MÜSİAD/Fatih Bilal Yülek: E-ihracatımız önümüzdeki dönemde toplam ihracatın yüzde 10'una ulaşacak
MÜSİAD tarafından organize edilen dijital ekonomi buluşmalarının ikincisi MÜSİAD Ankara Şubesi ev sahipliğinde yapıldı. Buluşmada elektronik ticaret sektörüne ilişkin fırsat ve tehditler masaya yatırıldı. MÜSİAD Ankara Başkanı Fatih Bilal Yülek, “Dünya ekonomisinin yaşadığı değişime ayak uyduracak şekilde, güçlü yerli pazar yerlerimizin artık ihracat da yaptığını görüyoruz. Ticaret Bakanı Sayın Ömer Bolat’ın sunumunda belirttiği 6,5 milyar dolara çıkan e-ihracatın önümüzdeki dönemde toplam ihracatımızın %10’una ulaşacağına inanıyoruz” dedi.
Elektronik Ticaret sektörü tüm dünyada hızla büyürken, TEMU, Shein gibi pazar yerlerinin gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’deki etkisi hızla artıyor. AB ülkeleri Çinli çevrim içi sitelerden yapılan 150 avronun altındaki alışverişlere uygulanan gümrük vergisi istisnasını 2026’da kaldırmaya hazırlanırken, Türkiye’de TEMU ve Shein gibi yabancı pazar yerleri hala etkin bir şekilde çalışmaya devam ediyor. Kategori kısıtlama gibi önlemler alınsa da kalıcı çözümün, Elektronik Ticaret Kanunu’nun günümüz şartlarına uygun şekilde yenilenmesiyle olabileceğine dikkat çekiliyor.
MÜSİAD tarafından düzenlenen Dijital Ekonomi Buluşmalarının ikincisi, MÜSİAD Ankara Şubesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi ve etkinlikte dijital ekonominin getirdiği fırsatlar ile tehditler konuşuldu. MÜSİAD Ankara Başkanı Fatih Bilal Yülek ev sahipliğinde moderatörlüğünü Ekonomim Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ile Yayın Yönetmeni Vahap Munyar’ın yaptığı Dijital Ekonomi Buluşmalarına TOBB-ETÜ Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta ve çok sayıda Ankaralı iş insanı katıldı.
Dünyada yaşanan gelişmelerden zarar görmemek ve yerli pazar yerlerinin rekabet gücünü artırmak amacıyla mevcut regülasyonların gözden geçirilmesi gerektiğinin vurgulandığı toplantıda, her ay dış ticaret açığına neden olan ve üretim ile istihdam kayıplarını artıran yabancı pazar yerlerine yönelik yaptırımların uygulanması konuşuldu.
MÜSİAD Ankara Başkanı Fatih Bilal Yülek:
Türkiye ekonomisi son 20 yılda üretim gücünü teknoloji gücü ile birleştirerek dünya pazarında önemli bir pay elde etmeyi başardı. Pandemi sonrasında büyüyen ve bugün dijital ekonomi dediğimiz elektronik pazar yerlerinin üreticimiz için önemli bir satış kanalı oluşturduğunu söylemek istiyorum. Dünya ekonomisinin yaşadığı değişime ayak uyduracak şekilde güçlü yerli pazar yerlerimizin artık ihracat da yaptığını görüyoruz. Ticaret Bakanı Sayın Ömer Bolat’ın sunumunda belirttiği 6,5 milyar dolara çıkan e-ihracatın önümüzdeki dönemde toplam ihracatımızın %10’una ulaşacağına inanıyoruz. Dijital Ekonomi Buluşmaları ile Ankaralı sanayicilerimizin de bu büyük pastadan pay alacağını umuyorum.
TOBB ETÜ Üniversitesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Talha Yalta:
2024 yılının sonu itibariyle Türkiye’de yabancı dijital platformların payı 43 milyar lira. Bunun ikame edilen yerli üretim ile ekonomiye etkisi 280 milyar lira ve bu cari açığın %14'üne denk geliyor. Bu 2024 yılının rakamlarıdır. Şu an bunun çok ötesine geçmiş durumdayız. 2025 yıl sonu için tahmin edilen hacim ise daha şimdiden 200 milyar liraya ulaşmış durumda.
Bunu sadece ticaret olarak düşünmemek lazım. Türkiye’de üretim ağlarına kadar etkisi var, özellikle 17 sektörün 15’i bu durumdan doğrudan etkileniyor. Direkt KOBİ’lere ve yerli üretimlere doğrudan tehdit oluşturuyor.
Yabancı şirketler şimdi sanayi değil, bilgi devrimi ile karşımıza çıkıyorlar. Biz belki de şu an bir şey yapmayacak olursak, yani devlet, iş dünyamız, kamu hepsi birlikte buna bir çözüm oluşturmayacak olursak belki bundan beş, on sene sonra da yine fakirleştiğimizde, ‘biz nerede yanlış yaptık işte bu modeller vardı, biz bunu göremedik’ diyebiliriz.
Asimetrik rekabet var
Bugün elektronik ticaret sektöründe yaşanan sorun yabancı-yerli pazar yerlerinin fiyat rekabeti değil. Şu an yaşanan, regülasyonu bypass etme rekabeti. Çünkü yabancı platformlar şu anki mevzuata göre stopaj ödemiyorlar, KDV’de avantajlılar, ürün güvenliği testlerine tabi değiller, reklamlarda daha az sınırlamaya sahipler. Veri güvenliği ve denetimi açısından da gri bir alandalar. Aynı ürünü satan iki üretici düşünün biri Türkiye'de vergi, SGK, kira, Tareks yükümlülükleriyle çalışıyor diğeri Türkiye’de şirket bile kurmadan yabancı ürünleri satabiliyor.
Dolayısıyla gördüğünüz fiyatlar tabii rekabetçi fiyatlar değil. Birçoğumuz bakıyor, ‘işte şu platformda ürün daha uygun, pahalı almak yerine oradan alayım’ diyor. Bu aslında ekonomist gözüyle baktığımız zaman eskiden beri bilinen bir modelin parçası. Biz buna yıkıcı rekabet diyoruz.
Veri güvenliği büyük sorun
Bu durum, belki de en önemlisi veri güvenliğimizi ve veri egemenliğimizi erozyona uğratıyor. Çünkü veri artık dünyanın yeni petrolü olarak görülüyor. Denetimsiz ürünler, ihale garanti süreçlerinin belirsiz olması, zararlı reklamlar, zararlı indirimler, satışlar, Tareks gibi sistemleri devre dışı bırakan girişler oluyor. Bunun önüne geçmek için çözüm, yerli üreticiyi rekabetçi yapmak olmalıdır.