Dekorasyonla “cama can katanların” hikâyesi

Rüştü BOZKURT
Rüştü BOZKURT BUZDAĞININ DİBİ

Hikâyeye bir yerde ortaksanız, bildikleriniz ilginizi yoğunlaştırır. Benim gibi babanızdan, “topraklara ve kurumlara küsülmez” öğüdü almış, ayrıca çeyrek yüzyıl iş ve aşınızın kaynağı olan ve cam üreten kuruma saygı duyan biriyseniz, söz konusu “cam” olunca zihniniz çok değişik okyanuslarda sörf yapmaya başlar.

Bugün size bir “cam işleme hikâyesi” anlatmak, Paşabahçe’de İncirköy sırtlarından başlayarak Kurtköy ’da büyük bir iş yerine dönüşen cam işleme tesisinde Ahmet Çığır Şahin, kız kardeşi Çağla Şahin’ in hikâyesinde bir kesit paylaşmak istiyorum.

İhracatını 35 ülkeye yapıyor

Bugün DECORIUM markası 40 yaşını doldurmuş durumda. Ortadoğu’da, Balkanlar’da, Kafkaslar’da 35 ülkeye işlenmiş cam satışı yapıyor. Geleneksel ve standart tasarımlar yanında, koleksiyonlarına sürekli yeni tasarımlar ekleyerek, emek yoğun bu geleneksel sevda işini sürdürüyor.

Hikâyenin bundan sonrası, Ahmet Çığır Şahin ve kardeşi Çağla Şahin’in hikâyesi.

İtalya’da Morano, İsveç’de Kosta, Boda ve Orrofors’de cam işleme hikayesini anlatarak Şahin kardeşlere soruyorum: Dünyanın en ileri teknolojilerini devreye sokarak yaşamaya çalışan cam işleme tesislerinde ciddi sorunlar yaşandı. Siz, hangi gücünüzle bu işi sürdürme düşü kurabiliyorsunuz?

Ahmet Çığır Şahin kendine inancını yitirmemiş olarak özgüvenle anlatıyor: “Hammadde zorlukları yaşadığımızı inkâr edemeyiz. Tedarik zincirinde sorunlarla karşılaşmadığımızı söylersek kendimizi kandırmış oluruz. Bu iş usta -çıraklık metoduna dayalı uzun soluklu sevda gerektiren bir iş. İşgücü bulmada da sorunlarımız var. Bir de sektöre giriş kolay, bizden ayrılarak işyerini açmış 50’nin üzerinde atölye sahibi var. Ama, iyi bildiğimiz, sevda haline getirdiğimiz iş bu. Umudumuz diri, inancımız güçlü, biz bu işi sürdürmeye kararlıyız.” Kardeşi Çağla ekliyor: "Gelecek 10 yılda şartların zorlaşacağı sır değil, ama biz inanıyoruz ki bu iş ölmeyecek. Bizim durumuzda olan, birikimini koruyan iş yerlerinin daha birkaç on yıl daha var olacaklarını, varlıklarını sürdüreceklerini düşünüyor; düşünmenin ötesinde inanıyoruz."

Vizyonun bileşenleri

Vizyon iki bileşenden oluşur: Biri, vazgeçilmez bir ideal sahip olmaktır, diğeri de yaratmak istenen hedefe odaklanmak. Bu iki konuda Şahin kardeşlerin kararlı görünümlerinden etkileniyorum.

Ahmet Bey’e, “ Bu işin en parlak dönemi hangisiydi?” sorusunu yöneltiyorum: “Hiç kuşkusuz 1990-2000 yılları arasıydı” diyor. Sonra sözlerini sürdürüyor: “Biz sürekli eğitim yaparak yetiştirdiğimiz insanlarla 50’nin üzerinde atölyenin kurulmasına yol açmışız. Bugün cam dekorlamasında fabrika ölçeğinde örgütlenmiş başkası yok. Bu konumumuzu ileriye taşımak istiyoruz!

Ahmet Çağrı ve Çağla kardeşler sadece cam dekorasyonuyla sınırlı iş yapmıyor. Cam tezyinatında- süsleme- kullanılan boyaların üretimini de yapıyorlar. Su bazlı boyalarda, organik boyalarda iddialı hedefleri var.

İki kardeşin birbirini bütünleyen karakterde olduklarını gözlemliyorum: Biri atak, öteki diğerini dengeleyen iki kardeş ve ortak. Bir de açık sözlü olmaları hoşuma gidiyor. Bizim ülkemizde “her şey iyi, her şey güzel” diyen ve onun dediklerini aynen yazanları seven yaygın bir iş insanı yanı var. İş yaşamının “tornistansiz gemi” olmadığı bilincine bir türlü varamayanlar sayısı hiç de az değil. Şahin kardeşlerde bu noktada bir “farklılık” gözledim: “Biz geçmişin işgücü birikimini yediğimizin farkındayız. Meslek okullarından işgücü arzı sağlanmasından umudu kestik. Kendi ölçeklerimizde çözümler üretiyoruz. İki kardeş beğenilerimiz yakın, ayrılıklarımız da bizde düşünce ve fikir zenginliğinin kaynağı. Sektörümüzde hızlı kapanışları yakından izliyoruz. Batı’da da bazı oyuncuların piyasadan çekildiği bilinen bir gerçek. Biz, en uygun markayı bulursak satın almayı bile planlıyoruz Ama öncelikle kendi yarattığımız markayı sonuna kadar yaymak ve geliştirmek isteğimizi canlı ve diri tutuyoruz,” diyorlar hiçbir kompleksin gölgesini zihinlerine düşünmeden.

Sektörde maliyetler çok kaba bir hesaplamayla yüzde 40’ini işgücü ücreti oluşturuyor. Enerji giderleri yüzde 20’nin altında. Geri kalanı hammadde, malzeme ve genel giderlerden oluşuyor.

Ahmet Çığır ve Çağla Şahin kardeşlerin zor bir alanda savaş verdikleri sır değil. Zorlukları bilerek kendi markalarını koruyarak ilerlemeyi planlıyorlar. Küresel ölçekte bölgesel tercihleri ve beğenileri yakından izleyerek piyasaya ürün sunuyorlar. “Çin faktörünü”, süsleme ve el imalatında dikkate alıyorlar. Körfez ülkelerinin “altın varak” tercihlerini de değerlendiriyorlar. ABD’de “klasik ürünler” talebini karşılamak için zihni hazırlıkları ve uygulamaları var.

Şam’dan Beykoz Paşabahçe’ye gelen cam üretim geleneğinin son kahramanlarından söz ettim size… Cam işleme konusunda ülke ölçeğinde bir strateji ve destek sisteminin olmadığını söyleyebilirim. Bu çok niş alanda son sözleri almak istiyorum. Önce, Çağla Şahin diyor ki, “Cam kültürünü devam ettirme konusunda kendimizi zorunlu sayıyoruz. Bu işi bir sonraki nesle taşımak için kendimizi ve işimizi sürekli yenilemek zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Ürün çeşitlendirmek, koleksiyonları güncel tutmak, çok fazla düşünmek ve emek sarf etmek zorundayız.” Noktayı Ahmet Çığır Şahin koyuyor: “Camın geleceğine inanıyoruz. Camın olduğu yerde yaşam, yaşamın olduğu yerde bizim markamız var. Bizim ki bir hayal, ama ayakları boşlukta değil, yerde olan bir hayal. Bu geleneği sürdürmek için kendimizi sorumlu hissediyoruz. Bu konunun ülke-odağından yararlarını dikkate alan bütünsel stratejisi, uygun bir destek sistemi olursa, ülkemizin zenginleşmesinin gölüne bir damla da biz katarız!.”

Haydi, kolaylıklar olsun… İşiniz rast gelsin… Bereketi artsın…

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar