Bayram dönemi ekonomi için şans

Ekonomist Ali Ağaoğlu ve gazeteci Hakan Güldağ, haftanın sohbetinde seçim sonrası oluşan tabloyu ve piyasalara etkilerini tartıştı. İkili, sonuçların iç ve dış piyasalarda rahatlama yarattığına işaret etti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Güldağ: Önümüzdeki dönemde tarihçilerin üzerinde duracakları önemli bir seçim yaşadık. Yerel seçimler olmasına karşın, hem iktidar hem muhalefetin geleceğini belirleyen bir seçim oldu. Hiç şüphesiz bu sonuçta, ciddi bir hayat pahalılığı sorununa dönüşmüş olan enflasyon ve dolayısıyla ekonominin rolü büyük.           

Ağaoğlu: Bu sonuçlardan herkesin çıkaracağı birtakım dersler var. Sadece AK Parti değil. İyi Parti'nin de, DEM'in de diğer partilerin de... Yeniden Refah Partisi'nin mesela önemli bir oya ulaşıp üçüncü parti olması da önemli sonuçlar içeriyor.        

Güldağ: Siyasi ve kültürel etkileri de göz ardı etmemek gerekir mutlaka ancak bu seçimde altı çizilecek biçimde ekonomi öne çıktı. Şu sıralar maaşlarından başka bir şey konuşmayı adeta reddeden emekliler, kent yoksulları, sadece ekonomik olarak değil, moral olarak da çökme emareleri gösteren orta sınıf...        

Ağaoğlu: Rahmetli Demirel'in 'Tencerenin götürmeyeceğı iktidar yoktur' sözü bu seçimde de karşılık bulmuş görünüyor. Ekonomik olarak zorlanan kesimler mesaj verme ihtiyacını bu seçimle gidermiş oldu.         

Güldağ: Mesaj boyutunu aşmış görünüyor, daha çok bir ihtar gibi...       

Ağaoğlu: Evet, bir sarı kart gösterme durumu var doğrusu...        

Güldağ: Ekonomi boyutunda sadece geçim meselesi de değil , gayri safi yurt içi hasılada yüzde 30'un üstünde paya sahip İstanbul'un el değiştirip değiştirmeyeceği meselesi önemliydi. Şimdi Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde CHP'nin çoğunluğu da almasıyla bir avantaj yakaladı. Aynı şekilde GSYH'nın yüzde 9'undan fazlasını oluşturan Ankara'nın yönetimi de rakibine göre bir kat daha fazla oy alan Mansur Yavaş'ta kaldı.         

Ağaoğlu: Sadece Ankara, İstanbul, İzmir değil, diğer birçok büyük kentte de beklenmeyen bir şekilde CHP yarışı önde bitirdi.        

Güldağ: Dip dalga geldi diyebiliriz. O pek de tahmin edilemen dip dalga ile CHP'nin elde ettiği belediyeler, Türkiye'de il nüfusu içindeki payı bakımından yüzde 62'ye yükseldi. AK Parti yüzde 22,5'ta kaldı. Keza GSYH içinde CHP'li belediyelerin payı yüzde 73'ü aşıyor. Bu illerin mevduat içindeki payı ise yüzde 85'e dayanıyor. Rakamlara bakıp, gazetemizde "Ekonomi yoğunluğu muhalefete geçti" başlığı attık .      

Ağaoğlu: CHP net bir şekilde kazandı. Diğer taraftan küskün bir AK Partili grubun da seçim sandığına gitmediğini görmek gerekir. Belli ki oy vermek istemediler. Katılıma baktığınızda yüzde 77 civarında. Önceki seçimlere göre daha düşük.

Güldağ: CHP'yi ödüllendirmekten çok, AK Parti cezalandırıldı bu seçimde dersen katılırım.       

Ağaoğlu: Başarıyı küçümsemek için değil. Ancak CHP'nin çok büyük bir başarısı gibi görünmekle birlikte, hassas analizlere ihtiyaç duyan bir durum var ortada. CHP'nin de bunu müthiş bir zafer olarak görmekten öte iyi değerlendirerek, alçakgönüllü bir stratejiyle yola devam etmesinde fayda var memleket açısından.         

Güldağ: Erken seçim tartışması bazında öyle de yaptılar zaten. AK Parti sözcüsü Ömer Çelik de, "Erken seçim çağrısının mantığı yok, reformlar gündemde" diyor. Erken seçim gündemden hemen düştü.      

Ağaoğlu: Bir Bursa, bir Antalya bu iller de ders çıkarmak için önemli ama Adıyaman, Kütahya, Afyon bunlar çok önemli değişimler. İhtar için hemen herkesin bir araya gelip adres olarak gösterdiği CHP tek başına kendi ideolojisi ve savunusu ile bu oyu aldı demek zor.         

Güldağ: Böyle umut veren hasletleri var bu ülkede yaşayanların...          

Ağaoğlu: Ben de doğrusu seçmenin ferasetine inananlardanım. Bu bir. Bankacılık tecrübelerimden bana kalan derslerden biri de derli toplu bir mesaj verirseniz bunu algılıyor halk. Seçimi hakikaten çok uzun uzun analiz etmek mümkün.          

Güldağ: Peki, bu sonuçlar ekonomiyi nasıl etkiler, neler olur tarafını biraz tartışacak olursak, programın aynen devam edeceği görülüyor. Bakan Şimşek ve ekibi görevi başında devam ediyor. Merkez Bankası da reeskont ve avans kredilerinde faizi 750 baz puan artırarak 'ben buradayım' dedi. İmamoğlu'nun sloganını ekonomi yönetimine uyarlarsak, 'Program tam yol ileri'...               

Ağaoğlu: Sayın Şimşek'in mesajını da, Sayın Cumhurbaşkanı'nın mesajını da önemli görüyorum. Neden dersek, AK Parti'nin çok büyük ihtimalle, 'biz, uyguladığımız ekonomik politikanın bazı sonuçları olacağını ve bunların da sandığa yansıyacağını öngörüyorduk ama buna rağmen buna devam ettik' gibi bir söylemle karşımıza çıkma ihtimali olduğunu düşünen taraftayım.        

Güldağ: Doğruya doğru, öyle de oldu. O riski aldılar. Erdoğan gibi tecrübeli bir siyasetçinin emekli maaşlarında istenen düzeltmeyi yapmayarak risk aldığının farkında olmadığını söyleyemeyiz herhalde.           

Ağaoğlu: Evet onun bedelini de ödemiş görünüyorlar bu seçimde.        

Güldağ: Hoş başka bir plan da olmadığı için, bu planı bozacak adımlar, seçime yardımcı olmayacağı gibi işleri daha da karıştırırdı. Merkez Bankası'ndan seçim öncesi 500 baz puan artış boşuna gelmedi. Olmasaydı ne olurdu diye düşünmek de lazım. Dolar ne olurdu mesela?          

Ağaoğlu: Türkiye'nin A planı var. B, C, D, E, Z planı falan yok. O yüzden bu A planını iyi uygulamamız lazım noktasında haklısın.

Güldağ: Aynı nedenle, fazla bir taviz vermeden, hatta sıkılaşarak programa devam edileceğini düşünüyorum. B planı yok çünkü. Ve sonuçta işleri yeniden yoluna sokmak lazım ki, bir sonraki seçimde deyim yerindeyse kesenin ağzını açmak için bir zemin oluşsun. Zira programdan U dönüşü olursa işte o zaman bizi Arjantinleştirir...              

Ağaoğlu: Neyse ki oralarda değiliz. Son iki senedir dünyada muhafazakar ve daha korumacı ağırlıklı politikaları öne süren partiler birçok ülkede iktidara geldi. Veya toplumsal desteklerini artırdı. İlk defa sosyal demokrat olduğunu iddia eden bir partiye ittifak oldu toplum. Demokrasi açısından, ülkemiz açısından da iyi bir haber. Bir iş insanı ile seçim sonrası sohbet ediyorduk, 'Hapisten çıkmış gibi hissettim' dedi. Şimdi bunu da biraz abartılı bulmakla birlikte, rahatladığımız, ferahladığımız bir dönem ekonominin aktörleri açısından da önemli...              

Güldağ: Sonuçta Türkiye'de hava değişti. Bunun iyi niyetli, ülkeyi düşünen herkese faydası var. Bunu bozacak her adımın karşısında kararlılıkla durmak lazım. Kaldı ki, piyasalar da seçim sonrasında olağanüstü tepkiler vermeyerek bu havayı olumlamış oldu...          

Ağaoğlu: İlk başta borsada kafa karışıklığı çok normaldir. Kur tarafında da öyle ama biz bazı kesimlerin beklediği gibi kurlarda sıçramalar filan görmedik.             

Güldağ: Zaten biz hiç öyle kurlarda sıçrama, patlama demedik, aksine beklemeyin diye uyardık.        

Ağaoğlu: CDS tarafı görece olarak rahatladı. Türkiye'ye olan algı bence pozitif olarak etkilendi ve etkilenecektir de. Bundan sonra verilen mesajlar ve yapılacak işler de önemli. Kur tarafındaki hikayenin arkasında faizin artık Türk lirasının daha cazip olduğu bir dönemdeyiz demiştim.           

Güldağ: Tabii bazı oynaklıklar görülebilir kur tarafında da, şu ya da bu nedenle. Ama görünen o ki, TL, Merkez'in de hedefine koyduğu gibi reel olarak değer kazanacak.

Ağaoğlu: Mesela şu anda bayram nedeniyle özellikle 'bayram harçlığı' diyelim bu dönem için Türk lirasına ihtiyaç duyanlar dövizdelerse bir kısmını sattılar. Bir kısmının satışı ile kur bir ara 32'nin altına indi. Ama ben Merkez Bankası'nın çok da 32'lerin veya 31'lerin altına inmesine izin vermemesi gerektiğini ve mümkün olduğu kadar da böyle bir satış gelirse de döviz rezervlerini tekrardan güçlendirmesi gerektiğini düşünürüm.           

Güldağ: Kur çok düşer mi diye sorulmaya başlandı bu sefer.      

Ağaoğlu: Merkez'in alımları ile kurun çok aşağı gelmeyeceğini, ihracatçının durumunun kısmen de olsa dikkate alınacağını düşünüyorum. Ne kadar söylemleri itibariyle Türk Lirası dediğinde nominal sabit tuttuğunuzda, zaten faiz etkisiyle reel değerlenen bir TL'den bahsediyor olacaksınız. O yüzden Merkez Bankası'nın döviz almaya devam edeceğini düşünüyorum. Ama bundan sonra esas iş Sayın Şimşek'e düşüyor.        

Güldağ: Eğer Maliye adımları diyorsan kendisi de verdiği mesajda bunun altını çiziyor: OVP'yi güçlendirerek kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz yönündeki açıklamaları. Enflasyonu kalıcı olarak tek haneye düşürmek için sıkı para, seçici kredi, gelirler politikasına ilaveten kamuda harcama kontrolü yaparak tasarrufu ön planda tutacağız diyor.          

Ağaoğlu: Buradan sonra aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz. Eylem söylem birliği diye altını kırmızı kalemle çiziyorum. Şu ana kadar tek ayaklı para politikasıyla geldik. Bunun yanına ikinci ayak olarak da maliye politikalarını mutlaka eklemeleri lazım.          

Güldağ: Çünkü artık uygulama görülmek isteniyor. Herhalde seçim sonrasına hazırlık yapılmıştır.              

Ağaoğlu: Bayram dönemi büyük şans. Umuyor ve diliyorum ki Sayın Şimşek ve ekibi bayramda çalışacaklar. Hatta biraz fazla mesai yapacaklar. Bayramdan sonra mümkünse çok kısa zamanda bunu bizimle paylaşmaları lazım.   

Güldağ: Yoksa zaman maliyeti çok yüksek olabiliyor...             

Ağaoğlu: Hem zaman maliyeti oldu hem enflasyon beklentilerini düzeltemedik. Üstüne üstlük bir de rezerv kaybettik. Bu zaman meselesi çok kritik. Buradan itibaren Sayın Şimşek ve ekibinin maliye politikalarında önemli adımlar atmaları beklenir. Gene kendisinin söylediği gibi kamuda tasarruf en tepeden itibaren başlamalı. Külliye'de varsayalım ki bin tane danışman var, 900'ünü gözden geçirmek gerekebilir. Örnek olarak veriyorum. Hızlı ve net bir tasarruf politikası ortaya konulmalı. Beraberinde vergi tabanı ile ilgili adımlar, belki kredi kartları... Mümkün olduğu kadar bütüncül bir paketle gelmeleri de çok önemli.        

Güldağ: Gelmezse ne olur?     

Ağaoğlu: Tek ayak üzerinde faize dayalı bir enflasyonla mücadele programına şu ana kadar müthiş bir inanç oluşmadı. Öncelikle burada iyileştirmeler yapılması gerekiyor. Bayram sonrasını bekliyoruz.     

Güldağ: Ekonomide her şeyin başı güven... Herkese iyi bayramlar.