyalasr ile iç piyasa arasındaki farkın kilogram bazında 4000 dolar olduğunu görüyoruz. Bunun dışında piyasalarda biraz daha fiyat dengelenmesi olmaya başladı. Demek ki üretimi artırınca bu olabiliyormuş. Darphanenin piyasaya altın arzı, düğün mevsimine yaklaşmaya başladığımız aylar olması nedeniyle önemli.

Altın yatırımcısı faize değil jeopolitik konjonktüre bakmaya başladı

Altında artık konjonktür veya senaryolar değişmeye başladı. Fed’in haziranda faiz indirimi yapmayacağı hatta faiz artırımı gelebileceği sözlerinin daha önce altında sert düşüşler oluşturduğunu görmüştük. Ama bu sefer altın yatırımcısı faiz haberlerine biraz daha kulağını tıkamış gibi görünüyor. Bunun dışında Orta Doğu'da İran-İsrail gerilimi, Avrupa’da Ukrayna-Rusya Savaşı, Uzak Doğu’da Tayvan-Çin arasındaki gelişmeler nasıl olacak? Derinde de Amerika'yla Çin arasındaki ticaret savaşının eğilimi nasıl olacak? Bunlar daha çok dikkate alınıyor ve bu altın fiyatına yansımaya başladı. Dolayısıyla daha önce özellikle 3. çeyreğin sonunda örneğin ağustos- eylül aylarında biz 2.400 dolar/ons seviyelerinin konuşurken şimdi 2.700 dolar seviyesini konuşmaya başladık. Dolayısıyla Fed veya Avrupa Merkez Bankası faiz indirse de indirmese de şu anda bu fiyatlara yansımış durumda. Çok da önemli görmüyor faiz kararı. Ama önemli olan özellikle Orta Doğu'daki jeopolitik gerginliklerin petrol fiyatına yansıması ve bununla da şekilleniyor olması dikkati çekiyor. Petrol fiyatları yükselince enerjide de fiyat artışları oluyor ve enflasyon da bundan besleniyor. Bu da dikkate alınıyor. Dolayısıyla bundan tabii ki hızlı yükselişler büyük düzeltme getirecek. Biz özellikle 2.100-2.200 dolar/ons seviyelerinden bunu bekliyorduk. Fakat 2.200 geçilince artık aralara gelmesi zor görünüyor. Bugün biraz düzeltme var. Mesela geçen hafta 2.417 doları görmüştük altının onsunda. Ama bugün itibariyle 2.365-2.367 dolar seviyelerini görüyorum. Bu düzeltme hafta sonunda herhangi bir çatışmanın olmamasından kaynaklanıyor ama hafta içinde başka bir açıklama gelir mi? Jeopolitik gerginlikler bundan sonra daha da gündemimizde olacak. Üstüne üstlük bir de ABD’de seçim var kasım ayında. Bu sürecin de önemli olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla altında düzeltme hareketi olsa da 2.700 dolara doğru tırmanması söz konusu olabilir.

İçeride ise dolar/TL’nin çarpan etkisi önemli ama dış piyasa hareketi daha önemli olacak. Hafta sonu itibariyle 2.610 TL seviyesinden işlem gören altının bugün de aynı seviyelerde olacağı görüntüsü var. Diğer taraftan dış piyasa fiyatında gerileme olsa bile içerde çok fazla bir gerileme olduğunu hissedemiyoruz. Çünkü hâlâ ekonomiyle ilgili beklentilerin olumlu bir yansımasını göremiyoruz vatandaşta. Jeopolitik gerginlikler de vatandaşı tedirgin ediyor. Yani altını çizmek gerekiyor. Ekonomiye güvenin arttığı süreci andık. Enflasyonda düşüş beklendiğinde içerideki ve dışarıdaki fiyat farkı bir miktar azalabilir ama bunu şu anda konuşmak pek mümkün değil gibi görünüyor. Dolayısıyla dış piyasada altın fiyatı arttıkça içeride de artış devam edecek. Dış piyasada gerileme olsa da içeride daha sınırlı gerileme söz konusu olabilir. Benim beklentim 2.650 TL seviyeleri geçilirse kısa sürede 2.750 TL seviyelerini görebiliriz.